Değişen jeopolitik (Yeni bir pakt)

Yazan  06 Temmuz 2007
8 Haziran 1937’de Türkiye-İran-Irak ve Afganistan arasında Sadabat Paktı kurulmuştu. Sadabat Paktı emperyalist güçlere özellikle de İtalya’nın yayılmacı politikasına karşı dört ülkenin bulundukları bölgede barış ve güvenliği sağlamak için oluşturulan

Ortadoğu'daki bu ülkeler kurdukları bu ittifakla birbirlerine karşı kışkırtmalara da önlem almış oluyorlardı.

Sadabat Paktı doğu ülkelerinin isterlerse kendi barış şartlarını ortaya koyabileceklerini göstermesi bakımından da önem taşıyordu. Atatürk'ün önderlik ettiği bu anlaşma ile batılı ülkelere karşı gerekirse doğulu ülkelerinde işbirliğine gidebileceği gösterilmişti.

Osmanlı Devleti zayıfladığı zaman Şark Meselesi olarak dile getirilen projeler bugün değişik adlar altında karşımıza çıkarılmaktadır.Bunlardan en çok BOP'un ön plana çıktığını görüyoruz. BOP kapsamında ABD Afganistan'ı işgal etmiştir.NATO güçlerini kullanarak bu işgalini sürdürmekte ve çok sayıda sivilin de ölümüne sebep olmaktadır. Afganistan 'dan yani Güney Türkistan'dan kuzeye Hazar petrollerine devam etmeyi planlamaktadır.1979 yılında Sovyetler Birliği de aynı amaçla Afganistan'ı işgal etmişti.Yani her iki ülkenin işgalden amacı tartışmasız Türkistan'ı kuşatmaktır.

Atatürk, Sovyetler Birliği'nin gücü bölgede etkin bir şekilde hissedilmesine rağmen,Rusya'yı hedef almadığını izah ederek Sadabat Paktı'nı kurmayı başarmıştı.Yine emperyalist güçlere karşı işbirliği yapmak amacıyla batıda da Balkan Antantı'nı kurarak Osmanlı Devleti'nin hakim olduğu bölgelerde güvenliği ve barışı sağlamıştı.

Böyle bir birliğe o yıllardan daha fazla ihtiyaç duyulduğu açık bir şekilde görülmektedir. Avrupa Birliği Balkan ülkelerini yanına çekmeye çalışırken ABD de NATO aracılığıyla Doğu Avrupa üzerinden denetim kurmaya çalışıyor.

Değişik adlarla anılan projelerle emperyalist güçler Ortadoğu'da kendi eğemenliklerini kurmak istemektedirler.Bu amaçlarına ulaşmak için de değişik metodlar kullanmaktadırlar.Dikta rejimleri ile yönetilen ülkelere karşı askeri işgal yöntemleri kullanırken, Türkiye gibi demokratik ülkelerde ılımlı İslam gibi adlar altında toplumu ve rejimi dağıtma operasyonları dayatılmaktadır.

Atatürk, bölgedeki etnik ve dinsel grupların, emperyalist kışkırtmalarla bölge ülkelerine karşı kullanılacağını önceden görmüş ve bölge ülkelerininbirbirlerine saldırmalarını garanti altına alan Sadabat Paktı'nın imzalanmasını sağlamıştır.

Emperyalist güçlerin bugün Irak'ın kuzeyinde kurmakta oldukları yeni etnik devletin Türkiye, İran, Irak ve Suriye'yi tehdit edeceği ve ortaya çıkacak durumlardan dolayı bölge ülkeleri arasında savaşa kadar gidecek senaryolardan bahsedilmektedir.Bu senaryalor tam tersine Türkiye ile İran arasında yakınlaşmaya neden olmuştur.Gerçi bu bölge İngiltere ve Amerika'nın üye olduğu Bağdat Paktı'nı da görmüştür.Yani Müslümanların yaşadığı Ortadoğu'da Müslüman olmayan koruyucular görülmüştür. Aynı durum yine söz konusu. Bölge dışından olan güçlerin Ortadoğu'ya askeri ve siyasi müdahaleleri Sadabat Paktı benzeri bir birleşmeyi gündeme getirmektedir. Sadabat Paktı'nın bir üyesi olan Irak'ta kan gövdeyi götürmekte, Iran muhtemel bir saldırı ile her an karşılaşabilir, Türkiye'yi ise istedikleri çizgiye getirmek için çaba harcıyorlar.

Emperyalist güçler Irak'ın kuzeyinde oluşturdukları fiili oluşumu İran, Suriye ve Türkiye için bir tehtd unsuru olarak kullanmakta, Türkiye'de terörü kışkırtmakta, Türkiye'yi hem İran'la hem de Suriye ile savaşa sürüklemek istemektedir.

Emperyalist güçlerin planı belli.Önemli olan Türkiye'nin bu konudaki planıdır.Türkiye bölgenin en güçlü devletidir. Atatürk dönemindeki gibi bölgede istikrar, barış ve güvenliği sağlamak için mutlaka tedbirler alınmalıdır.Yoksaalınan tedbirlere uymak zorunda kalınacaktır!

Doç. Dr. Meşküre Yılmaz

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Gözde Kılıç Yaşın   - 08-07-2020

Kosova-Sırbistan Görüşmelerinde Liderlik Çekişmesi

Kosova-Sırbistan anlaşmazlığı, Balkanlarda sürdürülebilir istikrarın önündeki en önemli engel olarak görülüyor.