< < İsrail Saldırganlığının Anlamı


İsrail Saldırganlığının Anlamı

Yazan  29 Aralık 2008
İsrail ordusu, Gazze kenti ile civarındaki Hamas hedeflerini havadan füzelerle vurdu. İsrail, halen sivil/asker; yerleşim yeri/cephe demeden vurmaya da devam ediyor.

Saldırılarda yüzlerce kişinin yaşamını yitirdiği, binlerce kişinin de yaralanmış olduğu yolunda haberler geliyor. İsrail Gazze'de taş üstünde taş bırakmamak üzere vahim bir saldırı gerçekleştiriyor.

Ajansların verdiği haberlere göre ise "Dünya ayağa kalkmışmış!". Gerçekte ise İsrail yalnızca adet yerini bulsun türünden "kınama" lara muhatap olmuştur. Bakın kim ne demiş? ABD Dışişleri Bakanı Rice, 'İsrail'in hakkıdır, yapar'demekle kalmamış, İsrail'in giriştiği vahşi katliamların nedenini Hamas'ın füzelerine bağlamayı da ihmal etmemiş. BM, her zaman yaptığı gibi "İsrail'in orantısız güç kullandığını" 'yapmasaydı, daha iyi olurdu'türünden bir açıklama yapmış! AB ise 'İsrail saldırılarının kabul edilemezliğinden, sivillere karşı şiddet kullanılmasının doğru olmadığından' bahsetmiş. Arap Birliği ve İslam Konferansı konuyla ilgili toplantıya çağrılmış. Muhtemelen toplanıp İsrail'den "özür" dilemenin yollarını arayacaklar!

Türkiye'den hem Başbakan, hem de Cumhurbaşkanı çok sert ifadelerle İsrail'in saldırganlığını kınamış.

İsrail'in son vahşi saldırıları diğer ülkelerden daha çok Türkiye yönünden anlamlıdır. Çünkü İsrail Başbakanı üç-beş gün önce Türkiye'deydi. Türkiye de aynı zamanda İsrail ve Filistin arasında arabuluculuk yapıyordu. Bu saldırılar Türkiye'nin bölgedeki olaylara yaklaşımının ne denli sorunlu olduğunu da göstermektedir. İsrail'in bu saldırganlığı aynı zamanda Türkiye'deki hükümetin Ortadoğu sorununa bakışının ne denli yüzeysel ve romantik olduğunu da ortaya koymuştur. Türkiye'yi yönetenler adeta İsrail'in barış için her şeyi yapmaya hazır olduğunu, yalnızca "arabulucu" bulmakta sıkıntı çektiklerini sanmışlardır. Bunun için de Türkiye olarak bu işi yapmaya soyunmuşlardı. Halbuki barış için iki taraf gereklidir. İsrail ise barış istememektedir. Çünkü İsrail, varlığını ve uzun vadeli çıkarlarını gerilim, çatışma ve saldırıların devam etmesinde görmektedir! İsrail istemedikten sonra da bölgede barışı kurmak mümkün değildir. Durum ortada olmasına rağmen Türkiye, "Filistin ve İsrail", Suriye ve İsrail arasındaki görüşmelere aracılık etmek için adeta kendini paralamıştır. Sonuç ortadadır. İsrail, ordusunu güçlü, diri ve uyanık tutmak için canı her istediğinde bölgeyi kan gölüne çevirmekte bir sakınca görmemektedir. Türkiye'yi yönetenler barış masasına gücün gölgesi düşmedikten sonra yapılan konuşmaların lakırdıdan başka bir anlamı olmadığını bir türlü öğrenememişlerdir. Gerçek budur.

İsrail Başbakanı Olmert'in Türkiye'yi ziyaretinin üzerinden bir hafta dahi geçmeden İsrail'in Gazze'de katliam gibi saldırıya girişmesi de önemlidir. Saldırının bu yönü itibarıyla zamanlaması ilginçtir. Bu yandan İsrail, ABD'de yeni başkana henüz göreve başlamadan ciddi bir mesaj vermiş olmaktadır. Diğer yanda ise İsrail açıkça Türkiye'ye "Sen bu işe şu veya bu biçimde müdahil olma, ben sorunu güç kullanarak çözeceğim" demiş olmaktadır.

Bu bağlamda saldırılardan en büyük zararı Türkiye'nin "BOP Eşbaşkanlığı" ve arabuluculuk hevesleri görmüştür. İsrail ile Suriye arasında arabuluculuğa soyunan Başbakan Erdoğan bu saldırılarla karizmayı fena halde çizdirmiş olmaktadır. Başbakan Erdoğan, "Bu, barışa ve barış görüşmelerine indirilmiş bir darbedir" diye konuşmuş. Doğru ama eks****. Bu aynı zamanda Türkiye'nin arabulucuk heveslerine de indirilmiş bir darbe olmaktadır. Başbakan Erdoğan'ın "bu bize karşı da yapılmış saygısızlıktır" derken verilen bu mesajı aldığı anlaşılmaktadır.

Özcan Yeniçeri

1954 yılında Gümüşhane'nin Şiran ilçesinde doğdu. İlk ve orta tahsilini Gümüşhane'de, yüksek tahsilini Ankara'da tamamladı. 1987 yılında Uludağ üniversitesi Sosyal Bilimler Ensti-tüsü'nde Yüksek Lisansını tamamladı. 1991 yılında ise Erciyes üni-versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Yönetim Organizasyon dalında “örgütlerde çatışma ve Yabancılaşmanın önlenmesinde Yönetime Katılmanın Rolü” adlı tezinin kabul edilmesiyle de doktor unvanını aldı.

1998 yılında doçent, 2004 yılında da profesör oldu.

Prof.Dr. özcan Yeniçeri, Niğde üniversitesi'nde çeşitli aralıklarla Kamu Yönetimi Bölüm Başkanlığı, Meslek Yüksek Okulu Mü-dürlüğü, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü yaptı.

1999 yılında Kazakistan'daki Ahmet Yesevi üniversitesi'nde görev aldı. Bu üniversitede “Uluslararası İlişkiler Bölümü”nü kurdu ve bir yıl süreyle de başkanlığını yaptı. 2004 yılında AYSAM (Ahmet Yesevi Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanlığına getirildi. İki yıl bu görevi yapmış olup halen Niğde üniversitesi'ndeki görevine de-vam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri'nin yazdığı eserlerden bazıları şunlardır: Yeniden Türkleşmek, örgütsel Değişmenin Yönetimi, Küre-selleşme Karşısında Milliyetçilik ve Kimlik, Küresel Kıskaç ve Türkçülük, Bilgi Yönetim Stratejileri ve Girişimcilik, Dokunanlar, İtirazlar, Bugünden Yarına Türk Dünyasına Stratejik Bakış, Yönetimde Yeni Yaklaşımlar. ölüler Nefes Almaz (Roman), örgütlerde çatışma ve Yabancılaşma Yönetimi

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 2003 yılı “Prof. Dr. Osman Turan Kültür Araştırmaları” ödülünü almıştır.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, Ortadoğu, Ayyıldız, Millet, Hergün ve Siyaset Ekseni gazetelerinde çeşitli aralıklarla köşe yazarlığı yapmıştır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri ile Milliyetçi Hareket Partisi Ankara milletvekili olmuştur. Ankara Milletvekili Yeniçeri aynı zamanda TBMM Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesidir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Suinbay Suyundikov   - 25-09-2020

Rusya’nın Libya Politikası

Rusya başat bir aktör olarak Orta Doğu sahnesine geri dönmüştür. Bu çalışmada, Rusya’nın Orta Doğu’daki tarihsel varlığı kısaca ortaya konulacak, Arap Baharı sonrası dönemde Rusya’nın bu bölgede Libya’ya yönelik izlediği politikanın değerlendirilecek, hedeflerin ve çıkarları tespit edilecektir. ...