Körfez Ülkelerinde Barış ve Huzurun Maliyeti

Yazan  12 Eylül 2011
Körfez İşbirliği Konseyi üye ülkeleri tarafından Arap Baharı sonucunda fazladan yapılan harcamalar 150 milyar dolara varmıştır.

Arap dünyasının önde gelen akademisyenlerinden Emirates Üniversitesi siyaset bilimi profesörü Abdülhalik Abdullah, bölgedeki ayaklanmaların tarihi bir nitelik taşıdığını belirterek, bu değişime Körfez ülkelerinin de er ya da geç ayak uydurmak zorunda kalacağını söylemişti. [1] Arap Baharı etkisini tüm Ortadoğu'yu ve hatta dünyanın geri kalanını farklı şekil ve boyutlarda etkilediğini bugün açıkça gözlemlemekteyiz. Ortadoğu ülkeleri Arap Baharının estirdiği rüzgârın kendi yönetimlerinde etkisini sınırlamak için çeşitli yollara başvurmaktadırlar. Bazıları reform sürecini başlatmakta, bazıları da muhalifler üzerindeki baskılarını artırmaktadırlar. Körfez ülkeleri de gerek aynı coğrafyada yer almaları gerekse halkın iradesini yönetime yansıtabilen rejimlere sahip olamamaları nedeni ile bu dalganın etkisine fazlasıyla açıktırlar. Bu nedenle de Körfez ülkeleri hükümetleri kendi halkları arasındaki huzursuzluğu giderme amacıyla "kesenin ağzını açma" yolunu seçmişlerdir.

Merrill Lynch Bank of America tarafından yayınlanan bir rapora göre Arap Coğrafyasındaki isyan dalgasına Körfez hükümetleri tarafından verilen ilk tepki ülkelerindeki yoksul halkın refahını yükseltme yönündeki harcamaları artırmak olmuştur. Bu bağlamda sosyal harcamalar artmış ve özellikle konut, okul ve hastane yapımına ağırlık verilmiştir. Bu amaç ile Körfez İşbirliği Konseyi üye ülkeleri tarafından fazladan yapılan harcamalar 150 milyar dolara kadar varmış ve bu oran da gayri safi milli hasılanın yaklaşık olarak yüzde 12.8'ine denk gelmektedir.[2]

Körfez ülkelerinin bu huzur ve barışı satın alma politikaları bölgenin hareketlenmeye başlaması ile birlikte başlamıştır ve bu ülkeler birbiri ardına ekonomik teşvik paketlerini açıklamışlardır. Bu yazıda, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Umman ve Suudi Arabistan'dan oluşan Körfez ülkelerinin ülke profilleri kısaca verilerek, bölgeyi etkisi altına alan Arap Baharından bu ülkelerin ne derece etkilendikleri ve bu dalga karşısında kendi yönetimlerini sağlamlaştırmak için aldıkları önlemler incelenecektir.

Bahreyn

ABD'nin 5. filosuna ev sahipliği yapan ABD müttefiki Bahreyn'in nüfusu 1,214,705'dir. Bahreyn nüfusunun yüzde 37,62'sini yabancılar oluşturmaktadır. Ülkenin yüzde 81'i Müslüman'dır. Ancak Şii ve Sünnilerin nüfustaki dağılımı hakkında bir veri olmamasına rağmen Müslümanların yüzde 70'inin Şii olduğu tahmin edilmektedir. Ülkede yüzde 9 oranında Hıristiyan bulunmaktadır. 2010 yılı verilerine göre Bahreyn'in GSMH 29,71 milyon dolardır. Kişi başına düşen milli gelir ise 40,300 dolar kadardır. [3]

Anayasal monarşi ile yönetilen Bahreyn'de devletin başında bulunan emir tüm yetkileri elinde toplamıştır. Emirlik babadan oğla geçmekte, yürütmeyi Emir ile birlikte gerçekleştiren hükümet Emir tarafından tayin edilmektedir. Yasama görevi ise Emire aittir. Ayrıca otuz üyelik bir danışma konseyi bulunmaktadır. Yürütme Emir ve Hükümet tarafından gerçekleştirilirken yasama yalnızca Emir'e aittir. Meclis daha çok danışma organı niteliğindedir. Bahreyn'de siyasi parti kurmak ve diğer politik hareketler yasaklanmıştır. Ülkeyi 2002'den beri Hamid Bin İsa Al Halife yönetmektedir. Sünni El Halife Ailesi, 1783 yılından bu yana ülkede iktidardadır.

Yargı sisteminde ise geleneksel konular şeriat hukuku, ticari konular ise İngiliz Hukukuna göre düzenlenmektedir.[4]

Bahreyn Arap Baharı'nın etkilerini en fazla hisseden ülke olmuştur. 2011 yılı Şubat ayında Tunus ve Mısır'da yaşanan ayaklanmaların ardından Bahreyn'de de halk sokaklara dökülmüş, yeni anayasa, siyasi tutukluların serbest bırakılması gibi taleplerle protesto gösterileri düzenlenmiştir. Bahreyn'deki ayaklanmayı bastırmak için yönetim sert tedbirler alarak sıkıyönetim ilan etmiş, yüzlerce kişiyi tutuklanmıştır. Protestoların kendi ülkesine sıçramasından korkan Suudi Arabistan ise kendi ordusunu bu ülkeye göndererek ayaklanmaları şiddet kullanarak kanlı bir biçimde bastırmıştır.

Ülkede ayaklanmaların baş göstermesinin hemen ardından 2011 yılının Şubat ayında Bahreyn Kralı anayasanın kabul edilişinin 10. yılı dolayısıyla her aileye 1000 dinar (yaklaşık 3000 dolar) para yardımı yapacağını açıklamıştır.

Birleşik Arap Emirlikleri

Monarşi ile yönetilen yedi özerk emirlikten oluşan Birleşik Arap Emirliklerinin (BAE) yönetim biçimi federasyon, nüfusu 5,148,664'dir. Ülkenin yüzde 20'den azı Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşıdır. (%19'u BAE vatandaşı, % 23'ü diğer Arap ülkelerinin vatandaşları ve İranlılar, %50'si Güney Asyalılar ve diğer göçmenler.) Ülkenin yüzde 96'sı Müslüman'dır. Müslümanların yüzde 16'sı Şii'dir. 2010 yılı verilerine göre ülkenin GSMH'sı 246,8 milyar dolar, kişi başına düşen milli gelir ise 49,600 dolardır.

Yedi emirlikten Abu Dabi Emiri federasyonun başkanıdır. Diğer emirler iç işlerinde bağımsız dışişleri ve savunma gibi konularda ise başkana bağlıdırlar. Her emirlik belli bir aileye aittir ve emirler seçimle iş başına gelmemektedir. BAE'de mahkeme kararları Şeriat kanunlarına aykırı olamaz.[5]

BAE'nin devlet başkanı, 2004 yılından bu yana Abu Dhabi Emiri Halife Bin Zayid El Nahyan'dır. El Nahyan 21 milyar dolarlık serveti ile dünyanın en zengin on lideri arasındadır. Ülkenin petrol zenginlikleri El Nahyan ailesinin elindedir.

Arap isyanları ile birlikte BAE'den de bazı siyasi talepler gelmeye başlamıştır. Ancak bu talepler oldukça sınırlı kalmış ve halk bir imza kampanyası ile parlamento seçimlerinin demokratik yollardan yapılmasını talep etmiştir. Ortadoğu'da yaşananlarının etkisinin sınırlandırılması amacıyla Birleşik Arap Emirlikleri konut inşası için 2011 bütçesinden 1.9 milyar doları vatandaşlara vermeye karar vermiştir.[6]

Katar

Kişi başına düşen milli gelirde aslında dünya birincisi olan, Ortadoğu'daki en büyük Amerikan üssüne ve El Cezire televizyonunun merkezine ev sahipliği yapan Katar'ın yönetim biçimi ise Anayasal Monarşidir. 2011 yılı Temmuz ayı verilerine göre ülkenin nüfusu 848,016'dir. (Araplar yüzde 40, Hintliler yüzde 18, Pakistanlılar yüzde 18, İranlılar yüzde 14, diğer yüzde 14). Ülkede GSMH 150,6 milyar dolar, kişi başına düşen milli gelir ise 179 bin dolardır. [7]

Katar'da hükümet Emir tarafından tayin edilmektedir. Üyelerinin tayinle belirlendiği bir danışma meclisi de bulunmaktadır. Meclis sınırlı bir yasama yetkisine sahiptir ve emirin meclisin kabul ettiği yasaları veto etme hakkı bulunmaktadır. [8]

Katar Emiri Şeyh Hamad Bin Halife El Tani, iktidarı babasından 1995 yılında kansız bir darbeyle almıştır. Emir, sosyal harcamalara büyük önem vermekte, özellikle doğalgazdan elde ettiği gelir ile altyapı, eğitim ve sağlık harcamaları yapmaktadır. Ülkede elektrik ve suyun bedava olmasının yanında vatandaşlardan vergi de alınmamaktadır. Ayrıca yönetim halka evlilik ve çocuk kredisi vermekte, ev sahibi olmaları için toprak sağlamaktadır. Hayat standardı oldukça yüksek olan Katar halkının siyasete olan ilgisi de bu nedenle düşük düzeyde kalmakta ve ülkede muhalefet gelişememektedir. [9]

Arap Baharının etkisini fazla hissetmeyen Katar, Libya'ya müdahale eden koalisyon güçlerine askeri destek sağlamıştır.

Kuveyt

Bir diğer körfez ülkesi olan Kuveyt'in yönetim biçimi meşruti monarşidir. Ülkede 2.595.628 kişi yaşamaktadır. Bunun yüzde 45'i Kuveyt vatandaşı, yüzde 35'i diğer Arap ülkeleri vatandaşları, yüzde 9'u Güney Asyalı, yüzde 4'ü İranlı ve yüzde 7'si diğer ülke vatandaşlarıdır. Resmi rakamlara göre ülkenin yüzde 85'i Müslüman'dır. (Yüzde 70 Sünni, yüzde 30 Şii). Ülkede GSMH 136,5 milyar dolarken, kişi başına düşen milli gelir ise 48,900 dolardır.[10]

Kuveyt'te devletin başında emir bulunmaktadır. Başbakan Emir tarafından atanmakta ve Bakanlar Kurulu'nu yönetmektedir. Başbakan Emir'e karşı sorumludur. Ayrıca Kuveyt'in seçimle iş başına gelmiş bir meclisi de bulunmaktadır Emir, meclisi feshetme yetkisine sahiptir. Yargı yetkisi ise Emir adına mahkemelere aittir. Kuveyt Emiri 4. Sabah El Ahmed El Cabir El Sabah'tır.[11]

El Sabah ailesinin 250 yıldır yönettiği Kuveyt'te de Ortadoğu'daki halk ayaklanmalarının etkisi hissedilmiştir. 2011 yılı Mart ayında Kuveyt'te yüzlerce kişi, başbakanın istifası ve siyasi reform talebiyle gösteri yapmışlardır.[12] Yönetim ise bu tarz gösterilerin etkisini sınırlamak için çeşitli önlemler almıştır. Bu amaçla her aileye 1000 dinar yardımın yanında Şubat 2011 ile Mart 2013 arasında temel gıda maddeleri ücretsiz hale getirilmiş ve işçi ücretlerine yüzde 115 oranında zam yapmıştır. [13]

Suudi Arabistan

En katı kurallara yönetilen Körfez ülkesi Suudi Arabistan'ın nüfusu 26,131,703'dır. Bunun yüzde 90'ı Arapken, yüzde 10'u Afrika-Asyalıdır. Ülke nüfusunun tamamı Müslüman'dır ve Müslümanların yüzde 90'ı İslam'ın en katı yorumlarından biri olarak kabul edilen Vahabbi mezhebine mensuptur. Ülkenin GSMH'sı 622 milyon dolar, kişi başına düşen milli gelir ise 24,200 dolardır. [14]

Suudi Arabistan'da Yönetim sistemi Mutlak Monarşidir ve Suudi Arabistan kralı oldukça geniş yetkilere sahiptir. Kral tarafından atanan bir Bakanlar Konseyi olsa da Kral Konseyin aldığı kararları veto etme hakkına sahiptir. Yasama, yürütme, yargı yetkileri Kralın elinde toplanmıştır. Kral ve yönetimdekilerin çok büyük bir bölümü Suud ailesine mensuptur.[15]

Arap Baharı etkisini hissettirmeye başladığı dönemde bu ülkede bazı hareketlenmeler olmuştur. Suudi Arabistan'ın El-Şarkiye bölgesinde bulunan El-Katif gibi bazı kentlerde halk, sokaklara dökülmüş, siyasi tutukluların serbest bırakılması için protesto gösterileri düzenlenmiştir.[16] Ancak bu tarz gösteriler ülke geneline yayılmamıştır.

Suudi Arabistan yönetimi Ortadoğu'daki halk hareketlerine farklı tepkiler vermiştir. Suriye'de yaşanan olaylar nedeniyle bu ülkeyle ilişkilerini kesip Şam büyükelçisini geri çağırırken, Bahreyn'de gerçekleşen gösterilerin bastırılması için Bahreyn yönetimine askeri destek sağlamıştır.

Bu hareketlerin kendi ülkesine yayılmasını engellemek için ise ilk önce 2011 yılının Mart ayında İçişleri Bakanlığı bir bildirge yayınlayarak 30 Aralık 2008'de yayınlanan "her türlü gösteri, yürüyüş, protesto ve bunlara davetlere olan yasağı" içeren kararname'yi tekrarlamış ve bunların "İslam şeriatının prensiplerine ve Suudi toplumunun âdetlerine ters olduğunu" ilan etmiştir.[17] Ayrıca Suudi yönetimi sosyal harcamalara ağırlık vermiş; iki yıl içerisinde 1 milyon işsize iş vaat etmiş, ayrıca çalışanlara hayat pahalılığı ile mücadele için yüzde 15 oranında bir ikramiye verilmesine karar vermiştir. Bunun yanında Suudi kralı 1,2 milyar riyali de, sosyal yardım fonlarından faydalananların sayısının artırılması ve kadınların mesleki eğitim programları için harcamıştır. Öte yandan, Suudi Arabistan Kralı Abdullah, "Arap dünyasını kasıp kavuran olaylar esnasında takındıkları sağduyulu tutum"dan dolayı halka 93 milyar dolarlık fon aktarmaya karar vermiştir.[18]

Umman

Said aşireti tarafından yönetilen Umman meşruti bir monarşidir. Ülkenin nüfusu 3,027,959'dur. Umman nüfusunun %75'ini İbadhi Müslümanlar, %25'ini ise Sünni ve Şii Müslümanlar ile Hindular oluşturmaktadır. Ülkenin etnik yapısı Arap, Beluçi ve Güney Asya ırklarından oluşmaktadır. 2010 yılı verilerine göre ülkede GSMH 75,84 milyar dolar, kişi başına düşen milli gelir ise 25,600 dolardır. [19]

Başbakanlık, Maliye, Dışişleri ve Savunma Bakanlığı Umman Sultanı tarafından yürütülmektedir. Ülkede siyasi partiler yasaktır. Umman Devlet Meclisi, Sultan tarafından atanmakta, danışma kurulu niteliğindeki Şura meclisi ise üç yılda bir yapılan seçim ile belirlenmektedir. Ülkede bazı aşiret ve aileler siyasi güç sahibidirler. Bağımsız bir başsavcı ve yüksek mahkeme bulunmaktadır. Ayrıca ceza, ticaret, şeriat ve idari mahkemeler de vardır.[20]

Arap isyanları petrol geliri en az olan körfez ülkesi Umman'a da sıçramıştır. 2011 yılı Şubat ayında Umman, protesto gösterilerine sahne olmuş halk, demokrasi ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi yönünde sloganlar atmıştır. Sultanlıkta, değişim ve reform için sokaklara dökülen yüzlerce Ummanlı polisle çatışmıştır. Olayların ardından Sultan Kabus, altı bakanı görevden almıştır. Umman ülkedeki işsiz gençlere 50 bin yeni iş sağlamış ve bu gençler iş bulana kadar her ay 150 Riyal ücret ödeme taahhüdünde bulunmuştur.[21]

Sonuç

Petrol zengini olan Körfez ülkelerinde gelir yoksulluğu olmasa da orta sınıf yok denecek kadar azdır ve gelir dağılımı eşitsizliği nedeniyle halkın büyük bir kısmı yoksulluk içinde yaşamaktadır. Bu ülkelerde demokrasi gelişmemiştir ve iktidar hanedan ailelerinin elinde tutulmaktadır. Petrol geliri iktidar ve iktidara yakın aileler tarafından paylaşılmakta, halk bu zenginlikten herhangi bir pay alamamakta, "varlık içinde yokluk" içinde yaşamaktadır. Bu nedenle de yoksul halk rejime karşı herhangi bir isyan dalgasına kapılma potansiyeline sahiptir. Bugüne kadar halkın rejime karşı isyanını sosyal refah politikaları ile bertaraf etmeye çalışan Körfez ülkeleri yönetimlerinin bu politikayı nereye kadar başarı ile sürdürebilecekleri tartışmalıdır. Bu tür sosyal harcamalar bugüne kadar çoğu Körfez ülkesinde potansiyel hoşnutsuzluğu engellemekte başarılı olmuştur. Ancak bu ülkeler bugün Ortadoğu coğrafyasında yaşanan değişimin etkisine hiç uzak değildirler. Dolayısıyla bu ülkelerde yapılacak daha geniş kapsamlı ekonomik reformların hayata geçirilmesi ve bunun yanında batının etki ve denetiminden uzak bir şekilde, tedrici olarak sivil toplumun ve demokratikleşmenin geliştirilmesi ülkede barış ve huzuru uzun vadede sağlama alabilecektir.

 


 

[1] "Körfez'e Bahar Gelecek", Milliyet Gazetesi, 24 Mayıs 2011

http://siyaset.milliyet.com.tr/korfez-e-bahar-gelecek/siyaset/siyasetdetay/24.05.2011/1393900/default.htm

 

 

[2] "Arab Spring has cost Gulf Arab states $150bn", Arabian Business, 8 Eylül 2011

http://www.arabianbusiness.com/arab-spring-has-cost-gulf-arab-states-150bn-419429.html

 

 

[3] CIA World Fact Book, https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/geos/ba.html, Erişim tarihi: 10.09.2011

 

 

[4] Encylopeadia Britannica, http://www.britannica.com/EBchecked/topic/49072/Bahrain, Erişim tarihi: 10.09.2011

 

 

 

[5] Encylopedia Britannica, http://www.britannica.com/EBchecked/topic/428217/Oman, Erişim tarihi: 10.09.2011

 

 

[6] "Abu Dhabi plans $1.9 billion for housing loans", Saudi Gazete, 15 Haziran 2011

http://www.saudigazette.com.sa/index.cfm?method=home.regcon&contentID=20110615103051, Erişim tarihi: 10.09.2011

 

 

[7] CIA World Factbook, https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/geos/countrytemplate_qa.html, Erişim tarihi: 10.09.2011

 

 

[8] Encylopedia Britannica, http://www.britannica.com/EBchecked/topic/485603/Qatar, , Erişim tarihi: 10.09.2011

 

 

[9] Osmanlı Paşalık Vermedi Ama O Şimdi Çok Zengin, Hürriyet Gazetesi, 5 Nisan 2011, http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/17456269.asp, (Erişim Tarihi: 10.09.2011)

 

 

[10] CIA World Factbook, https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/geos/countrytemplate_ku.html, (Erişim Tarihi: 10.09.2011)

 

 

[11] Encylopedia Britannica, http://www.britannica.com/EBchecked/topic/325644/Kuwait

 

 

[12] http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1104444&title=kuveytte-yuzlerce-kisi-basbakanin-istifasi-icin-gosteri-yapti, , (Erişim Tarihi: 10.09.2011)

 

 

[13] Prasanta Kumar Pradhan, Wake-up Call for Persian Gulf Ruler, 8 Mart 2011,

http://www.idsa.in/idsacomments/WakeupCallforPersianGulfRulers_pkpradhan_080311, , (Erişim Tarihi: 10.09.2011)

 

 

[14] CIA World Factbook, https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/geos/sa.html, (Erişim Tarihi: 10.09.2011)

 

 

[15] Encylopedia Britannica, http://www.britannica.com/EBchecked/topic/525348/Saudi-Arabia, , (Erişim Tarihi: 10.09.2011)

 

 

[16] "Suudi Arabistan'da protesto gösterileri büyüyor", Fars Haber Ajansı, 26 Şubat 2011, http://turkish.farsnews.com/newstext.aspx?nn=8912070712 Erişim Tarihi: 10.09.2011)

 

 

[17] "Ministry reiterates ban on protests", Saudi Gazette, 6 Mart 2011, (Erişim Tarihi: 10.09.2011)

http://www.saudigazette.com.sa/index.cfm?method=home.regcon&contentID=2011030695225

 

 

[18] "Suudi Kral'dan 93 Milyar Dolarlık Jest!", TRT Haber, 18 Mart 2011,

http://www.trt.net.tr/haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=eb86ef4e-93a9-433e-b467-2712b65bb247, (Erişim Tarihi: 10.09.2011)

 

 

[19] CIA World Factbook, https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/geos/mu.html, (Erişim Tarihi: 10.09.2011)

 

 

[20] Encylopedia Britannica, http://www.britannica.com/EBchecked/topic/428217/Oman, (Erişim Tarihi: 10.09.2011)

 

 

[21] Pradhan, a.g.e.

 

 

Sibel Kalemdaroğlu

sibelkalemdaroglu@gmail.com

Uzmanlık Alanları

Ortadoğu, Ortadoğu siyasi tarihi, Körfez ülkeleri

Biyografi

Sibel Kalemdaroğlu 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’nde Ortadoğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi’nde Araştırmacı olarak görev yapmaktadır.

İlköğretimin Arı Koleji, orta ve lise eğitimini TED Ankara Koleji’nde tamamladıktan sonra 1998 senesinde Bilkent Üniversitesi’ndeki lisans eğitimine başlamıştır. Uluslararası İlişkiler alanında lisans diplomasını 2003 senesinde aldıktan sonra Marka ve Patent vekili olarak çalışan Kalemdaroğlu 2010 yılından bu yana düşünce kuruluşlarında çalışmaktadır. 2012 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden yüksek lisans diplomasını aldıktan sonra yine aynı sene içinde Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümünde doktora çalışmalarına başlamıştır.

2011 Haziran ayından bu yana 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’ndeki görevine başlamıştır. Kalemdaroğlu’nun bazı makaleleri 21. Yüzyıl internet sitesi ve Dergisi’nde yer almaktadır.

Yabancı Diller

İngilizce KPDS : 90

Almanca (Başlangıc seviyesi)

İtalyanca (Başlangıç seviyesi)

Arapça (Başlangıç Seviyesi)

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Dr. Aslan Yaman   - 29-09-2020

Karadeniz’deki Doğalgaz Keşfi Türkiye’nin Bölgesel Politikalarında Kaldıraç Olarak Kullanılabilir mi?

Özet Türkiye’nin Karadenizdeki doğalgaz keşfi ve bunu kendi imkanları ile gerçekleştirmesi münhasır ekonomik bölgelere sahip olan ancak arama ve çıkarma faaliyetleri için dünya enerji devlerine ihtiyaç duyan ülkeler için heyecan yaratan bir gelişme olarak değerlendirilmiştir. ...