Rusya Suriye’de Neden Direniyor?

Yazan  27 Mayıs 2013

 

2013’ün Mayıs'ı Rusya diplomasi tarihinde en yoğun aylardan biri olmuştur.  7 Mayısta ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, 10 Mayıs'ta İngiltere Başbakanı David Cameron, 14 Mayısta İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, 18 Mayıs’ta BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon Rusya’yı ziyaret etmiş, Suriye krizinin çözümü için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile pazarlığa girmişlerdir. Ancak görüşmeler sonuçsuz kalmış, tek olumlu gelişme ise yine Rusya’nın teklifi üzerine ABD ile Rusya’nın başı çekeceği bir konferansın düzenlenmesi konusunda ortak karar olmuştur. Konferansın düzenleneceği yerin konusunda da İngiltere Başbakanının teklif ettiği Londra değil de, Rusya’nın teklif ettiği Cenevre kenti kabul görmüştür. Bu sürecin Rusya lehine çevrilmesi Rusya açısından diplomatik başarı olarak görülmüştür.

Rusya bölge ülkesi olmamasına rağmen büyük güçlerin dış siyaseti gereği Sovyetlerden kalan mirası üzerinden dünyada uluslararası aktörler arasında birinci ligden geri kalmamaya ve bölgesel ve küresel meselelerde kendi ağırlığını hissettirmeye çalışmaktadır. Rusya’nın bölgesel ve küresel meselelerinin ortasında kendisini bulmasının en önemli nedeni de BM Güvenlik Konseyi'ndeki veto hakkına sahip olmasından kaynaklanmaktadır.

Rusya, Suriye olaylarında iki cepheden birinde liderlik rolünü üslenmiş vaziyettedir.  Beşer Esad rejimine dış müdahaleye karşı uluslararası hukuk çerçevesinde öne çıkarak engelleyen tek aktör durumundadır. Rusya, bir çok çevrenin beklediğinden daha etkili ve daha kararlı bir şekilde şimdiye değin Batı’nın ve Türkiye’nin Suriye politikasına direnmiş ve bu politikayı büyük ölçüde etkisiz hale getirmiştir. Rusya’nın Suriye meselesindeki direnişini anlamak için birkaç edene bakmak gerekir.

Stratejik ilişkiler

Moskova’nın Suriye politikasını belirleyen önemli durumlardan biri de iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerdir. Rusya Akdeniz kıyısında bulunan Tartus deniz üssü Sovyetler döneminden buyana deniz üssünün olması stratejik öneme sahiptir. Tartus deniz üssü Rusya’nın Akdeniz’deki, Kızıl deniz ve Süveyş kanalı gibi uluslararası deniz yolları ve bölgeleri üzerindeki gelişmeleri yakından takip etmesine olanak tanımaktadır.

Şam rejiminin yıkılması, Rusya’nın bölgede var olan tek üssünü kaybetmesi anlamına gelecektir. Esad rejiminin yerine diğer grupların gelmesi Rusya’nın Suriye iç çatışmasında karşı tarafı tutması nedeniyle, eski haklarından da yoksun kalacaktır.  Bunun önlemek için Rusya hem Esad rejimine limanını kullanarak destek çıkmış hem de Tartus deniz üssündeki filosunu daha da güçlendirmeye gitmiştir.

Rusya’nın Karadeniz’deki kuvvet komutanı Aleksandr Fedotenko, Karadanız Filosu Akdeniz'deki sürekli varlığını nerdeyse tamamladıklarını açıklamıştır. Son bir yıl içinde gemi ve kıyı güvenlik kuvvetleri Akdeniz’de 300'den fazla mücadele çalışmaları gerçekleştirdiklerini söyleyen Fedotenko, Karadeniz filosunun gücünün 2020 yılına kadar da 2,5- 3 kat artıracağını açıklamıştır.[1]

Rusya ile Suriye arasında diğer bir stratejik öneme sahip ilişki ise Rusya’nın Şam’a gerçekleştirmekte olduğu silah ihracatıdır. Rusya ile Suriye arasına 2005’den bu yana yapılan silah sözleşmelerinin değeri 5,5 milyar dolar düzeyinde olmuştur. Rusya’nın dünya silah ihracatında Suriye’nin payı % 3-7 düzeyinde olsa da, Suriye’nin gerçekleştirdiği silah ithalatındaki Rusya’nın payı ise  % 71 düzeyindedir.[2]  Rusya Suriye’nin silah ihracatını kontrol etmekle birlikte, askeri araçların yedek parçalarını da karşılamaktadır. Dolayısıyla Suriye’nin bu konudaki Rusya’ya bağımlılığı da sürmektedir. Rejimin düşmesi durumunda Rusya, Suriye üzerindeki stratejik üstünlüğünü, bölgedeki varlığını ve silah pazarıyla birlikte Suriye ordusu üzerindeki kontrolünü de kaybetmiş olacaktır.

Radikal İslam Tehdidi

Suriye kriziyle ilgili Rusya’nın ulusal güvenliğine tehdit olarak algıladığı diğer bir konuda Şam rejiminin düşmesi halinde yönetime gelebilecek radikal İslami hareketleridir.  Esad sonrası iktidarı amaçlayan muhalif gruplar arasında iktidara en fazla talip olanlar İslami örgütlerdir. Bu grupların daha önce Tunus, Libya, Mısır gibi ülkelerde başarılı deneyime sahip olması önemli avantajlar sağlamaktadır.[3] Suriye Ulusal Koalisyonu'nun oluşumu sürecinde  “Müslüman Kardeşler”, "Hizb-ut Tahrir”, El-Kaide’ye yakın Selefi grupların ve uluslararası terör gruplarının da adı yer almıştı.[4]

Moskova, Suriye’de iktidarın radikal İslami grupların eline geçmesi durumunda, kaçınılmaz olarak Rusya’nın Kuzey Kafkaslarda radikal hareketlerinin tekrar artacağını dolayısıyla da sonraki hedefin Rusya olacağını düşünmektedir.[5]

Rusya Federal Güvenlik Servisi(FSB) Başkanı Aleksandr Bortnikov, Esad rejimine karşı yürütülen savaşta 200’e yakın özellikle Kuzey Kafkasya ve Tataristan bölgelerinden olan Rusya vatandaşının aktif bir şekilde yer aldıklarını, bundan da endişe duyduklarını açıklamıştı.[6]

Doğal Gaz Rekabeti

Rusya’nın Suriye mücadelesinin arkasında yatan nedenlerden biri de, Suriye üzerinden Basra Körfezin’den Avrupa’ya döşenmesi planlanan doğalgaz boru hattıdır. Bu planın başoyuncusu Katar’dır. Katar’ın amacı alternatif enerji kaynakları arayışında olan Avrupa’nın doğalgaz piyasalarını elde etmektir. Katar’ın ekonomisinin geleceği doğalgaz stratejisine dayanmış, bunun için de büyük miktarlarda krediler almıştır. Katar’ın Avrupa’ya yönelmesinin sebebi ise, projelerin tamamlanması halinde Katar’ın asıl doğalgaz tüketicisi olacak olan ABD’nin doğalgaz ithalatından vazgeçerek kaya gazına yönelmiş olmasıdır. ABD’nin enerji politikasındaki bu değişim diğer ülkeleri olduğu gibi Katar’ı da etkilemiştir

Bu durumda Katar’ın önünde iki büyük pazar vardır. Biri trilyon metreküp tüketimiyle ABD’nin müttefiki Avrupa, diğeri ise, ekonomik olarak kalkınan ve gelecekte de ABD’ye rakip olacak olan Çin’dir. Katar, seçimini Avrupa’dan yana kullanmıştır. Bu tercih Rusya’nın Avrupa üzerindeki doğalgaz tekelini kırma ve Avrupa’dan Rusya’yı dışlamayı amaçlayan ABD politikası açılarından da uygundur. Katar’ın doğalgazını Avrupa’ya sevkiyatını da Suriye üzerinden gerçekleştirmeyi amaçladığı görülmektedir. Rusya ise bunu engellemeye çalışmaktadır.[7]

Esad rejiminin düşmesi, Katar ve diğer Basra Körfez ülkelerinin kendi projelerini hayata geçirmesi durumunda Rusya, Avrupa piyasalarında güçlü rakiplerle karşı karşıya kalacaktır. Rusya’nın Avrupa’daki doğalgaz tekeli kırılmış, Avrupa’nın doğalgaz tüketimi üzerindeki kontrolü de kaybolmuş olacaktır.

Uluslararası Saygınlık

Esad rejiminin dış müdahale sonucu yıkılması, BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi statüsüne sahip olan Rusya’nın dünya’daki prestijine de darbe vurmuş olacaktır. Rusya, uluslararası aktörlere kendi çıkarının söz konusu olduğu uluslararası sorunların çözümünde kendi rızası olmadan herhangi bir kararın alınmasının olanaksız olduğunu, kendi etki alanlarında da sözü dinlenen bir güç olduğunu göstermeye çalışmaktadır.

Rusya’nın bölgede güvenilir iki müttefiki vardır. Biri İran, diğeri ise Suriye’dir. Rusya’nın itirazına rağmen Suriye’ye yapılabilecek olası bir dış müdahale sonucu Esad’ın yıkılması Rusya’nın uluslararası saygınlığına önemli darbe olarak görülecektir. Müttefikini koruyamayan bir Rusya, kendisine yakın gördüğü ülkelerin güvenini kaybedecek ve kendisinden uzaklaşılmasına neden olacaktır. BMGK kararı olmaksızın yapılan bir müdahalenin sonucu, Suriye’den sonraki hedefin Rusya’nın bölgedeki diğer bir müttefiki olan İran olması durumudur. Böylelikle yakın gelecekte de kendi milli çıkar alanı olarak gördüğü BDT ve Ora Asya ülkelerine de benzeri müdahalelerin önünün açılacağı endişesini taşımaktadır.[8]

Parçalı Muhalefet ve Suriye İç Çatışmasında Güç Dengesi

Rusya’nın baştan beri Esad rejiminin yanında yer almasının en önemli nedenlerinden biri de, Suriye muhalif güçlerinin zayıf, parçalı, çok merkezli, ortak hedeften ve Libya’da olduğu gibi NATO desteğinden yoksun olmasına karşın, daha organize ve ağır silahlara sahip, zafere ulaşması daha olası olarak görülen Baas rejiminin olmasıdır. Suriye iç savaşında bu şartlar altında zafere daha yakın olan Şam yönetimi Rusya için doğru bir tercih olarak görülmektedir.[9]

Ancak, 13 Aralık 2012 tarihinde Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov İTAR-TASS haber ajansına ilk defa Suriye rejiminin ülkede git gide daha fazla kontrol kaybettiğini, muhalif güçlerin zaferinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söylemiştir. Suriye muhaliflerine yapılan dış desteğin onları güçlendirdiğini, buna karşı Moskova’nın Cenevre bildirgesi çerçevesinde barışçıl çözüm için ısrar edeceğini açıklamıştır.[10]

Dolayısıyla, Rusya’nın Suriye’deki tutumunu devam eden mücadeledeki güç dengesi belirlemektedir. Suriye’deki iç savaştaki güç dengesinin Şam yönetimi, dolayısıyla da Rusya’nın lehine işlemesi için Moskova, Esad rejimini silahlandırmaya ağırlık vermeye başlamıştır.

Rusya Dışişleri Bakanının da açıkça ifade ettiği gibi, Rusya iki ülke arasında daha önce yapılmış askeri işbirliği anlaşması çerçevesinde hava savunma sistemlerinin satışını gerçekleştirmektedir. Bu satışlarında uluslararası hukuk normlarına aykırı olmadığını ve savunma amaçlı silahlar olduğunu söyleyen Lavrov, bu silahların ihtimali yüksek olan dış müdahale senaryolarına karşı Suriye’nin kendisini savunması için olduğunu vurgulamıştır.[11]

Rus basınının atıfta bulunduğu Arap basınına göre, Rusya Suriye’ye S-300 hava savunma sistemlerini iadesini tamamladı.[12] Birkaç gün sonra Rus Ria Novosti Haber Ajansı'nın kaynak gösterdiği New York Times Gazetesi, Rusya'nın Suriye’ye “Yahont” tipi yeni bir gemi savar füzelerin sevkiyatını gerçekleştirdiğini yazdı. ABD uzmanlarına göre 300 kilometre menzilli füzelerin Suriye’nin eline geçmesi durumunda Şam yönetimi denizden gelebilecek Batı’nın dış müdahalesine karşı kendisini korumak için önemli bir güce sahip olabileceğini söylemekte. Stockholm Barış Araştırmalar Merkezi'nin verilerine göre 2010-2011 yıları arasında Rusya Suriye’ye 70’ten fazla “Yahont” füzelerini sattığını belirtmiştir.[13] Esad’ın güçlerinin son durumunu değerlendiren Rusya Dış ilişkiler Komisyon Başkanı Aleksey Puşkov, BBC’ye verdiği demeçte, Esad'ın ülkenin % 70’ini kontrol ettiğini, bu durumda olan hiçbir liderin kendi ülkesini terk etmek istemeyeceğini söylemiştir.[14]

Sonuç

Suriye krizinde baştan beri Rusya’nın önünde iki yol söz konusuydu. Durumun gidişatına göre iki senaryodan biri seçilecekti. Birinci yol,  Esad rejimini her şeye rağmen desteklemek. İkincisi ise, Suriye’de güç dengesinin muhalif güçlerin lehine değişmeye başlamasıyla birlikte, Rusya’nın Suriye’de Esad sonrası “yeni Suriye yapılanmasında” kendine yer edinmektir. Bunun içinde zaman zaman Esad rejimini desteklemediğini ve çözüm için uluslararası toplumun ve Suriye üzerinde etkisi olan güçlerin tamamının çözüme el atmaları gerektiği konusunda ısrarlı davranmaktadır. ABD’nin Suriye konusundaki tutumunu değiştirmemesi ve sürecin mevcut durumuyla devam etmesi Rusya’nın elini güçlendirmektedir. Her iki tercihte Rusya kazançlı çıkacaktır. ABD ve Batı devletlerinin Suriye muhalif güçlerini silahlandırmasını artırması durumunda, Rusya Esad güçlerine de İran ile birlikte silah desteğini artıracaktır. Ancak, Rusya’ya rağmen Suriye’ye yapılacak dış müdahale ve Esad rejiminin yıkılması durumunda Rusya Suriye’yi ve bölgedeki ekinliğini kaybedecektir.  Bunu engellemek için de direnmeye devam edecektir.

 

 


 

[1]“ÇF Praktiçeski Vosstanovil Prisutstvie v Sredizemnomore”, http://ria.ru/defense_safety/20130429/935115310.html(29.04.2013).

[3]Abbas Halaf, “Zagnat’ Siriyskogo Djina v Butılku Budet Oçen Trudno”, http://akademiagp.ru/doktor-abbas-xalaf-zagnat-sirijskogo-dzhinna-v-butylku-budet-ochen-trudno/(21.05.2013).

[5]Armen Martirosyan, “Rossiya i Zavtraşnyaya Voyna”(Rusya ve Yarının Savaşı), http://nbnews.com.ua/ru/blogs/83517/(20.05.2013).

[6]“RF Prevratilas’ v Postavika Boevikov na Blijniy Voskot”(RF Orta Doğuya Militan Gönderen Ülke Haline Geldi), http://newsland.com/news/detail/id/1179226/(22.05.2013).

[7]Anatoliy El-Mürid, “Pılayuşiy Blijniy Voskot”, http://www.dentv.ru/content/view/pyilayuschij-blizhnij-vostok/(20.05.2013).

[8]“Poçemu Rossiya Tak Silno Podderjivaet Siriyu?”, http://russian.people.com.cn/95184/7727145.html(24.05.2013).

[9]“Why Russia is blocking international action against Syria”,

http://www.csmonitor.com/World/Middle-East/2011/0919/Why-Russia-is-blocking-international-action-against-Syria(22.05.2013).  “Poçemu Rossiya Blokiruet Mejdumarodnıe Deystviya Protiv Sirii”http://www.inosmi.ru/asia/20110920/174897738.html(22.05.2013).

[11]Nezavisimaya Gazeta, 13.05.2013, http://www.rg.ru/2013/05/11/lavrov-site.html

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Bojidar Çipof   - 14-07-2020

Helenizm için Ayasofya

Son birkaç haftadır gündemin baş sıralarında bulunan Ayasofya ile ilgili yüzlerce yazı yazıldı ancak bazı hususlar hiç irdelenmedi. Bu makalemizde üzerinde çokça makaleler yazdığımız Ayasofya konusunu Helenizm ayağından ele alarak sunuyoruz.