“ÇOKLU EKONOMİK YETMEZLİK SENDROMU” DIŞ DENGE GÖSTERGELERİ

Yazan  07 Ocak 2019

Yazımızın üçüncü bölümü, Türkiye ekonomisinin uluslararası hesaplarının gösterildiği dış denge makro ekonomik göstergeler üzerine olacaktır.

2003 yılından önce Türkiye ekonomisi yüksek gümrük vergileri ile yurtiçi endüstrilerini korunmaktaydı. Koruma altında olan endüstrilerin bir kısmı yüksek gümrük vergilerinin sağladığı avantajlar ile kendilerini uluslararası piyasalarda rekabete hazırlarken, bir kısmı ise bunu başaramadı. İhracata dönük sanayileşme modeli kapsamında gerçekleştirmeye çalışılan bu yaklaşım da temel amaç, ülke içindeki endüstrilerinin ortalama maliyetlerini minimuma düşürünceye kadar korumak, yerli katma değerli mallar üretmek ve böylece dışarıya olan endüstriyel bağımlılığı azaltarak, ülkeye daha fazla ihraç döviz gelirlerinin gelmesini sağlamaktı.1980 sonrası uygulanmaya başlanılan bu strateji yavaş olsa pek çok endüstriyel malın ülkede daha fazla yerli katma değer kullanılarak üretilmesini sağlamıştır. Ancak 2003 sonrası dönemde ise, küreselleşme ve finansal liberalizasyon çerçevesinde dış ticarette uygulanan korumaların önemli bir kısmı azaltılarak, Türkiye’nin dünya ekonomisine daha fazla entegreolması sağlandı. Ancak dünya ekonomisinde önemli yere sahip pek çok ülkenin hala ülkelerinde rekabet üstünlüğü olmayan sektörleri uygulanabilir her yöntemi kullanarak koruduğu ve de dünyayla entegrelerini devam ettirdikleri unutulmamalıdır. Örneğin AB ve ABD bunları en etkin kullanan ülkeler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türkiye, 2003 sonrası uyguladığı politikalarla dış ticaret hacmini yükseltmiş ve dolayısıyla dışa açıklık oranını da artırmıştır. Bu sayede ekonomide daha önce elde edilmesi zor  veya pahalı olan bir çok hammadde, ara mal veya nihai ürün daha kolay ve ucuza temin edilmeye başlanmıştır. Böylece daha önce yerli üretim faktörleri kullanılarak üretilmeye çalışılan mallar artık ithal ara mallar kullanılarak üretilmeye başlanmış, hatta bu mallar nihai olarakithal edilerek yurt içi piyasaya sürülmeye başlanmıştır. Bu yeni dış ticaret politik uygulama sayesinde tarım ve özellikle sanayi üretiminde yurt içi katma değer oluşturma anlayışı ikinci plana atılmıştır. Bunun yerine daha çok ithal katma değerli girdi kullanan ve montaj sanayi veya fason imalatla üretim yapan veya artık üretim yapmaktansa bu malları tamamen ithal edip sadece ticaretini yapan bir ekonomik yapı oluşmuştur. Bu durum bir taraftan ithalatı hızla yükseltirken diğer taraftan ithalata bağımlı ihracat rakamlarının da yükselmesini sağlamıştır.2002 yılında 36 milyar dolar olan ihracat 2018 yılında 168 milyar dolara, 2002 yılında 52 milyar olan ithalat 2018 yılında 223 milyar dolara çıkmıştır. Ayrıca, imalat sanayi ihracatının toplam ihracat içerisindeki payı, 2000’li yıllarda %81,2 iken, 2004 yılında %84,5’e çıkmış, sonraki yıllarda ise sürekli olarak azalmış ve 2017 yılında tekrar %80,2 seviyesine gelmiştir. Bu durum daha fazla ithal girdi kullanan imalat sanayinin oransal anlamda toplam ihracat içerisindeki yerini bile koruyamadığını göstermektedir. Bu gün gelinen nokta da, özellikle ihracatçı imalat sanayi sektörüne baktığımızda, ihraç ettikleri malların içerisindeki ithal girdi oranının önceki yıllara nazaran sürekli olarak artan payı dikkat çekicidir. Bugün bu oran ortalama olarak %55 seviyesindedir. Diğer taraftan ithalat rakamlarındaki yükselişlerde, yabancı malların yurt içindeki Pazar paylarının arttığının göstergesidir. Buna karşılık Türkiye’nin toplam ihracatı içerisindeki; gıda malları ve imalat sanayi malları ihracatının payı azalmıştır. Çok enteresan bir şekilde maden ve metal ile akaryakıt ihracatımız toplam ihracat içindeki payı yıllar itibarıyla artmıştır.

Ayrıca dış dengedeki bir diğer önemli eğilim ise, dahilde işleme kapsamındaki ihracat rakamlarının[i](Türkiye ihracatının yaklaşık %70’ini) Türkiye dış ticaret yapısında hızla daha etkin bir yere sahip olmasıdır. Bu durum ihraç rakamları içerisindeki ithal girdi oranında yükselişler hakkında daha net bilgi vermektedir.

 

Tablo: Yıllar İtibariyle Toplam İhracat  ve İthalatın İçerisindeki Sektörel Paylar (%)

YIL

Gıda İhracatı/

Toplam ihracat

Gıda İthalatı /Toplam İthalat

Tarımsal Hammadde İhracatı/

Toplam ihracat

Tarımsal Hammadde İthalatı /Toplam İthalat

Akaryakıt İhracatı/

Toplam ihracat

Mal Akaryakıt İthalatı /Toplam İthalat

Maden ve metalin İthalatı /Toplam İthalat

Maden ve metal İhracatı/

Toplam ihracat

İmalat İthalatı /Toplam İthalat

İmalat

İhracatı/

Toplam ihracat

2000

12,8

3,9

1,1

3,7

1,1

13,9

4

2,6

70,5

81,2

2001

12,7

3,7

0,9

3,9

1,4

15,3

3,8

2,2

66,8

81,8

2002

10,1

3,8

0,8

4,2

1,9

14,5

4,9

2

67,9

83,9

2003

10

4,2

0,8

3,7

2,1

13

5,5

2

68,4

83,7

2004

9,3

3,3

0,7

3,1

2,3

11,9

6,1

2,2

71,5

84,5

2005

10,5

2,9

0,5

2,8

3,6

14

6,1

2,5

68,7

81,6

2006

9,3

2,6

0,5

2,7

4,2

15,1

7,2

3,3

65,6

81,4

2007

8,4

3,1

0,4

2,8

4,8

14,6

7,9

3,5

64,9

81,7

2008

8,3

4,3

0,4

2,2

5,8

7,8

8,5

3,4

59,8

81

2009

10,8

4,4

0,4

2,4

4

8,4

6,8

3,2

64,2

80,2

2010

10,6

4

0,4

2,9

3,9

8,3

8,1

4,4

63,3

79,2

2011

10,6

4,5

0,6

2,9

4,7

8,5

8,5

4,2

60,6

78,3

2012

10,8

4,5

0,5

2,5

5,3

9,1

8,3

4,3

57,8

77,7

2013

11,2

4,6

0,4

2,5

4,3

8,6

7,2

4,5

61,7

78,1

2014

11,4

5,1

0,4

2,5

3,8

8,6

7,2

4,1

61,5

78,5

2015

12,1

5,3

0,4

2,4

3,1

7,1

6,3

4

66,6

78,8

2016

11,9

5,6

0,5

2,4

2,2

6,2

6

3,9

71,2

80,1

2017

11

5,7

0,5

2,7

2,6

7,6

7,2

4,3

67

80,2

Kaynak: TUİK

 

Genel olarak dış ticaret rakamları incelendiğinde; ihracat gelirlerinin (sadece 2009, 2015, 2016 yılları hariç) 1996-2018 yıllar arasında her yıl önceki yıllara göre sürekli artarak rekorlar kırdığı görülmektedir. Örneğin 2003 yılında 47 milyar dolar olan ihracatımız, 2018 yılında 168 milyar dolara çıkmıştır. Ancak ithalat rakamları açısından da baktığımız da,  rekorların kırılmaya devam edildiği görülmektedir. Örneğin 2003 yılında 69 milyar dolar olan ithalatımız, 2018 yılında 223 milyar dolara yükselmiştir. İhracattaki rekorlu artışlar 2011 yılından sonra yavaşlaması ve hatta bazı yıllarda gerilemiştir. Bunun temel nedeni, ekonomideki daralmadan kaynaklanan ithalattaki yavaşlamadır. Bu durum yukarıda bahsetmiş olduğumuz ithal girdi ve ihracat yapımızın dahilde işleme rejimine olan bağımlılığından kaynaklanmaktadır. Çünkü ithalatınız azalırsa, aynı oranda olmasa bile ihracatınızda azalacaktır. Ayrıca mal ve hizmet ihracatımızın yıllık değişim oranlarının sistematik olmaktan uzak istikrarsız bir eğilim göstermesi, dış ticaretimizdeki bağımlılığı teyit eden başka bir göstergedir.

 

Tablo: İhracatımızdaki İlk 20 Fasıl

 

2012

2013

2014

2015

2016

2017

MOTORLU KARA TAŞITLARI,TRAKTÖR,BİSİKLET,MOTOSİKLET VE D.

15.148

17.000

18.063

17.463

19.802

23.946

NÜKLEER REAKTÖR,KAZAN;MAKİNA VE CİHAZ,ALETLER,PARÇA

11.999

12.989

13.591

12.333

12.339

13.831

İNCİLER,KIYMETLİ TAŞ VE METAL MAMULLERİ,MADENİ PARALAR

16.325

6.999

7.717

11.264

12.176

10.879

ÖRME GİYİM EŞYASI VE AKSESUARLARI

8.419

9.245

10.024

8.926

8.849

8.850

DEMİR VE ÇELİK

11.332

9.919

9.244

6.556

6.180

8.238

ELEKTRİKLİ MAKİNA VE CİHAZLAR,AKSAM VE PARÇALARI

9.373

9.544

9.692

8.278

7.828

8.097

ÖRÜLMEMİŞ GİYİM EŞYASI VE AKSESUARLARI

5.431

5.714

6.233

5.916

5.925

5.951

DEMİR VEYA ÇELİKTEN EŞYA

6.093

6.148

6.356

5.465

4.964

5.603

PLASTİK VE PLASTİKTEN MAMUL EŞYA

5.013

5.609

6.097

5.358

5.026

5.477

MİNERAL YAKITLAR, MİNERAL YAĞ VE MÜSTAHSALLARI,MUMLAR

7.708

6.725

6.112

4.518

3.211

4.325

YENİLEN MEYVA, KABUKLU YEMİŞ,TURUNÇGİL VE KAVUN KABUĞ

3.806

3.969

4.327

4.355

3.873

3.941

MOBİLYALAR, AYDINLATMA,REKLAM LAMBA,,PREFABRİK YAPI

2.421

2.831

2.971

2.753

2.659

2.762

TUZ,KÜKÜRT,TOPRAK VE TAŞLAR,ALÇILAR VE ÇİMENTO

2.481

2.746

2.548

2.253

2.174

2.573

ALUMİNYUM VE ALUMİNYUM EŞYA

2.252

2.363

2.547

2.370

2.237

2.514

KAUÇUK VE KAUÇUKTAN EŞYA

2.425

2.482

2.597

2.165

2.202

2.495

HALILAR VE DİĞER DOKUMAYA ELVERİŞLİ MADDEDEN KAPLAMA

1.997

2.188

2.348

2.009

1.913

2.163

MENSUCATTAN MAMUL DİĞ EŞYA ,KULLANILMIŞ EŞYA,PAÇAVRA

1.904

2.191

2.228

1.899

1.954

2.017

SEBZE,MEYVA,BİTKİ PARÇALARI,SERT KABUKLU YEMİŞ KONSERVE

1.722

1.801

2.090

2.187

1.848

1.880

PAMUK

1.786

1.928

1.875

1.703

1.719

1.718

ESASINI HUBUBAT,UN,NİŞASTA,SÜT TEŞKİL EDEN MÜSTAHZARLAR

1.235

1.545

1.656

1.506

1.500

1.619

LİSTE TOPLAMI

118.870

113.935

118.317

109.280

108.382

118.878

GENEL İHRACAT

152.462

151.803

157.610

143.839

142.530

157.055

GENEL İHRACAT İÇİNDEKİ PAYI

78,0

75,1

75,1

76,0

76,0

75,7

Kaynak: TUİK

 

Dış ticaretimizdeki ithal girdi bağımlılığının en iyi görülebileceği yer ise, ihracat ve ithalat ettiğimiz mallardır. İhracatımızın ve ithalatımızın ilk 10 sıradaki mallara bakıldığında, aynı malları ithal edip aynı malları ihraç ettiğimiz görülmektedir. Başka bir ifade ile, örneğin ithalatımızın en yüksek parasal kalemlerini oluşturan ilk sekiz ürün aynı zamanda parasal anlamda en yüksek ihraç kalemlerimizden oluşmaktadır. 2017 yılı itibariyle yaklaşık 27 milyar dolarlık nükleer reaktör vb. ürün ithalatı yaparken, 13 milyarlık ta nükleer reaktör vb. ürün ihracatı yapılmış. Ayrıca 2017 yılında  21 milyar dolarlık elektrikli makine vb ithalatı yaparken, 8 milyar dolarlık  aynı ürünün ihracatı yapılmış. Aynı şekilde 37 milyar dolarlık mineral ithalatına karşılık, 4 milyar dolarlık mineral ihracatı, 16 milyar dolarlık demir çelik ithalatına karşılık 8 milyar dolarlık demir çelik ihracatı, gibi..

 

Tablo: İthalatımızdaki İlk 20 Fasıl

Kaynak: TUİK 

İthalatımızdaki İlk 20 Fasıl

2012

2013

2014

2015

2016

2017

MİNERAL YAKITLAR,MİNERAL YAĞLAR VE MÜSTAHSALLARI,

60.117

55.917

54.889

37.843

27.169

37.195

NÜKLEER REAKTÖR ,KAZAN; MAKİNA VE CİHAZ,ALETLER, PARÇA

26.316

30.157

28.104

25.587

27.297

27.165

ELEKTRİKLİ MAKİNA VE CİHAZLAR,AKSAM VE PARÇALARI

16.280

17.759

17.949

17.638

20.135

21.152

İNCİLER,KIYMETLİ TAŞ VE METAL MAMULLERİ,MADENİ PARALAR

8.529

16.234

8.121

4.183

7.204

17.444

MOTORLU KARA TAŞIT,TRAKTÖR,BİSİKLET,MOTOSİKLET VE DİĞER

14.514

16.808

15.736

17.544

17.841

17.428

DEMİR VE ÇELİK

19.642

18.691

17.576

14.775

12.575

16.762

PLASTİK VE PLASTİKTEN MAMUL EŞYA

12.505

13.881

14.151

12.268

11.628

13.265

ORGANİK KİMYASAL MÜSTAHSALLAR

5.065

5.314

5.833

4.716

4.360

5.388

OPTİK,FOTOĞRAF,SİNEMA,ÖLÇÜ,KONTROL, CİHAZ,TIBBİALET.

4.056

4.559

4.878

4.621

4.633

4.999

ECZACILIK ÜRÜNLERİ

3.996

4.151

4.428

4.296

4.217

4.449

ALUMİNYUM VE ALUMİNYUM EŞYA

2.985

3.237

3.500

3.334

2.866

3.469

BAKIR VE BAKIRDAN EŞYA

3.878

3.710

3.570

2.985

2.724

3.327

PAMUK

2.378

2.989

3.022

2.265

2.297

2.995

DEMİR VEYA ÇELİKTEN EŞYA

2.367

2.758

2.618

2.742

2.983

2.958

KAUÇUK VE KAUÇUKTAN EŞYA

3.036

3.062

2.856

2.525

2.561

2.951

KAĞIT VE KARTON;KAĞIT HAMURUNDAN KAĞIT VE KARTON EŞYA

2.883

3.092

3.171

2.684

2.685

2.812

GEMİLER,SUDA YÜZEN TAŞIT VE ARAÇLAR

1.006

898

453

532

359

2.679

HAVA TAŞITLARI,UZAY ARAÇLARI,AKSAM VE PARÇALARI

3.158

2.372

3.022

3.830

4.310

2.676

DOKUMAYA ELVERİŞLİ SUNİ VE SENTETİK LİFLER

2.173

2.090

2.361

2.097

2.133

2.287

MUHTELİF KİMYASAL MADDELER

2.053

2.124

2.276

2.050

2.024

2.206

LİSTE TOPLAMI

196.935

209.802

198.515

168.515

162.001

193.606

GENEL İTHALAT

236.545

251.661

242.177

207.234

198.618

233.792

GENEL İTHALAT İÇİNDEKİ PAYI

83,3

83,4

82,0

81,3

81,6

82,8

  

Kısaca Türkiye önce ithal ediyor, ithal ettiği ürünlerin önemli bir kısmını yurt içi ihtiyaçların karşılanması için kullanırken bir kısmını da düşük katma değer ilave ederek tekrar ihraç ediyor. Buradan şu ortaya çıkmaktadır: Türkiye’de ithalat azalırsa, belki kısa vadede varolan stoklardan dolayı görülmeyecek olan ihracat azalışı, ötelenmiş bir şekilde karşımıza çıkacaktır. Zaten verilerden de bu net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Diğer taraftan dış ticaretteki ithal bağımlılık, 2003 yılı sonrasında oluşan yüksek oranlardaki dış ticaret açığından da anlaşılmaktadır.İthalatın arttığı her yıl genellikle ihracatta yükselmiş olmasına rağmen ithalatın önemli bir kısmı yurt içinde tüketildiği için dış ticaret açığı da rekorlar kırarak artmıştır. 2000’li yılların başında yaklaşık 15 milyar dolar olan dış ticaret açığı, daha sonraki yıllarda rekorlar kırarak 100 milyar doları aşmıştır. Ancak son altı yıldır ihracattaki ve ekonomideki yavaşlama ile dış ticaret açığının azalmış, 2018 yılında 55 milyar dolar seviyesine gerilemesine neden olmuştur.

 

Tablo: Dış Dengede Seçilmiş Göstergeler

YIL

Mal İhracatı Milyar$

Mal İthalatı milyar$

Mal ve Hizmet İhracatının Yıllık Artışı(%)

Mal ve Hizmet İthalatının Yıllık Artışı(%)

Dış Ticaret Açığı  (Milyar $)

Net Hata ve Noksan (Milyon $)

Dış Ticaret Açığı/ GSYH

Cari Açık/ GSYH

Net Dış Ticaret Haddi

Yabancılara Gayrimenkul Satışları

1996

23

44

22

20,5

-21

1499

-4,2

-1,0

118,4

 

1997

26

49

19,1

22,4

-23

-987

-5,9

-1,0

120,6

 

1998

27

46

12

2,3

-19

-713

-5,1

0,7

120,6

 

1999

27

41

-10,7

-3,7

-14

1302

-3,9

-0,4

119,0

 

2000

28

55

17,4

22

-27

-2661

-8,3

-3,7

109,0

 

2001

31

41

4,6

-24,1

-10

-2127

-1,7

1,9

106,5

 

2002

36

52

7,8

21

-16

-758

-2,7

-0,3

105,9

 

2003

47

69

6,7

23,2

-22

4489

-4,3

-2,4

107,1

998

2004

63

98

11,6

21,2

-35

838

-5,6

-3,5

107,6

1.343

2005

73

117

8,1

12,1

-44

1495

-6,6

-4,2

106,7

1.841

2006

86

140

6,5

7,3

-54

-896

-7,5

-5,7

101,7

2.922

2007

107

170

7,3

9,6

-63

-315

-6,9

-5,5

104,5

2.926

2008

132

202

3,8

-2,8

-70

1966

-6,8

-5,1

100,5

2.937

2009

102

141

-3,7

-14,3

-39

2314

-3,8

-1,8

104,8

1.782

2010

114

186

1,7

19,5

-72

-464

-7,3

-5,8

100,0

2.494

2011

135

241

13,4

15,4

-106

8295

-10,7

-8,9

97,0

2.013

2012

152

237

14,9

0,7

-85

-1824

-7,5

-5,5

96,7

2.636

2013

152

252

1,1

8

-100

1041

-8,4

-6,7

98,3

3049

2014

158

242

8,2

-0,4

-84

1119

-6,8

-4,7

100,3

4321

2015

144

207

4,3

1,7

-63

9756

-5,6

-3,7

107,1

4156

2016

143

199

-1,9

3,7

-56

10969

-4,7

-3,8

111,2

3890

2017

157

234

12

10,3

-77

738

-6,9

-5,5

105,0

4643

2018

168

223

7

-4.9

-55

18442*

-

-

-

7600**

Kaynak: TUİK                       *2018 yılı Ekim sonu(tcmb)                   **Tahmini

 

Ayrıca bu olumsuz eğilim, dış ticaret hadlerindeki kötüleşmeyi de beraberinde getirmiştir. Şuan hala, 2000’li yıllar öncesindeki ve 2000 krizinin yaşandığı dönemdeki dış ticaret hadleri oranımızı yakalayamadığımız görülmektedir. Bunlardan dolayı cari açığımızda yeni rekorlar kırmış ve uluslararası iktisat literatüründe sürdürülebilir olarak kabul edilen oranın üzerinde gerçekleşmiştir. Bu da cari açığı Türk ekonomisinde konuşulan ancak yetersiz önlem alınan bir ekonomik gösterge haline getirmiştir. Cari açığın sürdürülebilir bir noktaya taşınması için alınması gereken önlem, basitçe dış ticaret açığını azaltmaya yönelik politikalardır. Başka bir ifade ile yerli katma değer oranı yüksek mal ihracatını artırmaktır. Ancak izleyen gelişime bakıldığında bunun sağlanamadığı, bunun yerine ekonominin zorlandığı dönemlerde geçici olarak mal ithalatını azaltarak çözüm üretildiği görülmektedir. Bu da zaten Türkiye ekonomisinin ithalata bağımlı olduğunu ve yerli yüksek katma değer üreten ekonomik yapısından uzaklaştığını ve ihracata dönük sanayileşme modeli” yerine ithal girdi bağımlılığını daha fazla artıran “ihracatı artırma modeli” nin benimsendiğinin göstergesidir.

Bunun dışında dış ticaret göstergeleri içerisinde yer alan iki göstergeyi takip edilmesinde faydalı buluyorum. Bu göstergeler, 2003-2018 yılları arasında finansal anlamda sıfır maliyet ile elde edilen 110 milyar dolar bir döviz girişi gerçekleştirmiştir.

Bunlardan ilki, net hata noksan[ii] kalemidir. Bu kalem basit hatalarının, döviz kurlarındaki küçük farklılıkların veya zamansal gecikmelerin ifade edildiği bir kalıntıdır. Pek çok gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde önemsiz bir kalıntı kalemidir. Ancak Türkiye’deki bu kalıntı kalemin kendisine yüklenilen değerin çok üzerinde bir finansal faaliyet gerçekleştirdiği görülmektedir. İlk kez 2003 yılında 4.5 milyar dolar gibi büyük bir rakamla gerçekleştiğinde herkesin dikkatini çekmiştir. O dönemde ABD’nin Irak müdahalesinden dolayı pek çok iktisatçı tarafından Irak’tan savaştan kaçan göçmenlerin kayıt dışı olarak yanlarında getirdikleri paralar olarak tanımlanmıştı. Şimdilerde pek çok iktisatçı 2011 yılında net hata noksan kaleminde görülen 8.2 milyar dolarlık döviz girişini de Suriye’deki savaştan kaçan göçmenler tarafından getirildiği üzerinde durmaktadır. Ancak çok enterans olan 2015 yılında 9.7 milyar dolar, 2016 yılında 10.9 milyar dolar ve 2018 yılı Ekim ayına kadar 18.4 milyar doların nereden geldiği, nasıl yurda sokulduğu, kimlerin getirdiği ve nasıl kazanıldığı belli olmayan ancak ekonomi içerisine değişik yollardan dahil edilerek kayıt altına alınmış döviz bulunmaktadır. Genel olarak bakıldığında kaynağı belli olmayan şekillerde ülkeye giren ve ülkeden çıkan 2003-2018 yılları arasında net 57.9 milyar dolar döviz Türkiye’nin finansal sistemine net hata noksan kaleminden dahil edilmiştir.  Aslında bu döviz sıfır parasal maliyetle ülkeye geldiği için Türkiye’nin cari açığını veya döviz ihtiyacını karşılayan bir kalem olarak görülmektedir. Bu açıdan bakıldığında ülke ekonomisine pozitif katkı sağlamaktadır. Ancak birincisi nasıl geldi ise öyle çıkacağı için, ikincisi kimlerin getirdiği bilinmediği için ve üçüncüsü ekonomideki finansal işleyişine müdahale amacı taşıdığı için kimlerin kontrolünde olduğu bilinmediği için, Türkiye için risk taşımaktadır. Bu risk ülkenin finansal yapısını spekülatif ataklara karşı gücünü zayıflatacaktır. Bu tür dövizlerin ekonomide artması, para piyasalarında dalgalanmaların artmasına yani döviz kurlarının, faizlerin yükselmesine katkı yapacaktır.

Dış dengede takip edilmesi gereken ikinci kalem,yabancılara yapılan taşınmaz satışlarıdır. Özellikle Türkiye’nin gayrimenkul satışlarında mütekabiliyet(karşılılık) esasını kaldırılması ile yabancıların gayrimenkul alımları hızlanmıştır. Yabancıların gayrimenkul alım verileri incelendiğinde, yabancılar 2003-2017 yılları arasında toplam yaklaşık 41.9 milyar dolarlık gayrimenkul alımı gerçekleştirmişlerdir. Bu yabancı alımlarının 2018 yılında yaklaşık 7.6 milyar dolar olduğu tahmin edilmektedir. Dolayısıyla 2003-2018 yıllarında yabancılara tahmini olarak 49.5 milyar dolarlık gayrimenkul satışı yapılmıştır. Yabancıların gayrimenkul edinimin serbestleştirilmesi sonucunda artan bu yeni finansman kalemi, ülke ekonomisinin ödemeler bilançosuna yani cari açığın kapatılmasına pozitif katkılar yapmıştır. Dış açığı azaltan ve hatta kimi yıllar dış fazlanın oluşmasına neden olacak büyüklükte katkılar sağlamıştır. Bunu sağlarkende ekonomiye ek bir finansal yük getirmemiştir. Ancak yabancıların gayrimenkul ediniminin kimler ve hangi amaçla yaptıkları da önem arzetmektedir. Bunun için yabancılara taşınmaz satışlarında şunların incelenmesi gerekmektedir. İlk olarak;uluslararası taşınmaz yatırımı yapan yabancılar, çoğunlukla emekli insanların yaptıkları göç olgusundan kaynaklanıyor ise, ekonomik katkısı yüksek ama siyasi ve sosyal katkısı çoklu bilinmez bir boyutta olarak yorumlanabilir. İkinci olarak, eger uluslararası taşınmaz yatırımı yapanlar daha önceleri sabit menkul kıymetler üzerinden Türk piyasasına borç vermeye ve yüksek faiz kazanmaya alışkın olan yabancılar ise, daralmış bir piyasada ucuza satın aldıkları gayrimenkulleri bir süre sonra iç talep canlandığında yüksek fiyatlardan satıp, yüksek karlarla ülkeden tekrar getirdikleri dövizi çıkaracaklardır. Bu durumda “ne zaman çıkacaklar” ve aldıkları “gayrimenkulleri kime satacaklar” sorularının cevabı, ekonomik ve siyasi katkısını daha net ortaya koyacaklardır. Üçüncü olarak,gayrimenkul yatırımları yapan yabancılar siyasi bir amaçla bu gayrimenkulleri almışlarsa; bunun ekonomik ve siyasi yükü, ülkenin egemenlik ve bağımsızlığını tehdit edecektir. Yabancıların gayrimenkul edinimlerinin hangi amaçla yapıldığını anlamak için, ülkemizin hangi bölgelerinden daha fazla miktarda gayrimenkul edindiklerine bakmak fikir sahibi olmamıza yardımcı olacaktır. Jeopolitik anlamda önem arzeden bölgelerimizden almaları veya sınır anlaşmazlıklarımızın bulunduğu bölgelerden almaları durumunda, bu tehdit daha açık hale gelmektedir. Böyle bir duruma sadece ekonomik veya mülkiyetin devri şeklinde bakılmamalıdır[iii].

Sonuç olarak, dış dengede ihracatımız rekorlar kırmaktadır. Ancak ihracatla beraber, ithalat, dış ticaret açığımız, cari açığımız, daha önceki yazımda ortaya koyduğum döviz bazlı finansal açığımızda rekorlar kırmaktadır. İhracatımız ithalata bağımlı hale gelmiş, ihracat içerisindeki ithal girdi payları yükselmiş ve dış ticaret hadlerimiz eski seviyelerinden uzaklaşmıştır. Bu eğilimin ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılmasında net hata noksan kaleminin ve yabancılara gayrimenkul satışlarının önemli katkıları olmuştur. Ancak nereden geldiği belli olmayan net hata noksan hesabı ile yabancılardan gayrimenkul satışları ile elde edilen gelirlerle, dış denge göstergelerindeki sorunlardan sürekli kurtulmak mümkün görülmemektedir.

Günümüzde gelişmiş ülkelerin bile yurt içi katma değerli malların üretilmesini ve ihraç edilmesini öncelikle esas alan bir ekonomik yapıyı asla terketmedikleri düşünüldüğünde, Türkiye’nin önlemlerini bu esasta gözden geçirmesini zorunlu hale getirmektedir. Özellikle uluslararası rekabet üstünlüğümüzün bulunmadığı tarım ve sanayi sektörüne ait mallardaki dış ticaret politikalarını yeniden düzenlemeli ve bu sektörleri koruma altına almalıdır. Tarım sektörünü özellikle ihracatçı sektörlerin endüstriyel hammaddesini, ara mallarını üretecek şekilde teşvik edilmeli ve hatta gerekiyorsa üretilmesi için ekonomik faaliyette bulunulmalıdır. Sanayi sektörünü, yabancılaşmayı ortadan kaldıracak şekilde, tarım sektörünün ürettiği endüstriyel hammaddeyi veya ara mallarını işleyen, nihai mal haline getiren bir yapıya kavuşturmalıdır.

 

 

 

[i] Geçici olarak ithal edilip belirli bir işleme faaliyetinden sonra ihraç edilen ürünler teşkil etmektedir. 

[ii]Bkz.Alagöz Mehmet ve Savaş Erdoğan.(2011).  Net hata noksan hesabının anlamı ve cari işlemler ilişkisi  Türkiye üzerine ekonomik bir uygulama.  İktisat İşletme ve Finans, 26(306), 69-94.

Bkz. Alagöz Mehmet(2014).  Ekonomik Büyüme ve Net Hata Noksan İlişkisi: Türkiye Üzerine Ekonometrik Bir Uygulama.  Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 13(4), 881-888.

[iii]Bkz. Mehmet Alagöz(2016).  A New Financial Instrument For External Balance  International Rela Estate Investments.  International Journal of Business and Social Science, 7(10), 1-6

Son Düzenlenme Pazartesi, 07 Ocak 2019 08:09
Prof. Dr. Mehmet Alagöz

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Ekonomi Araştırmaları Merkezi Başkanı

Yorum yapmak için oturum açın

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Ergun Mengi   - 18-01-2019

Yakın Tarihimizin Ses Getiren Yürüyüşleri

Ülkemizde hak arama yürüyüşleri genellikle başka illerden Ankara’ya doğru yapılır. Ankara’nın derde deva olacağı düşünülür. Yakın tarihimizde bir çok yürüyüş yapılmıştır. Bu yürüyüşleri yapan kişiler seslerini Hükümete duyurabilmek için bir hedef, bir amaç u...