HEDEFLER VE YENİ EKONOMİ PROGRAM RAKAMLARI ARASINA SIKIŞTIRILAN EKONOMİ: REEL EKONOMİNİN SESSİZ ÇIĞLIĞI

Yazan  07 Ekim 2019

Ekonomik oyuncular (özellikle reel kesim) yaşadıkları piyasayı gözlemler sonra da kamu kurumlarının verilerini takip ederek, geleceklerine yön vermeye çalışırlar.

Kamu kesimi de önce reel ekonomik oyuncuların bilgilerine başvurur sonra da ekonominin geleceği hakkında stratejik kararlar alırlar. Ancak son yıllarda ekonominin bu iki önemli oyuncusundan biri, oyun bozanlık yapmaktadır. Ve bunun hangisi olduğuna dair güncel sohbetlerde tartışmalar yapılmaktadır. Belki de son yıllarda ilk kez ekonominin geleceği bu kadar tartışılma imkanı buldu desek yalan olmayacaktır. Her ne kadar televizyon ekranlarında veya gazetelerde tartışıldığı görülmese de(bu yayınların önceliği ekonomi olmasa da), ekonomideki tüm oyuncuların  (kamu ve özel kesim) önceliği haline gelmiştir. Bir taraftan hükümet ve kamunun her birim yetkilisinin arda arda açıkladıkları ekonomik programlar, düzenlemeler, yapılandırmalar, vs.. diğer taraftan özel sektör ve hane halkının her biriminin ana sohbet konusu ve çözüm bulma arayışlarının ekonomi üzerine odaklandığı açıkça görülmektedir.

Bu bağlamda açılanan kalkınma plan hedefleri, Türkiye 2023 Vizyon hedefleri ve yeni ekonomik programlar önemle takip edilir hale gelmiştir.  Bu verilerin güvenirliliği önem arzetmeye başlamıştır. Bu yüzden son dönemde bu verileri kamuoyuyla paylaşan kurumların internet sayfaları daha fazla ziyaret edilmekte ve yetkililerin açıklamaları takip edilmekte ve sorgulanmaktadır.

Öncelikle 1963 yılında kurulan Devlet Planlama Teşkilatı, kurulduğu yıldan bu yana açıkladığı Kalkınma Plan hedefleri ve izlendiği dönemdeki gerçekleşmeleri şöyle bir incelendiğinde, çıkan kısa özet şöyledir. Bu zamana kadar açıklanan ve süresi bitirilen ilk 10 Kalkınma Planı hedeflerini gerçekleştirememiştir. Başka bir ifade ile kalkınma planlarındaki hedefler; reel ekonominin gerçeklerinden, reel ekonomiye yön vermekten veya ülkenin geleceğine yönelik stratejik yatırımların belirlenmesinden uzak olduğu görülmüştür. Ayrıca planlarda ortaya konulan makro ekonomik gösterge(GSYH, işsizlik, enflasyon, borçlanma, faiz. Kur, vs..) hedefleri de, gerçekleşmeler takip edildiğinde tutturulamadığı görülmektedir. Bundan dolayı Kalkınma Planlarını veya bu planlarda ortaya konulan hedefleri tek tek anlatmaya gerek olmadığını düşünmekteyim. Ancak sadece aşağıda tabloda verilen süresini doldurmuş 10. Kalkınma Planı hedefleri ve gerçekleşmeleri takip etmek, ilk 9 kalkınma planı hakkında da bilgi sahibi olmamızı kolaylaştıracaktır.  10. Kalkınma Planı hedefleri ve gerçekleşmelerinin verildiği tablo incelendiğinde; büyüme, kişi başına düşen gelir, işsizlik, ihracat, ithalat, imalat sanayi ihracatı, TÜFE, Yİ-ÜFE, Kamu kesimi borçlanma gereği, Gini katsayısı, ar-ge harcamalarının GSYH’daki payı, vb. makro ekonomik göstergelerindeki hedefler ve gerçekleşmelerin birbirinden çok farklı olduğu görülmektedir. Başka bir ifade ile örneğin; 10. Kalkınma Planında 2018 yılı kişi başı düşen milli gelir hedefi 15.996 dolar iken gerçekleşme 9.632 dolar olmuştur. Planda 2018 yılı işsizlik oran hedefi %7.2 iken gerçekleşmesi ise %11 olmuştur. Planda 2018 yılı ihracat hedefi 227 milyar dolar iken gerçekleşmesi 167 milyar dolar olduğu görülmektedir.

Kısaca 10. Kalkınma Plan hedefleri ve gerçekleşmelerindeki tutarsızlık, öncesindeki dokuz kalkınma planında da karşı karşıya kalınmıştır. Bu yüzden kalkınma planlarının ortaya koyduğu hedefler,  Türkiye’nin reel ekonomik gerçeklerinden uzak bir şekilde oluşturulduğu izlenimini doğrulamaktadır. Çünkü kalkınma planları hazırlanırken öncelikle sahip olduğunuz kaynakların net ve doğru şekilde belirlenmesi, daha sonra bu kaynakların aktarılacağı sektörlerin doğru seçilmesi ve bu sektörlerin hangi bölgelerde yatırıma dönüştürüleceğinin doğru tespitinin yapılması gerekmektedir. Bu süreç sonunda gerçekleşmelerin makro ekonomik göstergeler üzerindeki ayrı ayrı etkilerinin hesaplanarak, bu göstergelerin nasıl oluşacağının ortaya konulması gerekmektedir. Zannedersem bu zamana kadar yapılan kalkınma planları ve hedeflerinin, reel gerçekleşmelerden uzak olması planlama konusundaki başarısızlığımızı açıkça ortaya koymaktadır.

 

 

2014-2018 yılı Gerçekleşen

10. Kalkınma Plan Hedefleri

Göstergeler

2014

2015

2016

2017

2018

2014-2018 Yıllık Ortalama %Değişimi

Kalkınma Planı 2018 yılı Hedefi

Kalkınma Planı 2014-2018 Hedef  Yıllık Ortalama %Değişimi

Büyüme (%)

5

5,9

3,2

7,4

2,7

4,84

5,9

5,5

GSYH (Cari, milyon TL)

2.044.465

2.338.647

2.608.525

3.106.536

3.700.989

15,43

2.535

10,2

GSYH (Cari, Milyar Dolar)

935

862

863

851

784

-3,71

1.285,50

8,6

Kişi Başına GSYH (Cari, Dolar)

12.112

11.019

10.883

10.602

9.632

-4,99

15.996

7,4

İşsizlik Oranı (%)

9,9

10,3

10,9

10,9

11

10,6

7,2

8,22

Kayıtdışı İstihdam Oranı(%)

33,97

34,57

33,49

33,97

33,40

33,88

30

---

Kadınların İşgücüne Katılım Oranı (%)

30,3

31,5

32,5

33,6

34,2

33,88

34,9

---

İşsizlik Oranı, Genç Nüfus (%)

17,9

18,5

19,6

20,8

20,3

19,42

13

---

Toplam Yurtiçi Tasarruf /GSYH (%)

24,4

24,8

24,5

25,5

26,5

19,84

19,0

---

İhracat (fob) ( Bin Dolar)

157.610.158

143.838.871

142.529.584

156.992.940

167.920.821

2,26

277.200.000

11,9

İthalat (cif) (Bin Dolar)

242.177.117

207.234.359

198.618.235

233.799.651

223.047.178

-0,57

404.300.000

9,9

İmalat Sanayii / GSYH (Cari, %)

15,73

15,59

15,48

17,28

19,1

16,64

16,5

---

İmalat Sanayii İhracatı (Bin Dolar)

147.059.418

134.389.890

133.595.801

147.138.203

158.800.000

2,58

257.100.000

---

Cari İşlemler Dengesi  (Milyon Dolar)

-43.610

-32.145

-33.139

-47.347

-27.263

-10,84

-67.100

---

Cari İşlemler Dengesi / GSYH (%)

-4,7

-3,7

-3,8

-5,6

-3,5

-4,25

-5,2

-5,8

Turizm Gelirleri(Milyon Dolar)

34.306

31.465

22.107

26.284

29.513

-0,85

40.800

7,8

Uluslararası Doğrudan Yat. Gi.( Milyon Dolar)

13.337

19.274

13.950

11.546

13.024

2,16

28.300

13.100

TÜFE (Yıl Sonu Yüzde Değişim) (%)

8,17

8,81

8,53

11,92

20,3

11,55

4,5

4,8

Genel Devlet Dengesi/GSYH (%)

0,52

0,10

1,35

2,45

-2,4

0,40

-0,5

-0,7

Kamu Kesimi Borçlanma Gereği/GSYH (%)

0,5

0,0

1,0

1,8

2,4

0,66

0,5

0,7

Gini Katsayısı

0,379

0,386

0,396

0,400

0,405

0,31

0,36

---

Sabit Sermaye Yatırımı/GSYH

28,9

29,7

29,3

25,79

29,7

22,74

24,1

---

Stok Değişimi/GSYH

0,1

-1,3

-1,1

1,0

-0,5

-0,26

0,3

---

Ar-Ge Harcamalarının GSYH’ya Oranı (%)

0,86

0,88

0,94

0,96

0,96

0,73

1,80

---

 

Geçmiş bu kalkınma planı deneyimleri, 2019 yılının başında uygulama konulan 11. Kalkınma Planı(2019-2023) ve hedeflerini de sorgulamamıza neden olmaktadır.  2019-2023 yıllarını kapsayan 11. Kalkınma planı hedeflerinin bazıları şöyledir. Türkiye ekonomisi bu beş yıllık dönemde ortalama olarak her yıl %4.3 oranında büyüme gerçekleştirecektir. Ayrıca işsizlik oranı her yıl ortalama  %0.22 azalacak, ihracat ortalama her yıl %6.17 oranında artacak, TÜFE her yıl ortalama bir önceki yıla göre %2,1 azalarak gerileyecektir. Buna benzer pek çok makroekonomik değişkenin önümüzdeki beş yıl içerisindeki gelişim seyri 11. Kalkınma plan hedeflerinde ortaya konmuştur. Bu yüzden bu hedeflerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini aslında her yıl sonu açıklanacak verilerle takip edilmesi gerekmektedir.

 

Göstergeler

11. Kalkınma Planı Hedefleri 2019-2023 Yıllık Ortalama % Değişimi

Büyüme (%)

4,30%

GSYH (Cari, Milyar TL)

15,08

GSYH (Cari, Milyar Dolar)

6,62

Kişi Başına GSYH (Cari, Dolar)

5,32

İşsizlik Oranı (%)

-0,22

Kayıtdışı İstihdam Oranı(%)

-1,14

Kadınların İşgücüne Katılım Oranı (%)

-0,8

İşsizlik Oranı, Genç Nüfus (%)

-1,08

Toplam Yurtiçi Tasarruf /GSYH (%)

0,76

İhracat (fob) (Milyar Dolar)

6,17

İthalat (cif) (Milyar Dolar)

7,26

Net Mal Ve Hizmet İhracatı (GSYH %)

---

İmalat Sanayii / GSYH (Cari, %)

---

İmalat Sanayii İhracatı (Milyar Dolar)

5,72

Cari İşlemler Dengesi (Milyar Dolar)

-18,05

Cari İşlemler Dengesi / GSYH (%)

0,054

Turizm Gelirleri(Milyar Dolar)

17,19

Uluslararası Doğrudan Yatırım Girişi (Milyon Dolar)

16,9

TÜFE (Yıl Sonu Yüzde Değişim) (%)

-2,144

Genel Devlet Dengesi/GSYH (%)

-0,658

Kamu Kesimi Borçlanma Gereği/GSYH (%)

0,042

Gini Katsayısı

-0,004

Sabit Sermaye Yatırımı/GSYH

0,64

Stok Değişimi/GSYH

-0,02

Ar-Ge Harcamalarının GSYH’ya Oranı (%)

0,168

 

Her ne kadar 11. Kalkınma planının başarısı veya başarısızlığından bahsetmek için önümüzdeki beş yılın reel ekonomik gerçekleşmelerini görmek gerekse de, iki farklı durum bu planın ortaya koyduğu gelişim seyrini tartışılır hale getirmektedir. Bunlardan birincisi, 11. Kalkınma Planı hedefleri, 2012 yılında ortaya konulan “Türkiye 2023 Vizyon”unun hedeflerini reddetmektedir. Başka bir ifade ile 11. Kalkınma Planı ve ortaya koyduğu hedefler, 2012 yılında açıklanan “Türkiye 2023 Vizyon” hedeflerinin tamamen çöktüğünün en açık göstergesi olmuştur. Bu bağlamda Türkiye 2023 vizyon hedeflerinde ortaya konulan işsizlik oranlarına, kayıtdışı istihdam oranına, kişi başına düşen gelire, GSYH’ya, ihracat ve ithalat rakamlarına ulaşmak bir yana, yarısına bile ulaşılamayacağına işaret etmektedir.

Göstergeler

2012 yılında Açıklanan

2023 Hedefleri

11. Kalkınma Planı 2023 Hedefleri

Sapmalar

İşsizlik Oranı (%)

5

9,9

- 4,9

Kadınların İşgücüne Katılım Oranı (%)

38

38,5

-0,5

Kayıtdışı İstihdam Oranı(%)

15

28,5

-13,5

Kişi Başına GSYH (Cari, Dolar)

25000

12.484

-12516

GSYH (Cari, Milyar Dolar)

2.000

1080

-920

İhracat (fob) ( Milyar Dolar)

500

226,6

-273,4

İthalat (cif) (Milyar Dolar)

500

293,5

-206,5

 

İkincisi ise 11. Kalkınma Planı ve ortaya koyduğu hedefler ile 2018 ve 2019 yılında açıklanan Yeni Ekonomi Programı hedefleri arasında bazı tutarsızlıklar bulunmaktadır. Örneğin 11. Kalkınma Planında 2023 yılında 1080 milyar dolarlık GSYH hedeflenirken, 2019 yılında Ekim ayında açıklanan yeni ekonomi programında GSYH artış hızları dikkate alındığında bu rakamın yakalanması mümkün görülmemektedir.  Ayrıca 11. Kalkınma Planında 2023 yılında 226 milyar dolarlık ihracatı hedefine de, 2018 ve 2019 yılında açıklanan yeni ekonomi programlarındaki ihracat rakamları ve artış hızlarına göre elde edemeyeceğini göstermektedir. Ve son olarak 11. Kalkınma Planı ve ortaya koyduğu hedefler içerisinde kişi başına düşen milli gelirin 2023 yılında 12.484 dolar olacağını öngörürken, yeni ekonomi programlarında hedeflenen kişi başına düşen milli gelir rakamları çok daha düşüktür. Buradan ortaya çıkan sonuç, diğer kalkınma planları gibi 11. Kalkınma Planı ve hedefleri, onu hazırlayanlar tarafından başarısızlığı şimdiden ilan edilmiştir. Yapılması gereken ya 11. Kalkınma Planını revize etmek yada yeni ekonomi programlarını kalkınma planı hedeflerine göre yeniden şekillendirmektedir.

 

 

2018 Yılı Açıklanan Yeni Ekonomik Program

(2019-2021) hedefleri

2019 Yılı Ekim Ayında Açıklanan

Yeni Ekonomik Program

(2020-2022) hedefleri

Göstergeler

2018

2019

2020

2021

2019

2020

2021

2022

Büyüme (%)

3,8

2,3

3,5

5

0,5

5

5

5

GSYH (Cari, Milyar TL)

3.741

4.450

5.150

5.742

4.269

4.872

5.484

6.070

GSYH (Cari, Milyar Dolar)

763

795

858

926

749

812

856

900

Kişi Başına GSYH (Cari, Dolar)

9385

9.647

10.292

10.793

9.093

9.738

10.144

10.534

İşsizlik Oranı (%)

11,3

12,1

11,9

10,8

12,9

11,8

10,6

9,8

Toplam Yurtiçi Tasarruf /GSYH (%)

25,9

25,3

26,3

26,8

27

27

28,5

30,6

İhracat (fob) (Milyar Dolar)

170

182

191

204,4

181

190

202

213

İthalat (cif) (Milyar Dolar)

236

244

252

267

208

231

247

260

Cari İşlemler Dengesi (Milyar Dolar)

-36

-26

-23,5

-24,1

1

-10

-7

0

Cari İşlemler Dengesi / GSYH (%)

-4,7

-3,3

-2,7

-2,6

-0,1

-1,2

-0,8

0

TÜFE (Yıl Sonu Yüzde Değişim) (%)

20,8

15,9

9,8

6

12

8,5

6,5

4,5

Genel Devlet Dengesi/GSYH (%)

-2,4

-1,6

-1,7

-1,6

3

2,9

2,8

2,6

Kamu Kesimi Borçlanma Gereği/GSYH (%)

2,7

1,6

1,7

1,5

3,2

3

2,8

2,6

Merkezi Yönetim Faiz Dışı Dengesi (% GSYH)

0,1

0,8

1

1,3

-0,5

0

0

0,3

Merkezi Yönetim Bütçe Açığı (%GSYH)

-1,9

-1,8

-1,9

-1,7

2,9

2,9

2,9

2,6

AB Tanımlı Genel Yönetim Borç Stoku (%GSYH)

31,1

28,5

28,2

27,2

32,8

33,2

32,5

32,3

 

Kalkınma planlarının başarısızlıkları ve son iki yıldır açıklanan yeni ekonomi politikalarının aynı dönem tahminlerindeki tutarsızlıkları reel ekonomiyi herkesin gündemine girmesine neden olmuştur. Tabi ki reel ekonominin günümüzde bu kadar tartışılır hale gelmesinin en önemli nedenlerinden biri,  reel ekonomik aktörlerin piyasada yaşadıkları ile kamu birimleri tarafından açıklanan veriler arasındaki tutarsızlıktır. İkincisi ise,  kamu birimlerinin açıkladıkları hedeflerin veya programların ortaya çıkardığı tezatlıktır. Yani kamu birimlerinin hedefleri veya programları reel ekonomik gerçekliklere gerek kalmadan kendi içerisinde çelişmesidir. Dolayısıyla ekonomik oyuncular arasında (kamu ve özel) konuşulmayan ancak herkes tarafından hissedilen bir güven bunalımı yaşanmasına neden olunmuştur. Bu durum o kadar net bir şekilde ortaya çıkmıştır ki; son 7 yıldır açıklanan “Türkiye 2023 Vizyon” hedefleri, “10. Kalkınma Planı hedefleri”, “2018 YEP Hedefleri”, “11. Kalkınma Planı” hedefleri ve  ve en son 2019 YEP hedefleri birbiriyle çelişmekte veya biri diğer programın hedeflerine ulaşılamayacağını ortaya koymaktadır. Hatta bu hedefler veya programlar kendi içlerinde açıkladıkları makro ekonomik gösterge hedefleri arasında bile ekonomik uyum veya tamamlayıcılık bulunmamaktadır. Örneğin 2023 yılı işsizlik oranı; Türkiye 2023 vizyonu hedeflerinde %5, 11. Kalkınma Planında %9.9, 2018 Yeni Ekonomik programında genel eğilim sonucu %9 ve sonra olarak 2019 yeni ekonomik programında genel eğilim sonucu %8 olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Başka bir örnek olarak 2018 yeni ekonomik programı hedeflerine bakıldığında 2019 yılı GSYH hedefi 795 milyar dolar iken,  2019 yılı yeni ekonomik programında GSYH hedefi ise 749 milyar dolar olarak belirlenmiştir. 2018 Yeni Ekonomi Programında 2019 yılı büyüme hedefi %2.3 iken, 2019 YEP büyüme hedefi %0.5’e kadar gerilemiştir.

2018 ve 2019 Yeni Ekonomi Programı hedeflerine bakıldığında GSYH’da hem Türk Lirası hemde döviz bazında artışlar olduğu, bu artışların büyüme oranları üzerinde farklı sonuçlar ortaya çıkardığı görülmektedir. Ayrıca her iki programda da GSYH’daki benzer artışların işsizlik oranları üzerindeki etkisinin de farklı olması çok ilginç bir ekonomik uyumsuzluğun var olduğunu göstermektedir. Diğer ilginç bir durum ise, 2018 YEP’e göre 2019 YEP’te daha düşük kişi başına düşen milli gelir rakamları açıklanmış ancak 2019 yeni ekonomik programı daha yüksek tasarrufun yapılacağı hedefi konmuştur. Kişi başına düşen gelir azalırken tasarrufların nasıl bu kadar yükseltileceği işin başka ilginç yanıdır. Bir başka bir örnek ise, 2018 yılı YEP hedeflerinde daha yüksek cari işlemler açığı ilan edilirken, 2019 yılı YEP’te cari işlemler açığının ortadan kalktığı hatta 2022 yılında dengenin sağlandığı(0) bir hedef bulunmaktadır. Türkiye’nin dış ticaret yapısında ihracatının ithalata bağlı olduğu gerçeği varken, ithalat artış hızını azaltarak nasıl ihracatı artıracağı merak edilmektedir. Başka bir ifade ile ihracat içerisinde yerli katma değer oranının düşük olması, düşük veya orta yoğunluklu mallar ihraç eden bir yapıda olması, dahilde işleme rejiminin toplam ihracat içerisinde payının yüksek olması, ihracat içerisinde en fazla döviz geliri getiren ilk on sektörün sekiz tanesinde ithal bağımlılığın yüksek olması, ortaya konulan cari işlem dengesi hedefinin tutturulmasını imkansız kılmaktadır. Son olarak YEP’te verilen TÜFE hedeflerinin, reel ekonomik oyuncular tarafından güvenilir bulunmaması da başka bir sorundur. Çünkü özellikle tüketicilerin en çok satın aldığı malların fiyatlarında çok yüksek oranlarda artış meydana gelirken veya gelirinin önemli bir kısmını harcadığı malların fiyatları yüksek oranlarda artarken, ortalama enflasyon oranı hedeflerin çok düşük çıkması, açıklanan oranların kabulünü zorlaştırmaktadır. Ayrıca açıklanan programlarda Yİ-ÜFE ve Tarım ÜFE rakamları hakkında bir hedef belirlenmemesi, gelecek hakkında endişeleri artırmaktadır. Bu endişelerin arttığını da bir önceki dönemlere göre düşük oranlarda oluşan Ekonomik Güven Endekslerinde açıkça görülmektedir.

Tüm bunlar göz önüne alındığında, reel ekonomik unsurlar  geleceğe yönelik karamsar tablosunu devam ettirmektedir. Enerji ve inşaat sektörünü kurtararak reel ekonomiyi ayakta tutulacağına olan inanç, asıl oyuncuların üretimden uzaklaştırarak döviz tevdiat hesaplarına yöneltmektedir. Her geçen gün artan iflas anlaşmaları  ve iflaslar ile  yaşanan üretim kayıpları, bir taraftan GSYH’nın yeteri kadar artmamasına diğer taraftan piyasada spekülatif algıların çoğalmasına neden olmaktadır. Bununla birlikte reel gelirin azalmasına ve hane halkı ile firmaların yüksek borç yükü olmasına rağmen, reel ekonomik oyuncuların düşük faiz oranları ile yerli katma değere daha az katkı yapacak harcamalara yöneltecek teşviklerin uygulanması sadece program hedeflerini değil ülke ekonomik geleceğini daha da karamsar bir tabloya götürecektir. Reel ekonomi ortaya koyduğu üretim kayıpları sonucunda  yaşanan durgunluk ile sesini duyurmaya çalışmaktadır. Bu sesin duyulmaması yerli ve milli üretime yönelik desteklerin diğer sektörlere göre daha az ve yavaş uygulanmaya konulması, “sessiz çığlık” olarak ifade edebiliriz.  Özellikle son iki yıldır ekonomideki yavaşlama reel ekonominin sesi olarak algılanması gerekirken, bunu başka nedenlere bağlamak veya görmezlikten gelmek ekonomideki endişeleri artırmaktadır.

 

 

 

 

Son Düzenlenme Pazartesi, 07 Ekim 2019 14:26
Prof. Dr. Mehmet Alagöz

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Ekonomi Araştırmaları Merkezi Başkanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 16-10-2019

SDG/YPG'ye Çifte Koruma Kuşağı

İç politikada zorda olan Trump, kişisel açmazdan kurtulmak için dünya gündeminin en üst sırasındaki Suriye konusunu da kullanıyor. Ama görünen o ki, bunu yaparken de Türkiye'yi de kullanıyor.