KÜRESEL İNOVASYONUN DEĞİŞEN YÜZÜ VE REKABET

Yazan  03 Aralık 2009
Günümüzde firmaların ayakta kalabilmeleri ve rekabet güçlerini artırabilmelerinde teknoloji ve inovasyonun yeri ve önemi yadsınamaz.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından geliştirilen yeni Küresel Rekabetçilik Endeksi-KRE (Global Competitiveness Index) çok sayıda parametreyi dikkate alarak ülkeler arasında bir sıralama yapmaktadır.[1] İsviçrenin başı çektiği sıralamada sırasıyla ABD, Singapur, İsveç ve Danimarka ilk beşe girmektedirler. Ülkelerin kalkınmışlık düzeyleri üç kategori (temel gereklilikler, verimlilik artırıcılar ile inovasyon ve çeşitlilik faktörleri) altında ele alınmaktadır. Bu kategoriler ve rekabet gücüne dair bileşenlerle arasındaki ilişki aşağıda verilmiştir.

TEMEL GEREKLİLİKLER

Kurumsal Yapı Altyapı Makroekonomik İstikrar Sağlık ve İlköğretim

ÜRETİM FAKTÖRLERİ ODAKLI EKONOMİLER

VERİMLİLİK ARTIRICILAR

Yüksek öğretim ve İşbaşında eğitim Mal piyasalarının etkinliği Emek piyasalarının etkinliği Mali piyasalarının çeşitliliği Teknolojik altyapı Pazar büyüklüğü

VERİMLİLİK ODAKLI EKONOMİLER

İNOVASYON VE ÇEŞİTLİLİK FAKTÖRLERİ

İş dünyasının gelişmişlik düzeyi İnovasyon

İNOVASYON ODAKLI EKONOMİLER

Kaynak : Dünya Ekonomik Forumu Modeli, WEF Küresel Rekabetçilik Raporu, 2009–2010

Yukarıda İnovasyon ve Çeşitlilik faktörleri arasında yeralan inovasyona raporda geniş yer verilmektedir :

Uzun vadede refah düzeyindeki artış inovasyonla geliştirilebilmektedir. Daha az gelişmiş ekonomiler mevcut teknolojileri kullanarak veya daha farklı alanlarda iyileştirmeler yaparak üretkenliklerini artırabilirler. Gelişmiş ekonomilerde ise az gelişmiş ülkelerin uyguladıkları reçeteler üretkenliği artırmak için yetersiz olacağı için daha farklı alanlarda çalışmaları gerekir. Bu çalışmalardan bazıları rekabetçiliği sürdürebilmek için yeni ürün ve süreçlerin tasarımı ve hayata geçirilmesidir. İnovatif bir ortamın yaratılabilmesi için özellikle özel sektörün Ar-Ge'ye yatırım yapması, nitelikli bilimsel araştırmaları yapacak olan araştırma kurumlarının, bununla birlikte üniversiteler ve özel sektör arasında kapsamlı bir işbirliği platformunun var olması, son olarak da fikri mülkiyet haklarının korunduğu bir düzenin varlığına ihtiyaç duyulur. İçinde bulunduğumuz ekonomik kriz döneminde gerek kamu, gerekse de özel sektör üzerinde var olan Ar-Ge bütçelerinin kısılması baskısına direnmek uzun vadeli ve sürdürülebilir büyüme için kritiktir.

Türkiye'deki duruma bakacak olursak "inovasyon", , "kurumsal yapı", "ürün piyasalarının etkinliği" bileşenlerinde yeni hamleler yapılması gerektiği yeni çıkan bir raporda ele alınmaktadır. Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD)-Sabancı Üniversitesi Rekabet Forumu (REF) ve Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) tarafından hazırlanan rapor, "Türkiye'nin Küresel Rekabet Düzeyi: Dünya Ekonomik Forumu Küresel Rekabet Raporuna Göre bir Değerlendirme" başlığını taşımaktadır[2].



Rapora göre Türkiye, Dünya Ekonomik Forumunun 2005 raporunda 71. sırada iken, 2007-2008 Küresel Rekabet Endeksi sıralamasında 53. sıraya yükselmiştir. 2008-2009 döneminde ise Türkiye, Küresel Rekabet Endeski (KRE) sıralamasında 10 basamak gerilemiştir. Türkiye, 2009-2010'da 2 basamak yükselip, 133 ülke arasında 61. sırada yer almıştır. Ancak, Estonya, Çin Tayvanı ve Slovakya bir üst sınıfa geçerek, inovasyon odaklı ekonomiler kabul edilen 3. grup ülkelerine geçme başarısını gösterirken, Türkiye 2.'den 3.'ye geçiş ülkeleri arasındaki yerini korumuştur. 2009-2010 WEF raporuna göre analiz edilen 133 ülkenin verileri ile Türkiye'nin verileri arasında yapılan karşılaştırmada, Türkiye'nin toplam rekabeti (KRE'yi) oluşturan 12 bileşenden 5'inde ortalamanın altında bir değere sahip olduğu görülmektedir. Bu bileşenler, "kurumsal yapı", "yüksek öğretim", "işbaşında eğitim", "emek piyasalarının etkinliği", "finansal piyasaların gelişmişliği" ve "inovasyon" iken, ortalamanın üstünde olunan tek bileşen "pazar büyüklüğü" olmuştur. Türkiye, 2009-2010 raporuna göre "pazar büyüklüğü"nde 46. sıradan 26. sıraya yükselirken, 2008-2009 ve 2009-2010 verilerine göre "pazar büyüklüğü", "emek piyasalarının etkinliği", "inovasyon" konularında BRIC (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) ülkelerinin gerisine düşmüştür.

Son zamanlarda inovasyona dayalı rekabette başı çeken ülkelerin ABD ve Avrupa'dan ziyade Asya'ya kaydığı konusunda da çeşitli çalışmalarbulunmaktadır. Örnek olarak, Türkiye'nin içerisinde(sıralamada) yer almadığı başka bir çalışmada[3] başı Çin ve Singapur çekmektedir. "Atlantik Yüzyılı: Avrupa ve ABD İnovasyonu ve Rekabetinin Karşılaştırmalı Değerlendirilmesi" başlıklı rapora göre sermayenin yeni ürün ve hizmetlerin peşinden koştuğu bugünün globalleşen ekonomisinde inovasyon, refah ve rekabet için kritik unsurdur. Hatta gelecek yüzyılda ayakta kalan ülkelerin bunu sağlam bir rekabet ve inovasyon gündemi oluşturma ve uygulayabilmelerine bağlamaktadır. Bu gündem için gekerenler ise 5 maddede özetlenmektedir :

firmaların kendi sınırları içerisinde inovasyon yapabilmeleri için teşviklerin konması kalifiye elemanlara(tersine beyin göçü) açık olunması dijital ekonominin geliştirilmesi inovasyon için kritik olan kurumların desteklenmesi kamu politika ve kanunlarının inovasyonu destekleyek (köstek olmayacak) şekilde düzenlenmesi

Yukarıda bahsekonu inovasyon gündem maddelerini uygulayan ekonomilerin bugün rekabette ve inovasyondaki sıralamalarda başı çektikleri görülmektedir. Bizde ise bırakın uluslararası rekabeti yerel rekabet için bile gerekli olan bir inovasyon gündemi/ politikası bulunmamaktadır.


* Ekin Keskin, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Dış İlişkiler Koordinatörü


[1] The Global Competitiveness Report 2009-2010 http://www.weforum.org/en/initiatives/gcp/Global%20Competitiveness%20Report/index.htm

[2] Bu rapora http://www.sedefed.org/documents/SEDEFED_REF_REKABET_2009.pdf

Sayfasından ulaşılabilmektedir.

[3] The Atlantic Century: Benchmarking EU and U.S. Innovation andCompetitiveness

http://www.itif.org/index.php?id=226

Ekin KESKİN

1974 yılında Balıkesir'de doğmuştur. Lise eğitimini ABD'de Falls Church High School ve Ankara Atatürk Anadolu Lisesinde tamamlamıştır. 1995 yılında Ankara üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümünden mezun olmuştur. 2001 yılında ODTü Bilim ve Teknoloji Politikaları çalışmaları Bölümünde  Yüksek lisans eğitimine başlayan Keskin, buradaki eğitimini tamamladıktan sonra 2003 yılında Birleşmiş Milletler üniversitesi- UNU MERIT'te doktora çalışmalarına başlamıştır.

TüRKÇE MAKALELER

Irak Ekonomisinde Savaşın Etkileri ve Petrolün Rolü (Aziz Koluman ile birlikte)  Jeo Ekonomi Dergisi Sayı : 1 2000.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Rifat Erman Dinçel   - 19-07-2019

BATAK 2019

Bu makale 400 Milyar TL Batık Kredi Yapılandırılması ile Türk Özel Sektörünün Yabancı Sermayenin Eline Geçmesinin Süreci Anlatılmaktadır.