Örtülü Ödenek Tartışması

Yazan  15 Temmuz 2013

Başbakanlık Özel Kalem Müdürülüğü tarafından gerçekleştirilen harcamalar 2007 senesinden itibaren Başbakanlık raporları arasında yer almaya başladığından beri konuya dikkat çekmek isteyenler tarafından sıkça dile getirilir olmuştur. Özellikle son 10 senedeki artış göz önüne alınarak yapılmış olan bu analizde farklı çıkarımlarda bulunulmuştur.

Peki, Başbakanlık ne tür harcamalar yapıyor da bu kadar dikkat çekiyor? Kalem kalem yazdığı, açık olan harcamalarda bir sıkıntı görülmemektedir. Ancak 5018 Sayılı Kanun’un 24. Maddesi’ne tabi giderleri yani ÖRTÜLÜ ÖDENEĞİ oldukça dikkat çekicidir. Analize konu raporlar arasında en güncel olan 2012 senesinin raporudur ve raporun 28. Sayfasındaki tabloda[1] 2012 senesi başında 1.000 TL yani eski parayla ifade edecek olursak 1 milyar lira ayrılan ödenek sene sonunda 694.229.493 TL’ye yani eski parayla yaklaşık 695 trilyon olarak yazılmıştır. Bu da demek oluyor ki Başbakanlık kendisine kapalı istihbarat ve kapalı savunma hizmetleri için ayrılmış olan 1.000 TL’lik bütçenin tam 694.229 katı harcama yapmıştır.

Başbakanlık 2012 Bütçesi Birimler İtibariyle Ödenek ve Harcama Tutarları (TL)

Peki nedir bu örtülü ödenek?

Adı üstünde hükümetlerin kamuya açıklamadığı harcamalarını ifade eder. İlk defa 1960 ihtilalinden sonra gündeme gelmiştir. Adnan Menderes’in harcamalarını inceleyen mahkeme, devletin gelirlerinin Menderes ailesinin özel harcamaları için bile kullanıldığını tespit etmiştir. Menderes öncesi dönemde de kullanılan bu ödenekler ilk defa kişisel harcamalar için de kullanılmaya başlanmıştır. 1996 senesinde Tuncay Özkan tarafından yazılan Parsadan Hikayesi, Cumhuriyet Tarihinde Örtülü Ödenek Yolsuzlukları adlı kitapta 1950 öncesi ve sonrası hükümetlerin harcamaları mahkeme tutanaklarıyla yazılmış ve Susurluk sonrası zamana denk gelen kitap dikkat çekmeyi başarmıştır. Menderes Dönemi’ndeki kötü ününden dolayı Demirel zamanında temkinli kullanılan bu ödenek, Özal sonrası tekrar artış göstermiştir.[2]

AKP İktidarı döneminde de kullanılan ve özellikle 2007 senesinden sonra Başbakanlık raporlarında yazılmaya başlanılan örtülü ödenek son yıllarda, nerelere harcanıyor bu paralar sorusunu sormamıza sebep olmuştur. 5018 Sayılı kanunun 24. Maddesi’ne göre;  örtülü ödenek; kapalı istihbarat ve kapalı savunma hizmetleri, Devletin milli güvenliği ve yüksek menfaatleri ile Devlet itibarının gerekleri, siyasi, sosyal ve kültürel amaçlar ve olağanüstü hizmetlerle ilgili Hükümet icapları için kullanılmak üzere Başbakanlık bütçesine konulan ödenektir. Kanunlarla verilen görevlerin gerektirdiği istihbarat hizmetlerini yürüten diğer   kamu idarelerinin bütçelerine de örtülü ödenek konulabilir. Örtülü ödenek, bu amaçlar dışında ve  Başbakan’ın ve ailesinin kişisel harcamaları ile siyasi partilerin idare, propaganda ve seçim ihtiyaçlarında kullanılamaz. İlgili yılda bu amaçla tahsis edilen ödenekler toplamı, genel bütçe başlangıç ödenekleri toplamının binde beşini geçemez. 

Başbakanlık ve diğer ilgili idare bütçelerinde yer alan örtülü ödeneklerin kullanılma yeri, giderin kimin tarafından yapılacağı, hesapların tutulma ve kapatılma yöntemi, gideri yapanın değişmesi halinde yeni yetkiliye hangi belgelerin aktarılacağı Başbakan tarafından belirlenir.

Örtülü ödeneklere ilişkin giderler Başbakan, Maliye Bakanı ve ilgili Bakan tarafından imzalanan kararname esaslarına göre gerçekleştirilir ve ödenir.

2003 senesi itibariyle her geçen yıl sürekli artan bu örtülü ödenekler belki örtülü olmasından dolayı belki de tarihteki kötü ününden dolayı dikkat çekmeye de devam edecek gibi gözükmektedir.

Bu grafikte 2003 senesi itibariyle yapılan örtülü ödenek harcamaları mavi renkle gösterilmiş ve ödeneğe konu kabul edilmiş genel bütçe gelirleri ise kırmızı renkle gösterilmiştir. İki veriyi aynı grafikte gösterebilmek için de veri setinin trendi alınmıştır. Genel bütçenin 2003 yılında yaklaşık 100 milyardan (eski para ile 100 katrilyondan), 2012 senesinde 320 milyara çıktığını yani 10 senedeki artışın yaklaşık 3,5 kat olduğunu görebilirken örtülü ödenek harcamalarının 100 milyondan (eski para ile 100 trilyondan) 700 milyona çıktığını yani tam 7 kat arttığını, bir başka ifadeyle genel bütçe artış hızının 2 katı örtülü ödenek harcaması yapıldığını da grafik bize söylemektedir.

Peki bu nereye harcandığını bilmediğimiz para ile neler yapılabilirdi?

Normal arazide maliyeti 975.000 TL olan duble yoldan yaklaşık 712 km yol, maliyeti 4 milyon 171 bin 671 TL olan 24 derslikli 166 adet ilköğretim okulu, maliyeti 58.500 TL olan 100 metrekare, umumi tuvaletli ve abdesthanesi olan 11.867 adet cami yapılabilir ve maliyeti sözleşmelere ve ülkelere göre değişmekle beraber ortalama 58.500.000 TL olan yaklaşık 12 adet F-16 uçağı satın alınabilirdi.

2012 Yılı
Örtülü Ödenek Harcaması
694.229.493 TL
örtülü harcanmasaydı
neler yapılabilirdi?

Duble Yol

712 km

Okul

166 adet

Cami

11.867 adet

F-16 C/D

12 adet

 

Vatandaş olarak biz ne kadar destek veriyoruz bütçelere?

Vatandaşın temel görevi devletine karşı en önemli sorumluluklarından bir tanesi olan vergisini zamanında ödemektir. Bu, karşılıklı bir ilişkidir. Vatandaş vergisini öder, devlet de vatandaşına hizmet eder. Ödenen vergiler gayrı safi yurtiçi hasıla içinde vergi oranı olarak gösterildiğinde ise toplanan vergilerin ne kadarının yurtiçindeki hasılayı karşıladığını anlarız. Yani vatandaşın bütçedeki payı ortaya çıkar.

Grafikten de görebileceğiniz gibi 2000’li yıllara kadar vatandaşın yurtiçi hasıladaki vergi yükü yüzde 5 ile yüzde 10 arasında değişirken 2000 senesinden itibaren yüzde 10 üzerine çıkmış ve 2012’de yüzde 25’e ulaşmıştır. Özetle devlet, 2000’li yıllara kadar yurtiçi hasılasının ortalama yüzde 7,5’ini vatandaşından toplarken, 2000’li yıllardan itibaren yüzde 21,5’ini vatandaşından toplamaya başlamıştır. Bu da demek oluyor ki 90 yıllık Cumhuriyet tarihinde devlet son 10 yılda geçmişe göre, vatandaşından 3 kat daha fazla vergi toplamıştır. (Burada 1999 senesinde yaşadığımız büyük ve üzücü depremle beraber 1 yıllığına diye bütçeye eklenen ancak halâ kaldırılmamış olan yüzde 25’lik Özel Tüketim Vergisi’ni hatırlatmakta fayda vardır. Deprem için toplanan vergilerin de nerelere harcandığı muammadır. Etrafımıza bakarsak deprem konusunda ne kadar tedbir alındığını, dolayısıyla fazladan toplanan ve halâ toplanmaya devam eden bu verginin deprem ile ilgili tedbirlere harcanmadığını anlamak çok da zor olmayacaktır.)

Dünyanın en pahalı benzinini kullanan Türk vatandaşları, belki de demokratik haklarından önce ceplerinden çıkan para konusunda hassas davranmalıdırlar. Devletin hesap verebilir ve şeffaf olması durumları kanunda açıkça belirtilmiştir. Bu durumda hükümetler de kendi dönemlerine düşen zamanlarda devlet adına hesap verirler çünkü devlet olarak harcamaları hükümetler yapar. Ancak görüyoruz ki Başbakanımız, Sayıştay Başkanı Recai Akyel’in örtülü ödenekleri denetlemek üzere istediği randevuya 3 aydır geri dönüş yapmamaktadır.[3] Bu durum oldukça önemlidir çünkü bizden toplanan paraların nerelere harcandığının denetimsizliği, kaybedildiği iddia edilen demokratik haklardan daha çok sorun olma ihtimali taşımaktadır. Ayrıca son 10 yıldır eskiye göre 3 kat daha fazla vergi ödemesi yapan vatandaş devletin bu parayı hak edip etmediğini de sorgulayabilmelidir. Bunun için son 10 yılda yapılan kamu yatırımlarının kaynaklarına göre dağılımı bize fikir verecektir.

Kamu YatırımlarınınKaynaklara Göre Dağılımı, Bin TL ( 2001 – 2013)

2000 senesinden itibaren yapılan kamu yatırımlarına baktığımızda vergi gelirlerine yansıyan 3 katı artışın hizmet olarak geri dönüşünü sadece ulaştırma ve haberleşmede görebiliyoruz. Bu hizmetleri 2 kat artışla eğitim ki o da son 3 yıldaki artıştır ve yaklaşık 2 kat artışla da tarım takip etmektedir. Tarımda uygulanan destekleri de ne kadar yatırımdan saymak gerekir tartışmalı bir konudur. Neticede üreticiyi üretimden uzaklaştıran sübvansiyonlar yatırım olarak algılanmamalıdır. Türkiye üretmeyen ama ithal eden bir tarım ülkesi olmuştur. Ulaştırmadaki artış ise anlamlıdır. Neticede dünyadaki en pahalı benzini kullanan sürücülerin en azından güzel yollarda gitmeye hakkı vardır. Yollar güzelleşecek ki daha çok yakıt tüketeceğiz böylece devletin kasasına daha fazla gelir girecek.

Örtülü Ödenek Meclis’ten habersiz mi gerçekleşir?

Evet, örtülü ödenek meclisin bilgisi dışındadır. Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü tarafından harcanan bu ödeneğin harcama kalemleri için meclis bilgilendirilmez. Bu sebeple CHP İzmir Milletvekili Oğuz Oyan harcamaların meclis tarafından denetlenebilmesi için 5 Haziran 2013 tairihinde bir kanun teklifi vermiştir. Teklife göre, kanun
kapsamında kullanılan örtülü ödeneğin harcama sonrası denetimi, TBMM'de siyasi parti grupları ve bağımsız milletvekillerinin güçleri oranında temsil edileceği bir komisyon tarafından yapılacak ve bu komisyon, TBMM dışında da çalışmalarını yürütebilecektir. Komisyon tarafından yapılan denetim sonucu hazırlanacak rapor, ilgili mali yıla ilişkin Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın verilmesinden başlayarak en geç 75 gün içinde TBMM Başkanlığı'na sunulacak. Başkanlık da bu raporu, Sayıştay Genel Uygunluk Bildirimi ile birlikte TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'na havale edecek. Bu kanun teklifi kabul edilirse harcamalar şeffaflaşacak ve hükümetler kendilerini aklayabilecektir. Ancak teklif kabul edilmezse hükümetler, ben topladığım parayı nasıl istersem harcarım kimseye de hesap vermem tarzı bir üslup sergilemiş olacaklardır. Bu harcamaları meclisten gizli yapacak her hükümet de saklamak zorunda olduğu harcamaları olduğunu aslında ÖRTÜLÜ bir şekilde ifade etmiş olacaktır ancak halk harcamaları kalem kalem bilmediği için yine yapılan duble yollara, köprülere, havaalanlarına, eğitim kalitesi tartışılır üniversitelere ve yardım başlığı altında dağıtılanlara bakarak iktidarların başarısını ölçmeye devam edecektir. Ancak unutulmaması gereken en önemli husus, vergi bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sorumluluğudur. Dolayısıyla alınan her hizmet de vergiler doğrultusunda alınan hizmettir. Eğer bir vatandaş görevi olan vergiyi ödemiyor ancak devletten hizmet almaya devam ediyorsa unutmasın ki başkalarının hakkını yiyordur. Bu haksız bir kazançtır, denetçisi de tamamen kişilerin VİCDANIDIR. Elbette devletin tek gelir kaynağı vatandaşından topladığı vergiler değildir. Ancak özellikle son 10 yılda, devletin topladığı vergilerin ortalama yüzde 20’si vatandaşın cebinden çıkmaktadır. Bu durumda ihtiyaç sahibi vatandaşlara yapılan yardımların yüzde 20’sinde vergisini ödeme gücü olan ve sorumluluğunu yerine getiren vatandaşların haklarının olduğu unutulmamalıdır.

Not: Hesaplamalar T.C. Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Müdürlüğü’nün internet sitesindeki istatistiklerden faydalanılarak yapılmıştır.

http://www.bumko.gov.tr/TR,4461/butce-gider-gelir-gerceklesmeleri-1924-2012.html

Dr. Bahar Aşcı

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR