Türkiye’nin elektrik kurulu gücü 2018 yılı Haziran ayı sonunda 87.138,7 MW iken 2019 yılı Haziran ayı sonunda %3.76 artarak 90.420,9 MW’a yükselmiştir.

Konu hakkında ayrıntılı bilgilere geçmeden önce dünya enerji kaynakları hakkında kısa açıklamalarda bulunalım.

Bu makaleye başlarken internette bazı çalışmaları incelediğim sırada SONUÇ başlığı altında bir yazı okudum (1983). Bu yazı bir makalenin son kısmıydı.

Fosil kaynakların kullanımı sonucu ortaya çıkan küresel ısınmanın önlenmesi ve bu kaynakların sınırlı oluşu bakımından endüstriyel olarak nükleer fisyon enerjisi ön plana çıkmaktadır.

BP 2018 Haziran ayı raporunda 2017 yılı sonu verilerine göre dünyada üretilen petrol miktarı 4.387,1 milyar ton, üretilen doğalgaz miktarı 3.680,4 trilyon m3’tür. LNG miktarı da 393,4 milyar molarak gerçekleşmiştir.

Türkiye’nin elektrik enerjisi kurulu gücü 2017 yılına göre %3,93 artarak 85.200,0 MW’ tan 88.550,8 MW’a yükselmiştir. Kurulu gücün %52,3’ünü fosil, %31,9’unu hidrolik, %15,8’ini yenilenebilir kaynaklar oluşturmaktadır.

Dünya primer enerji tüketiminin %54’ünü, elektriğin %60’ını, petrolün %47’sini, doğalgazın %48’ini, kömürün %68’ini ve nükleer enerjinin %71’ini ABD, Çin, Rusya, İngiltere, Almanya, Fransa, Japonya gibi dünya siyasetinde, teknolojisinde ve askeri hayatında rol oynayan ülkeler tüketiyorlarsa bu ülkeler bu kaynaklara sahip olabilmek ya da onları kullanabilmek için ne yapmalıdırlar?

AKP döneminde hızla gelişen Türkiye-İsrail ilişkileri hem Mavi Marmara hem de İsviçre’nin Davos kentindeki Erdoğan’ın ‘One Minute’ çıkışıyla birlikte diplomatik düzeyde en düşük seviyeye inmiş ancak ekonomik düzeyde her hangi bir sarsılma yaşanmamıştır.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Ümit Özdağ   - 21-11-2019

Süleyman Soylu’ya Sorular

Türk milletinin Anadolu’daki milli kimlik, kültür ve egemenliğine yönelik en büyük dördüncü tehdit, modern bir kavimler göçü şeklinde 2011-2019 arasında ülkemize gelen kayıtlı-kayıtsız 5.3 milyon Suriyeli sığınmacıdan kaynaklanmaktadır.