Bu makaleye başlarken internette bazı çalışmaları incelediğim sırada SONUÇ başlığı altında bir yazı okudum (1983). Bu yazı bir makalenin son kısmıydı.

Fosil kaynakların kullanımı sonucu ortaya çıkan küresel ısınmanın önlenmesi ve bu kaynakların sınırlı oluşu bakımından endüstriyel olarak nükleer fisyon enerjisi ön plana çıkmaktadır.

BP 2018 Haziran ayı raporunda 2017 yılı sonu verilerine göre dünyada üretilen petrol miktarı 4.387,1 milyar ton, üretilen doğalgaz miktarı 3.680,4 trilyon m3’tür. LNG miktarı da 393,4 milyar molarak gerçekleşmiştir.

Türkiye’nin elektrik enerjisi kurulu gücü 2017 yılına göre %3,93 artarak 85.200,0 MW’ tan 88.550,8 MW’a yükselmiştir. Kurulu gücün %52,3’ünü fosil, %31,9’unu hidrolik, %15,8’ini yenilenebilir kaynaklar oluşturmaktadır.

Dünya primer enerji tüketiminin %54’ünü, elektriğin %60’ını, petrolün %47’sini, doğalgazın %48’ini, kömürün %68’ini ve nükleer enerjinin %71’ini ABD, Çin, Rusya, İngiltere, Almanya, Fransa, Japonya gibi dünya siyasetinde, teknolojisinde ve askeri hayatında rol oynayan ülkeler tüketiyorlarsa bu ülkeler bu kaynaklara sahip olabilmek ya da onları kullanabilmek için ne yapmalıdırlar?

AKP döneminde hızla gelişen Türkiye-İsrail ilişkileri hem Mavi Marmara hem de İsviçre’nin Davos kentindeki Erdoğan’ın ‘One Minute’ çıkışıyla birlikte diplomatik düzeyde en düşük seviyeye inmiş ancak ekonomik düzeyde her hangi bir sarsılma yaşanmamıştır.

2002 yılında AKP hükümetinin kurulmasının ardından Türkiye ve Rusya siyasi ve ekonomik ilişkilerinin gelişmeye başladığı bir gerçektir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Dr. Cengiz Tatar   - 19-05-2019

19 MAYIS 1919’DAN 19 MAYIS 2019’A MİLLİ MÜCADELE’DE 100’NCÜ YIL

Mustafa Kemal ATATÜRK, 13 Mayıs 1918’den 16 Mayıs 1919’a kadar 6 ay İstanbul’da kalmış ve Anadolu’daki milli direnişin ön hazırlığını yapmıştır.