03 Nisan 2025

SADECE NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ Mİ?

9 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

Tabii ki hayır…

2023 yılı Dünya GSYH’si 106.171 milyar dolar olup, ABD’nin GSYH’si 27.720 milyar dolar (1), Çin’in 17.794 milyar dolar (2), Rusya’nın 2.021 milyar dolar (11), Ukrayna’nın 178.757 milyon dolar (57), Myanmar’ın 66.757 milyon dolardır (86). Bu rakamlar emperyalist ülkelerin savaşının durmadan devam edeceğinin açıkça göstermektedir. Çünkü onlar kendilerini sürekli büyütmek için ellerinden gelen her şeyi yapmak mecburiyetinde hissetmektedirler. Trump’ın ifadeleri her şeyi gözler önüne sermektedir.

Bu genel bilgiden sonra Trump, Putin, Jinping ve AB’nin sömürgeci ülkelerinin madenler üzerindeki söz sahibi olma arzularına göz atalım.

ABD’nin, AB’ndeki ekonomik yönden güçlü ülkelerin dünyaya nasıl yön verdiklerinin en önemli göstergelerinden biri olan madencilik konusu Trump’ın son çıkışıyla sömürünün aleni olarak savunulması değil de nedir? Emperyalist devletler ABD gibi maden ve mineral kaynaklarına dünyanın gözü önünde el koyar (Anlaşma bozulmamıştır. Yakında imzalanır ve kaynaklar altın tepsi içinde ABD’ye bırakılır. Şekil-1 Ukrayna maden kaynakları). 2014 yılında Rusya’nın Kırım’ı ilhakı (Dünyadan özgürlükler adına ses var mı?) ile başlayan gerginlik 2022’de ciddi bir savaşa dönüşmüş ve We Build Ukraine ve Ulusal Stratejik Araştırmalar Enstitüsüne göre bugüne kadar da Rusya Ukrayna topraklarının %20’sini işgal etmiş, kaynaklarının da %40’ına sahip olmuştur. Yüz bine ölü ve kayıp ve 7 milyon Ukraynalı’nın topraklarını terk etmesi akla ister istemez ABD-Rusya iş birliğinin sonucu mudur? Sorusunu getiriyor. Kaynakların ve toprakların paylaşılması… 

USGS önümüzdeki yıllarda kullanılacak olan metallerle ilgili olarak Enerji ve İçişleri Bakanlıklarının yaptıkları bir çalışmanın sonucunu açıklayarak, ABD ekonomisi ve ulusal güvenliği açısından kritik öneme sahip 50 minerali içeren bir listeyi yayınlamıştır (USGS releases 2022 list of critical minerals). Bu çalışma ABD’nin önümüzdeki yıllarda teknoloji, ekonomi, siyasi ve askeri konularda kararlar vermesi hususunda önemli bir bilgidir. ABD’nin bilimsel bir belgeden hareketle dünyaya nasıl yön vereceğini ve ne yönde karalar alınacağını gösteren ciddi bir çalışma ABD devletinin önüne konmuştur.  Kritik mineraller 2020 Enerji Yasasına göre açıklanan 50 mineral şu kriterlere uyuyorsa "kritik" olarak kabul edilmektedir. 1. Minerallerin ABD’nin ekonomik veya ulusal güvenliği için vazgeçilemez olması, 2. Minerallerin, bir ürünün üretiminde temel bir işlevi yerine getirmesi gerekiyor olması ve ABD'nin ekonomik veya ulusal güvenliği açısından önemli sonuçlar doğurması, 3.Politik riskler, ani talep artışları ve askeri çatışmalar dikkate alınarak minerallerin elde edilmesi hususunda ciddi bir tedarik zincirine sahip olunması gerekmektedir. 

Diğer taraftan Avrupa Parlamentosu ve Komisyonu (AB) 11 Nisan 2024 tarihli, kritik hammaddelerin (34 adet-22’si Ukrayna’dadır) güvenli ve sürdürülebilir bir şekilde tedarik edilmesini sağlamak için bir çerçeve oluşturan bir tüzüğü yürürlüğe koymuştur. Bu tüzüğün mesela (12) ile gösterilen kısmındaki şu ifadeler çok dikkat çekicidir.’’Bazı maddeler için Birlik, tedariki için neredeyse tamamen tek bir ülkeye bağımlıdır. Bu tür bağımlılıklar, rekabeti bozabilecek ve iç pazarı parçalayabilecek yüksek tedarik kesintisi riski yaratır. Bu tür potansiyel riski sınırlamak ve Birliğin ekonomik dayanıklılığını artırmak için, 2030 yılına kadar Birliğin, işlenmemiş ve işlemenin herhangi bir aşamasındaki herhangi bir stratejik ham maddenin tedarikinin %65’inden fazlası için tek bir üçüncü ülkeye bağımlı olmamasını sağlamak için çaba sarf edilmelidir, ancak Birliğin stratejik ortaklık, serbest ticaret anlaşması veya ham maddeleri kapsayan diğer işbirliği kurduğu ülkelere özel önem verilmelidir, çünkü bunlar tedarik riskleri konusunda daha fazla güvence sağlar ’’Ek-1’de stratejik hammaddeler yer almaktadır. Bunlar, boksit/alümina/alüminyum, bizmut, bor, kobalt, bakır, galyum, germanyum, lityum, magnezyum, mangan, grafit, nikel, platin grubu metaller, NTE (Nd, Pr, Tb, Dy, Gd, Sm, Ce), silisyum, titanyum ve tungsten’dir. Ek-2’de ise kritik mineraller olarak kabul edilen NTE, stratejik hammaddelerdeki metaller ile berilyum, antimuan, arsenik, barit, bizmut, nikel, fluorit, civa, fosfat, feldispat, kok kömürü, hafniyum, stronsiyum, titanyum ve helyum’dur.’’ Görüldüğü gibi AB’nin de boş durmadığı görülmektedir.

Yüksek teknoloji minerallerinin de içinde bulunduğu bu kritik hammadde listesi, AB ülkelerinin ekonomileri için ciddi önem arz etmekte ve temininde zorluklarla karşı karşıya kalabileceklerini göstermektedir. Peki nedir bu mineraller? Alüminyum, antimuan, arsenik, barit, berilyum, bizmut, çinko, krom, kobalt, fluor, galyum, germanyum, grafit, hafniyum, indiyum, iridyum, kalay, lityum, magnezyum, manganez, nikel, platin grubu mineraller, rodyum, rubidyum, rutenyum, selenyum, tellüryum, titanyum, tungsten, vanadyum, zirkonyum ve NTE. Bugünlerde kamuoyunun dikkatinin çekildiği NTE’nin oluştuğu jeolojik ortamlar, karbonatitler, alkali magmatik sistemler, iyon adsorpsiyon kil yatakları ve monazit-ksenotim taşıyan plaser yataklarıdır. Karbonatitler ve plaser yatakları, hafif nadir toprak elementlerinin, iyon adsorpsiyon killeri, ağır nadir toprak elementlerinin üretimlerinin yapıldığı yataklardır. 

NTE 17 adet olup yüksek sıcaklığa, aşınmaya, korozyona karşı dirençli olan yüksek teknolojik ürünlerin üretiminde kullanılmaktadır. Nükleer enerjide, füze sistemlerinde, elektrikli-elektronik cihazlarda, cep telefonu, bilgisayar, şarj edilebilir pillerde, katalizörler, mıknatıslar, floresan lambalar, modern tıp cihazlarında, rüzgâr türbinleri, güneş panelleri, katalitik dönüştürücüler, uçak, elektrikli araç motorları yapımında, cam ve seramik sanayi, petrol rafinerisi ve ileri teknolojik ürünlerin uygulandığı pek çok alanda kullanılmaktadırlar. Ayrıca hibrit ve elektrikli araçların ve rüzgâr türbinlerin yaygınlaşmasıyla beraber nadir toprak elementlerine olan talep giderek artmaktadır. Dünya NTE üretimi toplam 350 bin ton civarındadır. Bu üretimin 44 bin tonunu Çin, 43.000 tonunu ABD, 38-50 bin tonunu Myanmar, 18.000 tonunu Avustralya ve 7.100 tonunu Tayland üretmektedir. Myanmar’ın ürettiği NTE’nin tamamını Çin satın almaktadır. Dünya rezervi 110-120 milyon ton (44 milyon t Çin, 22 milyon t Vietnam, 21 milyon t Brezilya, 10 milyon t Rusya, Myanmar’ın rezervi bilinmemektedir ve diğerleri…). Bugün için Ukrayna’da işletilen NTE yatağı bulunmamaktadır.

Ukrayna’nın doğal kaynakları arasında 6,5 milyar ton demir cevheri, 47,1 milyar ton kömür, berilyum, grafit, nikel, manganez, 107.200 ton uranyum 1,1 triyon m3 doğalgaz bulunmaktadır. Maden rezervlerinin toplamı 5 trilyon dolardır. Ukrayna’nın yıllara göre maden üretimi doğalgaz dahil 2021’de 108 milyon ton, 2023’te 48 milyon tondur. 

metin, harita, atlas, ekran görüntüsü içeren bir resim

Yapay zeka tarafından oluşturulan içerik yanlış olabilir.

    Şekil-1 Ukrayna maden kaynakları

 

ABD’leri Ukrayna’dan hangi maden ve mineralleri niçin istemektedir? Trump’ın madencilik sektörüne de el atmasından dolayı mı? Jeopolitik durumunu güçlendirmek için mi? Yoksa amaç Elon Musk’ın projelerine kaynak sağlanmasını gerçekleştirmek midir? 

ABD’nin istediği kaynakların Ukrayna’da ziyadesiyle bulunduğu bilinen bir gerçektir. Titanyum, lityum (500.000 ton dünya rezervinin %7’si), grafit (56 milyon ton dünya rezervinin %20’si), berilyum, manganez (140 milyon t dünya rezervinin %7’si), galyum, uranyum, zirkonyum, apatit, florit, nikel… İki yıldır süren bu savaşta ABD’nin Ukrayna’ya 350 milyar dolar yardım yaptığı ileri sürülmektedir. ABD bunun karşılığını mı istemektedir? 

BBC’nin haberine göre bu savaşın en kötü sonuçlarında biri de Rusya’nın Kırım, Luhansk, Donetsk ve Donbak bölgelerini işgal etmesidir. Bunun sonucunda da dünya jeopolitiğinin ister istemez değiştiği görülmektedir. Rus emperyalizminin Ukrayna topraklarının %20’sine ve madenlerinin %40’ına el koyması Putin’in madenlere olan ilgisinden mi kaynaklanmaktadır? ABD ve Rusya, Amerika Kıtası benim, Kuzey Avrupa (Nordik Ülkeleri ve Baltık Ülkeleri) ülkeleri de senin olsun diye anlaşma mı sağladılar? Rusya’nın bağımsızlığını kazanmış ülkelerle yeni anlaşmalar yapabilir mi? Daha akıllı bir sömürü düzeni kurmak için…

 Gelelim Çin emperyalizmin Myanmar’da neler yaptığına…

Çin’in ortaya attığı’’Modern İpek Yolu-Bir Yol Bir Kuşak’’ projesi yaklaşık 65 ülkeyi ve 4,4 milyar insanı etkileyecek bir projedir. Çin’den başlayacak olan proje eski İpek Yolu’nu ve dünya ekonomisini canlandırmak amacının yanı sıra ticaretin, kültürlerin, dünya jeopolitiğinin, dinlerin bugünkü durumlarını da etkilemektir. Zira bu yol Anadolu, Akdeniz Havzası, Orta Asya, Rusya, Afrika ve Avrupa’yı etkisi altına alacak dev bir projedir. İşte bu projenin GD Asya ayağında bulunan Myanmar Çin’in bir uydusu haline gelmiş kaynakları zengin fakir bir ülke konumundadır. 

Myanmar, Çin’in GB’sında Bengal Körfezi’ne kıyısı olan 678.550 km2 yüzölçümüne ve 56,2 milyon nüfusa sahip, GSYH’si 66.757 milyon dolar olan ve kişi başına düşen milli gelirin 1.230 dolar civarında seyrettiği, etnik grupların ve çatışmaların fazla olduğu, yoksulluk oranının %30’lar civarında bulunduğu askeri bir hükümet tarafından yönetilen bir GD Asya ülkesidir.

Bu ülke de NTE’nin zenginliği sebebiyle komşusu Çin’in kontrolü altındadır. Özellikle isyanların, kargaşanın eksik olmadığı Kaçin Eyaleti’nde bulunan NTE emperyal güçlerin iştahını kabartmakta ne var ki, Çin bu madene el konulmasına müsaade etmemektedir. Ülke hakkında net bilgiler bulunmamasına rağmen basından elde edilen bilgilere göre ülkede yeşim taşı üretimi de oldukça fazla miktardadır. 2023 yılında Çin Myanmar’dan 50 bin ton NTE ithalatı yapmıştır. Yaklaşık 300 maden sahasında, maden işletmeciliğinin hiçbir yasal unsuru göz önüne alınmadan yapılan bu madencilik sonrası çevre kirliliği adeta önlenemez bir hale gelmiş, çalışan işçilerin hayatlarını kaybettikleri ve adeta bir köle düzeninin hâkim olduğu bir ortamın meydana geldiği ifade edilmektedir. Kısacası çevresel kriz toplumsal bir mesele haline gelmiştir.  Ülkenin diğer kaynakları ise dünya kalay üretiminin %11’i, antimuanının %2’si, manganezin %1,3’ünü ürettiği, ayrıca kömür, bakır, grafit, kurşun, nikel, tungsten, çinko, altın madenleri ve doğalgaz rezervleri bulunmaktadır. Çin, Myanmar’ın Asya-Pasifik Bölgesi’ndeki en önemli ve vazgeçilemez ortağıdır. Yaptığı yatırımlar arasında, derin deniz liman projesi, doğalgaz ve petrol boru hatları, petrol terminalini sayabiliriz. Bu kadar yatırım Myanmar’ın Çin’e tam bağımlı hale getirdiğini açıkça göstermektedir. Diğer taraftan Çin ülkenin siyasi yapısına da karışmakta ve ülke bir türlü siyasi istikrara kavuşamamaktadır.

Bu arada Rusya’nın Myanmar’a 10 MW gücünde bir nükleer santral yapma hazırlığında olduğu da bilinmektedir. Bunun da bir sebebi olsa gerek değil mi? 

Önümüzdeki yıllarda ABD, Rusya ve Çin’in dünyayı paylaştığını görürsek hiç şaşırmayalım. Amerika Kıtası, Avustralya ve Avrupa ABD’ye, Asya Kıtası’nın bir bölümü Rusya’ya bir bölümü Çin’e, Afrika’yı da kendi aralarında bölüşebilirler. Yeniden Güçlü ABD, Yeniden Eski Rusya ve Büyük Çin İmparatorluğu için her yolu mübah gören siyasilerin hâkim olduğu bir dünyada yaşamakta olduğumuzu unutmayalım.

Ülkemizde NTE MTA’nın çalışmaları neticesinde Eskişehir Beylikahır-Kızılcaören’de bastanzit-florit-barit yatağı tespit edilmiştir. Bulunan bu kompleks cevher yatağında 4 milyon ton rezerve sahip olup ortalama %3 NTE rezervi bulunmaktadır. Ayrıca Malatya-Kuluncak’ta da dikkate değer bir NTE potansiyeli varlığı tespit edilmiştir. Bölgede 100 ton %24 tenörlü britolit cevherleşmesi olduğu tahmin edilmektedir. Isparta-Çanaklı, Konya-Mortaş, Malatya-Sofular ’da NTE cevherleşmeleri bulunduğu bilinmektedir. 

Türkiye bor, NTE, feldispat, altın, boksit, krom, trona, toryum madenleri bakımından önemli rezervlere sahiptir. Çok dikkatli olunmasın gerekmektedir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *