Balistik Füzeler ve Türkiye

Yazan  24 Mart 2010
Türkiye, NBC silah üretiminde gönülsüz olan bir ülkedir. Aynı şekilde balistik füze alımına yönelik yoğun bir istekliliğinin olmaması da buna paralel olarak düşünülebilir.

Çünkü bu iki teknoloji, çağımızda birbirini tamamlar niteliğe sahip bir hale gelmiştir. Şu ana kadar Türkiye'nin aldığı ya da geliştirdiği füzeler genellikle taktik seviyeye yönelik olmuştur. ABD'den alınan ATACMS, Çin'den alınarak geliştirilen Kasırga (WS1), Jaguar (WS1B) ve Yıldırım (B-611) füzeleri ile Toros 230 ve Toros 260, Türkiye'nin bu konuda son 15 yıldaki icraatıdır. Bunlardan Yıldırım füzeleri SRBM (Kısa Menzilli Balistik Füze) sınıfına girmekte olup, Yıldırım II projesinde bu füzenin menzili 250 km'ye çıkarılmıştır.

Ancak Ortadoğu'daki birçok ülkenin elinde balistik füzelerin bulunulması, Türkiye'yi bu tehdide karşı önlem almaya itmektedir. İran, Kuzey Kore ve Çin'den roket teknolojileri transfer etmekte, Rusya ile nükleer enerji konusunda işbirliği yapmaktadır. Suriye, oldukça öldürücü VX gazı da dâhil olmak üzere kimyasal ve biyolojik silah stokuna sahip olup, envanterinde 700 km menzile varan SCUD C'ler ile birlikte birçok balistik füze bulunmaktadır. İsrail'in 70 ile 200 arasında nükleer başlığa sahip olduğu sanılmaktadır ve balistik füze teknolojileri de oldukça gelişmiştir. Irak ise, Saddam Hüseyin'in liderliğinde çok sayıda orta ve kısa menzilli karadan karaya füzeye sahip olup, İran ile savaşırken bunları kullanmıştı. Bu savaş sırasında kimyasal silah da kullandığı belirlenmiştir. Aynı şekilde Körfez Savaşı sırasında da Suudi Arabistan ve İsrail'e bu füzelerden fırlatmıştır. Sırbistan'ın elinde de SCUD füzelerinden olup bunları geliştirmektedir. Ermenistan da aynı füzelere sahiptir. Gürcistan, Bulgaristan, Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi, Lübnan ve Romanya ise coğrafi yakınlığı nedeniyle Türkiye'ye karşı gelecekteki yönelik potansiyel balistik füze üsleridir.

Bu derece bir balistik füze yoğunluğunun arasında, Türkiye'nin füze teknolojilerine karşı savunma ihtiyacı olduğu ortadadır. Bunun için yaygın olarak kabul edilen çözüm Antibalistik füze (ABM) sistemleri olmaktadır. Bununla birlikte, özellikle Patriot ve S-300'ün öne çıktığı bu sistemler hala kesin çözüm olmaktan oldukça uzaktır. Bunun tek ciddi denemesinin yaşandığı Körfez Savaşı'nda ABM teknolojilerinin yetersizliği açıkça izlenmişti. Aradan geçen 20 yıllık zaman diliminde ise o zaman kullanılan füzesavar sistemlerinin daha da geliştirilmesine rağmen henüz bir kuşak değişikliği olmamıştır. Orta menzilli ya da saha savunmasına yönelik ABM sistemlerinin ise daha fazla geliştirmeye ihtiyacı olduğu görülmektedir.

Peki, bu durumda Türkiye ne yapabilir? Öncelikle Türkiye'nin zaten çok pahalı olan ABM sistemlerine güvenmemesi gerekmektedir. Kaldı ki, makro veriler ne olursa olsun, Türkiye'deki ekonomik sıkıntılar son derece kronikleştiği için savunma ihtiyaçlarında alıma giderken pahalı ve garantisi olmayan sistemlerden uzak durmalıdır. Bunun yerine sürekli ihmal ettiği istihbarat sektörüne ciddi anlamda yatırım yaparak, gerektiği zaman bu tehlikeyi azaltmaya yönelik başarılı faaliyetlerde bulunabilir. Özellikle yoğun olarak çevre ülkelerin kullandıkları SCUD gibi seyyar rampadan fırlatılan balistik füzelerin atılmadan önce belli bir mekana hareket ettirilmesi ve yaklaşık yarım saatlik bir son hazırlık dönemi geçirmesi, bu silahların istihbarata karşı en hassas dönemi oluşturmaktadır. Körfez Savaşı sırasında ABD'nin Özel Kuvvet timlerinin istihbarat ile birlikte çalışarak çok sayıda SCUD füzesini ateşlenmeden yok ettiği bilinmektedir. Bunun da, kesin sonuç olmamakla birlikte ABM sistemlerine göre maliyetinin daha ucuz olduğu ve bunun yanında ilişkin diğer birçok konuda ekstra istihbaratın da sağlanabileceğini düşündüğümüzde daha verimli olduğunu söyleyebiliriz.

Türkiye'nin NBC başlıkları takılmış balistik füzelere karşı caydırıcı olması için iki seçenek öne çıkmaktadır. Birincisi, Türkiye NATO şemsiyesindeki ABM korumasını devam ettirmesidir. Bununsa iki önemli dezavantajı vardır. Öncelikle ABM savunma kalkanına güvenmesi, Türkiye'yi hedef olmaktan çıkarmayacağı gibi, balistik füze kullanımını pratiğe göre düşünen bir ülkenin tehdidine karşı zayıf kalır. Başka bir deyişle böyle bir ülkenin tehdidine karşı caydırıcı olamaz. Diğer bir dezavantajı ise, NATO şemsiyesinde olmak ABD ve NATO'ya bağımlılığı daha da artırır ki, Soğuk Savaş sonrası için bu bağımlılığın Türkiye'ye verdikleri zararlar ortadadır.

İkinci seçenek, Türkiye'nin kendi nükleer silahını üretmesidir. Böyle bir gelişme, hem iç, hem de dış siyaset açısından oldukça sancılı bir sürece sahip olacaktır. NATO ülkeleri de başta olmak üzere, birçok ülke ile ilişkilerin bozulması, Türkiye'nin iç dinamiklerinin dış güçlerce olumsuz bir şekilde harekete geçirilmesi ve bunun sonunda ortaya çıkacak ekonomik geri gidiş Türkiye'yi temelden sarsabilir. Özellikle Türkiye'nin NBC antlaşmalarına imza koyması uluslararası hukuk açısından da ciddi sorunlara neden olabilir. Dolayısıyla böyle bir seçeneğin düşünülebilmesi için Türkiye'nin teknik programa geçmeden önce ekonomisini ve siyasi altyapısını önceden hazırlamış olması gerekmektedir. Bu süreç olumlu bir şekilde sürdürülüp sona erdirildiği takdirde elde edilecek kazanç ise iki yönlü olacaktır. İlkin, Türkiye caydırıcı gücünü azami seviyeye çıkartacağından, barışı sağlama konusunda komşu ülkelere karşı önemli bir koz elde etmiş olacak ve böylece diplomaside eli güçlenecektir. İkincisi ise Türkiye'nin NATO'ya ihtiyacı azalacağından (ama bitmeyecek) ABD ve Batılı birçok ülkeye karşı dış politika seçenekleri artacaktır. Böyle bir gelişmeyi Batılı ülkelerin kabul etmeyeceğini düşünerek, Türkiye'nin bu süreç içerisinde bu ülkelerin teknik ve siyasi açıdan baltalamalarına karşı koyması da gerekecektir. Bununla birlikte İran'ın nükleer silah programında başarılı olmasına karşı zor durumda kalacağı düşünülen Türkiye'nin bir mecburiyet durumu ile bu ikinci seçeneği tercih etmesi söz konusudur. Görüldüğü üzere, bütün bu gelişmeler yakın bir gelecekte Türkiye'yi balistik füze ve NBC başlıkları üretmesi konusunda bir karar vermeye zorlayabilir. Bu karar ne olursa olsun, sonucunun oldukça sıkıntılı sonuçlar doğuracağı ortadadır.

Burak ÇINAR

1973 yılında Ankara'da doğmuştur. Lise eğitimini Ankara Lisesinde tamamlamıştır. 1998 yılında Bilkent üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olmuştur.  2000 yılında Atılım üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde Yüksek lisans eğitimine başlayan çınar, buradaki eğitimini tamamladıktan sonra 2003 yılında Hacettepe üniversitesi Tarih  bölümünde başladığı doktora çalışmalarını 2007 yılında tamamlamıştır.

 

YAYINLARI (TüRKçE):

 

n    Yayınlanmamış Doktora Tezi: İkinci Dünya Savaşı'nda Doğu Cephesi ve Türkiye, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Hacettepe üniversitesi (2007).

n    Yayınlanmamış Master Tezi: Körfez Savaşı Sonrası Türkiye, Suriye ve Yunanistan'ın Savunma Politikalarının Türk Dış Politikasına Etkileri, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Atılım üniversitesi (2002).

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Incorrect Technological Decisions”, Akademik Araştırmalar Dergisi (No: 9-10, Mayıs-Aralık 2001), s.145-177, http://www.academical.org/dergi/MAKALE/9_10sayi/s9cinar1.htm

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Yeni NATO üyesi Doğu Avrupa ülkelerinin Dünya Silah Piyasasındaki Yerleri”, Jeopolitik (Yıl: 1, Sayı: 2,  Bahar 2002), s.128-137.

n    Ulusal Yayın-Akademik: “İkinci Dünya Savaşı'ndaki Silah Teknolojileri'nin Soğuk Savaş'a Etkileri”, Jeopolitik (Yıl: 2, Sayı: 5,  Kış 2003), s.118-127.

, s.147-154.

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Savaş ve çatışmalardaki Amerikan Askeri Kayıpları”, Jeopolitik (Yıl: 3, Sayı: 9,  Kış 2004) s.146-157.

n    Ulusal Yayın: “Irak Savaşı'nda Teknoloji-Ordu-Harekat Bağlantısı”, Stradigma (Sayı: 7, Ağustos 2003) http://www.stradigma.com/turkce/agustos2003/makale_05.html

n    Ulusal Yayın: “Savaş Tarihinde Saldırı-Savunma İlişkisi”, Stradigma (Sayı: 9, Ekim 2003)  http://www.stradigma.com/turkce/ekim2003/makale_07.html

n    Ulusal Yayın: “İnsan, Silah ve Kültür”Panorama (Sayı: 4, Mayıs 2004) http://www.panoramadergisi.com/mayis2004/pf_version.php?id=4

n    Ulusal Yayın-Makale: “Irak'ta Güvenlik Uzak Bir Düş”, Cumhuriyet-Strateji, No: 22, (22 Kasım 2004).

n    Ulusal Yayın-Makale: “ABD İle Başbaşa Gidiyor”, Cumhuriyet-Strateji, No: 27, (3 Ocak 2005).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Irak Savaşı'nda Silahların Etkinliği”, Cumhuriyet-Strateji, No: 29, (17 Ocak 2005).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Tarihten Tarihe öğütler”, Cumhuriyet-Strateji, No: 41, (11 Nisan 2005).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Türkiye'deki Tarihi Savaşalanları”, Cumhuriyet-Strateji, No: 50, (13 Haziran 2005).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Gelişmekte Olan Bir ülkenin Savunma Sanayisi Nasıl çökertilir?”, Cumhuriyet-Strateji, No: 58, (8 Ağustos 2005)

n    Ulusal Yayın-Makale: “Irak Savaşı'nda Amerikan Kayıplarının Boyutu”, Cumhuriyet-Strateji, No: 71, (7 Kasım 2005)

n    Ulusal Yayın-Makale: “Kamboçya ve Laos Müdahaleleri Işığında Suriye'ye Askeri Müdahale”, Strateji No: 75, (5 Aralık 2005).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Değişen Savaş Tarzları”, Cumhuriyet-Strateji, No: 80, (9 Ocak 2006).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Irak'tan çekilme Tartışmaları Hızlandı”, Cumhuriyet-Strateji, No: 89, (13 Mart 2006).

n    Ulusal Yayın-Makale: “İran'a Olası Saldırı Yöntemleri”, Cumhuriyet-Strateji, No: 156, (25 Haziran 2007).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Saldırı Helikopterlerinin Etkisizliği”, Cumhuriyet-Strateji, No: 165, (27 Ağustos 2007).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Türkiye Bölgesel Düşünmeli”, Cumhuriyet-Strateji, No: 181, (17 Aralık 2007).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Başarı Diplomasiyle Tamamlanmalı”, Cumhuriyet-Strateji, No: 184, (7 Ocak 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Ortadoğu'da Kaybolan Batı”, Cumhuriyet-Strateji, No: 186, (21 Ocak 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Irak'tan çekilmek Zor”, Cumhuriyet-Strateji, No: 189, (11 Şubat 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Rusya İzin Vermez”, Cumhuriyet-Strateji, No: 190, (18 Şubat 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Hükümetin Stratejik Başarısızlığı”, Cumhuriyet-Strateji, No: 196, (31 Mart 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Sömürü Mantığı Değişmedi”, Cumhuriyet-Strateji, No: 198, (14 Nisan 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Türkiye ‘Kabullere' Zorlanıyor”, Cumhuriyet-Strateji, No: 201, (5 Mayıs 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Savaşların Yan Etkileri”, Cumhuriyet-Strateji, No: 216, (18 Ağustos 2008)

n    Ulusal Yayın-Makale: “ABD Kayboluyor, Rusya Yükseliyor”, Cumhuriyet-Strateji, No: 217, (25 Ağustos 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Yeni Soğuk Savaşın Şekillenme Süreci”, Cumhuriyet-Strateji, No: 221, (22 Eylül 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Büyük Kedilerin Oyun Yumağı”, Cumhuriyet-Strateji, No: 223, (5 Ekim 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Vietnam Savaşı'nın Hava Muharebeleri Ve Kayıplar I”, MSI, 2008-36, (Ekim 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Savaş Ve ölüm”, Cumhuriyet-Strateji, No: 225, (20 Ekim 2008)

n    Ulusal Yayın-Makale: “Vietnam Savaşı'nın Hava Muharebeleri Ve Kayıplar II”, MSI, 2008-37, (Kasım 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Gürcistan Savaş Notları”, Cumhuriyet-Strateji, No: 230, (24 Kasım 2008).

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Modern Savaş'ın Babası: Gustav Adolf”, Hacettepe üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi (Cilt:25 Sayı:2, Aralık 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Vietnam Savaşı'nda Zırhlı Birlikler I”, MSI, 2008-38, (Aralık 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Vietnam Savaşı'nda Zırhlı Birlikler II”, MSI, 2008-39, (Ocak 2009).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Emperyalizmin Sınır ülkesi”, Cumhuriyet-Strateji, No: 238, (19 Ocak 2009).

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Tarihte üçüncü Güç Ve Orta Asya Enerji Savaşları”, Güvenlik Stratejileri Dergisi, Yıl:4 Sayı:8, Aralık 2008, s.21-43, http://www.harpak.edu.tr/saren/files/GSD/guv_str_sayi_8_aralik2008.pdf

n    Ulusal Yayın-Makale: “İsrail'in Savaş Riski”, Cumhuriyet-Strateji, No: 241, (9 Şubat 2009).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Vietnam Savaşı'nda Helikopterler”, MSI, 2008-41, (Mart 2009).

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Moğolların İkinci Japonya Seferi: Kyushu 1281”, Hacettepe üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Sayı:10, Bahar 2009, s.37-55.

n    Ulusal Yayın-Akademik: (Yrd. Doç.Dr. Haldun Yalçınkaya ile birlikte) “Blitzkrieg'in İkinci Dünya Savaşı öncesi Uygulaması: Büyük Taarrruz”, Hacettepe üniversitesi, Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi (basım aşamasında).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Afganistan'da Yeni Dönem”, ASAM Güncel Analiz, www.asam.org.tr

n    Ulusal Yayın-Makale: “McNamara'nın Ardından” ASAM Dış Politika Analizi, www.asam.org.tr

n    Ulusal Yayın-Makale: “Obama'nın Mesajı”, Stratejik Analiz (Temmuz 2009).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Vietnam Savaşı'nda Deniz Desteği”, MSI (Temmuz 2009).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Vietnam Savaşı'nda Nehir Desteği”, MSI (Ağustos 2009).

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Roma Ordusu'nun Savaşlardaki üstünlüğü” (basım aşamasında), Doğu Batı.

n    Ulusal Yayın: Amerikan Ordusu'nun Afganistan'daki Etkisizliği, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, öngörü, Eylül 2009, http://www.21yyte.org/tr/yazi.aspx?ID=3000&kat1=1

n    Ulusal Yayın: “ABD'nin Afganistan'daki Hançer Harekâtı”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü/öngörü, Eylül 2009, http://www.21yyte.org/tr/yazi.aspx?ID=3028&kat1=1

n    Ulusal Yayın: “ABD'nin Bölgeden Bölgeye Sıçrama Stratejisi”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü/öngörü, Eylül 2009, http://www.21yyte.org/tr/yazi.aspx?ID=3017&kat=1

n    Ulusal Yayın: “ABD'nin Irak'tan çekilmesi”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü/öngörü, Ekim 2009, http://www.21yyte.org/tr/yazararsiv.aspx?yazar=133

n    Ulusal Yayın: “Obama Ve Nobel”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü/öngörü, Ekim 2009, http://www.21yyte.org/tr/yazi.aspx?ID=3059&kat1=1

n    Ulusal Yayın: “Yeni Gelişmeler Işığında Amerikan-Rus Satrancı”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü/öngörü, Ekim 2009 (yayın aşamasında).

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Bir Savaş Nasıl Yaratılır?”, 21. Yüzyıl, Aralık 2009 (basım aşamasında).

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Afganistan Bir Tet Saldırısı'nın Eşiğinde mi? ”, 21. Yüzyıl, Kasım 2009 (basım aşamasında).

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Ümit Özdağ   - 21-11-2019

Süleyman Soylu’ya Sorular

Türk milletinin Anadolu’daki milli kimlik, kültür ve egemenliğine yönelik en büyük dördüncü tehdit, modern bir kavimler göçü şeklinde 2011-2019 arasında ülkemize gelen kayıtlı-kayıtsız 5.3 milyon Suriyeli sığınmacıdan kaynaklanmaktadır.