Türkiye Afet Müdahale Planı ve Asker

Yazan  27 Şubat 2023

Millet Askerini Yanında İstedi

Kahramanmaraş merkezli yaşanan depremde askerin sahaya geç indiği iddiası ile AFAD’ın da deprem sahasında uzunca bir süre görünmediği ve geç kaldığı konusu bugünlerde en çok tartışılanların başında gelmektedir. Bu durum, depremin yarattığı acı ve travmanın da etkisiyle deyim yerindeyse “devlet nerede” sorusunun sorulmasına zemin hazırlamış ve konu gittikçe artan bir tartışmaya doğru evrilmiştir.

Öte yandan Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) yasal mevzuat çerçevesinde afetlerde yardımcı unsur olarak görev alıyor olsa da, milletimiz özellikle büyük ve yaygın afetlerde her zaman askerini/mehmetciğini derhal yanında görmek istemektedir. Bununla birlikte, askerini yanında gören halkın morali yükselir, “işte devlet yanımızda” der. 

Vatandaşın Tepkisi

Depremzede halk ve kamuoyu tarafından; afetin yaşandığı illerin dışından bölgeye gelmesi gerektiğini düşündükleri askerlerin neden geciktiği sorgulanmış, deprem bölgesi dışından gelen birliklerin depremi müteakip 48 saat sonrasında devreye girebildiği iddia edilmiştir.

Öte yandan deprem bölgesinde konuşlu askeri birliklere yönelik olarak; bunların da depremzede olduklarını, toparlanmalarının ve yardıma koşmalarının doğal olarak zaman alacağını veya bazen mümkün olamayacağını bilen halkımızın bir tepkisi olmamıştır.

Vatandaşın asıl tepkisinin; afetin meydana geldiği alanda bilim adamları tarafından defalarca bölgesel bir depremin beklendiği vurgulanmasına rağmen deprem bölgesi dışından gerek askeri birliklerin gerekse ilgili kurum-kuruluşların ilk günlerde yeterli kapasiteyle sahada hazır edilemediği yönündedir.

Tepkiler artmasıyla birlikte depremin ilerleyen günlerinde/saatlerinde afet bölgesi dışından askerler sevk edilmişse de, yapılan resmi açıklamalarla askerin zamanında sahada olduğu detaylı bir şekilde anlatılmışsa da kamuoyunun bu durumu ne kadar kabullendiği tartışma konusudur.        

Afet Planı

AFAD Başkanlığınca 14 Eylül 2022 de hazırlanan ve Cumhurbaşkanlığınca onaylanan, afeti müteakip sürecin yönetimine dair Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) mevcuttur. Bu planda, afetin etki seviyesine göre (dört seviyeli) hangi kurum ve kuruluşun neler yapacağı, görev ve sorumlulukları anlatılmaktadır.          

Planda özellikle afetin 3’üncü ve 4’üncü seviyesine (yaşanan deprem 4’üncü seviyedir) ilişkin olarak; tüm ulusal kapasitenin müdahaleye katılacağı (dolayısıyla askerler de dahil) vurgulanmakta tüm kurum ve kuruluşların talimat beklemeksizin hareket edeceği belirtilmektedir.

Ancak, 23 Şubat 2022 Afet ve Acil Durum Müdahale Hizmetleri Yönetmeliği ve TAMP Ek-2 incelendiğinde; sadece her bir ilin hangi iller tarafından destekleneceği belirlenmiş fakat çok sayıda ilin aynı anda afete maruz kalması durumunu kapsayan (bu depremde yaşandığı gibi) bir planlama bulunmamaktadır.

Elbette ana plan TAMP böyle olunca, ilgili bütün kurum ve kuruluşlar da kendi planlarını bu tarzda yaygın bir afete göre yapmış olamazlar. Bu nedenle askerler dahil ilgili tüm unsurların bölgesel bir afete karşı zamanında organize olmaları beklenemez.

Bu bağlamda, depremin meydan gelmesini müteakip ilgili birimler; münferit emirlerle, anlık emir ve talimatlarla yönlendirilmeye çalışılır ki, bu da asla önceden yapılmış bir planlama gibi hiçbir zaman yeterli olmaz. İlgililerce inisiyatif almak zorlaşır ki bu depremde de böyle bir durum yaşanmış olabilir.

Oysa ki ana plan TAMP; önceden yapılmış deprem simülasyonlarına göre çok alternatifli bir planı içermiş olmalıydı. Şöyle ki; bir yerde 7.5 civarında bir deprem bekleniyorsa afete müdahale planlamacıları da bunun daima üstünde en kötü olasılığı tahayyül etmek zorundadırlar. Buradaki örneğe göre bir-iki üst kriter ele alınarak 7.6 veya 7.7 olabileceği varsayımı kabul edilmek suretiyle azami ihtiyaca cevap verecek şekilde bir planlama yapılır.

Bu varsayımlara göre de AFAD’ın bilim kurullarına yaptıracağı simülasyonlarla depremin ne kadarlık bir sahada, birden çok ilde mi ya da aynı anda çok sayıda ilde mi etki üretebileceği belirlenir ve planlamacılar da; bu olası etkiye göre planlamalarını yaparlar. Bu tarz bir planlama eksikliği müdahale unsurlarında gecikmeye ve kaosa neden olabilir. Nitekim sahada iddia edilen gecikmeye dayalı aksaklıklar bu plan eksikliğinden kaynaklanmış olabilir.

Askerin Afet Görevi

TAMP’da Milli Savunma Bakanlığına yardımcı çözüm ortağı olarak; arama-kurtarma, haberleşme, nakliye, güvenlik ve trafik, sağlık, barınma, tahliye ve yerleştirme gibi görevler verilmiş, afet öncesinde eğitimli ve organize olunması istenmiştir.

TAMP’a göre; 1’inci ve 2’nci seviye olan yerel ölçekli afetlerde askere görev verilmemiş olmakla birlikte, 3’üncü ve 4’üncü seviye olan ulusal ve uluslararası ölçekli afetlerde ise (yaşanan deprem 4’üncü seviyedir) diğer kurum ve kuruluşlar gibi talimat beklemeksizin afete destek sağlayacağı belirtilmiştir.

Teçhizat ve kabiliyet açısından arama-kurtarma konusunda ehil durumda olan İnsani Yardım Tugayı ve istihkam birlikleriyle birlikte TSK’nın diğer birlikleri de profesyonel olmayan tarzda gerektiğinde arama-kurtarma desteği sunarlar.

Askerlerin afet bölgesinde etkin bir biçimde sağlayabileceği destekler; afet bölgesine yardım malzemelerinin dağıtımı, organizasyonu, çadır kentlerin kurulması-işletilmesi, lojistik destek üslerinin tesisi-işletilmesi ve asayiş hizmetleri ile deniz-hava ulaştırması gibi faaliyetlerde bulunmaları daha uygun görevlerdir. Özellikle bu görevleri yerine getirme imkân-kabiliyeti ve kapasitesi son derece yüksektir.

Artık sözün bittiği yerdeyiz, tüm bu yaşanmışlıklardan sonra bir daha böyle bir afet ve acı yaşanmaması, bilim insanlarının öneri ve tespitleri doğrultusunda aklın ve bilimin ışığında geleceğe dair tedbirlerin süratle alınması dileğiyle.

                       

                                                                               

Ünal Atabay

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Terörizm ve Terörizmle Mücadele Araştırmaları Merkezi Başkanı

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Ergun Mengi   - 07-04-2024

Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı Başlangıcında, Osmanlı İmparatorluğunun Siyasi ve Askeri Anatomisi

2. Mahmut, Balkan isyanları, Rus baskısı ve Kavalalı Mehmet Ali Paşa’yla uğraşırken yeniçeriler, her fırsatta ayaklanmaktaydı. 15-18 Kasım 1808’de Babıali’yi basan yeniçerilerle mücadele eden Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa mahzendeki barutları ateşleyerek içeri giren 600 yeniçeriyle beraber kendini h...