< < Yasa İle Ülkemiz Bölünemez!


Yasa İle Ülkemiz Bölünemez!

Yazan  06 Temmuz 2014

“Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” başlıklı yasa tasarısı; ismi, madde gerekçeleri, sorunu açıkça tarif etmemesi, bölücü terör örgütüne daha neleri vereceği belli olmayan, devleti ülkesi ve milletiyle fiilen bölen ve ağır suç teşkil eden eylemleri yasal hale getiren, TBMM’de olmayan yetkileri Bakanlar Kurulu’na tanıyan hukuk dışı, tehlikeli ve karanlık unsurları taşımaktadır.

Konuya, yasanın adından başlayalım:  “Terörün sona erdirilmesi” nin bilinen iki yolu vardır. Birincisi yenerek; ikincisi teslim olarak... Bunları yaşayarak gördük. Bilindiği gibi; 1999’da yenilerek dağıtılan elebaşısı yakalanarak idama mahkum edilen bölücü örgüt dağılmış, 6 yıl, 2004’e kadar eylem yapamaz hale gelmişti. Ama, 2002’de iktidarla beraber, millet-devlet kavramı ve bölücü teröre bakış da değişmiş, yeni siyasetle terör hortlamıştı. Meselenin bam teli buradadır. İyi bilinmediği takdirde, doğruyu bulamayız. Bu konuda Erdoğan şöyle diyor: “Türkiye Cumhuriyetinde 27 etnik grup yaşamakta. Bu 27 etnik grubun varlıklarının tanınması gerekmektedir. Türkiye Türklerindir gibi  tezler yanlıştır. Burada yaşayan herkesindir.” (2. Cumhuriyet tartışmaları, Başak Yayınları, Ağustos 1993,s.422) Yine Erdoğan; “Bunlara ’millet’dediğiniz zaman zannediyor ki millet sadece Türk. Hayır, millet sadece Türk değildir. Milletin içinde Türk’ü de, Kürt’ü de, Laz’ı da, Çerkez’i de, Abaza’sı da vardır. Ne varsa bu ülkede etnik unsur olarak hepsi bu millet kavramının içindedir.” (19.01.2013’de Gaziantep)

Bu durumda devlet, etnisiteye göre ( “Kürt” etnisitesi adına terör örgütü ile) bölüşülecektir. Böylece terörün sebebi kalkacağı için, “Terör sona erecek, Toplumsal Bütünleşme Güçlendirilmiş” olacaktır. İşte, teröre teslim olarak bitirmek budur.

 

Yasa Maddeleri Ne Diyor?

Yasa ile Hükûmet; Md. 2/a:  “Çözüm süreci kapsamında gerekli göreceği; siyasi, hukuki, sosyo-ekonomik, psikolojik, kültür, insan hakları, güvenlik ve silahsızlandırma alanlarında ve bunlarla bağlantılı konularda atılabilecek adımları belirler” denilmektedir. Metinde sayılan kavramların ne anlama geldiğini Oslo ve İmralı mutabakatına göre yorumlamak mümkündür. Yasadaki  “silahsızlanma”  ifadesi kamuoyuna dönüktür ve bölücü örgütün buna uyması asla mümkün değildir; Çünkü  “devlet!”  kurmanın peşindedir. Nitekim  “İmralı Mutabakatı”  4. Md.de: “Silah bırakma öyle kolay bir şey değil. Sonuçta 30 yıldır silahla yaşamaya alışmış bölgesel bir örgüt PKK. Örgütün ikna edilmesi gerekir”  denilmektedir. Bu mutabakatlarda, bölücü örgüte  “özerklik”  adıyla perdelenen bağımsız bir devlet kurma ( savunma gücü adı altında ordusu olan yapıya, ilan edilmemiş bağımsız devlet denir. Barzani Devleti gibi) hakkı tanınmaktadır. (İmralı Mutabakatı Md.3) Mutabakattaki  “çatışmasızlık” şartına göre, özerk devletin inşasına, T.C. müdahale etmeyecektir.  “İmralı Mutabakatında” da yer verilen (8 Ocak 2013 Radikal)   “Çatışmasızlığın”  ne anlama geldiği Oslo mutabakatında şöyle açıklanmaktadır:  “Kürt sorununun nihai çözümünün, ancak çatışmasızlık zemininde gerçekleştirilebileceğinden hareketle, tüm askeri, siyasi ve diplomatik operasyonların ve eylemlerin durdurulması ve uygun tedbirlerin karşılıklı geliştirilmesi esastır.”  (18 Eylül 2012, Milliyet, Oslo Sonuç Tutanağı, “Hakem Devlet Temsilcileri tarafından taraflar adına imza altına alındığı ve aslının Hakem Devlet arşivinde saklandığı kaydedilen, 3 paragraflık giriş ve 9 maddeden oluşan tutanak.” ) 

Bu belgelere göre, ülkemizin paylaşılması için  “taraflar”  arasında anlaşmaya varılmıştır. Hem de uluslararası zemine taşınarak...

Md.2/b: “Yurt içindeki ve yurtdışındaki kişi, kurum ve kuruluşlarla temas, diyalog, görüşme ve benzeri çalışmalar yapılmasına karar verecek ve bu çalışmaları gerçekleştirecek kişi, kurum veya kuruluşları görevlendirecek”  demektedir. Ülke bütünlüğüne dönük, muhtevası ve sınırları belli olmayan, işlem ve eylemler, yasal hale getirilmektedir. Md.2/c  “Silah bırakan örgüt mensuplarının eve dönüşleri ile sosyal yaşama katılım ve uyumlarının temini için gerekli tedbirleri alacak.”  Bu husus çok önemlidir. Silah bırakma masalıyla, bütün katiller affedilecek, iş güç sahibi olacak ve bölünen yapıda etnik siyaset yapacaktır. Md.3/1 de;  “Bakanlar Kurulu, çözüm sürecine ilişkin gerekli kararları almaya yetkilidir” denilmekle Meclis, kendine ait bir yetkiyi, Anayasaya rağmen hükümete devretmektedir. Ayrıca kendisinde olmayan, Devletin Ülkesi ve Milletiyle Bölünmez Bütünlüğü’nü bozacak, sınırsız yetkiyi vererek, vatana karşı suç işlemektedir. Md.3/2’de;  “Koordinasyon ve sekretarya hizmetlerini Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı yürütür” hükmü getirilmiştir. Bütünlüğümüze dönük işlemler, İçişleri Bakanlığı ve devletin kurumlarına güvensizliğin sonucu olarak kurulduğu anlaşılan ve bütün kadroları seçilerek atanan bu Müsteşarlığa verilmektedir. Md.4/2’de; Bu yasaya göre görev yapanların cezai sorumluluğu yok deniliyor. Görevin suç olduğu daha baştan belli. Biline ki, ihanetin kılıfı olmaz.Egemenlik bölünürse iç savaş çıkar. İşte Irak, Suriye, Libya ve Orta Çağ Avrupa’sı vb...

Sadi Somuncuoğlu

1940 yılında Aksaray’da doğdu. Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nden 1962 yılında mezun oldu. 1957-58 yıllarından itibaren Türk Ocakları’nın faaliyetlerine katıldı ve fikri yetişmesi de bu yıllarda başladı. Çeşitli devlet memuriyetlerinde bulundu. 1965 yılında Bab-ı Ali’de Sabah Gazetesi’nin yayımlanmasında görev aldı. Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü’nde Organizasyon ve Metot ile İdarecilik kurs ve eğitimi gördü.

1967 yılında MHP (CKMP) Gençlik Kolları Genel Başkanlığı görevi ile aktif siyasete başladı. 1969 yılında MHP Genel İdare Kurulu’na, arkasından da Genel Sekreter Yardımcılığına seçildi ve 12 Mart 1971’e kadar ülkücü gençliğin eğitim ve teşkilatlanma işlerini yürüttü.

Üniversite öğretim üyelerini bir araya toplayan ve gençliğin meseleleri üzerinde bilimsel çalışmalar yapan “Kültür, Bilim ve Teknik Merkezi (KÜBİTEM)’nin kurulması ve faaliyet göstermesinde görev aldı. Devlet, Töre ve Bozkurt dergilerinin yayımında, aktif olarak çalıştı. Birçok yazı ve makalesi yayımlandı. Yurt içinde ve dışında konferanslar verdi.

1977 yılında Niğde Milletvekili seçilerek Parlamento’ya girdi. Demirel’in Başbakanlığında kurulan koalisyon hükümetinde Devlet Bakanı oldu. 12 Eylül 1980 darbesine kadar MHP Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulundu.

12 Eylül 1980 darbesiyle birlikte tutuklandı. 6 yıl süren “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası”nda, 1 Nolu Mamak Askeri Mahkemesi’nde idamla yargılandı.  İki yıl tutuklu kaldıktan sonra, 7 Nisan 1987’de verilen kararla beraat etti.  

1988-1995 yılları arasında siyasetten uzak kaldı ve Türk Ocakları Genel Merkez Heyeti Üyeliği ile Türk Ocakları Genel Başkanlığı görevlerinde bulundu.

1995 yılında ANAP Aksaray Milletvekili seçildi. TBMM Milli Eğitim Komisyonu üyeliği yaptı.  1,5 yıl sonra ANAP’tan ayrılıp MHP’ye katıldı. MHP Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürüttü. 1999 yılında yeniden MHP Aksaray Milletvekili seçildi. 28 Mayıs 1999’da kurulan 57. Hükümette Devlet Bakanlığı görevine getirildi.

Cumhurbaşkanlığına aday olduğu için 8 Mayıs 2000’de Devlet Bakanlığı görevinden azledildi. 2002’den itibaren iç/parti siyasetinden ayrılarak milli siyasetle uğraştı. Çeşitli dergi ve gazetelerde makaleleri yayımlandı.

Halen, Ankara’da faaliyet gösteren (Temmuz 2008) Milli Düşünce Merkezi Başkanlığı görevini yürütmektedir.

Evli ve üç çocuk sahibidir.

 

Yayımlanmış kitapları:

*   Avrupa Birliği Bitmeyen Yol (Ötüken Yayınları-Mart 2002),

* Gümrük’te Kuşatma (1.Baskı-ATO Yayınları/Temmuz 2002, 2. Baskı Yeni Avrasya Yayınları/Ağustos 2002),

*  Kıbrıs’ta Sirtaki (1.Baskı-Yeni Avrasya Yayınları/Eylül 2002, 2.Baskı-ATO Yayınları/Ekim 2002)

* Sorularla Belgelerle Kıbrıs/Çözüm mü Çözülme mi? (Türkiye Sağlık-İş Sendikası Yayınları/2003)

*  Avrupa Birliği Uyum Paketlerinden FEDERASYON’a / Etnik/Irkçı Siyasallaşma Projesi, (ATO Yayınları-2003),

Annan Planı Gerçeği ve KKTC’nin Kurtuluşu (Yeni Avrasya Yayınları-Haziran 2004)  

İstanbul’da Yeni Roma İmparatorluğu (Akçağ Yayınevi-2004),

Göre Göre KAPANA DÜŞTÜ TÜRKİYE’M (Bilgi Yayınevi-2005)

Son Haçlı Seferi-PKK Açılımı(Milli Düşünce Merkezi )

 

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Bojidar Çipof   - 14-07-2020

Helenizm için Ayasofya

Son birkaç haftadır gündemin baş sıralarında bulunan Ayasofya ile ilgili yüzlerce yazı yazıldı ancak bazı hususlar hiç irdelenmedi. Bu makalemizde üzerinde çokça makaleler yazdığımız Ayasofya konusunu Helenizm ayağından ele alarak sunuyoruz.