Belge, bilgi ve karartma!

Yazan  18 Haziran 2009
Bir gazete gün oluyor bir belge, bir başka gün geliyor bir görüntü yayınlıyor. Bir an bir haber, bir başka zaman bir söylenti yayıyor: Ülkenin gündemi bir anda alt üst oluyor.

Başbakan, hükümet, bakanlar, genelkurmay başkanı ve askeri yetkililer gazetenin ortaya attığı konuyla ilgili açıklamalar yapıyor. Mahkemeler harekete geçiyor ya da geçiriliyor. Görüşmeler, tartışmalar, iddialar, ithamlar, spekülasyonlar, komplolar, manipülasyonlar, ajitasyonlar ve provokasyonlar bir birini kovalıyor. Yayınlanan görüntüler ulaşılacak; ortaya dökülen belgeler ve dokümanlar sahip olunacak türden değil. Belgelerin içerikleri ise inanılacak gibi değil.

Tartışmalar bir anda bu malum gazetede yayınlanan belgelerin "gerçek mi sahte mi?" , "bireysel mi ekip işi mi?", "kurumsal mı grupsal mı?", "kontrollü mü kontrolsüz mü?", "hiyerarşik mi?", "düzmece mi değil mi?" noktasında yoğunlaşıyor. Bu konuda yapılan her açıklama, olayı biraz daha açıklanamaz hale getirmektedir. Yapılan yorumlar yoruyor. Kimileri, yayınlanan belgeler için "ya gerçekse" , kimileri de "ya sahte ise" o zaman ne olacak? sorusunu soruyor.

Böylece zaten karışık olan kafalar izahı mümkün olmayan söylenti ve değerlendirmelerle karmakarışık hale geliyor. Bu kaotik ortam, tepedeki kurumlar dahil herkese büyük zarar veriyor. Kurumlar arasında şimdiye kadar olandan çok daha fazla olduğu söylenen "uyum", bu durumda büyük bir darbe yiyor. Kurumlar arası güven bir anda yok oluyor. "Körün aradığı iki göz; bir ala bir boz" misali kurumlarla hesaplaşma içinde olanlara bu ortam, çok uygun imkânlar sunmuştur. Bu ekip malum belgenin gerçekliğinden imanı (!) kadar emin olarak "en iyi savunma taarruzdur" edasıyla derhal psikolojik harekâta başladı. Bu meyanda kelle isteyenler ile belgeyi hazırlayanların tasfiyesini talep edenler bir birine karıştı. Bu durum 'söylentisi olmasından daha kötü' diye tarif edilebilecek bir sonuç yaratmıştır.

Yıkım ekibi gibi çalışan malum medya, fırsat bu fırsat diyerek; sanalmış, gerçekmiş, sahteymiş, uydurmaymış demeden üstüne düşeni yapmıştır. Böyle bir tevatürün belgesi, gerçeği değil söylentisi bile birileri için yeterli sayılmıştır. Meğerse rüşvetin değil ama darbenin belgesi böyle olurmuş!

Önce gerçek ortaya çıkmalı!

Bir yandan askeri yargının diğer yandan hükümet ve sivil yargının olayı büyük bir özenle araştırdıkları yolundaki açıklamaları da bunlar için yeterli olmamıştır. Söylentiler, rivayetler, dedikodular, yorumlar, analizler ve ithamlarda azalma yerine artma meydana gelmiştir. Önyargı ve önkabullerle yorum yapmakta sakınca görülmemiştir. Böylece kafalar daha da karışmaya devam ediyor. Bir anlamda olayın gerçeği ortaya çıkmadan birileri elini çabuk tutuyor. Burada bir an önce birilerinin kamuoyunu kendi istedikleri biçimde yönlendirme gayretleri görülüyor.

Sözü edilen belgenin şimdilik gerçek mi sanal mı olduğu bilinmiyor. Yapılan çok yönlü araştırma kuşkusuz bu söylentilerle ilgili bütün gerçekleri ortaya çıkaracaktır. Bu, kurumların sağlıklı ilişkiler kurması ve şaibeden kurtulması bakımından şarttır. Kuşkusuz bunun için sabır, sağduyu ve objektif bir inat gereklidir. Bunun için de önce gerçeğin ortaya çıkması beklenmelidir.

Herkesin yargısız, belgesiz ve bilgisiz infazdan kaçınması gerekir. Şu an itibarıyla herkesin sözü edilen belge hakkında kendi yargısına göre doğru ya da yanlış olacağını düşünerek yorum yaptığı görülüyor. Ortada kanıtlanmış belge, tamamlanmış bir soruşturma, açıklanmış bir gerçek yoktur. Yani konu hakkında yorum yapacak yeterli bilgi ortada yoktur. Buna rağmen bu konuda yorum yapabilmek, "bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanların" yapacağı bir iştir.

Özcan Yeniçeri

1954 yılında Gümüşhane'nin Şiran ilçesinde doğdu. İlk ve orta tahsilini Gümüşhane'de, yüksek tahsilini Ankara'da tamamladı. 1987 yılında Uludağ üniversitesi Sosyal Bilimler Ensti-tüsü'nde Yüksek Lisansını tamamladı. 1991 yılında ise Erciyes üni-versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Yönetim Organizasyon dalında “örgütlerde çatışma ve Yabancılaşmanın önlenmesinde Yönetime Katılmanın Rolü” adlı tezinin kabul edilmesiyle de doktor unvanını aldı.

1998 yılında doçent, 2004 yılında da profesör oldu.

Prof.Dr. özcan Yeniçeri, Niğde üniversitesi'nde çeşitli aralıklarla Kamu Yönetimi Bölüm Başkanlığı, Meslek Yüksek Okulu Mü-dürlüğü, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü yaptı.

1999 yılında Kazakistan'daki Ahmet Yesevi üniversitesi'nde görev aldı. Bu üniversitede “Uluslararası İlişkiler Bölümü”nü kurdu ve bir yıl süreyle de başkanlığını yaptı. 2004 yılında AYSAM (Ahmet Yesevi Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanlığına getirildi. İki yıl bu görevi yapmış olup halen Niğde üniversitesi'ndeki görevine de-vam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri'nin yazdığı eserlerden bazıları şunlardır: Yeniden Türkleşmek, örgütsel Değişmenin Yönetimi, Küre-selleşme Karşısında Milliyetçilik ve Kimlik, Küresel Kıskaç ve Türkçülük, Bilgi Yönetim Stratejileri ve Girişimcilik, Dokunanlar, İtirazlar, Bugünden Yarına Türk Dünyasına Stratejik Bakış, Yönetimde Yeni Yaklaşımlar. ölüler Nefes Almaz (Roman), örgütlerde çatışma ve Yabancılaşma Yönetimi

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 2003 yılı “Prof. Dr. Osman Turan Kültür Araştırmaları” ödülünü almıştır.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, Ortadoğu, Ayyıldız, Millet, Hergün ve Siyaset Ekseni gazetelerinde çeşitli aralıklarla köşe yazarlığı yapmıştır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri ile Milliyetçi Hareket Partisi Ankara milletvekili olmuştur. Ankara Milletvekili Yeniçeri aynı zamanda TBMM Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesidir.
21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

İsmail Hakkı Yücel   - 04-07-2020

Bilgi Çağında Rekabet Mücadeleye mi Evriliyor?

Kalkınma ve gelişme çabaları insanlığın var olduğundan beri devam etmektedir. Bu sürecin devam etmesi beklenir. Kalkınma ve gelişme süreçleri beraberinde rekabeti de getirmiştir.