LÜBNAN’DAKİ SURİYELİ SIĞINMACILAR


LÜBNAN’DAKİ SURİYELİ SIĞINMACILAR

Yazan  12 Mart 2020

ÖZET

2011 yılında Orta Doğu’da çeşitli ülkelerinde baş gösteren ve daha sonra “Arap Baharı” olarak anılacak olan iç karışıklıklar zinciri, mart ayında Suriye’ye sıçradı.2020 yılında, aradan geçen yaklaşık 9 yıla rağmen, Suriye’de hala etkisini sürdüren bu iç karışıklık tüm uluslararası alanı özellikle sığınmacı sorunuyla oldukça meşgul etmiştir.

Suriye’deki iç savaş nedeniyle milyonlarca insan ya ülke içinde yerinden edilmiş ya da başka ülkelere göç etmek zorunda kalmıştır. Suriyelilerin neden olduğu bu göç dalgası ilk başta sınır ülkelerini etkilemiştir. Savaştan kaçan Suriyelilerin sığındığı ülkelerin en fazla bulunduğu ülkeler sıralamasında birinci sırayı Türkiye alırken, ikinci sırada Lübnan yer almıştır. Suriye’de iç savaşın başlamasının ardından uzayan süreçte Lübnan’a gerçekleşen göçün yoğunluğu Lübnan üzerinde çok yönlü olarak olumsuz etkiler yaratmıştır.Bu çalışmada, Suriye iç savaşını takiben dünyanın birçok yerine olduğu gibi Lübnan’a da gerçekleştirilmiş olan sığınmacı akınının etkileri ve Lübnan’ın Suriyeli sığınmacılar için izlediği politikalar ve uygulamalar ele alınacaktır.

GİRİŞ

Suriye iç savaşının başlangıcından bu yana, Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü’nün (BMMYK) 2019 yılı verilerine göre, ülkesini terk eden toplamSuriyeli sığınmacı sayısı 5 milyon 625 bin 871[1]. Fakat bunlar kayıt altına alınmış olanlardır ve kayıt dışı göçün varlığını göz ardı etmemek gerekir.Kayıt dışı olanlar da göz önüne alındığında bu sayı fazlasıyla artacaktır.Sığınmacıların çok büyük bir kısmı Türkiye, Lübnan, Ürdün gibi sınır ülkelerine göç etmiştir.En fazla sığınmacı sayısı Türkiye’de olmakla birlikte nüfusa oranına bakıldığında en büyük oran,nüfusunun %25’ini oluşturan Suriyeli sığınmacılar ile Lübnan’a aittir[2].

Lübnan, 1940’lı yıllarda Arap – İsrail savaşları nedeniyle ülkesine göç etmiş olan 400 bin Filistinli nedeniyle sığınmacı sorununu çok uzun yıllardır yaşayan bir ülke olmuştur[3]. Lübnan içerisinde yaşayan bu Filistinlileri ‘geçici mülteci’ statüsünde kabul etmiş ve bu kişilere vatandaşlık vermemiştir[4]. Daha önce yoğun bir göçe maruz kalmış olan LübnanSuriye’de iç savaşın başlamasının ardından ülkesine gerçekleşen göçü kabul etmekle birlikte bir takım tedbirler almıştır. Ayrıca ülkenin yakın tarihinde yaşanan binlerce insanın hayatını kaybettiği, ekonomik ve sosyolojik açıdan derin yaralar oluşturan 15 yıllık iç savaş deneyimi mültecilere yönelik tedbirlerin alınmasına neden olan ikinci bir etken olmuştur.

LÜBNAN VE SURİYE İLİŞKİLERİ

1943’te Fransız mandasından kurtulup bağımsız olan Lübnan, 1946’da bağımsız olan Suriye tarafından bağımsızlığı uzun süre kabullenilmemiş bir ülkedir. Öyle ki Suriye çok uzun yıllar Lübnan’ı Suriye toprağı saymış ve hatta 1970’li yıllarda Lübnan’ın karşı karşıya kaldığı iç savaşta etkin rol oynamıştır. Suriye uzun yıllar Lübnan’ı kendi topraklarından saymış ve Lübnan’ın bağımsızlığını ancak 1991 yılında tanımıştır[5].

1943’te bağımsız olan Lübnan, dini yapısının giriftliği nedeniyle uzun süre siyasi istikrarı sağlamakta zorlanmış bir ülkedir. Lübnan, 1970’li yıllara kadar pek çok iç savaşla boğuşmuş ve bu iç savaşlar nedeniyle de dış müdahaleye maruz kaldı. 1975 yılına gelindiğinde, Hıristiyan ve Müslüman gruplar arasında bir çatışma patlak vermiş ve bu çatışmaya bir haftalık bir süre sonrasında ateşkes ilanına rağmen durulmadı vekısa sürece iç savaş halini alan bu çatışmada birçok grup etkin rol oynadı[6]:

1) Nasırcı sosyalistler

2) Suriye ve Irak yanlıları olmak üzere ikiye ayrılan Baas'cılar

3) Suriye milliyetçilerinin desteklediği Suriye Halkçı Partisi

4) Marksist-Leninist'ler.

Göründüğü üzere, iç savaşta etkin rol oynayan gruplardan ikisinde Suriye’nin etkisinin vardır. 1976 yılı başlarında çatışmaların iyice artması ve Filistinli milislerin yoğunlaşan faaliyetleri nedeniyle Suriye, iç savaştaki etkinliğini artırma çabasına girmiştir.Suriye iç savaş süresince bir kısım kuvvetini Lübnan'a sokarak, tarafların arasına girmeye ve ateşkes sağlamaya çalışmıştır. Bundaki bir maksadı da, Filistin gerillalarını ve Filistin Kurtuluş Teşkilatını kendi kontrol altına almaktır. 1976 yılının ekim ayına gelindiğinde Lübnan’daki Suriye kuvvetlerinin sayısı 30 bine ulaşmıştır[7].1976 Ekiminde Riyad'da yapılan Arap zirvesinde, Lübnan'da sayıları 30.000'e çıkmış bulunan Suriye kuvvetlerinin Arap Barış Gücü adı ile görev yapması kararlaştırıldı. Yani bu kuvvetler, Suriye'yi değil, bütün Arap ülkelerini temsil etmiş olacaktı. Yapılan Arap Zirvesi’nin ardından Lübnan’daki iç savaş görünürde bitmiş olsa da etkileri 1989 yılına kadar devam etti. Lübnan’ın yaşadığı iç savaş durumu da onu, İsrail’e karşı savunmasız hale getirmişti. İç savaş sürecinde Arap Barış Gücü adıyla Suriye’nin Lübnan’a yerleştirdiği güçler tam anlamıyla bir işgal gücü haline gelmişti.

Lübnan İç Savaşı, ülkeyi Suriye ve İsrail müdahalesine daha açık hale getirmiş ve Güney Lübnan 1982’da başlayarak uzun süre İsrail tarafından işgal edilirken Kuzey Lübnan ise Suriye güçleri tarafından işgal edilmişti.1985 yılında İsrail güçleri, ABD baskısı ve işgalin neden olduğu ekonomik sorunlar nedeniyle Lübnan’daki işgale son verdi. Fakat buna rağmen Suriye güçleri Lübnan’ı terk etmedi. Çünkü Lübnan’da yaşanan çatışmalar durulmak bilmiyor ve Suriye de bu durumu fırsat bilerek bölgeden çıkmıyordu. Bu durum Lübnan’ı Suriye’nin bir eyaleti haline getirdi. Bu durum ise 2005 yılına kadar devam etti[8].

Suriye’nin Lübnan’daki etkinliğin sona ermesi ise Hariri Suikastı nedeniyle olmuştur. Bir dönem Lübnan’da başbakanlık da yapmış olan Refik Hariri, Ağustos 2004’te yapılan anayasa değişikliğiyle Suriye yanlısı Maruni devlet başkanı Emil Lahud’un devlet başkanı seçilmesine tepki olarak Ekim ayında başbakanlık görevinden istifa etmiş ve Suriye karşıtı muhalefetle birlikte hareket etmeye başlamıştı. Hariri, Mayıs 2005’te yapılacak genel seçimlere muhalefetin en güçlü adaylarından bir olarak seçim hazırlığı içerisinde idi ve bu sırada bir suikast sonucu hayatını kaybetti[9]. Suriye, ulusal ve uluslararası geniş bir kitle tarafından Eski Baş­bakan Sünni lider Refik Hariri suikastının sorumlusu olarak görülünce ve Lübnan topraklarından fiilen çekilmek zorunda kalmıştır. Ancak Hariri’nin ölümünün ardından çok kültürlü bir yapıya sahip olanLübnan, siyaseten iki keskin kutba ayrılmış ve siyasal aktörleri, Suriye karşıtı ve Suriye taraftarı olmak üzere varlık göstermiştir[10]. Bu tarihten sonra da Suriye ve Lübnan arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkiler devam etmiştir. Özellikle ekonomik ilişkiler oldukça ileri seviyede seyretmiştir. Ayrıca, 2011’de iç savaş başlamadan önce 400 bin civarında Suriyeli işçi Lübnan’da istihdam ediliyordu[11].Fakat 2011’de Suriye’de patlak veren kriz ekonomik açıdan Lübnan için var olan kaynakların önünü tıkamış ve ayrıca Suriye krizi nedeniyle bir milyonun üzerinde Suriyelinin de Lübnan’a sığınmasıyla birlikte, sığınmacı meselesi başka hiçbir ülkede olmadığı kadar siyasal yaşamı etkilemeye başlamıştır.

Lübnan ile Suriye arasında çok uzun bir sınır hattı bulunmaktadır. Bu sınır hattı ise Lübnan’ın tek kara ticaret yolunu oluşturur.  Ekonomik açıdan bakıldığında, Suriye’deki güvenlik durumu ve sınırların kapatılması, Lübnan’ın tek kara ticaret yolunu kapatmış ve ihracat düşüş göstermiştir[12]. Siyasi açıdan bakıldığında ise, özellikle Lübnan’ın hem askeri hem siyasi kanadı bulunan ve Şii yanlısı siyasi parti olan Hizbullah’ın Suriye iç savaşında etkin rol oynaması Lübnan’daki terör eylemlerinin artmasına neden olmuştur.Ayrıca, Suriye iç savaşı sürecinde Lübnan siyasetinin bu savaş nedeniyle tamamen kilitlenmesi Lübnan’ı dış tehditlere karşı daha kırılgan hale getirmiş, terör eylemlerinin artması da terör kaygısı gün geçtikçe artmıştır.

LÜBNAN’IN SURİYELİ SIĞINMACILAR İÇİN UYGULADIĞI POLİTİKALAR

Suriyelilerin, savaştan kaçmaya başladıklarında, göç edecekleri mekanı seçmelerindeki önemli bir etken coğrafi yakınlık olmuştur. Bu nedenle sayılarının en fazla olduğu ülkeler içinde Türkiye, Lübnan, Ürdün, Mısır, Irak gibi ülkeler yer almaktadır. Suriye’den yola çıkan bu göç dalgaları ulaştığı her ülke üzerinde az ya da çok etkiye sebep olmuştur. Göç dalgasının etkilerinin en büyük olduğu ülkeler ise başta Türkiye ve Lübnan olmuştur.

2011’de iç savaşın patlak vermesinin ardından çevre ülkelere sığınan Suriyelilerin büyük bir kısmı daha önce de belirttiğimiz gibi Lübnan’a göçmüştür.Lübnan ise, 1951 Mültecilerin Hukuki Durumuna İlişkin Uluslararası Sözleşme’ye taraf değildir ve ülkeye göç eden Suriyelileri resmi olarak “yerinden edilmiş kişiler” olarak tanımlamaktadır. Lübnan, 1950’lerden itibaren tecrübe ettiği Filistinli mülteci sorunu nedeniyle Suriye’den gelenlerin kalıcı olmasının önüne geçmeye çalışmıştır. Suriyeli mültecilerin kalıcı yerleşiminin önlenmesi Lübnan’ın mülteci politikasının temelini oluşturmaktadır[13].

Suriye’den gelen sığınmacıların sayıları çok hızlı bir artış içinde olmuştur.BMMYK’nın 2014 verilerine baktığımızda; 2012'de Lübnan'da 18.000 Suriyeli sığınmacı,2013 itibariyle, 356.000,ve 2014 Nisan ayına gelindiğinde 1 milyon olduğunu görüyoruz. YineBMMYK’nın aktardığına göre, Lübnan'daki BM personelleri 2014 yılında her gün 2.500 yeni sığınmacı kaydediyordu[14]. Sığınmacı sayısındaki bu artış Lübnan nüfusunda bir yılda % 20’lik bir artış meydana getirmiştir. Bu oran 2014 yılına kadar artarak devam etmiştir[15].

Göçün başlangıcından itibaren temkinli bir tavır içinde olan Lübnan, Suriye krizinin ardından ülkesine göç eden Suriyeliler için özellikle kamp kurmamıştır. Hükümetin bu uygulamadaki amacı gettolaşmanın ve dolaylı yoldan kalıcı olmanın önüne geçmek olmuştur. Diğer göç alan ülkelerde olduğu gibi Lübnan halkı ve hükümeti de başlangıçta Suriyeli sığınmacılar konusunda her ne kadar temkinli davransa da ılımlı yaklaşmışlar ve yardım konusunda yapıcı uygulamalar yapmışlardır. Fakatiç savaşın devam etmesi ile ülkeye giren sığınmacı sayısının her geçen yıl artması( Tablo 1.), onlar için yapılan uygulamalarda değişikliğe gidilmesi sonucunu doğurmuştur.

 

Tablo 1. 2013 – 2016 arası Lübnan’daki Suriyeli sığınmacı sayıları

Suriyelilerin Lübnan’a girişlerine ilişkin var olan ikili anlaşmaları sürdürmek çerçevesindeki tepkisizlik politikası (no-starategypolicy), sığınmacılar için açık sınır politikası olarak yorumlanmış ve ülkedeki sığınmacı sayısı hızla artmaya başlamıştır. Suriyeliler için mülteci statüsünü kullanmak Lübnan’ıntercih etmediği bir uygulama olmuştur[16]. Lübnan, kayıt işlemleri konusunda Türkiye’nin uygulamalarının aksine temkinli davranmış ve bu kayıt işlemlerini de Birleşmiş Milletler ile birlikte yürütmüştür.Suriyelilerin Lübnan’da yasal olarak yaşayabilmeleri için Lübnan Genel Güvenlik Ofisi’ne başvurarak kayıt olmaları gerekmekteydi. Kayıt olmak için kimlik, adres ve Lübnan’a giriş tarihini belirten evraka ve 15 yaşından büyük herkes için kişi başı 200 dolara ihtiyaç vardı. Her yıl yenilenmesi gereken kayıt işlemleri için de bu 200 dolarlık ödeme tekrarlanmakta idi. Lübnan hükümeti, Suriyeliler için herhangi bir kamp kurmama yoluna gitmiş olsa da göç eden Suriyelilerin bir kısmı kendi imkanları ile kamplar kurup buralarda yaşamaya başlamışlardır.Ayrıca Lübnan hükümeti başlangıçta uyguladığı açık kapı politikasını fazla sürdürmemiş ve uygulamaya koyduğu vize ve ikamet politikalarıyla ağırlığını koymaya çalışmıştır[17]. Hükümetin, sığınmacı meselesinde temkinli davranışına bir diğer örnek ise, 2011'den bu yana yaklaşık 50 bin Suriyelinin, BM'nin yerleştirme programına dahil edilerek Almanya, ABD, İsveç ve Fransa gibi ülkelere yerleştirilmiş olmasıdır[18].

Lübnan, ülke içi ekonomisi zayıf bir devlet olması ve Suriye iç savaşından kaynaklanan göç sorununun bütün yükünü tek başına omuzlayamayacağı nedenleriyle, Lübnan’a sığınan Suriyelilerin temel ihtiyaçlarının önemli bir bölümü kendi karşılamaktan ziyade bu konu için BMMYK ve diğer uluslararası kuruluşlarla birlikte STK’lardan edinilen yardımlarla karşılanmasını sağlamıştır[19]. Açıkça belirtmek gerekirse Lübnan’daki Suriyelilerin temel ihtiyaçları için Avrupa Birliği ülkeleri, Kuzey Amerika ülkeleri ve Arap ülkelerinden gelen yardımlar, Suriyeliler için yapılan yardımların %88’ini oluşturmaktadır[20].

Göçün yoğun olarak gerçekleştiği ilk yıllarda, Lübnan’daki Suriyelilerin sağlık hizmeti BMMYK tarafından ücretsiz gerçekleştirilmekteydi. Bununla birlikte Lübnan, Suriyeli sığınmacıların sağlık hizmetleri konusunda oluşturduğu yükten de rahatsız olmuştur. 2013 yılında Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre hastanelerde oluşan Suriyeli yoğunluğuna dikkat çekerek, Suriyeli sığınmacıların sağlık sorunlarının halk sağlığı açısından risk oluşturduğunu belirtmiştir[21].Lübnan hükümeti, zamanla sayılarının artması nedeniyle hastalardan iki dolar bakım ücreti almaya başlamıştır. Sığınmacıların, sağlık hizmetlerine ulaşımının zor olması ve ulaşıldığında da ücret gerektiriyor olması burada yaşayan Suriyelilerin Suriye’ye dönmesinde tetikleyici bir rol oynamıştır[22].Öte yandan acil tedavi ihtiyacı olan hastalar için sağlık hizmeti bedelinin %75’i karşılanmaktaydı.

2014 yılına gelindiğinde sayıları 1 milyonu aşmış[23]olan Suriyeli sığınmacıların etkileri Lübnan’da çok boyutlu olarak hissedilmeye başlanmış ve bu nedenle de Eski Lübnan Başbakanı Necip Mikâti konu ile ilgili olarak bir basın toplantısı düzenlediği bir basın toplantısı ile “...Suriyeli mülteci sayısı Lübnan nüfusunun dörtte birine ulaşmış durumda. Bu sebeple komşu ülkelerden ve uluslararası toplumdan Lübnan’ın yükünü hafifletmek için Suriyeli mültecilerin kendi topraklarında barınabileceği güvenli bölgeler oluşturulması için girişimde bulunmasını istiyoruz...” ifadelerini kullanarak Lübnan’ın içinde bulunduğu zor durumu izah etmeye çalışmıştır. Bu olayın ardından, Lübnan Dışişleri ve Göçmenler Bakanı CebranBassil, bir açıklama ile Suriyeli sığınmacıların durumunu bir kriz olarak nitelendirmiş ve bu krizin Lübnan’ın varlığını tehdit ettiğini belirtmiştir[24].

2014’ten itibaren oldukça görünür hale gelmiş olan Suriyeli sığınmacı meselesi nedeniyle ekim ayından itibaren Lübnan hükümeti daha fazla sığınmacı alamayacağını duyurmaya başlamıştır. Bundan sonra Lübnan, yalnızca kadınları ve onların çocuklarını ayrıca acil tıbbi yardıma ihtiyaç duyanları sığınmacı olarak kabul edecekti[25]. 2014 baharına gelindiğinde, toplumsal sorunlar gözle görülür hale gelinceyeni hükümet, daha önce görmezden gelinen gayri resmi sınır geçiş noktalarını kapatarak çalışmalarına başlamıştır. Ekim 2014’te ise hükümet, Suriyeli mültecilere ilişkin politika prensipleri raporunu onaylamış ve Söz konusu rapor, yerinden edilmiş Suriyelilere ilişkin üç ana hedefi kabul etmiştir[26]:

  • Suriyelilerin sayısını Lübnan’a erişimlerini sınırlandırarak ve Suriye’ye geri dönmelerini teşvik ederek azaltmak,

  • Suriyelilere yönelik güvenlik uygulamaları ve kontrollerini arttırmak,

  • Yerel ve ulusal otoritelerin yükünü rahatlatmak

Lübnan hükümeti 2015 Ocak ayına gelindiğinde ise BMMYK sunduğu talep ile kayıt işlemlerini durdurmuş ve göçün önüne geçmeyi amaçlamıştır[27]. Kayıt işlemlerinin durdurulmasının ardından görece azalma meydana gelmiş fakat bununla birlikte kayıt dışılık sorunu artmaya başlamıştır. Ayrıca her yıl yenilenmesi gereken kayıt işlemlerinin gerektirdiği 200 dolarlık ödeme de, ülke içinde kayıtdışı Suriyelilerin artmasına neden olmuştur.2015 yılından itibaren göçü engellemek için yapılan bu uygulama vize şartıyla desteklenmiştir. Lübnan hükümeti Suriye’den gelen sığınmacılarda 2015 yılı itibariyle vize şartı aramaya başlamıştır[28]. İç savaşın başlamasının ardından 4 yıllık bir süre içinde pasaportları olmadan, yalnızca kimlik kullanarak ve herhangi bir şart aranmadan Lübnan'a girebilen Suriyeliler, yapılan bu uygulamaya göre giriş nedenini belirtmek ve bu nedeni ispatlayacak evrak göstermek zorunda kalacaktı. Bu evraklarla Suriyelilere,sınırlı gün sayısı için giriş izni veya geçici ikamet verilecekti. Ayrıca yine bu uygulamayla, turistik gerekçe ile Lübnan'a girmek isteyen Suriyeliler ise otel rezervasyonunu kanıtlayan evrak, bin dolar ve kimliğini ispatlayan belge (nüfus cüzdanı veya pasaport) ibraz etmek zorunda olacaktı ve tedavi amacıyla gelen Suriyelilere de hastaneden aldıkları belgeyi göstermek şartıyla 72 saatlik giriş izni verilecekti[29].

Lübnan hükümetinin 2015 yılında uygulamaya koyduğu ‘vize’ şartı her ne kadar kayıt dışı sorununun tetikleyicisi olsa da aynı zamanda girişlerde de büyük engel teşkil etmiş ve Lübnan içerisindeki Suriyeli sığınmacı sayısının göç yoluyla artmasının önüne geçmiştir[30].

2015 yılında Lübnan Çalışma Bakanlığı’nın, işverenlere Suriyeli birini çalıştırabilmeleri için işin Lübnan vatandaşları tarafından yapılamayacağını açıkça göstermeleri ön koşulunu getirmesi ve böylece Suriyeli sığınmacıların çalışma yolunu tamamen kapatması, hükümetin göçü önlemek amacıyla yürüttüğü politikalardan biri olmuştur[31].

Lübnan, 2015 yılında başlattığı kayıtları durdurma politikasının ardından 2017’den itibaren ülke içinde var olan Suriyelilerin geri dönüşlerinin başlaması için çalışmalara başlamıştır. Konuyla ilgili ülke içinde yürüttüğü politikaların yanı sıra uluslararası alanda da sesini duyurmaya çalışmış ve hem ABD, Rusya, Fransa gibi devletlerden hem de BM gibi uluslararası örgütlerden geri dönüşler için yardım talebinde bulunmuştur. Ayrıca, mevcut Suriye hükümeti ile de işbirliği içerisinde olmuştur.2017-2019 yılları arsında Lübnan Genel Emniyet Müdürlüğü’nün yaptığı açıklamaya göre, yalnızca kayıtlı 200 bin Suriyeli, Lübnan’ın farklı illerinden kendi vatanlarına dönmüştür[32].

Suriyelilerin ülkelerine geri dönüş sürecinde Lübnan hükümetinin politikalarının yanı sıra Lübnan'da İran destekli Şii hareket Hizbullah'ın lideri Hasan Nasrallah, yurtlarına dönmek isteyen Suriyeli sığınmacılara yardım komiteleri kurarak hükümetin bu uygulamasına destek vermiştir[33].

Suriye’de iç savaşın ardından yaşanan göç dalgalarının yoğunluğu tüm dünyanın gündemini oluşturmuş ve bu göçe maruz kalan ülkeler için, sorunları da beraberinde getirmiştir.Sayı açısından bakıldığında Türkiye’den sonra en fazla sığınmacı barındıran ülke konumunda olan Lübnan, aynı zamanda yerel nüfusa olan yoğunluğuaçısından bakıldığında en fazla yoğunluğa sahip olan ülkedir. Lübnan, göçün başladığı ilk yıllardan bu yana gerek BM aracılığıyla gelenleri kayıt altına alarak gerekse, kalıcı olmamaları yönünde politikalar izleyerek geri dönüşleri için belirli uygulamalar yaparak ülkesini bu göç tufanından koruma yoluna gitmiştir.Yapılan bu uygulamalar Suriyeli sığınmacıların Lübnan üzerindeki etkilerini sıfırlamaya yetmemiş fakat minimize etmiştir. Nitekim bir ulusun güvenliğini korumadaki temel amaç sıfırlanamayacağı bilinen tehditlerin etkilerinin minimum maliyetle atlatılmasıdır.

SURİYELİ SIĞINMACILARIN LÜBNAN ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Coğrafi yakınlık ve geçmişten gelen sosyo-kültürel/tarihi ilişkiler nedeniyle Lübnan, savaş dolayısıyla göçmek zorunda kalan Suriyeliler için tercih edilebilir bir ülke olmuştur. Sığınmacı yoğunluğun en fazla olduğu Lübnan göçün başladığı andan itibaren karşılaşabileceği etkileri en aza indirgemeye çalışmıştır.Fakat böylesine yoğun, ülkenin yaklaşık dörtte birini oluşturan, bir göç çok boyutlu olarak toplumsal, ekonomik ve siyasi sorunları da beraberinde getirmiştir. Suriye ve Lübnan’ın geçmişten gelen bağlarını ve hem siyasi hem de ekonomik ilişkileri düşünüldüğünde Suriye’den Lübnan’a gelen sığınmacıların ve Suriye iç savaşının Lübnan üzerindeki etkileri diğer ülkelerden farklı özellikler göstermektedir.

Nüfusu neredeyse yarı yarıya Müslüman ve Hıristiyanlardan oluşan Lübnan 1943 yılında bağımsızlığını kazandıktan sonra yönetimini Hıristiyan başkan ve Müslüman başbakan şeklinde sürdürüyordu[34].  Çok çeşitli dini bir yapıya sahip olan Lübnan’da, ülkede neredeyse kalıcı hale gelmiş olan Filistinliler nedeniyle sahip olduğu bu çeşitlilik dengesi bozulmaya başlamıştı. Zaten bozulmaya başlamış olan bu denge, bir başka Arap toplumun ülkeye yoğun biçimde göçmeye başlamasıyla büyük bir tehdit altında kalmaya başladı. Lübnan’da, yaklaşık % 30 Şii, % 30 Sünni ve % 35 Hıristiyan olmak üzere büyük mezhep grupları arasında bir tür denge mevcuttu. Ancak, Suriyeli sığınmacıların büyük bir çoğunluğunun Sünni olmasıbu dengenin bozulma ihtimalini doğurmuştur. Buradan hareketle, Suriyelilerin Lübnan’a gerçekleştirdiği yoğun göçün, en fazla siyasi çerçevede sorun yarattığı ya da uzun vadede yaratacağı korkusu sonucuna ulaşılabilir.

Suriyeli sığınmacı krizinin diğer ülkelerde meydana getirmediği ve Lübnan’a özel diyerek tabir edebileceğimiz bir etkisi iseSuriye’deki mevcut çatışmanın ortaya çıkardığı mezhepsel ayrılıkların, Maruniler de dâhil olmak üzere özellikle Sünniler ve Şiiler arasında bir gerginlik olarak Lübnan’a sıçrama olasılığıdır[35]. Ayrıca Lübnan’da askeri bir kola da sahip olan Hizbullah siyasi partisinin fiilen Suriye’de rejimin yanında savaşa dahil olması toplumsal ve mezhepsel kutuplaşmayı körüklemiş, ülkede siyasi, sosyal ve ekonomik problemlerin bir çıkmaza sürüklenmesine neden olmuştur[36].Öte yandan, bazı saha raporlarında, Suriyeli mültecilerin de başta Hizbullah olmak üzere Suriye yanlısı rejim gruplarının muhtemel saldırılarından korktuğu belirtilmektedir.

Suriyeli sığınmacıların Lübnan üzerinde yarattığı siyasi etkilerin dışında özellikle değinilmesi gereken bir diğer etki alanı ise ekonomidir.Sığınmacılar Lübnan üzerinde yarattığı ekonomik etkiler Türkiye’de olduğu kadar büyük olmamakla birlikte negatif yönde gerçekleşmiştir. Lübnan Cumhurbaşkanı MişelAvn, 2020 Şubat ayında Fransız bir dergi ‘ValeursActuells’ dergisine verdiği bir demeçte, Suriye’de cereyan eden iç savaşın ve ülkesine sığınan Suriyelilerin Dünya Bankası verilerine göre 25 milyar dolarlık bir kayba neden olduğunu açıklamıştır. Ülkesinin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıyı aktaran Avn yıllardan beri yaptığı ‘sığınmacıların geri dönüşlerini sağlama’ çağrısını da yineledi[37].

Göçün başladığı ilk yıllarda, Lübnan hükümeti sığınmacılar meselesiyle ilgili olarak daima BMMYK ile işbirliği içerisinde olmuş ve sığınmacıların giderleri büyük oranda BM, AB, STK ve Kuzey Amerika ülkelerinin sağladığı fonlar tarafından karşılanmıştır. Fakat 2014’e gelindiğinde sayılarının 1 milyonun üstüne çıkmasıyla yapılan yardımlar da yetersiz kalmaya başlamıştır. Ayrıca sığınmacıların tüm giderleri zaten yalnızca bu yardımlarla karşılanmıyordu. Lübnan’ın da devlet bütçesinden yaptığı harcamalar vardı. Ülke, ticaret, turizm ve yatırımlardaki düşüş ve kamu harcamalarındaki artış da dahil olmak üzere Suriye'deki çatışma nedeniyle ciddi ekonomik sorunlara maruz kaldı.Bu ekonomik anlamda ilerleyen negatif etki, sadece Lübnan halkı için değil aynı zamanda Suriyeli sığınmacılar tarafından da yoğun biçimde hissedilmiştir. Suriyelilerin yaklaşık %70’i yoksulluk sınırının altında bir gelirle hayatını sürdürmeye çalışmaktadır[38]. Lübnan hükümetinin sığınmacılar için kamp uygulaması yapmamasının bir sonucu olarak Suriyeliler kendi çadırlarını kurarak resmi olmayan kamplar oluşturmuşlardır. Suriyeli sığınmacıların üçte birinden fazlası, yerel halk için büyük bir ekonomik yük oluşturdukları Bekaa, Akkar ve Baalbek-Hermel vilayetleri gibi Lübnan’ın yoksul bölgelerinde yaşamaktadırlar[39].

Lübnan’da 2014 yılında %20’lerde seyreden işsizlik, 2017 yılının sonunda %46’ya yükselmiş ve kadın işsizliği %60 düzeyinde seyretmeye başlamıştır[40].Suriyeliler, tıpkı Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılarda olduğu gibi, düşük ücretle ve daha uzun süre çalıştıkları için, Lübnanlıların iş bulma imkânları sınırlanmıştır. Bu durum ise ekonomik sıkıntıların yanı sıra toplumsal bir tepkiye de neden olmuştur.Lübnan’da gerçekleşen bu ekonomik gerilemenin tek sebebi olarak Suriyeli sığınmacıları görmek doğru olmayacaktır. Zira hem Lübnan’ın ekonomik büyüklüğü yeterli refah seviyesinde değildir, hem de Suriyeliler dışında ülke içinde farklı ülkelerden gelmiş olanlar da vardır. Ayrıca bölgede var olan karışıklıklar da Lübnan ekonomisinde olumsuz etki yaratmıştır.

Kitlesel olarak meydana gelen göçün toplumsal olarak meydana getirdiği reaksiyonlar elbette yadsınamaz bir gerçektir. Kitlesel göçlerle karşı karşıya kalan ülkelerde, hükümetlerin izledikleri politikalar, ekonomik gerçeklikler vesiyasi olumsuzlukların her birinin toplumda karşılığı olur. Öte yandan gelen nüfusla bir arada yaşayan halkın uzun vadede huzursuzlukları olması çok doğaldır. Nitekim Lübnan’da da Suriyeli sığınmacılar kaynaklı toplumsal huzursuzluklar meydana gelmiştir. Toplumsal tepkilerin oluşmasında en temel etken aslında Suriyelilerin kalıcı olmasının önüne geçmek amacıyla yapılmış olan kamp kurmama uygulamasıdır. Kalıcı olmalarının yanında gettolaşmaların ve radikalleşmelerin de engellenmesi amacıyla yapılmış bu uygulama gelen Suriyelilerin ülkenin çeşitli bölgelerinde halkla iç içe yaşamasına neden olmuştur. Başlarda Lübnan halkı konuyla ilgili tepkili olmasa da sayılarının her geçen gün artması ve bulundukları sürenin uzaması toplumsal bir tepkiye sebep olmuştur.Ayrıca Suriyelilerin yerleşmeyi tercih ettikleri bölgelerin ekonomik seviyelerinin düşük olması da bu tepkinin sebeplerinden biridir. Sığınmacıların ekonomi üzerindeki etkisi, toplumda başlarda hoşgörüyle karşılanan göçün zamanla gergin bir istenilmeyen olgu haline gelmesine neden olmuştur.

Lübnan hükümetinin 2015’te başlattığı kayıtları durdurma uygulaması, kayıtların her yıl yenilenmesi ve bu yenileme işleminin maliyetli olması ülke içindeki kayıt dışı sığınmacı oranını geniş çaplı etkilemiştir. Şunu da belirtmek gerekir ki; yapılan kayıt işlemleri,tam anlamıyla kayıt dışı girişlerin önüne geçmek için yeterli olmamıştır. Bu durum ise Lübnan içerisinde güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. 2016 yılından itibaren ise Lübnan Suriyeli sığınmacılar meselesini ‘ulusal güvenlik’ kapsamında ele almaya başlamıştır. Bu durumun en önemli sebebi ise resmi olmayan kampların IŞİD militanlarının sığınak olarak kullandıkları yerlerden biri haline gelmesi olmuştur[41]. Ayrıca Hizbullah’ın Suriye iç savaşında oynadığı etkin rol de Lübnan’daki terör olaylarında artışa neden olmuştur.Başka bir deyişle, Lübnan teröre ve terör eylemlerine açık bir hale gelmiştir.

Güvenlik sorunlarının altında yalnızca terör sorununun yattığını düşünmek hata olacaktır.  Yüksek Yargı Konseyi başkanı Jean Fahed'e göre, Suriyeli sığınmacılar 2016 itibariyle Lübnan hapishane nüfusunun yüzde 27'sini oluşturmuşlardır ve bu tutukluların % 46.3’ü terör suçundan yargılanırken, ger kalan kısmı karmaşık ve farklı birçok suç nedeniyle yargılanmaktadır[42].

Lübnan Cumhurbaşkanı MişelAvn, sığınmacılar meselesini ekonomik, siyasi, toplumsal bir sorun olmasının yanı sıra; Lübnan’ın varlığına tehdit oluşturan bir unsur olarak görmektedir. Bu nedenle de uluslararası alanda bu konuda sık sık görüşlerini dile getirmekte ve özellikle içerisinde barındırdığı Suriyeli sığınmacıların ülkelerine dönmeleri konusunda yardım çağrısında bulunmaktadır[43].

SONUÇ

2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaşın dünya kamuoyunda yarattığı en büyük sorun sığınmacı meselesi olmuştur. Özellikle Suriye’ye sınırı bulunan devletler az ya da çok oranda göç sorunundan etkilenmişlerdir. Şüphesiz ki savaşın meydana getirdiği bu büyük sığınmacı yükünün en ağır payını Türkiye ve Lübnan taşımaktadır. Bu ağır yükü taşıma konusunda, Suriyeli sığınmacıların Türkiye ve Lübnan üzerinde yarattığı etkiler büyük oranda benzerlik gösterse de kendilerine has özellikler de taşımaktadırlar.

Lübnan nüfusunun yaklaşık 4’te birini oluşturan Suriyeli sığınmacılar, Lübnan’ı toplumsal, ekonomik, siyasi ve güvenlik alanlarında geriye çekmiştir. Lübnan iç savaşın başlamasından bu yana geçen 9 yılda,önceki tecrübelerine dayanarak, izlediği politikalarla zararını en aza indirmeye çalışmış fakat yeterli derecede başarılı olamamıştır.Örneğin; kayıt esasına önem vermiş olmasına rağmen kayıt dışı göç sorunun önüne geçememiştir. Terör saldırılarından kendini koruyamamıştır. Lübnan, ülkesine sığınan Suriyelilerin oluşturabilecekleri sorunlar zincirini en başından itibaren engellemeye çalışmıştır. Bu zinciri engellemek için ise yaptığı uygulamalardan en göze çarpanı girişleri durdurma olmuştur. Ayrıca Lübnan hükümeti iç savaşın başlamasının ardından gelen Suriyelilerin -2011 yılından itibaren- kalıcı olmayacakları konusunda vurgu yapmış ve bütün politikalarını da bu amaçla yürütmüştür.

Savaş nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan Suriyelilerin yaşadıkları sorunlar ise göz ardı edilemeyecek boyuttadır.Gerek %70’inin yoksulluk sınırının altında yaşıyor olması, gerek kadınlar ve özellikle kız çocuklarının mecbur bırakıldıkları durumlar Suriyelilerin yaşamlarının zorluğunu da açığa çıkarmaktadır.

Hem göç edenlerin hem de göçün gerçekleştiği bölgenin içerisinde bulunduğu kriz ortamı, uzun vadede daha büyük krizlere evrilebilecek bir potansiyele sahiptir. Bu nedenle atılacak her adımın, alınacak her önlemin önemi hayati niteliktedir.

 

KAYNAKÇA

 

Özdemirci, Ayşe S., Lübnan 2015, Sakarya Üniversitesi, 2015, https://docplayer.biz.tr/116861921-Lubnan-ayse-selcan-ozdemirci.html, Erişim Tarihi: 20.01.2020

Doğrusözlü, Cüneyt,  Lübnan 2013, Sakarya Üniversitesi, 2013, https://ormer.sakarya.edu.tr/uploads/files/lubnan_2013.pdf, Erişim Tarihi: 20.01.2020

Sander, Oral, Siyasi Tarih 2, 29. Baskı, 2019 Mayıs, İmge Kitapevi

Sarı, Cahide, Okur, A. M., Lübnan’da Suriyeli Mültecilerin Durumu, Agora Derneği, Nisan 2019

Tınas, Murat, Lübnan’daki Suriyeli Mülteciler: Hükümet Stratejisi Yokluğunda Ekonomik, Siyasi ve Mezhepsel Zorluklar, ORSAM, Mayıs 2017, Say. 62

Sarah E. Parkinson, OrkidehBehrouzan, NegotiatingHealthand Life: SyrianRefugeesandThePolitics of Access in Lebanon, SocialScienceandMedicine, Oct. 2015

Özdemirci, Ayşe S., Suriye İç Savaşı’nın Lübnan’a Etkileri (2011-2016), Türkiye Ortadoğu Çalışmaları Dergisi, Cilt 3, Say. 2, Aralık 2016

Françoise De Bel-Air, Migration Profile: Lebanon, Robert Schuman Center forAdvenced, Studies, EuropeanUniversityInstitude, May 2017

Özdemirci, Ayşe S., Suriye Krizi Sonrasında Lübnan’da Mülteci Sorunu, ORMER Perspektif Serileri, Mart 2014, No.1

Pirinççi, Ferhat, Suriye’ye Komşu Ülkelerin Suriyeli Mültecilere Yönelik Politikaları, TESAM Akademik Dergisi, Temmuz 2018, s. 39-60

LauranneCallet-Ravat, Suriyeli Mülteci Akını Yönetiminde Türkiye'deki Belediyelerin Rolü, Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Orta Doğu ve Batı Asya Teşkilatı, Ocak 2016

Armaoğlu, Fahir, 21. Yüzyıl  Siyasi Tarih Cilt 2, 11. Baskı, Ayraç Sanal Yayınevi, Sayfa 364-440

 

İNTERNET ERİŞİM

 

https://www.independentturkish.com/node/58916/t%C3%BCrkiyeden-sesler/suriye-ve-suriyeli-s%C4%B1%C4%9F%C4%B1nmac%C4%B1lar-meselesi

https://tasam.org/tr-TR/Icerik/148/refik_hariri_suikasti_ve_suriye

https://www.unhcr.org/tr/12478-basin-bildirisi-107-suriyeli-multeci-almanyadaki-gecici-yeniden-yerlestirme-programi-dahilinde-lubnandan-ayrilacak.html

https://www.criturk.com/haber/gundem/lubnandaki-suriyeli-siginmacilar-31217

https://www.dw.com/tr/suriyeliler-i%C3%A7in-yedi-milyar-dolar-yard%C4%B1m-taahh%C3%BCd%C3%BC/a-47924472

https://en.annahar.com/article/842279-syrian-refugees-make-one-third-of-lebanons-prison-population

https://www.the961.com/news/200000-syrian-refugees-have-returned-back-to-syria

https://www.businessinsider.com/r-lebanon-president-calls-for-return-of-syrian-refugees-from-lebanon-2017-10

https://www.unhcr.org/news/latest/2014/4/533c1d5b9/number-syrian-refugees-lebanon-passes-1-million-mark.html

https://archive.nytimes.com/www.nytimes.com/interactive/2013/10/16/world/middleeast/syrian-refugee-crisis-photos.html

https://ihop.org.tr/luebnandaki-suriyeli-mueltecilerin-salk-hizmeti-konusundaki-uemitsizlii/

https://www.unhcr.org/tr/12738-lubnandaki-suriyeli-multeci-sayisi-bir-milyonu-asti.html

https://www.bbc.com/turkce/haberler/2014/04/140403_lubnan_multeci

https://www.bbc.com/turkce/haberler/2014/10/141024_lubnan_siginmaci

https://www.dw.com/tr/l%C3%BCbnandan-suriyelilere-vize-%C5%9Fart%C4%B1/a-18170952

https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201501041013331591/, https://www.dw.com/tr/l%C3%BCbnandan-suriyelilere-vize-%C5%9Fart%C4%B1/a-18170952

https://tr.sputniknews.com/turkiye/201601081020096111-suriye-turkiye-vize-lubnan/

https://www.t24.com.tr/haber/lubnandaki-suriyeli-multecilerin-sayisi-azaldi,521756

https://www.haberturk.com/lubnandaki-suriyeli-multeciler-ulkelerine-donuyor-2080171http://www.gazetevatan.com/lubnan-da-suriyeli-multeciler-ulkesine-donsun-tartismasi-1110907-dunya/

https://www.dw.com/tr/l%C3%BCbnandaki-suriyeli-m%C3%BCltecilerin-say%C4%B1s%C4%B1-azald%C4%B1/a-41938202

https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201807051034161504-yurtlarina-donmek-isteyen-suriyelilere-hizbullah-yardimi/

https://www.dw.com/tr/l%C3%BCbnanda-suriye-gerilimi/a-16169646https://www.dw.com/tr/l%C3%BCbnana-da-bula%C5%9Ft%C4%B1/a-16168023

https://www.alaraby.co.uk/english/news/2019/5/10/aoun-says-palestinian-syrian-refugees-threaten-lebanons-existence

https://www.haberturk.com/lubnan-cumhurbaskani-avn-dan-suriyeli-multeciler-aciklamasi-2577749

 

[1]https://www.independentturkish.com/node/58916/t%C3%BCrkiyeden-sesler/suriye-ve-suriyeli-s%C4%B1%C4%9F%C4%B1nmac%C4%B1lar-meselesi

[2]Doğrusözlü, Cüneyt,  Lübnan 2013, Sakarya Üniversitesi, 2013, s. 6, https://ormer.sakarya.edu.tr/uploads/files/lubnan_2013.pdf, Erişim Tarihi: 20.01.2020

[3]Sander, Oral, Siyasi Tarih 2, 29. Baskı, 2019 Mayıs, İmge Kitapevi, s. 601

[4] Sarı, Cahide, Okur, A. M., Lübnan’da Suriyeli Mültecilerin Durumu, Agora Derneği, Nisan 2019,s. 2

[5]Sander, a.g.e., s. 604

[6]Armaoğlu, Fahir, 21. Yüzyıl  Siyasi Tarih Cilt 2, 11. Baskı, Ayraç Sanal Yayınevi, s. 365

[7]Armaoğlu, a.g.e., s. 368

[8]Armaoğlu, a.g.e., s. 436

[9]https://tasam.org/tr-TR/Icerik/148/refik_hariri_suikasti_ve_suriye, Erişim Tarihi; 05.02.2020

[10]Özdemirci, Ayşe S.,Suriye İç Savaşı’nın Lübnan’a Etkileri (2011-2016), Türkiye Ortadoğu Çalışmaları Dergisi, Cilt 3, Say. 2, Aralık 2016, s. 78

[11]Françoise De Bel-Air, Migration Profile: Lebanon, Robert Schuman Center forAdvenced, Studies, EuropeanUniversityInstitude, May 2017, s. 3

[12]Tınas, Murat, Lübnan’daki Suriyeli Mülteciler: Hükümet Stratejisi Yokluğunda Ekonomik, Siyasi ve Mezhepsel Zorluklar, ORSAM, Mayıs 2017, Say. 62, s. 10

[13]De Bel-Air,a.g.e. , s. 3

[14]https://www.unhcr.org/news/latest/2014/4/533c1d5b9/number-syrian-refugees-lebanon-passes-1-million-mark.html

[15]https://archive.nytimes.com/www.nytimes.com/interactive/2013/10/16/world/middleeast/syrian-refugee-crisis-photos.html

[16]Tınas, a.g.e., s. 6

[17]Tınas, a.g.e., s. 8

[18]Sarı, Okur, a.g.e.,s. 3, https://www.unhcr.org/tr/12478-basin-bildirisi-107-suriyeli-multeci-almanyadaki-gecici-yeniden-yerlestirme-programi-dahilinde-lubnandan-ayrilacak.htmlErişim Tarihi: 21.01.2020

[19]Pirinççi, Ferhat, Suriye’ye Komşu Ülkelerin Suriyeli Mültecilere Yönelik Politikaları, TESAM Akademik Dergisi, Temmuz 2018, s. 50

[20]LauranneCallet-Ravat, Suriyeli Mülteci Akını Yönetiminde Türkiye'deki Belediyelerin Rolü, Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Orta Doğu ve Batı Asya Teşkilatı, Ocak 2016, s. 47, https://www.criturk.com/haber/gundem/lubnandaki-suriyeli-siginmacilar-31217, https://www.dw.com/tr/suriyeliler-i%C3%A7in-yedi-milyar-dolar-yard%C4%B1m-taahh%C3%BCd%C3%BC/a-47924472, Erişim Tarihi: 22.01.2020

[21]Sarah E. Parkinson, OrkidehBehrouzan, NegotiatingHealthand Life: SyrianRefugeesandThePolitics of Access in Lebanon, SocialScienceandMedicine, Oct. 2015, s. 8

[22]https://ihop.org.tr/luebnandaki-suriyeli-mueltecilerin-salk-hizmeti-konusundaki-uemitsizlii/, Erişim Tarihi: 22.01.2020, Sarı, Okur, a.g.e., s. 4

[23]https://www.unhcr.org/tr/12738-lubnandaki-suriyeli-multeci-sayisi-bir-milyonu-asti.htmlErişim Tarihi; 25.01.2020

[24]https://www.bbc.com/turkce/haberler/2014/04/140403_lubnan_multeci, Erişim Tarihi; 25.01.2020

[25]De Bel-Air,a.g.e. , s. 4

[26]Tınas, a.g.e., s. 7

[27]Sarı, Okur,a.g.e.,s. 3, https://www.bbc.com/turkce/haberler/2014/10/141024_lubnan_siginmaci

[28]https://www.dw.com/tr/l%C3%BCbnandan-suriyelilere-vize-%C5%9Fart%C4%B1/a-18170952Erişim Tarihi: 21.01.2020

[29]https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201501041013331591/, https://www.dw.com/tr/l%C3%BCbnandan-suriyelilere-vize-%C5%9Fart%C4%B1/a-18170952Erişim Tarihi: 21.01.2020

[30]https://tr.sputniknews.com/turkiye/201601081020096111-suriye-turkiye-vize-lubnan/, https://www.t24.com.tr/haber/lubnandaki-suriyeli-multecilerin-sayisi-azaldi,521756Erişim Tarihi: 21.01.2020

[31]Tınas, a.g.e., s. 10

[32]https://www.the961.com/news/200000-syrian-refugees-have-returned-back-to-syria

[33]https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201807051034161504-yurtlarina-donmek-isteyen-suriyelilere-hizbullah-yardimi/Erişim Tarihi: 22.01.2020

[34]Sander, a.g.e., s.603

[35]Tınas, a.g.e., s. 11

[36]Özdemirci, a.g.e. s. 79

[37]https://www.haberturk.com/lubnan-cumhurbaskani-avn-dan-suriyeli-multeciler-aciklamasi-2577749

[38]Sarı, Okur, a.g.e.,s. 5

[39]Tınas, a.g.e., s. 4

[40]Sarı, Okur, a.g.e.,s. 5

[41]Özdemirci, a.g.e., s. 95, Doğrusözlü, a.g.e., s. 11

[42]https://en.annahar.com/article/842279-syrian-refugees-make-one-third-of-lebanons-prison-population

[43]https://www.alaraby.co.uk/english/news/2019/5/10/aoun-says-palestinian-syrian-refugees-threaten-lebanons-existence

Kübra Ünlü

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü 
Stajer

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Gözde Kılıç Yaşın   - 17-09-2020

Yunanistan’ın Doğu Akdeniz Adımları

Doğu Akdeniz, iki ülkenin aynı bölge için seyrüsefer duyurusu yapması nedeniyle sıcak günler geçirdi. Yunanistan ve Türkiye’ye ilki Almanya’dan olmak üzere Doğu Akdeniz’deki anlaşmazlıkların görüşülmesi çağrısı yapıldığında iki ülke de diplomasi yolunun açık tutulmasına sıcak baktıklarını beyan etti...