İsrail, Türkiye’den Özür Diledi; İran Neden Rahatsız Oldu?


İsrail, Türkiye’den Özür Diledi; İran Neden Rahatsız Oldu?

Yazan  08 Nisan 2013

 

Giriş

Dokuz Türk vatandaşının ölümüne neden olan Mavi Marmara krizinin ardından askıya alınan Türk-İsrail ilişkileri, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Başbakan Erdoğan’ı telefonla arayıp özür dilemesiyle yeni bir döneme giriyor. Türk ve İsrail kamuoyunda büyük bir ilgi ile takip edilen süreç İran tarafında ise kuşkuyla karşılanmıştır. İsrail'in Türkiye'den özür dilemesi hakkında İran kanadından ilk yorum ise İran Genel Kurmay 2. Başkanı Mesud Cezayiri'den gelmiştir. Türkiye'ye yönelik sert eleştirileriyle bilinen Tuğgeneral Cezayiri, İsrail'in Türkiye'den özür dilemesini bölgedeki direnişi ve halk hareketlerini etkilemek için yapıldığını iddia etmektedir. Basına verdiği demeçten anlaşıldığı üzere Cezayiri, küresel aktörlerin özellikle İslam dünyasında İran'ın yerine bir alternatif bulmak için hareket ettiğini düşünmektedir.

İran, geliştirmekte olduğu nükleer program nedeniyle uzun süredir ABD-İsrail ekseninin ekonomik yaptırımları ve casusluk faaliyetleri ile karşı karşıya kalmaktadır. Başta Suriye krizi ve Arap Baharı süreci olmak üzere Orta Doğu’da meydana gelen bölgesel gelişmelerin küresel aktörler tarafından maniple edildiğini düşünen İran, söz konusu siyasi süreçleri kendisine yönelik büyük kuşatmanın bir parçası olarak görmektedir. Bu nedenle Suriye’de Esad rejimini, Lübnan’da ise Hizbullah’ı destekleyerek, ABD-İsrail ittifakının bölgesel politikalarına karşı dolaylı bir savaş yürütmektedir. Bu çerçevede Türkiye’nin Suriye krizi, füze radarı ve patriot füzeleri konularındaki politik yaklaşımını sert bir şekilde eleştiren İran, Ankara Hükümeti’nin tutumunu ulusal ve bölgesel çıkarları için tehdit olarak yorumlamaktadır. İsrail’in Türkiye’den özür dilemesinin ardından İsrail’in Suriye krizi konusunda Türkiye ile olası bir ortaklık geliştirmesinden endişelenen İran, özür meselesine büyük bir kuşkuyla yaklaşmaktadır. Zira Türkiye, Suriye’de Esad rejimine karşı muhalif grupları desteklerken; İsrail, iç karşılıklarla boğuşan Suriye’nin Golan Tepeleri’ni bombalamaktadır.

İran’ı, Rahatsız Eden Gerçek Nedir?

İsrail'in Türkiye'den Mavi Marmara’da ölen Türk vatandaşları için özür dilemesi, İran tarafında soru işaretleriyle karşılanmıştır. ABD Başkanı Obama’nın İsrail’i ziyaretinin son gününde İsrail’i Türkiye’den özür dilemesi konusunda ikna ettiği anlaşılmaktadır. İsrail'de yayın yapan Kanal 2 televizyonu İsrail’in Türkiye’den özür dilemesinden 11 gün önce, Obama’nın ziyareti sırasında İsrail ve Türkiye ilişkilerinin düzelmesi için adımlar atılmasını isteyeceğini ileri sürmüş, haberde eski müttefiklerin ilişkilerindeki gerilimin ABD’nin Suriye politikalarına zarar verdiğine dikkat çekilmiştir.[1] Yine İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yigal Palmor, Obama’nın İsrail ziyaretinden hemen önce Türkiye-İsrail ilişkilerinin ABD Başkanı Barack Obama'nın İsrail ziyaretinin gündem maddeleri arasında yer aldığını belirmiş, Türkiye ve İsrail arasındaki ihtilafın çok yakın bir zamanda arkada bırakılarak iyi ilişkilerin kurulacağı mesajlarını vermiştir.[2] Bu paralelde bir başka resmi açıklama ise ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel’den gelmiştir. Hagel, İsrail’in Türkiye’den özür dilemesinden bir gün önce gerçekleştirdiği basın toplantısında Türkiye’yle İsrail ilişkilerindeki yumuşamanın, Suriye’den gelen tehdidin kontrol altında tutulmasına yardımcı olacağını ifade ederek, ABD’nin bu konudaki resmi görüşlerini kamuoyuyla paylaşmıştır.[3] Bu açıdan ABD’yi bu konuda İsrail’i ikna etmeye iten temel nedenin Suriye krizi olduğu açıkça anlaşılmıştır. Çünkü Suriye'deki çatışma sürecinde İran-Suriye eksenin maksimum düzeye ulaşmasına karşın İsrail-Türkiye ilişkilerinin çatışma içerisinde olması ABD'nin İran'a yönelik kuşatmasının etkisini azalmıştır. İsrail'in Türkiye'den özür dilemesi ancak bu bağlamda okunduğunda İran açısından anlam kazanmaktadır.

İran, dış politikada İsrail karşıtlığını önemli bir argüman olarak kullanmaktadır.[4] Zaman zaman “İsrail’i haritadan silmek” ve “siyonizmi yok etmek” söylemini kullanan İran’ın, Filistin direnişine Hizbullah ve Hamas üzerinden verdiği destek ile Arap kamuoyundaki saygınlığını artırmıştır.[5] Buna karşın Başbakan Erdoğan’ın Davos çıkışı ve Mavi Marmara krizinin ardından ilişkileri askıya alması İran’ın Filistin’deki manevra alanına Türkiye’nin de ortak olmasıyla sonuçlanmıştır.[6] Bu açıdan İran, Arap kamuoyunda Filistin üzerinden elde ettiği itibarı Türkiye ile paylaşmak istememektedir. İsrail’in Türkiye’den özür dilemesi, Türkiye’nin Arap kamuoyundaki popülaritesini artırırken; İran’ın Filistin konusundaki popülaritesini azaltmaktadır. Zaten İran Genel Kurmay 2. Başkanı Mesud Cezayiri’nin eleştirilerinden biri de bu noktadan gelmektedir. Cezayiri aslında İsrail’in Türkiye’den özür dilemesi olayını İran’ın İslam dünyasında elde ettiği konuma alternatif yaratma girişimi olarak değerlendirmektedir.[7] Fakat İran’ı endişelendiren asıl konu uzun süredir askıda olan İsrail-Türkiye ilişkilerinin yeniden filizlenmeye başlamasıdır. Zira iki ülke arasındaki anlaşmazlık İsrail ve Türkiye’nin Esad’a yönelik ortak bir dış politika konsepti belirlemesini engelliyordu. Böylece İran’ın ön cephesi olarak gördüğü Suriye’de yürüttüğü dolaylı savaş Esad’ın ayakta kalmasını sağlıyordu. Ancak özür meselesinin ardından İsrail ve Türkiye arasında diplomatik temas yollarının yeniden açılma olasılığı İran’da büyük rahatsızlık uyandırmaktadır. Çünkü İsrail’in stratejik düşüncesi ile Ankara Hükümetinin Suriye konusundaki politik hedefleri paralel bir seyir izlemektedir.

1982’de Dünya Siyonist Örgütü’nün yayın organı Kivunim Dergisi’nde eski bir İsrailli diplomat olan Oded Yinon tarafından kaleme alınan “İsrail İçin 1980’ler Stratejisi” başlıklı makalede İsrail’in güvenliğinin sağlanabilmesi için Suriye’nin altı farklı devlete bölünmesi öngörülmüştür.[8] Bu açıdan Suriye’de yaşanmakta olan siyasi kriz, İsrail için tarihi bir fırsat niteliği taşımaktadır. Bu fırsat ise Esad’ın devrilmesi ya da ülkedeki siyasi nüfuzunun kırılmasıyla gerçekleşebilir. Tam bu noktada Esad rejiminin devrilmesi konusunda paralel bir başka duruş ise Ankara Hükümeti’nin politik adımlarında görülmektedir. Suriye güvenlik güçlerinin 2011’de Hama’ya düzenledikleri askeri operasyon sonunda Türkiye, dış politikada sıfır sorun söyleminin aksine bir hareketle Suriyeli muhalif grupları desteklemeye ve örgütlemeye başlamıştır.[9] Bu kapsamda Türkiye, Esad rejimine muhalif Suriye Ulusal Konseyi’nin Türkiye’de toplanmasına ve faaliyet göstermesine izin vermiş[10], Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Suriye meselesinin Türkiye’nin iç işleri olduğunu söylemiştir.

Sonuç

ABD, Suriye’deki krizin aşılabilmesi için İsrail ve Türkiye arasındaki müttefiklik ilişkisini yeniden canlandırmak istemiştir. ABD’nin girişimleri ile İsrail’in Türkiye’den özür dilemesinin ardından İsrail ve Türkiye’nin Suriye krizinde ortak politika belirlemesinin önündeki engel ortadan kalkmıştır. ABD ve İsrail’in Suriye’de kendisine karşı dolaylı bir savaş yürüttüğünü ve kuşatıldığını düşünen İran ise Esad rejiminin düşürülmesi ya da nüfuzunun sınırlandırılması konusunda olası İsrail-Türkiye işbirliğinden rahatsızdır. Bu kapsamda İran'ın endişelerinin Türkiye'ye yönelik sert çıkışlarıyla bilinen Tuğgeneral Mesud Cezayiri’den gelmiştir. İran bu süreçte kontrollü gerilim politikası izleyecektir. Ancak İran, sessizliğini şimdilik korumaktadır. Zira İran’ın bu konuda radikal çıkışlar yapması Arap kamuoyunda İran’ın hedef tahtasına oturtulması gibi ters sonuçlar yaratabilir. İsrail’in Türkiye’den özür dilemesine paralel bir diğer gelişme ise Lübnan'da Hizbullah'ında içinde bulunduğu hükümetin Başbakanı Necip Mikati'nin istifa etmesi olmuştur. İran'la dirsek temasında olan Hizbullah'ın hükümetten tecrit edilerek İran'ın bölgedeki siyasi nüfuzunun kırılması için atılmış adımlardan biri olabilir. İsrail'in Türkiye'den özür dilemesiyle İran-Suriye eksenine yönelik çoklu bir operasyon başlamış gibi görünmektedir.

 

 


[1]Obama, Türkiye-İsrail ilişkilerini tamir edecek, CNNTÜRK, 13.03.2013, Çevrimiçi: http://www.cnnturk.com/2013/dunya/03/13/obama.turkiye.israil.iliskilerini.tamir.edecek/700076.0/

[2]Obama İsrail'e 'Türkiye'yi hatırlattı, NTVMSNBC, 20.03.2013, Çevrimiçi: http://www.ntvmsnbc.com/id/25430003/

[3]Claudette Roulo, Hagel: Partnerships Lay Groundwork for Contingency Responses, U.S Department Of Defence, March 28, 2013, Çevrimiçi: http://www.defense.gov/news/newsarticle.aspx?id=119646

[4]Barış Doster, Bir Bölgesel Güç Olarak İran’ın Ortadoğu Politikası, Ortadoğu Analiz, Ağustos 2012, Cilt: 4, Sayı: 44, s.47

[5]Bayram Sinkaya, Arap Baharı Sürecinde İran’ın Suriye Politikası, SETA Analiz, Nisan 2012, Sayı: 53, s.11

[6]Can Deveci, 2011 Arap Kamuoyu Araştırması, ERUSAM, 25.11.2011, Çevrimiçi: http://www.erusam.com/makale.php?id=74

[7]Israel’s apology to Turkey aims to affect resistance: Iran cmdr, PRESSTV, Mar 23, 2013, Çevrimiçi: http://www.presstv.ir/detail/2013/03/23/294861/iran-scoffs-at-israel-apology-to-turkey/

[8]Ümit Özdağ (Ed.), PKK İle Pazarlık, Öcalan ile Anayasa Yapmak, Kripto, Ankara, 2013, s.24

[9]Hüseyin Alper Özcan, “AKP Döneminde Suriye’ye Yönelik Türk Dış Politikası”, Ümit Özdağ(Ed.), Küçük Orta Doğu Suriye, Kripto, Ankara, 2012, s. 243

[10]Hüseyin Alper Özcan, a.g.m., s. 242

 

Hakan Boz

bozhakanboz@hotmail.com

Uzmanlık Alanları

Azerbaycan, İran, Pakistan

Biyografi

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’nde Araştırmacısı olarak görev yapan Hakan BOZ, Güney Kafkasya-İran-Pakistan Araştırmaları Merkezi'nde çalışmaktadır.

Bununla birlikte hakemli bir dergi olan 21. Yüzyılda Sosyal Bilimler Dergisi ile 21. Yüzyıl Dergi’lerinin sorumlu yazı işleri müdürüdür. Boz, enstitü çalışmalarının Radyo Karedeniz ve Pusula Gazete’siyle koordine edilmesi sürecini de yönetmektedir.

İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul’da tamamlamıştır. Üniversite eğitimi için 2005 yılında Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne girdi. İlk senesinde gösterdiği başarı ile fakültesinde dereceye girerek, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne geçiş yaptı. Lisans eğitimini Gazetecilik Bölümü’nde “Türk Basını’nda Güneydoğu Sorunu” isimli bitirme projesiyle tamamlamıştır.Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Yüksek Lisans eğitimine devam etmektedir.

Hakan Boz, Enstitü’deki görevine Eylül 2011’de başlamıştır.

Yabancı Diller

İngilizce

Eserleri

  • Suriye’nin Arkasındaki Cephe: İran, Küçük Orta Doğu: Suriye, Ümit Özdağ (Ed.), Kripto Yayınları, Ankara, 2012; Suriye’nin Arkasındaki Cephe: İran

Makaleleri

  • Hakan BOZ, Şii Hilalinden Direniş Eksenine İran Dış Politikasında Şiilik, , 21. Yüzyıl Dergisi, Aralık 2012
  • Hakan BOZ, Turan Soylu Kavimlerin Kadim Yurdu: İran, 21. Yüzyıl Dergisi, Kasım 2012
  • Hakan BOZ, Karabağ Sorununda Masadaki Seçenek Askeri Müdahale mi?, 21. Yüzyıl Dergisi, Ağustos 2012
  • Hakan BOZ, Ahmet Turan Esen-Turgay Düğen-Alper Özcan21. Yüzyıl Dergisi, Türkiye-Azerbaycan-KKTC Birleşik Devleri, Temmuz 2012
  • Hakan BOZ, Şeytan Üçgeninde Dans: İsrail-Azerbaycan-İran, 21. Yüzyıl Dergisi, Haziran 2012
  • Hakan BOZ, ABD’nin Nükleer Kriz Sendromu: Pakistan, İran Olur mu? , 21. Yüzyıl Dergisi, Mayıs 2012
  • Hakan BOZ, Suriye’nin Arkasındaki Cephe: İran, , 21. Yüzyıl Dergisi, Nisan 2012
  • Hakan BOZ, 2012, İran İçin Savaş Yılı mı?  21. Yüzyıl Dergisi, Mart 2012
  • Hakan BOZ, İran’ın Kuzey Irak Politikaları, 21. Yüzyıl Dergisi, Ocak 2012
  • Hakan BOZ, Belucistan, Orta Asya’nın Kürdistanı mı?, 21. Yüzyıl Dergisi, aralık 2011
  • Hakan BOZ, Azerbaycan Dış Politikasının Manevra Sahaları,2023 Dergisi, Mart 2012, Sayı: 131
  • Hakan BOZ, İran’ın Azerbaycan’daki Asimetrik Savaşı,Ekoavrasya, Kış 2012.        

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Suinbay Suyundikov   - 30-09-2020

Dondurulmuş Sorun Dağlık Karabağ Erimeye Başladı

Dünyanın çözüme kavuşamayan en eski ihtilaflı bölgelerinden biri de hiç kuşkusuz Dağlık Karabağ sorunudur.