AKP, Irak Türkmen Cephesi’ne Ne Yapıyor? (1)

2005 seçimlerinde büyük baskılar altında kalan Irak Türkmen Cephesi ve Türkmen partileri arzu edilen başarıyı elde edemeyince Ankara partilere yaptığı ayrı ayrı ekonomik yardımı durdurmuş ve bir tek ITC’ye yardım yapmaya başlamıştır.

Irak Türkmenleri karışık ve kara günlerden geçiyorlar. Birleşmiş Milletler Irak Özel Temsilcisi Stefan Mistura tarafından hazırlanan ve 15 Mayıs 2008'de açıklanması beklenen İhtilaflı Bölgeler Raporu ile 450 bin Türkmen'in yaşadığı Türkmen kenti Telafer ve yine Türkmen kenti olan Altunköprü Federe Kürt Yönetimi topraklarına bağlanacak. Ankara'nın Telafer ve Altunköprü'nün Federe Kürt Yönetimine bağlanmasına ciddi bir tepki vermeyeceğine dair görüşler ileri sürülüyor.

Ancak, Telafer ve Altunköprü'nün Barzani'ye verilmesi planları konusunda ortaya bir tepki koymayan AKP hükümeti ve hükümetin gerçek dış politika ajanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, bir süreden buyana Irak Türkmenlerinin en büyük siyasal örgütü olan Irak Türkmen Cephesi'ne yönelik yeni bir siyaset başlatmış durumda. AKP'nin siyasetinin özünde Irak Türkmen Cephesi'nin İslamileştirilmesi ve AKP'lileştirilmesi var. Bu amaçla AKP, Irak Türkmen Cephesi'nin Genel Başkanı Dr. Sadettin Ergeç'i tasfiye etmek için çalışıyor.

Irak Türkmen Cephesi'nin AKP'lileştirilmesi / İslamileştirilmesi girişimi

AKP'nin Dr. Sadettin Ergeç'in tasfiye etme girişimlerine Türkiye'nin Bağdat Büyükelçisi Derya Kanbay ve Musul Başkonsolosu Hüseyin Avni Botsalı büyük destek veriyorlar. Şubat 2008'de Türkmen ve Irak meseleleri ile ilgili çalışmaların Genelkurmay Başkanlığı'ndan Dışişleri Bakanlığı'na aktarılmış olması bu iki diplomatın Irak'taki etkisini artırmış durumdadır. Anılan Dışişleri bürokratlarının Dr. Ergeç'in tasfiye edilmesini istemelerinin nedeni ise Dr. Ergeç'in bağımsız ve onurlu duruşu. Dr. Ergeç, "Ben Türkmenlerin siyasal lideriyim" diyerek, Irak gerçeklerini bilmeyen, Irak Türkmenlerine karşı herhangi bir sorumluluk taşımayan bürokratları ITC'nin iç işlerine karıştırmamaktadır.

Ankara'da Dr. S. Ergeç'in bu tavizsiz tavrından rahatsız olan ve Ergeç'in ikinci bir Denktaş olmasını istemeyen çevrelerin de AKP'nin Ergeç'i tasfiye etme politikasına örtülü olarak destek verirken, Ergeç'ten sonra Irak Türkmen Cephesi'nin İslamileştirilmesi girişimleri karşısında da ne yapacaklarını bilmez bir konumda oldukları biliniyor.

Dr. Ergeç'e yönelik olarak gerçekleştirilen tasfiye operasyonu, esasen derinden uzun bir süreden buyana devam etmektedir. 29 Temmuz 2007'de Ankara'da Hacettepe Hastanesi'nde açık kalp ameliyatı geçiren Dr. S. Ergeç Ankara'da ameliyat sonrasında nekahat dönemini geçirirken, başını ITC Yürütme Kurulu üyesi ve Adalet Partisi Genel Başkanı Enver Bayraktar'ın çektiği bir grup, Dr. S. Ergeç'i görevden almak için girişimlerde bulunmuştur.

Türkmen Adalet ve (Kalkınma) Partisi

Türkmen Adalet Partisi ilginç bir partidir. Türkmen Adalet ve Kalkınma Partisi 1994 senesinde kurulmuştur. Parti ancak Mart 2005'te yapılan ITC Kurultay'ında ITC'ye katılmıştır. Ancak bu ismin onu çok açık bir şekilde AKP'nin uzantısı olarak gösterdiği düşünülerek, ismi Türkmen Adalet Partisi'ne çevrilmiştir. Partinin ciddi bir halk desteği hiç olmamıştır.

Türkmen Adalet Partisi lideri Enver Bayraktar ise İhvanı Müslim (Müslüman Kardeşler) örgütü bağlantısı ile tanınmaktadır. Dr. Ergeç'in müdahalesi ile bastırılan bu darbe girişimini, ITC'nin kurultay düzenlemesini talep eden adımlar izlemiştir. Dr. Ergeç bu zamansız kurultay girişimlerine de karşı çıkmıştır. Dr. Ergeç, meydan okuyarak böyle önemli bir aşamada gerçekleştirilecek bir kurultayda aday olmayacağını açıklamıştır.

Dr. S. Ergeç'in Türkiye'den Kerkük'e dönmesinden sonra da ITC içinde huzursuzluk kaynağı olan Türkmen Adalet Partisi Başkanı Enver Bayraktar'ın saldırgan ve bozguncu tavrı devam etmiştir. 3 Kasım 2007'de Kerkük'te ITC Yürütme Kurulu toplantısında Enver Bayraktar Dr. S. Ergeç'i ağır bir şekilde suçlamış ve kavga çıkarmıştır. ITC Yürütme Kurulu'nda çıkan kavga KYB tarafından desteklenen Kürt gazetesi Alay Azadi'de 5 Kasım 2007'de yayınlanmıştır. Enver Bayraktar Dr. S. Ergeç'e karşı kendisinin ve arkadaşlarının Ankara'daki askeri yetkililer tarafından kışkırtıldığı gibi bir yalanı da söylemiştir.

Şubat 2008'de önemli bir gelişme gerçekleşmiş ve Irak Türkmenleri ile ilgili siyaset yürütme sorumluluğu Genelkurmay Başkanlığı'ndan Dışişleri Bakanlığı'na geçmiştir. AKP'nin Enver Bayraktar başta olmak üzere, Irak Türkmen Cephesi üyesi partileri Dr. S. Ergeç'e karşı kışkırtılması devam etmiştir. 29 Mart 2008'de Bağdat'ta yapılan ITC Yürütme Kurulu üyelerinin bir kısmının katıldığı toplantıda Dr. Sadettin Ergeç'in görevden alındığı açıklanmıştır.

Talabani: Ergeç'i tasfiye edin

Sadettin Ergeç'in görevden alınması girişimi sadece ITC içinde birkaç parti liderinin girişimi gibi görünen bir ITC'nin AKP'lileştirilmesi operasyonu mudur, yoksa bunun bağlantılı olarak daha büyük bir uluslararası planın ürünüdür? KDP ve KYB, Kerkük'ü ele geçirmek amacı ile Irak Anayasası'nın 140. Maddesine 2007 Aralık ayında yapılacak bir referandum ile Kerkük'ün geleceğinin belirleneceği maddesini koydurmuşlardır. Bundan sonraki dönemi Kerkük'e yoğun bir Kürt göçü izlemiştir. Yüz binlerce Kürt Kerkük'ün varoşlarına yerleşmiştir. Böylece 2003'te 850 bin olan Kerkük nüfusu 1 milyon 300 bine çıkmıştır.

Aralık 2007'de yapılması planlanan referandum gerek Ortadoğu gerekse Irak'taki dengelerin bir referandumun gerçekleşmesi durumunda iç savaşı tetikleyeceği endişesi ile KDP ve KYB tarafından her şeyi göze alarak arzu edilmesine rağmen ABD'nin isteği ile 6 ay ertelenmiştir. Bölgesel ve Irak dengelerinin Kerkük'ün bir referandum ile Kürtlerin eline geçmesine izin vermeyeceğini anlayan Barzani ve Talabani yeni bir yöntem üzerinde çalışmışlardır. Celal Talabani tarafından ortaya atılan yeni projeye göre Kerkük Vilayet Meclisi, %32 Arap, %32 Kürt, %32 Türkmen ve %4 Hıristiyanlardan oluşacaktır. Böylece Barzani ve Talabani, Kerkük'ü ele geçirmeyi zamana yayabileceklerdir.

Talabani tarafından getirilen anlaşmanın bir parçası olarak Kerkük Türkmenlerinin şimdiye değin Kürtler ve Araplar tarafından gasp edilmiş olan arazilerinden vazgeçmeleri istenmiştir. ITC Genel Başkanı Dr. Sadettin Ergeç ise Talabani'nin planına çok boyutlu olarak itiraz etmiştir. Dr. Ergeç'in Talabani'nin planına karşı çıkışının en temel gerekçelerinden birisi de 2003 senesi erzak dağıtım kayıtlarının da ortaya koyduğu şekli ile nüfusun %55'inin Türkmen, %30'unun Arap ve %10'unun Kürt olduğu gerçeği idi.

Dr. S. Ergeç'in itirazları üzerine Celal Talabani Ankara'ya Irak Cumhurbaşkanı olarak yaptığı ziyaret sırasında Ankara'ya "PKK konusunda anlaşabiliriz, ancak Kerkük konusunda aşırılık yapanların yumuşatılması gerekir" mesajını vermiştir. Amerikan Başkan yardımcısı Dick Cheney'in Ankara ziyareti sırasında da Barzani ile daha yakın ilişkiler önerdiği ve Kerkük konusunun çözümü için Talabani'nin önerisinin dikkate alınmasını istemiştir.

Dr. Ergeç: Kerkük'ten vazgeçmem

Sadettin Ergeç'in başarısızlıkla sonuçlanan görevden alma girişiminden önce gerçekleşen bir ilginç gelişme de ABD'nin Irak Büyükelçisi ile Dr. Sadettin Ergeç arasındaki görüşme olmuştur. Görüşmeden Kerkük'ün geleceği konusunda büyük bir tartışma çıkmıştır. Dr. Ergeç, Kerkük konusunda "Kerkük Türkmen şehridir ve kesin Kürdistan'a bağlanmayacaktır" görüşünü savunmuştur.

Ergeç, Kerkük'ün geleceğinin referandum ile belirlenmesini isteyen Irak Anayasası'nın 140. Maddesinin tamamen kaldırılmasını istemiştir. Havanın gerginleşmesi üzerine Dr. Sadettin Ergeç, Amerikan Büyükelçisi ile yaptığı toplantıda keserek toplantıyı terk etmiştir. Amerikalılar Ergeç'in bu tavrına kızmış ve Türkiye Hükümetine bu konu ile ilgili bilgi vermişlerdir. Ergeç'in Kerkük'ün Türkmen kimliği konusunda ısrarcı olduklarını söylemişlerdir.

Bir diğer ilginç gelişmede 28 Mart'ta ITC Yürütme Kurulu üyesi ve Bağımsızlar Hareketi Başkanı Kenan Şakir Üzeyirağalı'nın Bağdat toplantısından bir gün önce, 28 Mart'ta Arapların kurduğu Irak Kerkük Cephesi Genel Sekreteri Ahmet Hamid El Ubeyit'inde içinde olduğu bir Arap heyeti ile bir toplantı yapmış ve onların Türkmenlerin Saddam döneminde Araplar tarafından gasp edilen toprakların üzerindeki haklarından vazgeçeceği konusundaki isteklerini kabul ettiğini açıklamış olmasıdır. Oysa ITC bu konuda yargıya gitmiş ve Türkmen arazilerinin Türkmenlere geri dönmesi için dava açmıştır.

29 Mart 2008: Ergeç'i tasfiye girişimi

Nihayet Ergeç'in bu çıkışından rahatsız olan Türk Dışişleri Bakanlığı Ergeç'i görevden almak için 29 Mart 2008 tarihli toplantıyı düzenlemiştir. Türk Dışişleri Bakanlığı'nın Irak Temsilcisi Murat Özçelik'in katıldığı bir toplantıda Bağdat'ta bir araya gelen Sadettin Ergeç, ITC Yönetim Kurulu Üyeleri Bağımsız Hareket Başkanı Kenan Şakir, İslami bir parti olan Adalet Partisi Başkanı ve İhvani Müslim bağlantılı Enver Bayraktar, Irak Milli Türkmen Partisi Başkanı Cemal Şan, ITC Tuzhurmatı İl Sorumlusu Ali Haşim Muhtaroğlu, ITC Kerkük İl Sorumlusu Hişam Bayraktar, Bağdat İl Sorumlusu Aydın Aksu ve Erbil İl Sorumlusu Nezhet Abdul Gani, Diyala İl Sorumlusu Dr. Usame ile Türkmeneli Partisi Başkanı Riyaz Sarıkahya ile Karar Partisi Başkanı Faruk Abdullah Abdurrahman toplantıya katılmışlardır.

Toplantıda Irak Milli Türkmen Partisi Başkanı Cemal Şan, ITC Genel Başkanı Sadettin Ergeç'i sert bir şekilde eleştirmiştir. C. Şan, "Siz Türkiye olarak bir diktatör yaratıyorsunuz. Bütün olanakları Sadettin Ergeç'e sağlıyorsunuz. O da bu olanakları bizi ezmek için kullanıyor" suçlamasında bulunmuştur. Bağımsız Hareket Başkanı Kenan Şakir'de Şan'ı desteklemiştir (Cumhuriyet, 1 Nisan 2008). Oysa bu suçlamaların muhatabı Dr. Sadettin Ergeç değil, Ankara'dır. 2005 Ocak ayında yapılan Irak seçimlerine kadar Türkiye Irak'taki bütün Türkmen partilerine ayrı ayrı ekonomik yardım yapma politikası izlemiştir.

2005 seçimlerinde büyük baskılar altında kalan Irak Türkmen Cephesi ve Türkmen partileri arzu edilen başarıyı elde edemeyince Ankara partilere yaptığı ayrı ayrı ekonomik yardımı durdurmuş ve bir tek ITC'ye yardım yapmaya başlamıştır. Üstelik bu politika başarılı olmuş ve ITC içinde bir disiplinin oluşmasına neden olmuştur. Bu durumdan dolayı Dr. Ergeç'in suçlanması mümkün değildir. Ankara ister ise bu doğru politikayı Dr. Ergeç'e sormadan değiştirebilir. Ancak meselenin bir ekonomik yardım politikası değil, Ergeç'in tasfiyesi olduğu açıktır.

Bu suçlamalar üzerine S. Ergeç ve toplantıyı ITC Kerkük İl Sorumlusu Hişam Bayraktar terk etmiştir. Toplantıdan ayrılan Dr. Ergeç'e ulaşamadıklarını söyleyen Bağdat Türk Büyükelçiliği temsilcilerine göre bunun üzerine, toplantıda kalan dört ITC Yürütme Kurulu üyesinin imzaları ve ITC Yürütme Kurulu üyesi olmayan Riyaz Sarıkahya ve Faruk Abdullah Abdurrahman'ın moral desteği ile S. Ergeç'i görevden almıştır.

Oysa ITC Tüzüğüne göre Dr. S. Ergeç ve ITC Kerkük İl Sorumlusu Hişam Bayraktar olmadan ITC Yürütme Kurulu'nun toplantı karar sayısı oluşturması mümkün değildir. Ayrıca ITC Yürütme Kurulu üyesi olmayan Riyaz Sarıkahya ve Faruk Abdullah Abdurrahman'ın böyle bir sürecin içinde hiçbir şekilde yer almaya hakları yoktur. Buna rağmen ITC Yürütme Kurulu üyelerinin bir kısmı ITC Tüzüğünü açık bir şekilde çiğneyerek, Dr. S. Ergeç'i görevden aldıklarını açıklamışlardır. Şakir, Bayraktar, Şan ve Muhtaroğlu'ndan oluşan ITC Yürütme Kurulu üyeleri Bağdat'tan Kerkük'e döndükten sonra ikinci bir toplantı yapmış ve Ergeç'i görevden alma kararını ikinci kez açıklamışlardır.

Büyükelçi Kanbay Dr. Ergeç'i tehdit ediyor

Görevden alınan Dr. S. Ergeç'in yerine ITC Tuzhurmatı temsilcisi Şii Türkmen Ali Haşim Muhtaroğlu'nun atandığı duyurulmuştur. Bu arada Türkmeneli TV'nin Türkiye'nin Bağdat Büyükelçisine bağlandığı, ITC Güvenlik Dairesi'nin de merkezi Ankara'da olan Türkmeneli İşbirliği ve Yardım Vakfı'na bağlandığı duyurulmuştur. 29 Mart 2008 tarihinden itibaren Türkiye'nin Musul Başkonsolosu Hüseyin Avni Botsalı'nın emri ile Dr. Sadettin Ergeç'ten "ITC Başkanı Sadettin Ergeç" olarak değil, "Türkmen milletvekili" olarak bahsedilmeye başlanmıştır. Bu arada Türkiye'nin Bağdat Büyükelçisi Büyükelçi Derya Kanbay ile görüşen Dr. Sadettin Ergeç'i Büyükelçi D. Kanbay açık bir şekilde tehdit etmiştir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Gözde Kılıç Yaşın   - 17-09-2020

Yunanistan’ın Doğu Akdeniz Adımları

Doğu Akdeniz, iki ülkenin aynı bölge için seyrüsefer duyurusu yapması nedeniyle sıcak günler geçirdi. Yunanistan ve Türkiye’ye ilki Almanya’dan olmak üzere Doğu Akdeniz’deki anlaşmazlıkların görüşülmesi çağrısı yapıldığında iki ülke de diplomasi yolunun açık tutulmasına sıcak baktıklarını beyan etti...