Bu sayfayı yazdır

Türklüğün Küçük Asya’daki Payandası Alevi Türkmenler

Yazan  07 Eylül 2022

Uluslar içerisinde kırıklar yaratarak emperyalist emellerine ulaşmaya çalışan yabancı istihbarat örgütlerinin en kullanışlı bulduğu aygıtlardan biri de dini fanatiklik olsa gerektir.

Ülkemizde dini fanatiklik içerisinde bulunan yapıların, Alevi Türkmenleri ayrıştırması da elbette yabancı istihbarat örgütlerinin ekmeğine yağ sürmektedir.Peki, gerçekten Alevi Türkmenler, Sünni Türklerden farklı mıdır? Bu makalemizde ülkemizde bulunan belli başlı Alevilerin, Türk kültürüyle olan bağlarına değineceğiz.

Tarihin babası olarak adlandırılan Herodotos, İskit ön-Türklerinin boylarını sayarken “Agathyrs” adından da söz eder[1]. Agathir olarak da okunan bu İskit boyu Türk tarihi için önem arz etmektedir çünkü İskitler döneminden Hunlara ve günümüze kadar Türk tarihini takip etmemizi sağlar. İskit çağından Hun dönemine girdiğimizde karşımıza “Akatzir” adı çıkmaktadır. Hun döneminin 1. el tarihi kaynaklarından Priscus Hunları anlatırken, onların arasında İskit soyundan olan Akatzir adlı bir boydan söz etmektedir[2]. Buradan da anlaşılacağı üzere, Hunlar içinde adı geçip de İskit soylu olduğu söylenen Akatzirler, Herodot’un İskit boyu olarak söz ettiği Agathirlerdir. Burada Agathir adındaki “hir” zaman içerisinde “zir” şeklini almış olmalıdır. Ünlü tarihçi DenisSinor, Akatzirlerin adının Türkçe “ağaç eri” adından geldiğini belirtmektedir[3]. Türk tarihçileri de DenisSinor’un açıklamasını, Ağaçeri adının orman adamı anlamına geldiğini söyleyerek onaylamaktadırlar[4].Ağaçerilerin gerçekten de orman bölgesinde yaşadıkları Reşidüddin tarafından da dile getirilmektedir [5].

Türklerin İskitlerle ve Hunlarla bağlantısı sağlayan Ağaçerilerin, ülkemizde de temsilcileri vardır, bunlara Tahtacılar denmektedir. Faruk Sümer’in aktardığına göreAğaçerilerin devamı oldukları söylenen Tahtacılar ülkemizde, Batı Anadolu’da yaşarlar[6].Ağaçeriler, Alevi inançlı Türkmenlerdir[7].Ağaçeri Tahtacılarında geyik kutsal sayılmaktadır, onlara göre geyik avlamak yasaktır, avlayan lanetlenir ve geyik bir tür melektir[8]. Ağaçeri Tahtacılarının geyiğe bu kadar kutsallık yüklemeleri akıllara orman bölgesini getirmektedir çünkü geyikler genelde orman hattında yaşarlar. İskitlerin geyiğe önem verdikleri geyik dövmesi, altın geyik figürleri yaptıkları bilinmektedir (bkz. Görsel 1). Günümüzde DNA ve haplogrup çalışmalarının gelişmesiyle Türk kökenli oldukları anlaşılan Macarların[9] da bir ak geyik önderliğinde günümüz Macaristan’ına yerleştikleri mitinin olduğunu da unutmamak gerekmektedir.

(Görsel 1: İskit mumyasındaki geyik dövmesi. Kaynak: Siberiantimes.com, 20.07.2022
İskit altın işçiliğinin bir örneği, İskit altın geyiği. Kaynak: The Cleveland Museum of Art)

Ağaçeri Tahtacılarının dini inançları, binlerce kilometre uzaktaki Türklerle ortaklık gösterdiği için önem arz etmektedir. Tahtacı Alevi Türkmenleri, yeni doğan bebeklerin plasentasına “eş” demekte, bu plasentanın çocuğun bir eşi olduğunu düşünmekte, ona yapılacak bir saygısızlığın çocuğa yapılacak bir saygısızlık olduğuna inanmaktadırlar. Bundan dolayı bu plasentayı kimsenin ayak basmayacağı bir yere gömerler[10].Roux’unZelenine’den aktardığına göre Saka-Yakut Türkleri de aynı Tahtacı Alevi Türkmenleri gibi bebeğin plasentasını bebeğin bir eşi saymakta ve onu korumak amacı gütmektedirler, bunu da plasentayı yiyerek yapmaktadırlar[11]. Tahtacıların ve Saka-Yakut Türklerinin plasentayı koruma yöntemleri farklı olmakla birlikte, onu bebeğin bir eşi olarak görmeleri ve saklamaya çalışmaları aynıdır. Ayrıca Saka-Yakut Türklerinin, Sibirya orman bölgesinde yaşadıkları düşünülürse, Tahtacı Alevi Türkmenlerinin bu dini geleneğinin, orman bölgesinde yaşadıkları dönemden yani İskit veya Hun döneminden kaldığı da söylenebilir.

Ağaçeri Tahtacıları adı verilen Alevi Türkmenlerinin bir de kurban ritüeli bulunmaktadır. Bu kurban ritüeli kanlı ve kansız kurbanlar olarak ikiye ayrılmaktadır. Kanlı kurbana aynı zamanda tercüman kurban adı da verilmektedir, bu ritüel sırasında kurbanın kanı bir nevi kutsal sayılmakta, yere veya kurbanı kesenlerin üzerine sıçramamasına özen gösterilmektedir. Kesilen kurbanın kanı yere akıtılmadan bir kasede toplanmaya çalışılır[12]. Afet İnan’ın Maynagaşev’den aktardığına göre Beltir Türkleri, hayvanı kurban ederken kanının yere akmaması için özel çaba gösterirlermiş, araştırmacılar Beltir Türklerindeki bu kurban yöntemiyle, İskitlerdeki kurban yönteminin aynı olduklarını dile getirmektedirler[13].Beltir Türklerinin Hakas kökenli oldukları, Hakasya’nın da Sibirya orman bölgesinde bulunduğu düşünüldüğünde, İskitlerin ve Saka-Yakutların Sibirya orman bölgesinde yaşamalarıyla, İskit adı verilenAğaçeri-Tahtacıların bu bölgedeki kavimlerle hala ortak dini ritüelleri sürdürüyor olmaları gayet ilgi çekicidir.

Görüldüğü üzere ülkemizde yaşayan Ağaçeri kökenli Tahtacı Alevi Türkmenlerinin dini inançları biraz incelendiğinde altından İskit ön-Türkleri, Hunlar ve Türkistan çıkmaktadır. Yani ülkemizdeki Alevi Türkmenlerin dini inançları esasında Türklüğün temel taşlarından gücünü alarak yükselmiştir.Ülkemizdeki Alevi Türkmenlerin dini inançlarını, kültürlerini sürdürmeleri, aynı zamanda biz Türklerin İskit, Hun atalarımızla olan tarihi bağlarımızı güçlendirecektir. Onların dinine veya kültürlerine vurulacak bir darbe, Türklerin M.Ö 1000 yılından buyana gelen İskit ön-Türkleriyle, Hun atalarının bağına, Türkistan’a vurulacak bir darbe olacaktır. Türk kültüründen gelen bu dini inançları nedeniyle bir Türk’ün onları ayrıştırabileceğini düşünmek mümkün değildir.

 

[1] Herodotos. (2014). Tarih. (Çev.) Müntekim Ökmen, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, s. 336, 337.

[2]Priscus. (2014). ThefragmentaryHistory of Priscus: Attila, theHunsandthe Roman Empire, AD 430-476. (Çev.) John Given, Evolution Publishing, New Jersey, s. 55.

[3] D. Sinor (1990). The Cambridge History of Early Inner Asia, DenisSinor (Ed.), The Hun Period, Cambridge UniveristyPress, Cambridge, s. 191.

[4] A. Selçuk (2008).Ağaçeri Türkmenleri-Tahtacılar, IQ Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul, s. 33.

[5] S. Ahincanov, (2014).Türk Halklarının Katalizör Boyu Kıpçaklar. (Çev.) Kürşat Yıldırım, Selenge Yayınları, İstanbul, s. 61, 62.

[6] F. Sümer (2010). “Tahtacılar”, TDV İslam Ansiklopedisi, c. 39, s. 436, 437.

[7]A.g.e, s. 436.

[8] A. Selçuk, a.g.e, s. 319.

[9]EndreNeparaczki vd., “Y-chromosomehaplogroupsfrom Hun, Avar andconquering

Hungarianperiodnomadicpeople of theCarpathianBasin”, ScientificReports, Sayı 9, 2019, s. 10.

[10] A. Selçuk, a.g.e, s. 189.

[11] J. P. Roux, (1999). Eskiçağ ve Ortaçağda Altay Türklerinde Ölüm. (Çev.) Aykut Kazancıgil, Kabalcı Yayınevi, s. 139.

[12] A. Selçuk, a.g.e, s. 137.

[13] S. Bekki (1996). Türk Mitolojisinde Kurban, Akademik Araştırmalar Dergisi, S:3, ss.16-28.

Umut Badakoğlu

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışman