FIRAT DOĞUSUNDA ABD PLANI YÜRÜRLÜKTE

Yazan  08 Ağustos 2019

Son haftalarda özellikle 12 Temmuz’da ilk parti S400’lerin Türkiye’ye teslimatından sonra S400’ler gündemden düşerken Suriye kuzeyinde güvenli bölge konusu gündemde zirve yaptı.

Zirve yapmasında temel neden ise bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Fırat’ın doğusuna kesin olarak bir harekatın yapılacağını söylemesiydi. Konu Temmuz ayı MGK toplantısında da gündeme gelmiş ve güvenli bölgenin barış koridoru olacağı söylenerek yeni bir kavram da ortaya atılmıştı. Sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan hem ABD hem Rusya’ya söyledik Fırat’ın doğusuna gireceğiz demesiyle ABD ile yürütülen müzakereler önem kazanmıştı. Ve ABD heyeti 5 Ağustos’ta Türkiye’de görüşmelere başladı İki gün süren görüşmelerden sonra 07 Ağustos’ta ortak bir açıklama yapıldı. İngilizce metin ABD’nin Ankara büyükelçiliğinin sosyal medya hesabından da yayımlandı. MSB hesabından ise hem Türkçe hem de İngilizce metin yayımlandı. İki İngilizce metinde ve İngilizce-Türkçe metinlerde  şeytan ayrıntıda gizlidir açısından bakıldığında bazı küçük farklılıklar görülüyor.

Türkçe metin aynen şöyle:

Suriye kuzeyinde ABD ile koordineli bir şekilde tesis edilmesi planlanan Güvenli Bölgeye yönelik olarak ABD askerî yetkilileriyle Millî Savunma Bakanlığında 05-07 Ağustos 2019 tarihlerinde yapılan görüşmeler tamamlanmıştır.

Görüşmelerde;

  1. Türkiye’nin güvenlik endişelerini giderecek ilk aşamada alınacak tedbirlerin bir an önce uygulanması,
  2. Bu çerçevede, Güvenli Bölge tesisinin ABD ile birlikte koordine ve yönetimi için Türkiye’de Müşterek Harekât Merkezinin en kısa zamanda kurulması,
  3. Müteakiben, Güvenli Bölgenin bir barış koridoru olması ve yerinden edilmiş Suriyeli kardeşlerimizin ülkelerine dönmeleri için her türlü ilave tedbirin alınması konularında mutabık kalınmıştır.

İngilizce metinlerde delegasyonlar mutabık kaldı deniyor.   Yani askeri heyetler. Bu siyasi karar vericileri ne kadar bağlayıcı hep birlikte göreceğiz.

Mutabakatın birinci maddesinde sanki iyilik yapılıyormuş ya da öncelik veriliyormuş gibi sunularak Türkiye’nin güvenlik endişelerini giderecek ilk aşama tedbirlerin bir an önce uygulanmasında mutabakat var deniyor.

Bunlar ne olduğu yazılı değil. Ancak bugüne kadar özellikle ABD-PKK tarafından gelen açıklamalara bakıldığında Fırat doğusunda sınır hattı boyunca Suriye tarafında, yerleşim yerleri hariç 5-6 km.lik genişlikte bir YPG’siz (veya YPG’nin görünmez olduğu) tampon bölge oluşturulması, YPG’nin Türk tarafına taciz/saldırılarını önlemek için de menzili 20 km olan silahların güneye kaydırılması öneriliyordu.

Böylece ABD ilk aşamada Türkiye’nin kaygılarını gidermiş olacaktı. Bu durum ABD’nin öteden beri Fırat doğusundaki sorunu bir güvenli bölge değil bir sınır güvenliği sorunu olarak göstermeye çalışmasında Türkiye’yi ikna ettiği görülüyor.

Bunun devamında sınırda karşılıklı taciz ya da misliyle cevap vermeler yaşanmayacağı için o hattın güneyindeki PYD yönetimi de gündeme gelmeyecektir. ABD’nin hesabı budur.

Nitekim mutabakat açıklamasının maddeleri, özellikle üçüncü maddesine bakıldığında da YPG’nin bölgeyi terk etmesinden, silahlarını teslim etmesinden falan hiç bahsedilmiyor. Aksine Türkiye’nin güvenlik kaygıları giderildikten sonra Türkiye’deki Suriyelilerin Suriye’ye gönderilmesinden bahsediliyor.

Bu konuyla ilgili MSB’nin İngilizce-Türkçe açıklamalarındaki üçüncü madde birbiriyle birebir uyuşurken ABD Büyükelçiliğinin açıklamasının farklı olduğu görülüyor. MSB Suriyelilerin ülkelerine dönmeleri için “her türlü ilave tedbirin alınması”ndan bahsederken ABD açıklamasında “her türlü gayretin gösterilmesi”nden (every effort shall be made) bahsediliyor. Halbuki tedbir almak farklı, gayret göstermek farklı…

Ayrıca mutabakatın ikinci ya da b maddesi ilginç. Güvenli bölgenin ABD ile Türkiye’nin ortak yönetiminden bahsedilmiyor. Denilen şey “Güvenlik bölgenin tesisinde birlikte işbirliği ve yönetim”. Yani bir güvenli bölge tesisi için mutabakat var. Ki zaten vardı. Şimdi o güvenli bölgenin tesisi için birlikte işbirliği yapmak ve bu süreci yönetmek konusundaki mutabakattan bahsediliyor. Çorbanın suyunun suyunun suyu… Dolayısıyla, eğer tesis edilebilirse güvenli bölgenin kimin kontrolünde olacağı falan belli değil.

Mutabakat açıklamasının üçüncü madde ya da c maddesinde de barış koridoru yazmışlar. Amerikalılar ilk iki maddeyle istediklerini alınca zaten bir uygulama alanı kalamayacak olan Türkiye’nin icat ettiği “barış koridoru” kavramını yazmakta sakınca görmemişler. Böylece Türkiye’nin dediği oluyor algısı da yaratılmış.

ABD’den, büyükelçilik paylaşımı haricinde, henüz başka bir açıklama yorum gelmedi.  Türkiye’den ise Cumhurbaşkanı Erdoğan bu ortak açıklamanın hemen sonrasında yaptığı açıklamada "ABD ile birlikte bir harekat merkezinin kurulması kararı verildi. Harekat merkezinin kurulmasıyla süreç başlayacaktır. Fırat’ın doğusunda adımın atılması aslolandı, o da oldu" dedi.

Böylece Türkiye’nin gelinen noktadan memnun olduğu anlaşılıyor. Harekat merkezinin kurulma kararının Fırat’ın doğusunda bir adım atılması olarak değerlendiriliyor ve şu aşamada başarılı ve yeterli görülüyor.

Halbuki ortak harekat merkezi tam anlamıyla işin yani bundan sonraki sürecin tamamen Amerikan inisiyatifine bırakılması demek. Bölgenin şuanki kontrolü ABD’de olduğu için istihbaratı da onlar verecek ve onların verdiklerine göre karar alınacak, iş yapılacak.. Olmayacak ve yürümeyecek bir iş.

Bununla ilgili o kadar çok soru var ki yanıt bulması gereken… Harekat merkezi nasıl kurulacak? Nasıl işletilecek? Koordinasyon nasıl sağlanacak? Harekat merkezinde görev ve sorumluluklar (ABD-TÜRK) neler olacak? Görev sahası neresi?  Yetkilendirme nasıl olacak? Harekat merkezi kime ne seviyede emir verecek? Acil durumlarda müdahale yetkisi kimin?

Ve en önemlisi de angajman kuralları neler olacak?

Menbic Yol haritasında hiçbir ilerleme sağlanamamasının ana noktalarından birinin angajman kurallarının belirlenememiş olduğu bilinmelidir.

Menbic sınırında basit bir ortak devriye için bile aylarca süren bir eğitim süreci geçirildi. Ortak harekat için ABD’nin ne bahaneler ileri süreceğini varın siz düşünün.

ABD ile 2007’de başlatılan istihbarat paylaşımında Türkiye’nin Irak kuzeyindeki operasyonlarının nasıl geciktirildiği veya engellendiği çok iyi biliniyor. Şimdi bunun daha büyüğü ortak harekat merkezi vasıtasıyla Suriye kuzeyinde yapılacaktır.

Bütün bu açıklamalardan sonra Fırat’ın doğusuna ilişkin mutabakata yönelik ortak açıklamadan çıkan sonuç şudur:

  • Fırat’ın doğusuna yönelik olarak ABD’nin dediği olmuştur. Fırat doğusunda PYD bölgesi aynen kalıyor.
  • Türkiye’nin operasyonu bir kez daha engellenmiştir. Ancak açıklanan mutabakat metni artık Türk operasyonun kısa ve orta vadede gerçekleşmeyecek şekilde ötelendiğini göstermektedir.
  • Açıklanan mutabakat Menbic Yol Haritasının kötü bir kopyasıdır.
  • ABD kendince başarılı olan ve hedefine ulaşan Menbic Yol haritasını şimdi Fırat doğusuna taşımaktadır.
  • Menbic Yol Haritasında olup biten Menbic sınırından öteye bir adım atmadan ortak devriye yapmak olmuştur. Şimdi benzeri Fırat doğusunda Türk askeri sınırın kendi tarafında devriye atmaya devam edecektir.
  • ABD bu yeni mutabakatla, aynen Menbic’te yaptığı gibi, YPG’nin teröristleri ve uzun menzilli silahlarını çektiğini yalanını söylemeye devam edecek. Bu esnada Fırat doğusuna yüzlerce TIR filosu askeri malzeme silah göndermeye devam edecektir. Ayrıca ABD Senatosuna sunulan son raporda da belirtildiği şekilde Fırat doğusundaki ABD kontrolündeki güçlerin sayısını 100 binden 110 bine çıkaracaktır.
  • Mutabakatta bunlardan hiç bahsedilmemekte, ABD’nin PKKistan kurma faaliyetlerinde duraksama yapması bile ima edilmemektedir.
  • Türk yetkililer düne kadar çok büyük laflar etmişlerdir. Ancak günün sonunda geri adım atan, ABD’nin bölgeye özellikle Suriye’ye yönelik planının özünü ifade edene mutabakat açıklaması, ortak harekat merkezi kurulması üzerinden bir başarı hikayesi gibi sunulmaktadır.
  • Halbuki ortak harekat merkezi ABD’nin Türkiye’nin Suriye’ye yönelik hareketlerini kontrol etmek, geciktirmek, engellemek için ABD için çok kritik bir araçtır.
  • Bu mutabakatla Suriye kuzeyinde kurulan bir güvenli bölge ya da barış koridoru yoktur. Kurulan sınır hattında dar (5-6 km) bir genişlikte ateşkes hattıdır. Bu hatta YPG görünmez olacaktır o kadar. Türk askerinin sınırın diğer tarafına adım atması bu mutabakatta öngörülmemektedir.
  • Türkiye’ye verilen rol, sınır hattında çatışmasızlık durumu sağlandıktan sonra, bölgenin yeniden imarında pay vermektir. Bu Suriyelilerin dönmesini hızlandıracak proje olarak sunulsa da Türkiye’nin SDG-PYD yönetimiyle temas kurmasının da önün açmak olacaktır. ABD’nin nihai hedefi budur. Aynen Irak kuzeyinde Barzani yönetimiyle olduğu gibi, ticari ve ekonomik ilişkinin önünü açarak tarafları müzakere masasına siyasi iletişime sürüklemektir.
  • Bu durum teröristbaşının açıkladığı mektuplardaki planla da uyumludur. Suriye kuzeyini de kapsayan daha geniş kapsamlı bir müzakere sürecinin başlangıcıdır.

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Berk Tüzüner   - 09-12-2019

Günümüz Uluslararası Kamu Hukuku çerçevesinde Suriye İç Savaşı ve Türk Müdahalelilerine ilişkin bir değerlendirme

I) Giriş ve Kavramlar: Hukukun diğer alanlarından farklı olarak uluslararası kamu hukuku (Public International Law) süregelen bir devinim içerisindedir.