ABD’nin seçilmiş Başkanı Trump, “İran bir anlaşma yapmazsa bütün bir medeniyetin bu gece yok olacak” [A whole civilization will die tonight’ if Iran does not make a deal] demiş.
Bu, sanırım insanlık tarihinde ve özellikle kurala dayalı milletlerarası ilişkiler tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir tehdit ifadesidir.
Böyle bir tehdit ancak herhangi bir kütle imha silâhını ele geçirmiş olan bir teröristin, bir terör örgütünün dile getirebileceği bir tehdit ifadesidir.
Trump’ın bu tehdidinin karşısında ve Trump’ın İran’a verdiği 8 Nisan Çarşamba saat 03:00’e kadar olan mühletin bitmesine artık saatler kala, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) derhal toplanması gerekir.
BMGK Başkanı uygun gördüğü herhangi bir zamanda BMGK’ni toplama yetkisine sahiptir.
Ayrıca, BMGK Başkanı Konsey’in herhangi bir üyesinin talebi üzerine de toplantı çağrısı yapar.
Biliyorum: “BMGK’den karar çıkamaz; ABD veto eder” diyenler olacaktır.
Ayrıca, BM ve bilhassa BMGK fiilen işlevini kaybetmiş hale getirilmiş bulunmaktadır şeklinde düşünülecektir.
Hal böyle olmasına rağmen, yine de BMGK’nin âcilen toplanmasında Trump yönetimindeki ABD’nin tutumunun kamuoyu nezdinde hem de dünyanın tarihî bir olayında BM’nin kayıtlarına bir kere daha geçirilmesinde fayda görürüm.
Ayrıca, BMGK’ne sunulacak bir karar tasarısı oylama ile “veto” edilince konu hakkında BM’nin “Olağanüstü Özel Genel Kurul” yapması yolu açılacaktır.
BMGK Konseyi karar yerine Başkanlık Açıklaması veya Basına Açıklama yapma yollarına başvurabilir. Bunlar hakkında BMGK’de oylama cereyan etmemekle birlikte yine de BMGK içinde “consensus” gereklidir. Öte yandan, BMGK'nin Nisan ayında Başkanı Bahreyn'dir. Bahreyn gibi bir Körfez Devleti'nin ABD'ne karşı tutum alması pek beklenemez.
BMGK toplanırsa, Trump’a tehdidini geri alması, saldırıdan vazgeçmesi, İran ile müzakere yolunun açık tutulabileceği makul bir tutum takınması çağrısını içeren ve şayet yaptığı tehditte ifadesini bulan hedefin fiilen gerçekleştirmesi halinde bütün İran halkının sıkıntı ve acı çekecek olması gerçeği muvacehesinde ABD’nin ve şahsen kendisinin insanlık suçu işlemiş olacağını hatırlatan bir Karar Tasarısı sunulabilir.
Ayrıca, milletlerarası camianın Türkiye dahil, önde gelen barışsever aktörlerinin toplu halde ve/veya münferiden ABD nezdinde girişimde bulunmaları ve imkân varsa bizzat Başkan Donald Trump ile temasa geçerek O’nu İran’a karşı kullandığı ifadeye uygun bir harekette bulunmaktan vazgeçirmeye çalışmaları herhalde yerinde ve zamanlı bir girişim olur.
İran bilhassa Türkiye için çeşitli açılardan ziyadesiyle önemlidir. İran Türkiye’nin sınırdaş tarihî bir komşusudur. IV. Murat zamanında 1639’da yapılan Kasr-ı Şirin Antlaşması ile belirlenmiş olan hudut çok büyük ölçüde bugünkü Türkiye – İran hududunun temelini teşkil etmektedir. Türkiye’nin dış ilişkilerindeki belirgin olgulardan biri de Türkiye - İran hududunun 4 asra yakın zamandır değişmeden bir istikrar sembolü oluşturmakta olmasıdır.
Bu sebeple Türkiye’nin Trump nezdinde (İran’daki rejim hakkındaki genel düşüncemizden bağımsız olarak) İran’ı kollayan girişimlerde, çabalarda bulunmasında dış politikamızın önemli bir veçhesi bakımından zaruret vardır.
BMGK'nin günümüzdeki üyelerini, konuyla ilgisi dolayısıyla faydalı olur düşüncesiyle aşağıya kaydediyorum:
Beş Daimî üyeye (ABD, İngiltere, Fransa Rusya, Çin) ilâve olarak Bahreyn, Kolombiya, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Danimarka, Yunanistan, Letonya, Liberya, Pakistan, Panama ve Somali.
Yorumlar
*
Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *