05 Ağustos 2026

Irak ile Yeni bir Başlangıç

5 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

Hürmüz’de kopan “Efsanevi Öfke(Epic Fury)”fırtınası, bölgenin yüksek gerilimli atmosferini terk etmek bilmeyince Irak’la 3 yıl önce şiddetli imtizaçsızlık nedeniyle mahkemede biten boşanma bu aybaşında yeni bir anlaşmayla sonuçlandı. Kuzey Irak petrolü Bağdat’ın şefaatiyle yeniden pompalanmaya başladı veya başlamak üzere. Ceyhan’da şimdi yeni bir hareketlilik var. Ancak güven pekiştirmek yerine mücbir nedenle imzalanan yeni anlaşmanın ikili ilişkilerde yeni bir krize kadar ömrü olacağını düşünmek gerek. Zaten ömrü şimdilik sadece bir yıl. Evet, 2023’ün Mart ayından beri işlevsiz hale gelen Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı, şimdi yaz müjdesi. İlk etapta günlük 80 bin varillik petrol akışının ulaşabileceği azami limit, Yarı Özerk Kürdistan bölgesinin üretim kapasitesiyle sınırlı. Bölgenin stratejik riskler nedeniyle günlük yaklaşık 150 bin varillik üretim kapasitesinin zaman zaman 100 bin varile kadar düştüğü bilinmekle birlikte, boru hattına Irak’ın diğer bölgelerinden aktarılacak petrolle 1.5 milyon varillik bir kapasiteye ulaşılabileceği düşünülüyor. Şimdilik günlük petrol akışının 750 bin varile ulaşması bekleniyor.  Anlaşma metnine özellikle yazılan rakam bu.

Türkiye’nin Umursamazlığı

Uzun süre yılda en az iki kez katıldığım Orta Doğu toplantılarında, Erbil ve Bağdat’tan gelen resmi temsilciler, Türkiye’nin 2003’den sonra Irak’ta ortaya çıkan durumu istismar ettiğinden dem vurup ve özellikle özel şahıslar eliyle yürütülen kaçakçılığa dikkat çekiyorlardı. Önceleri bidonlarla başlayan kaçakçılığın, daha sonra tankerlerle aleni olarak yapıldığını anlatıyor, bunun Irak’ın hem toprak bütünlüğüne bir tehdit, hem de ulusal servetine tecavüz olduğunu iddia ediyorlardı. Türkiye’nin Irak sınırında bulunan kaçak rafinerileri parmakla gösterip, Ankara’nın konuya ivedilikle müdahale etmesini beklediklerini açık açık söylüyorlardı. Irak’ın “Geçici Koalisyon Otoritesi”(Coalition Provisional Authority) döneminde içinde bulunduğu keşmekeşi düşünecek olursak, Bağdat ve Erbil’in resmi itiraz imkânının sınırlı olduğunu da hatırlayabiliriz. Ama Ankara’nın Irak’ın içinde bulunduğu zor koşullardan yararlanılmasına duyarsız kalması, “iyi komşuluk” ilişkilerine gölge düşüren bir siyasi tercih olarak o günlere ve ilerleyen dönemlere damga vurmuştur. İlginç olan o yıllarda Bağdat ve Erbil petrol bakanlıklarının koridorlarında İran varlığından söz ediliyordu. Ancak Yarı Özerk Kürdistan kadar Bağdat yönetiminin de, o yıllarda İran’a, Türkiye’den daha fazla güven duyduğu açıktı. 

Deneyim Eksikliği mi? Şark Kurnazlığı mı? 

Türkiye- Irak ilişkileri, 2000’li yıllarda da keskin kırılmalara veya yakınlaşmalara tanık olmuştur. Coğrafi yakınlık, terör ve siyasi krizlere rağmen Türkiye’nin, Irak'ın en büyük ticaret ortağı haline gelmesini engellememiş, özellikle müteahhitlik ve gıda alanlarında çeşitli anlaşmalar imzalanmıştır. Türkiye Yarı Özerk Kürdistan bölgesiyle de ilişkileri geliştirmiş, ancak geçmişi 1975’ e kadar uzanan ve 1984 de devreye giren Kerkük- Ceyhan boru hattına ilaveten 2010-2014 arasında, Erbil yönetimiyle imzaladığı enerji anlaşmaları Bağdat ‘la olan ilişkileri zedelemiştir. Özellikle 2013’de Erbil hükumetinin talebiyle Kürdistan bölgesinin Türkiye’ye doğrudan petrol sevkiyatını başlatmasının kabulü ve ödemenin New York’taki bir hesaba yatırılması, Ankara ve Bağdat ilişkilerini tamamen rayından çıkarmıştır.  23 Mayıs 2014 de Bağdat hükumeti Paris’te Türkiye aleyhine dava açmış, Türkiye buna 3 Eylül 2024 de açtığı dava ile karşılık vermişti. Karşılıklı davalaşmaya rağmen 2022 ye kadar Türkiye’nin boru hattından kaçak petrol almayı sürdürmesi 2014 ile 2018 arasında tahkim mahkemesinin Türkiye’yi mahkûm ettiği 1.5 milyar dolarlık tazminatın üzerine bir o kadar daha faiz eklemiş durumda. Bu artık Ankara’nın deneyim eksikliği değil, tazminat nasılsa halkın sırtından çıkar mantığının umursamazlığı veya şark kurnazlığı. 

Tazminat ve Güven Belirsizliği

Şimdi asıl konu, Bağdat’la imzalanan yeni anlaşmayla beraber Irak’a ödenmesi mahkeme kararıyla kesinleşen tazminatın ne zaman ödeneceği. Mantık Mart 2023'ten bu yana kullanılmayan boru hattının tazminat ödenmeden devreye girmesinin mümkün olmadığını düşündürüyor. Ancak Türkiye’nin de tazminat kararının iptali için dava açtığı da biliniyor. Irak Petrol Bakanı Abdülgani, Ceyhan üzerinden petrol ihracatının yeniden başlayacağını, Kürdistan Bölgesiyle de mutabakata varıldığını açıkladı. Bu söze güvenerek düşünülecek önemli ayrıntı ise teknik koşullarla ilgili olabilir. Boru hattı ve jeopolitik riski hala yüksek olan pompalama istasyonlarının ne durumda olduğunun da kamuoyuna açıklanması önemli. Geçmişte terör saldırılarından dolayı Silopi, İdil, Midyat, Viranşehir, Araban ve Pazarcık istasyonlarından yapılan pompalamanın, öngörülen miktarların altında kaldığı hatırlanacak olursa, Türkiye’nin DEM parti ve İmralı ile yürüyen “İkinci Çözüm veya Terörsüz Türkiye” sürecinden öte, boru hattı ile ilgili ne gibi yenileme çalışmaları yaptığının da bilinmesi gerek. Ankara 2025 de mevcut anlaşmayı 21 Temmuz 2025 de iptal etmek yerine, hattı modernize edebilir ve çevresinde yeni ticaret seçenekleri yaratabilirdi. Ama en önemlisi Bağdat ile güven tazelemeye çalışabilirdi. Güven olmadan bu yeni ve geçici başlangıcın Hürmüz Boğazına alternatif olması zor.  

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *