Terörle Mücadelede Hükümet Politikaları ve Sahipsiz Millet

Yazan  09 Ekim 2007
İki hafta içinde 12 sivil 15 asker olmak üzere 27 vatandaşımızı kaybettik. Ulusumuza başsağlığı ve sabır diliyorum.

Aslında terörle mücadele konusu hükümetlere bırakılamayacak kadar önemli bir konu olmasına rağmen, bırakın hükümeti sadece güvenlik kuvvetlerine havale edilmiş bir konudur.

23 yıldır yürütülen mücadele sadece dağdaki teröristlerle yürütülmüş ovadakilere diğer bir ifadeyle Ankara'dakilere karşı bu konu da Silahlı Kuvvetlerin birçok açıklamalarına rağmen siyasi iktidarlar gerekli adımları tam olarak atmamış ve AKP de bu konuyu Amerika'ya havale etmiştir.

Ortaya çıkan durum yine milleti derin üzüntüye sokmasına derhal bazı şeyler yapılmasına gerek olmasına rağmen Sayın Başbakan aynen 2006, 26 Temmuz da Ağrı Doğubeyazıt'ta gibi demeçler vermekte, malum o zaman da iki gün içinde 13 şehidimiz vardı ve Başbakan geceler çok şeye gebe yarın bakanlar kurulunu toplayacağım yarın neler yapılacağını göreceksiniz demişti. Olaylar üzerine sayın Başbakan yine benzer açıklamaların ardından ilave etti gelecek ay Amerika seyahatim var bu konuyu Başkanla etraflıca görüşeceğiz dedi. Bu demektir ki yine havanda su dövülecek. Çünkü ben bu yazıyı yazarken adı CNN olan ancak Türkçe yayın yapan televizyon kanalında ABD Ankara Büyükelçisi ile söyleşi yapılıyordu, yine bildiğimiz açıklamalar yapıldı. Irakla daha çok işbirliği vs. Aslında haklı o Amerikan politikalarını uygulamakla görevli bir kişi ancak biz aynı masalları sürekli dinleyecek kadar mankafa mıyız? Burası bir sömürge ülkesi mi?

Bu hükümetin terörle mücadele konusunda laf üretmekten ABD nin icazetini beklemekten başka yaptığı ve yapacağı bir şey de yok. Olayın sıcaklığı geçinceye kadar sıcak demeçlerle millet biraz daha avutulacak çünkü anlaşıldı ki bu millet sahipsiz bu hükümet Ülkenin ulusal çıkarları doğrultusunda hareket edemiyor.

Hükümet artık istese de ulusal çıkarlar doğrultusunda hareket edemez çünkü uyguladığı ekonomik politikalar sonucu ekonomik bağımsızlık kaybedilmiştir. Ekonomik bağımsızlığını kaybeden bir ülkenin siyasi bağımsızlığı olmaz. Diğer bir ifade ile dilencinin tercih hakkı yoktur ne verilirse onu almak ne denirse onu yapmak zorundadır.

Demokrasi söylemi ile demokrasinin katledildiği bir ülkede yaşıyoruz. Dünyada tek bir ülke yoktur ki siyasal amaçlı bir terör örgütün siyasi kanadı parlamentoya girsin. Türkiye hariç. Dünyanın hiçbir demokrasisinde seçildiğini ve halkın temsilcisi olduğunu iddia edenler ülkenin dağlarında silahla eylem yapanlarla mücadele eden silahlı kuvvetler bölücü diyemez. Dünyanın hiçbir demokrasisisin de teröristlere onlar bizin başkanımız terörist başına bizim önderimiz diyen birileri demokrasi adına parlamentoya giremez Türkiye hariç.

Sonuç olarak ağlayacağız gözyaşlarımız yanaklarımızdan süzülecek çünkü 22 Temmuzda öyle istedik.

Daha çok bebeler babasız genç anneler kocasız kalacak, çünkü 22 Temmuzda öyle istedik.

Daha çok şehit cenazelerinin arkasından "Şehitler ölmez vatan bölünmez" diye hançeremiz yırtılıncaya kadar bağıracağız, şehit namazlarını kılarken gözlerimizde yaş kalmayıncaya kadar ağlayacağız. Analar babalar vatan sağ olsun diyecek ama şehitler ölmeye devam edecek çünkü 22 Temmuzda öyle istedik.

"Kendi düşen ağlamaz" derler biz 22 Temmuzda kendimiz düştük ama ağlamaya devam edeceğiz çünkü millet sahipsiz ağlamaktan başka da bir şey yapmıyor. Tepkisiz toplum etkisiz toplumdur. Etkisiz toplumun kaderi ağlamaktır. Daha çok ağlayacak günler gelmedi gözyaşlarınız lazım olacak

Alaettin Parmaksız

1951 yılında Karaman Ermenek kazasında doğdu. İlk ve orta öğrenimi orada tamamladıktan sonra o dönemde Ermenek kazasında lise olmadığı için Liseyi EDİRNE'de okudu. 1970 ylında Kara Harp Okulu'na girerek, 1973 yılında Kara Harp Okulu'ndan, 1974 yılında Piyade Okulu'ndan mezun oldu. 1975 yılında Komando İhtisas Kursu'nu bitirdikten sonra tayin olduğu Erzurum'da 1980 yılında Kara Harp Akademisi'ni kazanarak, 1982 yılında Kara Harp Akademisi'ni bitirdi. 1992–1993 yılında NATO Savunma Koleji'ni, 1996 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisi'ni bitirdi.

Kara Harp Akademisini bitirdikten sonra1982–1984 yıllarında KIBRIS'ta, 1984–1990 yıllarında Genelkurmay Karargâhı Harekât Başkanlığı'nda görev yaptı 1990–1992 Yıllarında HAKKARİ'de Dağ ve Komando Tabur Komutanlığı, 1992–1993 Yıllarında Genelkurmay Karargâhı Anlaşmaları İzleme Şubesi'nde proje subaylığı, 1993–1995 yıllarında Güney Kore Askeri ataşeliği, 1995–1996 Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı Kurmay Başkanı ve AZERBAYCAN 887 Tugay Eğitim Komutanlığı, 1996–1997 Kara Kuvvetleri Psikolojik Harekat Şube Müdürlüğü, 1997–1999 Gökçeada 5. Komando Alay Komutanlığı görevlerinde bulundu.

1999'da Tuğgeneralliğe terfi ederek Dağ ve Komanda Tugay Komutanlığına atandı. Hakkâri'de iki yıl tugay komutanlığını müteakip, 2001 yılında Edremit'te bulunan 19. Piyade Tugay Komutanlığı'na atanarak, iki yıl bu görevi yaptı. 2003'te Tümgeneralliğe terfi eden ve Genelkurmay İstihbarat ve İstihbarata Karşı Koyma Daire Başkanlığı görevine atanan Emekli Tümgeneral Parmaksız, 2004 yılında Tümgeneral rütbesindeyken istifa ederek emekli oldu. 

4 yıl boyunca görev yaptığı Hakkari anıları ile bitirilemeyen terörün nedenleri, çözüm için uygulama modelleri ve terörle mücadelenin analizinin yapıldığı “BURASI HAKKARİ ANKARADAN GöRüNDüĞü GİBİ DEĞİL” adlı kitabı yayınlanmıştır. Parmaksız, evli ve iki erkek çocuk babasıdır.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Suinbay Suyundikov   - 25-09-2020

Rusya’nın Libya Politikası

Rusya başat bir aktör olarak Orta Doğu sahnesine geri dönmüştür. Bu çalışmada, Rusya’nın Orta Doğu’daki tarihsel varlığı kısaca ortaya konulacak, Arap Baharı sonrası dönemde Rusya’nın bu bölgede Libya’ya yönelik izlediği politikanın değerlendirilecek, hedeflerin ve çıkarları tespit edilecektir. ...