23 Mart 2026
21YYTE.ORG Milli Güvenlik Ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi Nükleer Eskalasyon Eşiğinde Ortadoğu: Küresel Güvenlik Mimarisinin Aşınması

Nükleer Eskalasyon Eşiğinde Ortadoğu: Küresel Güvenlik Mimarisinin Aşınması

5 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

28 Şubat 2026’da başlayan ABD-İsrail ile İran Savaşı, Ortadoğu’da gerilimi giderek artırmaktadır. Bu sürecin en çarpıcı yönü, tarafların artık yalnızca konvansiyonel askeri hedefleri değil, doğrudan nükleer ve enerji altyapılarını hedef alarak Nükleer Tırmanış (Nuclear Escalation) dinamiklerinin belirleyici olduğu bir güvenlik krizine dönüşmüştür. 

Özellikle İran’ın Buşehr Nükleer Santrali’nin sanayi sahasına isabet eden balistik füze, Natanz Nükleer Tesislerine’ne yönelik saldırılar, uzun süredir fiili olarak korunan “nükleer tesislerin dokunulmazlığı” normunun aşındığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu tür saldırılar, yalnızca teknik kapasiteyi zayıflatmaya yönelik değil aynı zamanda karşı tarafın stratejik caydırıcılık mimarisine doğrudan bir meydan okumadır. Bu gelişmelerin hemen ardından İran’ın, İsrail’e yönelik balistik füze saldırıları ve özellikle Dimona Nükleer Tesisi çevresine yönelen tehditler, nükleer caydırıcılık dengesinin artık karşılıklı olarak test edildiğini göstermektedir. Bu durum, klasik anlamda bir misillemeden ziyade, tarafların birbirlerinin stratejik kırılganlıklarını hedef aldığı çok katmanlı bir tırmanış sürecine işaret etmektedir. 

Bu noktada çatışmanın yalnızca askeri değil, aynı zamanda jeoekonomik bir karakter kazandığı görülmektedir. Hürmüz Boğazı üzerinden geçen küresel enerji arzı, tarafların stratejik hesaplamalarında merkezi bir yer tutmaktadır. İran’ın bu kritik boğazı kısmen kapatması ve buna karşılık ABD’nin İran enerji altyapısını hedef alabileceğini açıklaması, enerji güvenliğinin doğrudan askeri bir araç haline geldiğini göstermektedir. Bu gelişme küresel enerji piyasalarında dalgalanma yaratmanın ötesinde, çatışmanın uluslararası sistem üzerindeki etkisini de derinleştirmektedir. ABD Başkanı Trump’ın, İran’ın enerji altyapılarına yönelik açık tehditleri ve buna karşılık İran’ın ABD üsleri bulunan ülkeleri ve müttefik altyapılarını hedef alacağını ilan etmesi, çatışmanın kapsamını genişleten ve tırmanış riskini sistemik hale getiren bir dinamik yaratmaktadır. Bu karşılıklı tehdit yapısı, klasik caydırıcılık teorisini de giderek işlevsiz hale getirdiğini düşündürmektedir.

Tam da bu noktada dikkat çekici olan yalnızca sahadaki askeri gelişmeler değil, aynı zamanda uluslararası kuruluşların giderek sertleşen uyarılarıdır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan açıklamalarda, mevcut çatışmanın bir “nükleer felaket riskine” doğru ilerlediği vurgulanmaktadır. Böyle bir değerlendirme, nükleer tırmanışın artık yalnızca askeri stratejik bir mesele değil, aynı zamanda küresel halk sağlığı açısından da varoluşsal bir tehdit olarak algılandığını göstermektedir. Nükleer santrallere ya da diğer nükleer tesislere yönelik saldırılar sonucunda ortaya çıkabilecek radyolojik sızıntı veya radyoaktif serpintinin, sınırları aşan etkiler yaratabileceği ve sağlık sistemlerini hızla çöküş noktasına getirebileceği açıktır.

Benzer şekilde Atomik Bilim İnsanları Bülteni (Bulletin of the Atomic Scientists) tarafından yayımlanan ve sembolik bir risk göstergesi olan “Kıyamet Saati (Doomsday Clock)”, insanlığın nükleer felakete olan yakınlığını çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır. Saatin 2023 yılında ilk kez “Gece Yarısına 90 saniye”ye çekilmesinin ardından, mevcut jeopolitik gerilimler ve nükleer risklerin artmasıyla bu sürenin 85 saniyeye kadar düşmesi, tarihte kaydedilen en yüksek risk seviyesine işaret etmektedir. Bu sembolik gösterge, yalnızca nükleer silahlanmayı değil, aynı zamanda jeopolitik istikrarsızlık, silah kontrol mekanizmalarının zayıflaması ve kriz yönetimi kapasitesinin aşınmasını da yansıtmaktadır.

Bugün gelinen noktada, Ortadoğu’daki bu kriz üç temel risk alanı üretmektedir;

Birincisi, nükleer tesislerin tekrar hedef alınması halinde ortaya çıkabilecek radyolojik felaket senaryoları,

İkincisi, tarafların doğrudan nükleer silah kullanımına yönelmese dahi, daha düşük yoğunluklu fakat yüksek etkili radyolojik veya taktik nükleer silah seçenekleri değerlendirme ihtimali, 

Üçüncüsü ise ki en kritik olanı; nükleer caydırıcılık sisteminin aşınmasıyla birlikte krizlerin kontrol edilebilir olmaktan çıkmasıdır.

Uluslararası hukuk açısından bakıldığında, nükleer tesislerin hedef alınması ciddi meşruiyet tartışmalarını beraberinde getirmektedir. Bu tür saldırılar ayrım gözetme ve orantılılık ilkeleri bağlamında değerlendirildiğinde, sivil nüfus üzerinde yaratabileceği uzun vadeli etkiler nedeniyle tehlikeli bir alan oluşturmaktadır. Ancak mevcut kriz, normatif çerçevelerin sahadaki güç politikaları karşısında ne ölçüde etkili olabildiğini de sorgulatmaktadır.

Sonuç olarak Ortadoğu’da yaşanan bu süreç, yalnızca bölgesel bir çatışma değil, küresel nükleer istikrarın aşındığı ve kontrolsüz nükleer tırmanış riskinin yapısal hale geldiği bir krizdir. Nükleer tesislerin hedef alınmasıyla başlayan bu yeni dönem, enerji altyapılarının savaşın merkezine yerleşmesi ve çok aktörlü tehdit dinamiklerinin devreye girmesiyle daha da karmaşık bir hal almıştır. Bu bağlamda asıl belirleyici unsur, tarafların stratejik rasyonaliteyi koruyup koruyamayacağıdır. 

DSÖ’nün uyarıları ve Atomik Bilim İnsanları Bülteni tarafından ortaya konulan “Kıyamet Saati” göstergesi birlikte değerlendirildiğinde ise mevcut kriz yalnızca jeopolitik bir gerilim değil, aynı zamanda küresel güvenlik açısından kritik bir eşik olarak değerlendirilmelidir. Bu eşikte verilecek stratejik kararlar, yalnızca bölgenin değil, küresel sistemin geleceğini de belirleme potansiyeline sahiptir.

Saygılarımla,

Sümeyra UÇAR, MSc.

KBRN Tehditleri Uzmanı

 

KAYNAKLAR:

  1. Reuters – Iran threatens retaliation over energy targets:
    https://www.reuters.com/world/middle-east/trump-iran-trade-threats-over-energy-targets-war-escalates-2026-03-22/ 
  2. Reuters – Trump threatens Iran power plants:
    https://www.reuters.com/world/middle-east/trump-threatens-iran-with-power-plant-strikes-over-hormuz-blockade-2026-03-22/ 
  3. The Guardian – Trump ultimatum on Hormuz Strait:
    https://www.theguardian.com/world/2026/mar/22/iran-donald-trump-48-hours-open-hormuz-strait 
  4. The Guardian – Iran threatens regional infrastructure:
    https://www.theguardian.com/world/2026/mar/22/iran-says-destroy-middle-east-infrastructure-us-energy-sites 
  5. PRESS RELEASE: It is 85 seconds to midnight

      https://thebulletin.org/2026/01/press-release-it-is-85-seconds-to-midnight/?utm_source

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *