02 Mart 2026
21YYTE.ORG Orta Doğu Ve Afrika Araştırmaları Merkezi Ahriman’a Karşı Kıran Kırana Savaş

Ahriman’a Karşı Kıran Kırana Savaş

5 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

ABD ve İsrail'in Ayetullah Ali Hamaney ve İranlı diğer liderleri öldüren saldırılarının ardından, İran Bahreyn, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki ABD üslerini hedef aldı. Suudi Arabistan da sırada. Ancak ABD nin Avrupalı müttefikleri Birleşik Krallık hariç harekâtı desteklemiyor.  ABD ordusu, Abraham Lincoln uçak gemisinin vurulduğu iddialarını reddederek, "füzeler gemiye yaklaşmadı bile" diye açıklama yaparken körfezdeki Amerikan savaş uçaklarının vurulduğu haberleri yankılanıyor. En önemlisi Amerikan seçmeni için çok önemli olan şehit haberleri başladı. Üstelik Trump’ın Amerikan kamuoyunu hazırlamadan, Kongre’nin onayını almadan ve Florida’dan yönettiği bir savaşta ölen Amerikalı askerlerin naaşları, şimdi ailelerine teslim edileceği günü bekliyor. Sayılar kara harekâtı olmadığı için şimdilik az. Ama Trump artacağını söylüyor. Nasılsa ateş düştüğü yeri yakacak.  İran Devrim Muhafızları, İsrail ve Amerikan askeri tesislerini hedef alan "en yoğun taarruz operasyonunu" başlatmakla tehdit etti. İran’ın vesayetindeki Hizbullah Lübnan’da hareketlendi bile. Yemen’deki Husiler, Hamas’ın belinin kırıldığı bir dönemde ya güç topluyor veya kritik bir anda bağlı oldukları komuta merkezlerinden emir bekliyor. Bu arada Çin’in İran’a mühimmat sevki Avrupa basınında.

Hürmüz’ün Bitmez Tükenmez Çilesi 

Hürmüz Boğazının ağızında yeniden kıyasıya bir güç mücadelesi var. ABD deniz ve hava gücünü körfezin ağzına yığmış durumda. İsrail’in hava ve istihbarat gücü desteği ile İran’ın içinde sızıyor.  Dünyanın “şeytan” ilan ettiği İran, Boğazı bir kez daha kapattı. Bu İran’dan, Çin ve tüm uzak doğuya petrol sevkiyatının durması demek. Her ne kadar OPEC üretimi arttırma kararı almış olsa bile, bu defa sınırları içindeki ABD üsleri vurulan Kuveyt, Ras Laffan tesisleri vurulan Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, hatta Suudi Arabistan kırmızı alarmda. Şimdi İran’a karşı birleşik bir cephe var. Hürmüz cehennemi yaşıyor. Bu nedenle körfezden petrol sevkiyatının tamamen durması veya iyi ihtimalle yavaşlaması kaçınılmaz. ABD nin amacı 2025 Haziran ayındaki 12 gün savaşında başarılamayanı başararak, İran’da rejimi değiştirmek. Dünya petrol piyasaları altüst olmuş veya olmamış Trump’ın ve Netanyahu’nun umurunda değil. Zaten İran petrollerinin akışı durduğu zaman petrol fiyatlarının yüzde 10-15 oranında arttığı iddia edilir[1]. Mevsim etkilerinin fiyat frenlemedeki rolü dışında şimdi geçmişten en önemli fark, çatışmaların tüm körfeze yayılmış olması. Fiyatların Venezuela etkisiyle de patlamasından yine ABD nemalanacak. Halen 700 petrol tankerinin körfezde beklemede.

Ahuramazda(Hürmüz) ve Ahriman’ ı Yeniden Tanımlamak

İran devletinin atası olan Pers İmparatorluğunda yaygın inanış olan Zerdüşt dininde, Ahuramazda bilgeliği, Ahriman ise kötülüğü veya şeytanı temsil eder ya! İran sadece nükleer zenginleştirme projelerinden vazgeçmemesi, orta ve uzun menzilli balistik füze üretmesi nedeniyle değil,  İsrail ve ABD ni yok etmekle tehdit etmesi ve dünyadaki terörist faaliyetlere destek vermesi dolayısıyla da özellikle Amerika ve İsrail’in gözündeki en büyük şeytan. Kendi halkına karşı bile olan gaddarlığı da İslam Cumhuriyetini bu sıfata layık hale getirdiğinden, şimdi Ahuramazda yeniden Ahriman’a karşı mücadelede demek zor. Artık kim, Ahuramazda, kim Ahriman belli değil.  Belki ABD, İsrail ve onların Hint Okyanusundaki müttefikleri de, İran kadar, hatta daha fazla Ahriman.  Şimdi Hürmüz boğazındaki bu Ahrimanlar mücadelesi Akdeniz ve Kızıldeniz’e yayılırken dünya, televizyonlardan yeni bir dizi gibi en az 4-5 hafta süreceği ilan edilen savaşı izliyor.  Orta Doğu bir kez daha yanıyor. Bu yangından en büyük malı kaçırmayı bekleyen ise İsrail. Komplo teorileri havada uçuyor. “Büyük Orta Doğu” teorisyenleri şimdi, “Büyük İsrail” projesi anlatıyor.  Mevcut ve mevut bir başka Ahriman.

Kaleyi İçten Çökertmek için İntizar-ı Nevbahar 

İran, 47 yıldır uluslararası yaptırımların muhatabı. Bazen delinen, zaten uygulanmayan veya uygulanmasına imkân bulunmayan yaptırımlar, genellikle, ticari, askeri, mali ve genel ekonomik nitelikte oldu. Tabii İran halkı da yaptırım arsızı olduğundan bunlarla yaşamayı öğrendi. Körfezdeki komşuları servet içinde yüzerken, İran halkı isyan da etse pes etmedi. ABD Senatosu ve Temsilciler Meclisinin 2010 yılında onayladığı CISADA[2] yı iyi hatırlıyorum. Obama’nın imzasıyla yürürlüğe giren bu kapsamlı yaptırım manzumesi, Trump’ın ilk döneminde daha da attırılarak İran’a karşı zaten ekonomik bir savaş açmıştı. Hatta ahır zaman “Ahriman”ı İran’ın belini kırmak için İran’dan hem çekinen, hem de ondan hiç hoşlanmayan Körfez ülkeleri, Hürmüz Boğazının ağzında 370 km’lik bir petrol boru hattı döşeyerek günde 1,5 milyon varillik petrolü, Hint Okyanusuna akıtmaya başlamıştı. Ama aradan geçen 14 yılda bu bile İran’ı “ulusal onur” projesinden caydırmadı. Sıfır nükleer zenginleştirmeye razı olduğu 26 Şubat 2026 Cenevre zirvesinden sonraysa saldırıya uğradı. Şimdi liderlik kademesi kuş gibi avlanan İran halkından beklenen Nevruz yaklaşırken erken bir Nevbahar başlatması. İran da başlatırsa bahar değil, Nevbahar başlatır değil mi?

Savaş Nevruzdan Önce Biter mi?

Gıda, eğitim, giyim kuşam yanı sıra  çalışma yaşına gelen gençlerin iş ihtiyaçları var. 84 milyon nüfuslu kalabalık İran her şeye muhtaç.  2018 den beri yüksek seyreden enflasyon, gıda fiyatlarındaki hızlı artış kadar kıtlıklar zaten halkın belini bükerken yönetimin cehennemi yaşatan şiddeti, İranlıyı Ahriman’a(şeytana)veya Trump’ın çağrısına uydurur mu? Bunu göreceğiz. Dünyadan soyutlanması, hafta sonu başlayan savaşa kadar İran’ın petrol ihracatına pek yansımamıştı. Oysa şimdi asıl soru savaş halinde ve abluka altında İran’ın ne kadar dayanabileceği ve halkın ulusal birlik ruhunu kaybedip, kaybetmeyeceği. Çin, Rusya ve Kuzey Kore İran’a olan desteklerini sürdürecektir. İranlı kan kusup, kızılcık şerbeti içtim diyebilen bir kadim kültüre sahip. Ama Nevruz’a kadar dayanabilmesi kolay gözükmüyor. Ancak direnmesi için bölge dışından gelecek desteğin artması da bölge ve dünya için büyük tehlike. Bu arada inşallah Türkiye, tarafsız kalmayı ve komşusuyla çatışmaya alet olmamayı başarır. İran’dan gelecek mülteci ve göç hareketlerine karşı 1639 den beri[3] özenle korunan 536 km lik sınırını denetleyebilir.


 


[1]Nitekim Brent fiyatı 2 Mart 2026 itibarıyla yüzde 13'e artışla varil başına 82 dolara yükseldi.

[2] Comprehensive Iran Sanctions, Accountability, and Divestment Act of 2010

[3] Zuhab anlaşması olarak ta bilinen Kasr-ı Şirin anlaşması, Safevi Devleti ve Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanmıştır. 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *