27 Ocak - 02 Şubat 2020 Haftalık Değerlendirme

03 Şubat 2020

27 OCAK -02 ŞUBAT 2020 TÜRKİYE'NİN SAVUNMA-GÜVENLİK-DIŞ POLİTİKASINI İLGİLENDİREN GELİŞMELER

 

Ortadoğu

Yüzyılın Anlaşması-Ortadoğu Barış Planı

ABD Başkanı Trump daha önce ekonomik boyutu açıklanan ve “Yüzyılın anlaşması” olarak nitelenen barış vizyonunun siyasi parametrelerini İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile birlikte açıkladı. Barış planını kendilerinin süreçte söz sahibi olmadıkları gerekçesiyle reddeden Filistin tarafı ise Beyaz Saray’da temsil edilmedi.

Trump yönetiminin “Barış Vizyonu” olarak adlandırdığı planın ayrıntıları Beyaz Saray’ın internet sitesinde paylaşıldı.  “ABD olarak bu barış vizyonunun İsrail ve Filistinliler arasında doğrudan müzakerelerin önünü açmasını umuyoruz” denildi. İsrail-Filistin çatışmasında ilk kez Başkan Trump’ın İsrail ile “iki devletli çözüm için sınırları belirleyen bir haritaya ilişkin uzlaşı sağladığı” ifade edildi.

Barış vizyonunun ayrıntıları şöyle:

Karşılıklı tanıma ve bağımsızlık: İsrail devleti, Yahudi halkının ulus-devleti, gelecekte kurulacak Filistin devleti de Filistin halkının ulus-devleti olarak tanınacak. Filistin halkının bağımsızlık, kendi kendini yönetme ve ulusal onur gibi arzularını gerçekleştirmesi için Filistin halkına bir yol haritası sunacak. Filistinliler ve İsrailliler yerleşim yerlerinden çıkarılmayacak.

İsrail’in güvenliği:  Barış vizyonu İsrail’in güvenlik gereksinimlerini yerine getirmekte, İsrail’den ek güvenlik riski almasını talep etmeden İsrail’in kendisini her tür tehdide karşı kendisinin korumasını sağlamaktadır. Vizyon, İsrail ile yan yana barışçıl bir şekilde yaşayacak askeri unsurlardan arındırılmış bir Filistin devleti kurulmasını, İsrail’in Ürdün Nehri’nin batısında güvenlik sorumluluğunu muhafaza etmesini öngörmektedir. Filistinliler, İsrail bölgede askeri varlığını azalttıkça, güvenlik konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmek için ABD ve İsrail ile çalışacak.

Kudüs ve kutsal yerler: Plana göre, İsrail Kudüs’ün kutsal yerlerini korumaya devam edecek, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar’ın yanı sıra tüm inanç grupları mensuplarının ibadet özgürlüğünü güvence altına alacak. Tapınak Tepesi/Harem-ül-Şerif’te mevcut durum muhafaza edilecek. Ürdün Kralı’nın Kudüs’te Müslümanlar için kutsal mabetlerine ilişkin özel ve tarihi rolü muhafaza edilecek. Bütün Müslümanlar barışçıl şekilde El Aksa Camii’ni ziyaret edebilecek.

Gelecekte kurulacak Filistin devleti: Yeni planın Filistinliler için önemli düzeyde toprak kazanımı sağladığı belirtildi. İsrail iki devletli çözüm olasılığını güven altına almak amacıyla 4 yıl boyunca yeni yerleşim inşa etmeyecek. Kudüs, İsrail’in birleşik ve bölünmez başkenti olarak kalacak. Fillistin Devleti’nin başkenti de Doğu Kudüs’teki bazı bölgeleri kapsayan “El Kudüs” olacak. Mevcut durumda Filistinliler tarafından kullanılan topraklar yeni haritada iki katına çıkacak. Filistinliler Hayfa ve Aşdod limanlarındaki tesisleri kullanabilecek. Lut Gölü’nün kuzey kıyısındaki bölgede imar çalışması yapabilecek. Ürdün Vadisi’nde tarımsal faaliyetlere devam edebilecek. Gelecekte kurulacak Filistin devleti topraklarında, Gazze ve Batı Şeria dahil, seyahat ve mal dolaşımını sağlamak için modern ve verimli ulaşım hatları oluşturulacak.

Normalleşme ve Filistinli mülteciler: Barış Vizyonunun mültecilere ilişkin statükoya son vereceği belirtiliyor. Filistinli mülteciler gelecekte kurulacak Filistin devletinde yaşama, şu anda yaşadıkları ülkelere entegre olma ya da üçüncü bir ülkeye yerleşme seçeneklerine sahip olacak. ABD mültecilerin yeniden yerleştirilmesi sürecine maddi katkı amacıyla uluslararası toplumla birlikte çalışacak.

Planın ekonomik boyutu: Trump yönetiminin barış planının ekonomik unsurlarını geçen Haziran ayında planın mimarı olan Trump’ın danışmanı ve damadı Jared Kushner Bahreyn’de düzenlenen konferansta açıklamıştı.

Buna göre:

50 milyar dolarlık ekonomik planla Filistin ekonomisi desteklenecek.

Plan 1 milyondan fazla yeni istihdam yaratacak.

Filistin’in Gayrisafi Yurtiçi Hasılası (GSYH) iki katına çıkacak.

İşsizlik yüzde 10’un altına düşecek, yoksulluk oranı da yarı yarıya azalacak.

Barış Planına Dünyanın Tepkisi

Filistin Devlet Başkanı Abbas: Kudüssüz Filistin Devleti kabul edilemez, diz çökmeyecek ve teslim olmayacağız: İşgal altındaki Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli liderlerle bir araya gelen Abbas burada yaptığı açıklamada, "Trump'ın bu saçma sözlerini duyduktan sonra 'Yüzyılın Anlaşması' olarak adlandırılan planına bin kere hayır diyoruz." ifadesini kullandı. Abbas, "Diz çökmeyecek ve teslim olmayacağız. Komplolar ve sözde barış planı başarısızlığa ve yok olmaya mahkumdur. Yeni bir hak doğurmayacak ve bağlayıcılığı olmayacaktır" dedi. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, ABD Başkanı Donald Trump'ın açıkladığı 'Yüzyılın Anlaşması' planından sonra İsrail ile tüm ilişkileri kesme kararı aldı.

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar: Yüzyılın Anlaşması' olarak da anılan tek taraflı Orta Doğu barış planına ilişkin Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden destek açıklaması geldi. Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) ABD Büyükelçisi ise, "Bugün açıklanan barış planı, ABD öncülüğündeki uluslararası bir çerçevede gerçekleştirilecek müzakerelere geri dönülmesi için önemli bir başlangıç noktası sunuyor" ifadelerini kullandı.

Katar Dışişleri Bakanlığı da konuya ilişkin bir açıklama yayınlayarak şu ifadelere yer verdi: "Uluslararası meşruiyet çerçevesi bünyesinde olduğu sürece ABD'nin Arap-İsrail çatışması için sarf ettiği çabaları memnuniyetle karşılarız. Filistinlilerin hakları koruma altına alınmadıkça ve 1967 sınırları çerçevesinde egemen bir devlet kurulmadığı sürece barışa ulaşılması mümkün değil."

Konuya ilişkin Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Trump'ın Filistin-İsrail barışı için çabalarını memnuniyetle karşılıyoruz" denildi.

Mısır: Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, Mısır'ın, ABD'nin Ortadoğu'da barış ve istikrara katkıda bulunacak olan Filistin meselesine adil ve kapsayıcı bir çözüm bulma girişimlerini takdirle karşıladığı ifade edildi. Filistin ve İsrail tarafına ABD'nin söz konusu girişimini iyi bir şekilde inceleme çağrısında bulunulan açıklamada, "Mısır, Filistin halkının uluslararası prensipler çerçevesinde Filistin topraklarında bağımsız bir devlet kurması ve barış içinde yaşaması noktasından hareketle ABD'nin çözüm önerisini incelemesinden yanadır" ifadelerine yer verildi.

İran: İran Dışişleri Sözcüsü Abbas Musevi, bölge ülkelerinden bu anlaşmanın karşısında durmalarını istedi. Filistin topraklarının Filistin halkına ait olduğunu vurgulayan Musevi, "Filistin sorunun çözümü ancak Filistinliler arasında yapılacak referandum ile çözülebilir. Bunun dışındaki tüm anlaşmalar kınanmalıdır. İsrail rejimini 70 yıllık cinayetlerini unutturmaya çalışıyorlar. Yüzyılın Anlaşması, Ortadoğu için büyük bir tuzaktır. Müslümanların namus ve gururunu korumak adına tüm ihtilafları bir kenara bırakarak işbirliği yapmaya ve bu büyük hile karşısında durmaya hazırız" dedi.

Türkiye: Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Filistin-İsrail meselesine "çözüm bulmak" iddiasıyla hazırlanan barış planının "ölü doğduğu" belirtilerek, "Bu plan, iki devletli çözümü öldürmeyi ve Filistin topraklarını gasp etmeyi hedefleyen bir ilhak planıdır. Filistin halkı ve toprakları parayla satın alınamaz." değerlendirmesine yer verildi.  "İsrail'in işgal ve zulmünü meşrulaştırmaya yönelik adımlara izin vermeyeceğiz. Kardeş Filistin halkının daima yanında olacağız. Filistin topraklarında bağımsız Filistin için çalışmaya devam edeceğiz. Filistin’in kabul etmeyeceği hiçbir planı desteklemeyeceğiz. İşgal politikalarına son vermeden Orta Doğu'ya barış gelemez."

Ürdün: Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi de ABD‘nin Orta Doğu Planı ile Filistin bölgelerini ilhak ederek Yahudi yerleşim yerlerini genişletme girişimlerine karşı uyarıda bulundu. Safedi, bölgede kalıcı barışın yolunun ancak Filistin halkının haklarını tanıyan iki devletli bir çözümden geçtiğini belirterek Doğu Kudüs'ün Filistin devletinin başkenti olması gerektiğini belirtti.

Birleşmiş Milletler: BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, barış planına BM kararları, uluslararası hukuk, ikili anlaşmalar, 1967 sınırları dahilinde ve iki devletli çözüm temelinde destek verdiğinin altı çizilerek, Filistinlileri ve İsraillileri sorunu çözmek için desteklemeye devam edeceği belirtildi. Açıklamada, ''BM'nin iki devletli çözüme yönelik pozisyonu, yıllardır Güvenlik Konseyi ve Genel Kurul kararlarıyla tanımlanmıştır.'' ifadesi kullanıldı.

Avrupa Parlamentosu: Avrupa Parlamentosu'nda (AP) temsil edilen sağ muhafazakar partilerin ortak parlamento grubu olan Avrupa Halk Partisi Sözcüsü Michael Gahler, söz konusu planın Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ve Birleşmiş Miletler'in (BM) politikalarıyla uyuşmadığını söyledi.

İngiltere: İngiltere Başbakanı Boris Johnson ise Trump'ın planına destek veren bir açıklama yaptı. Johnson'ın sözcüsü İngiliz başbakanın Trump ile yaptığı görüşmede planı geleceğe olumlu etkileri olacak bir adım olarak değerlendirdiğini iletti.

Bahreyn: Bahreyn Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, ABD'nin bölgedeki barış süreci için sarf ettiği çabadan övgüyle söz edilerek, Trump'ın açıkladığı planın da bu sürece ivme kazandıracağı ifade edildi.

Kuveyt: Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, "Filistin meselesi için adil ve kapsamlı çözüm, ancak ilgili uluslararası kararlara bağlı kalınması yoluyla sağlanabilir. Bunların başında da 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin devletinin kurulması geliyor" ifadeleri kullanıldı. 'ABD'nin Filistin meselesine çözüm bulma ve Arap-İsrail çatışmasını sonlandırma çabalarının takdir edildiği' belirtilen açıklamada, Kuveyt'in Filistin halkının tercihlerini destekleme konusundaki tutumunun değişmez olduğu vurgulandı.

Arap Birliği: Arap Birliği Konseyi, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan ‘Ortadoğu Barış Planı’nı reddettiğini duyurdu. Söz konusu planın, ‘Kudüs, Golan Tepeleri, işgal altındaki topraklara kurulan İsrail yerleşim birimleri, mülteci meselesi ve Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) ile ilgili uluslararası hukuka aykırı maddeler içerdiği ve adil olmadığı’ vurgulandı.

İsveç: Dışişleri Bakanı Ann Linde,  ABD'nin planının İsveç ve Avrupa Birliği'ni (AB) bağlamadığını belirterek, "İsveç ve AB'nin İsrail-Filistin sorunu konusundaki konumu açık. İsrail ve Filistinliler her iki devletin başkenti Kudüs'te barış ve güvenlik içinde yaşarken, uluslararası hukuka sıkıca bağlı müzakere edilen iki devletli çözümü destekliyoruz. Barışın sürdürülebilir ve adil olması için hem İsrail'in hem de Filistin'in ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalıdır. BM'nin İsrail-Filistin sorununa iki devletli çözümü konusundaki pozisyonunu destekliyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Almanya: Dışişleri Bakanı Heiko Maas, yaptığı yazılı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın açıkladığı İsrail-Filistin kalıcı barış planını titiz bir şekilde inceleyeceklerini, tüm partnerlerin de bunu yapacaklarını varsaydıklarını ifade etti. Yalnızca her iki taraf için kabul edilebilir, müzakere edilen iki devletli çözümün İsrailliler ile Filistinliler arasında kalıcı barışı getirebileceğini vurgulayan Maas, bu temelde çok uzun süre durmuş olan Ortadoğu barış sürecine yeni bir ivme kazandırmayı amaçlayan her bir atılımın memnuniyetle karşılanması gerektiğini dile getirdi.

Rusya: Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, “Teklifleri inceleyeceğiz. Ama biz hiçbir karar almıyoruz. Kararları, çatışmada yer alan taraflar alıyor, yani Filistinliler ve İsrailliler. Amerikalılar karar almıyor. Onlar sadece böyle bir girişimde bulundu, herkes bunu inceleyecek. Ama öncelikle çatışan taraflar karar alacak. Biz bu çatışmada taraf değiliz” ifadelerini kullandı.

Çin: Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying, Filistin sorunu için her türlü çözüm planlarının, başta Filistin olmak üzere tüm ilgili tarafların görüş ve fikirlerini dikkate alması gerektiğini belirtti. ABD Başkanı Donald Trump'ın 'Yüzyılın Anlaşması' adını koyduğu Ortadoğu Barış Planı’nı değerlendiren Hua Chunying, “İlgili haberler Çin tarafının ilgisini çekti, halihazırda detayları inceliyoruz. Çin her zaman Filistin sorununun çözümüne Birleşmiş Milletler’in (BM) ilgili kararlarının yanı sıra, ‘iki halk için iki devlet’ ve ‘barış karşılığında toprak’ ilkeleri dahil uluslararası toplumda geniş kabul gören uluslararası anlaşmaların zemin oluşturması gerektiğini savunmuştur. Bu konuda uluslararası toplumun fikir birliğine uyulması gerekir” ifadelerini kullandı.” 

İİT 'Ortadoğu Barış Planı'nı görüşmek üzere toplanıyor İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), geçtiğimiz hafta ABD Başkanı Donald Trump’ın açıkladığı Ortadoğu Barış Planı’nı görüşmek üzere yarın Suudi Arabistan'ın Cidde şehrinde dışişleri bakanları düzeyinde olağanüstü toplantı düzenleneceğini açıkladı. Suudi Arabistan, 'Yüzyılın Anlaşması' konulu İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısına İran'ın katılmasına izin vermedi.

Gazze’de Yüzyılın Anlaşması'na karşı mücadele komitesi kuruldu Gazze’de toplanan Filistinli örgütler ve hareketler, 'Yüzyılın Anlaşması'na karşı mücadele için Yüksek Ulusal Komite’nin kurulması konusunda anlaşmaya vardı.

Katar’da başbakan istifa etti

 Katar’da başbakan değişti. Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad as-Sani, mevcut başbakanın istifasını sunduğunu ve bunu kabul ettiğini duyurdu. Katar Emiri, yeni başbakan olarak Şeyh Halid bin Halife bin Abdülaziz es-Sani’yi atadığını açıkladı.

Irak'ta hükümeti kurma görevi Allavi’ye verildi

Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih, hükümeti kurma görevini eski İletişim Bakanı Muhammed Tevfik Allavi’ye verdi. Siyasi partilerin kabine için sunacağı hiçbir adayı kabul etmeyeceğini belirten Allavi, "Mezhepçilik ve siyasi hizipçilik temeline dayanmayan, Irak'ın tüm kültür ve renklerini, liyakat sahiplerini kapsayan bir hükümet kurulacak. Siyasi güçler tarafından, hükümeti kurma sürecinde herhangi bir baskıya maruz kalırsam da bunu çıkıp sizinle (halkla) açıkça paylaşacağım." ifadelerini kullandı.

Irak İnsan Hakları Kurumu: Ekimden bu yana gösterilerde toplam 556 kişi öldü

Irak Bağımsız Yüksek İnsan Hakları Komiserliği Üyesi Ali Beyatlı'nın medya ofisinin basına dağıttığı rapora göre, ülkede 25 Ekim öncesinde başlayan hükümet karşıtı protestolarda öldürülenlerin sayısı 556'ya ulaştı.

Libya Krizi

Libya'daki taraflar Cenevre'de bir araya gelecek

Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu (LUO), Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile ateşkesi ele almak üzere bu hafta Cenevre’de yapılacak Ortak Askeri Komite görüşmelerine katılacak. Askeri kaynaklar, LUO’nun Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi Gassan Selame’ye Ortak Askeri Komite’de yer alacak beş kıdemli askeri yetkilinin isim listesini gönderdiğini bildirdi. 5+5 olarak bilinen komitede, Serrac ve Hafter’i de temsilen 5'er askeri yetkili yer alacak.

Birleşmiş Milletler “Berlin Konferansı'na katılan birçok ülke ambargoyu delerek Libya'ya silah göndermeyi sürdürüyor” dedi. Bu durumun Berlin'de alınan kararlara aykırı olduğunun altını çizen BM, hangi ülkelerin ambargoya uymadığını belirtmedi. Fakat Berlin Konferansı'na taraf çok sayıdaki ülkenin ileri teknolojik silah, zırhlı araç ve yabancı savaşçı takviyesinde bulunduğunu ifade etti. Son on günde birçok kargo uçağının Libya'nın doğu ve batısına indiğinin gözlemlendiğini belirten BM yetkilileri, ülkedeki çatışmayı bu şekilde beslemenin Trablus'taki kırılgan ateşkesi tehdit ettiği konusunda uyardı. Diplomatik mekanizmanın sahadaki sert güç kullanımına nazaran daha az öncelikle konumda yer alması, halihazırda Hafter güçlerinin saldırılarını kesmemesi ve iç savaşın son safhasında olunduğu için üçüncü ülkelerin acele etmesinden kaynaklanıyor olabilir.

Libya Ulusal Ordusu Komutanı Halife Hafter, kalıcı ateşkesi görüşmek üzere Cenevre’de düzenlenecek olan 5+5 Askeri Komite toplantısına katılacaklarını belirtti.

Libyalı üst düzey askeri bir yetkili, Türkiye'nin Trablus'taki Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) bağlı güçlere el altından silah ve askeri teçhizat sevkiyatı yaptığını iddia etti.

Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi Gassan Selame, Berlin Konferansı'nda alınan kararlara rağmen ateşkese uyulmadığını belirtti. Taraflara, BM'nin silah ambargosuna rağmen dışardan çok sayıda gelişmiş silah, savaşçı ve danışman sağlandığına dikkati çeken Selame, bu askeri sevkiyatlar yeni ve çok daha tehlikeli bir çatışmayı körüklediğini ifade etti.

Türkiye

TBMM’den beş partili ortak Kudüs bildirisi: Parlamentoda grubu bulunan AK Parti, CHP, HDP, MHP ve İYİ Parti Grup Başkanvekillerinin ortak imzasıyla hazırlanan bildiri, TBMM genel Kurulu’nda okundu. ​Bildiride şu görüşlere yer verildi:

ABD yönetiminin ihtilafın iki tarafından biri olan Filistin’i bütünüyle dışlayan tek yanlı , hakkaniyetten uzak bir yaklaşımla hazırladığı görülen sözkonusu plan, BM kararlarına ve iki devletli çözüm perspektifine tamamen aykırıdır.

Bu plan, taraflar arasında bir müzakere zemini sağlamaktan ziyade, İsrail’in insanlığın kalbi olan Mescidi Aksa dahil, Filistin topraklarında 10 yıllardır derinleştirerek sürdürdüğü işgale uluslararası meşruiyet kazandırmayı ve bunu Filistin tarafına dayatmayı amaçlamaktadır. Yapılmak istenen işgal sürecini, ilhaka çevirmektir. Tüm Ortadoğu’nun barış, güvenlik ve istikrarını doğrudan ilgilendiren böylesine önemli bir konunun iç politika malzemesi yapılarak, Filistin halkının kendi geleceğini tayin hakkı başta olmak üzere temel hak ve özgürlüklerinin hiçe sayılması ve uluslararası hukukun ve adaletin yok sayılması üzüntü ve ibret vericidir.

Kudüs’ün statüsü, Filistinli mültecilerin geri dönüş hakkı ve yasadışı yerleşimler gibi, en temel problem alanlarında bugüne kadar izlediği politikalarla Filistin tarafının güvenini kaybetmiş bulunan ABD yönetiminin sözde barış planı ölü doğmuştur. İki devletli çözüm vizyonunu yok sayan ve ilgili BM kararları başta olmak üzere uluslararası hukukun temel kurallarının ihlali anlamına gelen öneriler içeren bu girişimin, uluslararası toplum nezdinde kabul görme ihtimali de bulunmamaktadır.

Bu vesileyle, İsrail-Filistin meselesinin çözümünün, ancak 1967 sınırları temelinde başkenti doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi devamlılık içinde bir Filistin devletinin vücut bulmasıyla  mümkün olacağını bir kez daha vurguluyoruz. Türkiye, Filistin halkının temel hak ve özgürlüklerini gözetmeyen, Filistin devletinin ve halkının kabul etmediği hiçbir girişimi desteklemeyecek, uluslararası toplumun vicdan ve sorumluluk sahibi üyeleriyle birlik ve dayanışma içinde, zulüm dayatma ve işgale karşı Filistin halkının meşru haklarını tüm platformlarda savunmaya devam edecektir.

TBMM’de grubu bulunan tüm siyasi partiler olarak yukarıda sıraladığımız görüşler temelinde İsrail_-Filistin ihtilafına yönelik olarak ABD yönetiminin yayımladığı sözde barış, özünde istikrarsızlık ve çatışma mahiyetindeki planını yok sayıyor ve esefle  kınıyoruz.”

Türkiye’den Suriye’ye büyük askeri sevkiyat

Türkiye’ye ait büyük bir askeri konvoy, Suriye’nin kuzey batısında muhaliflerin kontrolundaki bölgeye geçti. Türk askeri konvoyunun zırhlı araçlar, yakıt tankerleri ve tank ile askeri personel taşıyan araçlardan oluştuğu belirtildi.

Amerika Birleşik Devletleri (Trump’ın Azil Süreci)

Trump’ın Senato’daki azil yargılamasında savunması başladı

Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi Başkanı Adam Schiff'in liderliğini yaptığı 7 Demokrat savcı vekilinin açılış sunumlarını tamamlamasının ardından Trump'ın savunma ekibi, Senato’da devam eden azil yargılamasının beşinci gününde ilk kez açılış konuşmalarını yaptı. İki saat süren bir sunum yapan Trump'ın avukatları, ABD Başkanının 'kesinlikle yanlış bir şey yapmadığını' iddia ederek, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ulusal çıkarlara uygun ve Demokratların başlattığı azil sürecinin 'siyasi motivasyonlu' olduğunu savundu. 

Trump'ın avukatları Senato'daki savunmalarını tamamladı

ABD Senatosu'nda 7. günü tamamlanan azil yargılamasında cumartesi günü başlayıp pazartesi günü devam ettikleri savunma konuşmalarını tamamlayan Trump'ın avukatı Jay Sekulow, kapanış konuşmasında, "Söz konusu azil maddeleri bu mahkemede reddedilmelidir. Bu azil maddeleri sadece mevcut Başkan için değil gelecekteki başkanlar için de tehlikelidir" değerlendirmesini yaptı. Trump'ın Beyaz Saray'daki hukuk danışmanı Pat Cipollone ise "Seçimlere aylar var. Amerikan halkı kendi başkanını seçme hakkına sahiptir. Bu azil maddeleri önceki seçimler üzerine gölge düşürme ve gelecek seçimlere müdahale etme girişimidir. Senato buna müsaade etmemelidir. Şimdi buna bir son vermenin zamanı gelmiştir" şeklinde konuştu.

Senatosunda Trump'a yönelik azil yargılamasının 8. gününde, yerel saatle 13.00'te başlayan ve verilen aralarla birlikte yaklaşık 10 saat süren soru-cevap duruşmasının ilk bölümüne, eski Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'ın yakında piyasaya çıkacak kitabında yer aldığı iddia edilen Ukrayna bölümüyle ilgili tartışmalar damga vurdu.

Bu bölümde Demokrat senatörler ve iddia makamı konumundaki Demokrat savcı vekiller, Bolton'ın Senatodaki duruşmalara tanık olarak çağrılması gerektiği konusunda mutabık kalırken, Trump'ın avukatları ise söz konusu adımın gereksiz olduğu görüşünü savundu.

ABD Senatosu’nda Başkan Donald Trump’a yönelik azil yargılaması bu hafta sona eriyor. Final oylamasının Çarşamba günü yapılması bekleniyor.

Avrupa

Avrupa Parlamentosu onayladı

Avrupa Parlamentosu'nda (AP) bugün yapılan oylamayla Birleşik Krallık, Avrupa Birliği'ne resmen veda ediyor. Anlaşma AP'de büyük çoğunlukla kabul edildi. Tüm formalitelerin tamamlanmasının ardından taraflar cuma günü yollarını ayıracak. 30 Ocak'ı 31'e bağlayan gece yarısı tüm Avrupa Birliği kurumlarındaki Birleşik Krallık bayrakları kaldırılacak, 1973 yılında başlayan birliktelik formalitede son bulacak. Ancak tarafların bağlarını tamamen kesmesi en az 11 ay sürecek.

 Brexit: Geçiş sürecinde İngiltere'nin AB kurallarına uyacak olmasına ek olarak, AB kanunlarının yerine getirilmesi ile ilgili konularda karar mercii olan uluslararası Avrupa Adalet Divanı, yasal anlaşmazlıklarda son sözü söyleyecek.

İngiltere 31 Ocak 2020 itibari ile AB'den ayrıldığında değişecek ve değişmeyecek yedi şey

Neler Değişecek?

  1. Avrupa Parlamentosu'ndaki İngiliz milletvekilleri koltuklarını kaybedecek
  2. AB zirvelerine katılım bitecek. İngiltere Başbakanı Boris Johnson'ın, gelecekte AB Zirvesi'ne katılan liderler arasına girmek istemesi halinde, özel olarak davet edilmesi gerekecek.
  3. Ticaret konusu çok konuşulacak: İngiltere malların ve hizmetlerin alım-satımına ilişkin olarak dünya çapındaki diğer ülkelerle pazarlıklara başlayabilecek.
  4. İngiliz pasaportlarının rengi değişecek: Mavi renkteki pasaportlar 1988 yılında değiştirilmişti. Mavi renkteki pasaportlar, şu anki bordo pasaportlarla değiştirildikten 30 yıl sonra geri dönecek.
  5. Brexit bozuk paraları: Brexit ertelendikten sonra bozuk paraların yeniden basılması gerekt. İngiltere'de Brexit'i anmak için 31 Ocak tarihini taşıyan ve "Barış, Refah ve Bütün Uluslarla Dostluk" yazılı 3 milyon adet 50 penilik bozuk para basılacak. Paralar dolaşıma girdi.
  6. İngiltere'nin Brexit ekibinin görevi sona erecek. Bundan sonraki görüşmeleri yürütecek ekibin adresi Başbakanlık konutu olan Downing Street olacak.
  7. Almanya suç işleyenleri İngiltere'ye geri gönderemeyecek. Bazı zanlıların Almanya'ya kaçmaları halinde İngiltere'ye geri gönderilmeleri mümkün olmayacak. (Almanya Anayasası, başka bir AB ülkesi olmadıkça vatandaşlarının sınır dışı edilmesine izin vermiyor.)

Neler Değişmeyecek?

  1.  Seyahat: Geçiş döneminde İngiltere vatandaşları AB vatandaşlarıyla aynı haklara sahip olacak. Uçaklar, tekneler ve trenler her zamanki gibi çalışmaya devam edecek. Pasaport kontrole gelindiğinde geçiş dönemi boyunca İngiliz vatandaşları, AB vatandaşları için ayrılan bölümlerde sıraya girmeye devam edecek.
  1. Ehliyetler ve evcil hayvanların pasaportları: Geçerli oldukları müddetçe, kabul edilmeye devam edilecekler.
  2. Avrupa Sağlık Sigortası Kartı (EHIC) : Avrupa Sağlık Sigortası Kartı geçiş döneminde geçerli olmaya devam edecek
  3. AB'de yaşamak ve çalışmak: Geçiş döneminde hareket serbestisi devam edecek, böylece İngiltere vatandaşları şu an olduğu gibi bu süreçte de AB'de yaşayıp, çalışmaya devam edebilecek. (İngiltere'de yaşamak ya da çalışmak isteyen AB vatandaşları için de aynı koşullar geçerli.)
  4. Emeklilik maaşı: AB'de yaşayan İngilizler devletten emeklilik maaşlarını ve yıllık zammı almaya devam edecekler.
  5. Bütçeye yapılan katkılar: İngiltere geçiş döneminde AB bütçesine para ödemeye devam edecek. Bu, AB tarafından fonlanan projelerin devam etmesi anlamına gelecek.
  6. Ticaret: İngiltere-AB ticareti ek ücretler ya da denetimler gerekmeden devam edecek.

AB'nin 15 üyesi, Brexit sonrası 'acil bütçe anlaşması' çağrısı yaptı

Portekiz'de bir araya gelen 15 Avrupa Birliği ülkesi, Brexit sonrası bütçe anlaşmasının "aciliyetine" vurgu yaptı. Cumartesi günü düzenlenen "Uyum Dostları" zirvesi için Portekiz'in Beja kentinde toplanan 15 ülke temsilcileri, bir sonraki Avrupa bütçesi üzerine acilen bir anlaşmaya varılması gerekliliğini bildirdi. Brexit ile İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden ayrılmasından bir gün sonra düzenlenen zirveye katılan devletler Bulgaristan, Romanya, Çekya, Kıbrıs, Estonya, Yunanistan, Macaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Polonya, Portekiz, Slovakya, Slovenya ve İspanya zirvenin nihai bildirisini imzaladı. Zirvenin ardından basın konferansında konuşan Portekiz Başbakanı Antonio Costa, "Bir sonraki Avrupa bütçesi üzerine acilen bir anlaşmaya varılmalıdır ve bugün bir araya gelen üye devletler 20 Şubat'ta kesin bir anlaşma yapma isteklerini belirttiler" açıklaması yaptı.

Rusya

Sivillerin İdlib'den çıkarılması için Rusya'dan ikinci girişim

Rusya Savunma Bakanlığı, Cumartesi akşamı sivillerin bölgeden çıkışını kolaylaştırmak için üç "güvenli geçiş noktasının” yeniden açıldığını duyurdu.

Suriye'yi ziyaret eden Rus heyeti Esad ile görüştü

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev ve Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Verşinin'in başında bulunduğu Rus heyetini kabul etti. Açıklamada, "Sohbet sırasında ayrıntılı bir şekilde Suriye içinde ve etrafındaki durum, geriye kalan terör ocaklarını ortadan kaldırma sürecindeki uzun vadeli istikrarı sağlama görevi ve ayrıca ülke genelindeki tüm muhtaçlara, mültecilerin gönüllü, güvenli ve layık bir şekilde evlerine geri dönmesine yol açacak kapsamlı insani yardım sağlama tedbirleri ele alındı" ifadelerine yer verildi.

Rus Dışişleri'nden Erdoğan'a yanıt: Suriye'deki yükümlülüklerimize bağlıyız

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Rusya, Astana'ya da Soçi'ye de sadık değil" açıklamasına Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndan yanıt geldi. Moskova'nın Astana süreci kapsamında Suriye'de çözüm konusunda üstlendiği yükümlülüklere bağlı olduğu vurgulandı. Suriye ordusunun İdlib'e yönelik askeri harekatı nedeniyle Rusya'ya tepki gösteren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Rusya ile gerek Soçi gerek Astana'da bazı görüşmeler, anlaşmalar oldu. Bu anlaşmalara Rusya'nın sadık kalması halinde biz de aynı sadakatle yola devam ederiz. Şu an itibarıyla maalesef Rusya, Astana'ya da Soçi'ye de sadık değil" demişti. Rusya Dışişleri Bakanı Mariya Zaharova, haftalık basın toplantısında Erdoğan'ın sözlerinin hatırlatılması üzerine "Üstlendiğimiz yükümlülüklere bağlıyız" yanıtını verdi.

Doğu Akdeniz-Kıbrıs

Güney Kıbrıs, Türkiye'ye tavır almayan AB'ye karşı Rusya yaptırımlarını bloke ediyor

Güney Kıbrıs yönetiminin Rusya tarafından ilhak edilen Kırım'daki Moskova yanlısı yetkililere yönelik AB yaptırımlarının uygulanmasını engellediği bildirildi. Rum tarafının, Brüksel'i Doğu Akdeniz'de petrol ve doğal gaz araması yapan Türkiye'ye karşı daha sert tutum almaya zorlamak amacıyla bu yola başvurduğu ifade edildi. Üst düzey bir AB diplomatı ise , "Kıbrıs'ın (Türkiye ile ihtilafında) AB'li ortaklarından benzersiz bir dayanışma görmesine rağmen Rusya'ya yönelik yaptırım listelerini gasp etme şekli, masanın etrafındaki dostlarını ve ortaklarını çok derinden rahatsız eti ve çok da şaşırtıcı" ifadesini kullandı.

Fransız savaş uçakları Güney Kıbrıs üzerinde uçtu

Girit ile Kıbrıs adaları arasında bir noktada bulunan Fransız uçak gemisi "Charles De Gaulle"den havalanan iki "Rafale" tipi savaş uçağının, Güney Kıbrıs üzerinde uçtuğu öne sürüldü. Rum haber kaynakları, Fransız savaş uçaklarının Kıbrıs Cumhuriyeti üzerinde uçtuğunu ve böylece Charles De Gaulle uçak gemisiyle ortak faaliyetlerin başladığını duyurdu.

Güney Kıbrıs, Türkiye'nin sondaj çalışmalarını askıya alma teklifini geri çevirdi

Güney Kıbrıs Hükümeti Sözcüsü Kyriakos Koushos, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki sondaj faaliyetlerini karşılıklı olarak askıya alma önerisini reddettiklerini söyledi.

Asya-Pasifik

DSÖ'den coronavirüs kararı

Geçtiğimiz günlerde Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan coronavirüsün acil bir durum teşkil etmediğine yönelik açıklama yapan Dünya Sağlık Örgütü’nden (DSÖ) düzeltme geldi. Dünya Sağlık Örgütü, Çin'deki coronavirüs için risk durumunu Çin için 'çok yüksek' dünya için ise 'yüksek' olarak güncelledi. coronavirüs yayılma riski değerlendirmesini değiştiren DSÖ, hala uluslararası acil durum ilan etmiş değil. Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan yeni tip coronavirüsün ( 2019-nCoV) yayılma hızı tahminlerin üzerinde çıktı. Virüsün öldürme oranı çok yüksek değil (şu an için yaklaşık yüzde 3) ancak semptomlarını belli etmeden önce de bulaşabiliyor. Virüsün hızlı yayılması Çin'den gelen kargoları da gündeme taşıdı.

Çin'den yola çıkan bir kargo aracılığıyla virüsün bulaşması mümkün mü?

Konu, özellikle sosyal medyada #Aliexpress etiketiyle gündeme gelince uzmanlar açıklama yaptı.Üç coronavirüs vakasının görüldüğü Fransa'da Sağlık Bakanı Agnes Buzyn virüsün Çin'den gelen bir paketle bulaşma ihtimalini "son derece zayıf" olarak değerlendirdi. Lille Pasteur Enstitüsü'nden viroloji uzmanı Anne Goffard da virüsün kargo yoluyla taşınma ihtimali için "abartılı bir endişe" ifadelerini kullandı. Goffard'a göre her ne kadar 2019-nCoV yeteri kadar tanınmasa da, koronovirüs açık havada uzun süre hayatta kalamıyor. Virüsün varlığını sürdürmesi için çoğalabileceği bir canlı organizmaya ihtiyacı var. Bugüne kadar yapılan araştırmalar virüsün son derece zayıf bir yapısı olduğuna işaret ediyor. Açık havayla temas eden coronavirüsün yapısının birkaç saat içinde bozulacağı öngörülüyor. Quebec Ulusal Bilimsel Araştırma Enstitüsü'nden viral hastalıklar uzmanı Pierre Talbot, coronavirüslerin nemli ortamlarda birkaç gün hayatta kalabildiğini ancak kuru ortamlardan hayatta kalma süresinin birkaç saatle sınırlı olduğunu belirtiyor.

Virüsün açık havada 3 saatten fazla hayatta kalamayacağını vurgulayan Lyon Hastanesi'nden (Hospices civils de Lyon) viroloji profesörü Bruno Lina Çin'den gelen kargolarda herhangi bir coronavirüs tehlikesi bulunmadığını söylüyor.

Starsbourg Üniversite Hastnesi viroloji laboratuvarı sorumlusu Samira Fafi-Kremer'e göre virüsün kargo paketi ile bulaşma ihtimalini şu şekilde açıklıyor: "Virüsün hayatta kalması için belirli bir nem, belirli bir sıcaklık gerekir. Ve bulaşması için, bir nesneye ciddi miktarda virüs yerleştirilmeli ve bir kişi uzun süre ona dokunmalı ve hatta elini ağzına sokmalı ki virüs taşınmış olsun."Samira Fafi-Kremer ayrıca, coronavirüsün tüm solunum yolu virüsleri gibi salya, tükürük ve damlacıklar yoluyla bulaştığının altını çiziyor. Yani virüsü taşıyan birinin hapşırması ya da öksürmesi sonucu ortaya çıkan parçacıklarla temas virüsün bulaşmasını sağlıyor.

Caen Üniversite Hastanesi viroloji servisinden Astrid Vabret ise kargoyla virüsün taşınma ihtimalini "teorik olarak mümkün ancak şimdiye kadar hiç gözlemlenmeyen bir durum" olarak tanımlıyor.

Koronavirüs salgınında can kaybı SARS'ı geçti: En az 361 hasta hayatını kaybetti.

Coronavirus vakası görülen ülkeler

14 vaka: Tayland

5 vaka: ABD, Avustralya, Singapur, Tayvan

4 vaka: Malezya, Güney Kore, Japonya

3 vaka: Fransa

2 vaka: Vietnam, İngiltere

1 vaka: Nepal, Kanada, Kamboçya, Sri Lanka, Almanya

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR