21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, 29 Eylül 2010 tarihinde, “ABD Çekilirken Irak ve Bölge” konulu bir beyin fırtınası nitelikli toplantı düzenlemiştir.

Türkiye'deki Irak ve Ortadoğu uzmanları ile çeşitli kurumların ilgililerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, ABD'nin Irak'tan çekilmesinin doğuracağı bölgesel sonuçlar, yeni dönemde Irak'ı bekleyen sorunlar, Irak'ı oluşturan topluluklar arasındaki sorunların mahiyeti ve yerleşmiş güvensizlik ortamı, Irak'taki grupların ve Irak'ın komşularının yeni döneme dönük algıları değerlendirilmiş; Irak Türklerinin yeni döneme dönük beklenti ve vizyonları da bu çerçevede tartışılmıştır.

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Düşük Yoğunluklu Çatışma Araştırmaları Merkezi Başkanı Kenan Ertürk'ün yönettiği toplantıda, 1990'dan günümüze Irak'ta yaşanan gelişmeler konusunda giriş yapıldıktan sonra ilk turda ABD'nin Irak'tan çekilmesi sonrasına ilişkin muhtemel riskler ve Irak'taki gruplar arasındaki anlaşmazlık konuları tartışılmış, ikinci turda bölge ülkelerinin Irak'ın yapısı ve gelecekte doğurabileceği risklere karşı tutum ve algısı değerlendirilmiştir.

Irak Türkmen Cephesi Türkiye Temsilcisi Hicran Kazancı, ABD'nin Irak'tan çekildiğini ifade eden cümlelerin yanlış olduğunu söyleyerek ABD'nin halen 50-100 bin askeri gücüyle Irak'ta bulunduğunu; Irak'taki diğer tüm grupların son 7 yıl içinde Kürtlerin çok fazla hak elde ettiğini düşündüğünü bunun da Kürtlere dönük öfke ve nefret doğurduğunu; ABD'nin Maliki'nin uzaklaştırılması ihtimalini barındıran senaryolara sıcak bakmadığını; ülke içerisindeki anlaşmazlıkların derinleştiğini, güvenlik meselesinin ülkenin ve bölgenin en önemli sorunu olacağını vurgulayarak Irak'ın bugünkü durumunu özetlemiştir. Kerkük sorununun ise hem Irak içinde hem de uluslararası aktörler arasında çatışmaya yol açtığını da ifade ederek Irak'ın yakın dönem sorunlarının diğer bir ayağı hakkında da izahatta bulunmuştur. Rand Corporation Araştırma Merkezi'nin raporunda da ABD'nin çekilmesi sonrasına ilişkin risklerin Iraklı Kürtler bir bağımsızlık hareketi başlatması ya da otonom coğrafyalarını genişletme hareketine girişmeleri ya da tartışmalı bölgeleri ele geçirmeye çalışmaları olarak sıralandığı ve bunun da ülkeyi kargaya ve çatışmaya sürükleyeceği öngörüsünde bulunulduğunu aktaran Kazancı, sayılan risklerin geçerliliğini değerlendirmiştir.

Cumhuriyet Gazetesi Dış Politika Muhabiri Bahadır Selim DİLEK, geçtiğimiz Ağustos ayının son diliminde Irak'ta bulunduğunu belirterek Başbakan Yardımcısı Rafi el İsavi, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık el Haşimi, Allavi'nin siyasi danışmanı olan Muhammed Hurşid, Ulusal Güvenlikten Sorumlu Devlet Bakanı Şirvan el Vaili ve Türkiye Büyükelçisi Murat Özçelik ile ABD Büyükelçisi ile yaptığı görüşmeleri ve Bağdat'ta bulunduğu süre içinde tespit ettiği gözlemlerini aktarmıştır. Bahadır Selim Dilek'in tüm gözlem ve görüşmelerine dayanarak vurguladığı husus, Irak'ta şiddetin karakterinin değiştiği olmuştur. Irak'taki şiddetin artık iç politikanın manevra alanı olduğunu söyleyen Dilek, "Eğer Irak'ta siyasal bir gruba ve bir mezhebe dayanıyorsanız şiddet elinizde bir enstrüman olacaktır." görüşünün Irak'ın yeni gerçeği olduğunu dile getirdi. Dilek, güvenliğin ülkede söz konusu olmadığını Bağdat'ta bile sokakların boş ve sessiz olduğunu, güvenlik endişelerinin halkın ruhuna işlediğini vurguladı. ABD'nin Maliki'yi desteklemesi konusunu ise Maliki'nin devletin bütün sistemini kendine göre şekillendirdiğini yerine Allavi'nin gelmesi durumunda tüm yapıların bu kez onun tarafından değiştirileceğini ve bunun da kaos yaratacağını ABD'nin asıl bunu istemediğini belirterek açıkladı.

ORSAM Irak uzmanı Bilgay Duman ise ABD'nin Allavi'nin bu güce ulaşabileceğini kestiremediğini ve esas sebebin bu olduğunu ileri sürdü. Duman, ABD'nin Irak'tan çekilme sürecini konuşurken Irak'ın hala ABD'nin vesayeti ve işgali altında olduğunun da belirtilmesi gerektiğini ifade ederek Maliki'nin egemenliği sağlamlaştırdığı ve ellerine aldıkları söylemlerine rağmen ülke gerçeğinin halen ABD işgalinin sürdüğü olduğunu söyledi. Iraktaki siyasi elitleri rahatsız eden konuların başında da bunun geldiğini ifade etti. İşgal şartlarının istikrarsızlık ve güvensizlik yarattığı görüşlerini paylaşan Duman, 50 bin asker kaldı denilse de ABD tanklarının sokaklarda dolaştığını, halen Irak'ta yerleşmiş bir Amerikan varlığının söz konusu olduğunu nitekim en büyük büyükelçilik kompleksini Irak'a kuran ABD'nin çekilme söyleminin bu nedenle dahi tartışmalı olduğun dile getirdi. ABD'nin çekilme söylemi ile sağladığı avantajları gruplayarak aktaran Duman ayrıca Türkiye ve ABD'nin Irak'ta birbirine paralel siyasetler izlediğini de ifade etti. Hem Sünni hem Şii grupların Kürtlere tepki duyduğunu, Kürtlerin de Araplardan ciddi anlamda korktuğunu ve Irak'ta ayakta kalmalarının ya da kendi düzenlerini geliştirilmelerinin tek yolunun Türkiye ile iyi geçinmek olduğunu bildiklerini de dile getirdi. Bunların yanı sıra bölge gözlemleri üzerinden de Irak'ta sadece kuzey-güney ekseninde değil doğu-batı ekseninde de hatta aynı şehirde bile farklı yaşamların hüküm sürdüğünü, ülkenin ciddi anlamda bölündüğünü aktardı.

21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Ortadoğu Araştırmaları Merkezi Başkanı Arif Keskin ise Irak'ın ABD sonrası dönemde olası kaosların önüne geçebilecek yapıları oluşturmuş olup olmamasının daha önemli olduğunu dile getirerek asıl tartışılması gereken meselenin bu olduğunu ileri sürdü. Irak'ın siyasi, ekonomik, toplumsal, kültürel ve ahlaki olarak çeşitli krizler yaşadığını ve yapısal bir kriz olduğunu ifade eden Keskin, bu krizin de Iraklılarca kolay kolay çözebileceği bir sorun olmadığını ifade etti. Buna göre, Irak'ta despot bir rejim vardı ve tüm demokratik yollar kapalıydı. Irak işgali bu despot rejim yıktı ve yeni bir Irak ortaya çıkardı. Daha önce dışlanan farklı kimlikler siyasal alanda temsil edilmeye başlandı. Irak devletinin çoğulcu bir yapıya dönüşmesi zorunluluğu ortaya çıktı. Ancak Irak devletinin çoğulculuğu taşıyacak siyasi, toplumsal ve kültürel kurumları yok, devlet aygıtı tam anlamıyla oturmuş değil. Iraklı Şii, Sünni ve Kürt seçkinlerinin demokratik bir deneyimleri yok ve doğal olarak siyasi krizi kendi iç imkânlarıyla çözemiyorlar. Arif Keskin'in dikkat çektiği diğer bir konu ise Iraklıların ortak bir Irak ideallerinin olmamasıdır. "Irak nasıl bir ülke olsun?" sorusuna verilen ortak bir cevap bulunmamaktadır. Bu ve köklü bir devlet olmamasının ve devlet yapılarının oturtulamamış olması, ülkeyi siyasi krizlerle baş edemez duruma getirmektedir. Keskin'in yorumu Irak'a komşu devletler ve küresel güçler arasında da "nasıl bir Irak?" konusunda uzlaşının olmaması da Irak'taki siyasi süreci karmaşıklaştırmaktadır, şeklindedir.

 

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Amerika Araştırmaları Merkezi Başkanı Şanlı Bahadır Koç da Irak'taki savaşın Obama'nın savaşı olmaması nedeniyle yeni yönetimin çekilme kararı alabildiğini ancak hem yönetim içerisinde de bu kadar bedel ödenmişken çekilinmemesi gerektiğini düşünenler olduğunu vurguladı. Obama'nın Bush'tan farklı olarak Kürtlere karşı duygusal bir hissi ve kendisini borçlu hissetmesini gerektirecek bağının bulunmadığını ifade eden Koç, ayrıca Kürtlerin ABD gitmeden önce Kürkük'te kriz yaratmayı tercih edebileceğini çünkü ABD gittikten sonra gücünü de kaybedeceğini bu nedenle bölgenin yakın dönemde daha dikkatli izlenmesi gerektiğini dile getirir. Bunların yanı sıra ABD'nin 2011'den sonraki askeri varlığının şeklinin belli olmadığını, muhtemelen yeni anlaşmalarla düzenleneceğini ancak şimdi kalacak gücün büyüklüğünün ve tipinin belirsiz olduğunu, bunun sadece bir barış gücü mahiyetinde mi yoksa bölgede bazı şeyleri dikte edecek bir güç mü olacağının dahi belli olmadığını vurguladı. Irak'ın geleceği ile ilgili beş senaryodan bahseden Koç, bunlardan iç savaş, bölünme ve demokrasi ihtimallerinin daha zayıf olduğunu ancak dördüncü senaryo olan Lübnan tipi yani değişik grupların belirli bölgelerde hakim olması ancak şekil olarak da Irak'In varlığını sürdürmesine ilişkin senaryo ile idare eder bir Irak senaryosunun yani" iki adım ileri bir adım geri" türü bir ilerlemeyle mevcut yapının bugünkü gibi sürmesine dönük senaryonun daha gerçekçi olduğunu ifade etmiştir.

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü'nün düzenlediği "ABD Çekilirken Irak ve Bölge" konulu toplantıda uzmanlar, ABD'nin gerçekte tam olarak çekilmediğine, Irak'taki siyasi ve güvenlik anlamındaki istikrarsızlığın sürdüğüne dikkat çektiler. Irak Türklerinin ise Kerkük'te yapılması planlanan sayıma sağlıklı olmayacağını düşündükleri için karşı oldukları, Kerkük'teki Kürtler haricindeki diğer unsurlarının da aynı şekilde sayıma karşı oldukları bu nedenle sayım meselesinin belirsizliğini koruduğu vurgulandı.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Aziz Ergen   - 15-02-2019

ATATÜRK ve KUVAYI MİLLİYE

2019 Türk Ulusu’nun Mustafa Kemal’in liderliğinde Kuvayı Milliye ruhuyla zafere ulaştırdığı İstiklal Savaşın başlangıcının yani 1919’un 100. yılıdır. Ülkemizin içinde bulunduğu durum da dikkate alınarak Kuvayı Milliye ruhunun yeniden hatırlanmasına, incelenmesine ve ca...