"5. TÜRK STRATEJİ GÜNÜ" ÇERÇEVESİNDE "HEDEF TÜRK BİRLİĞİ" KONULU SEMPOZYUM DÜZENLENDİ

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü ile Türk Azerbaycan Dostluk Derneği, Türk milliyetçiliğinin önde gelen isimlerinden biri olan, siyasetçi ve hukukçu merhum Muzaffer Özdağ'ın anısına "Hedef Türk Birliği" isimli bir kongre düzenleyerek, Türk Dünyası ilişkileri ile Türk Birliği hedefini masaya yatırdı. Ankara Etap Altınel Oteli'nde düzenlenen kongrede, Avrasya coğrafyası üzerindeki jeopolitik ve jeostratejik dengeler, küresel güç odaklarının faaliyetleri ve Türkiye'nin giderek uzaklaştığı Türk Cumhuriyetleri hakkında çarpıcı bilgiler verildi.

"Bunun adı Turan"
21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı Prof Dr. Ümit Özdağ'ın oturum başkanlığını yaptığı kongreye, TÜDEV Başkanı Prof. Dr. Abdülhaluk Çay, Ulaştırma Eski Bakanı Prof. Dr. Enis Öksüz, Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Tuğrul Türkeş, Cüneyt Öztürk ve Feridun Yıldız konuşmacı olarak katıldı. Türk milliyetçilerinin büyük ilgi gösterdiği kongre, Muzaffer Özdağ'ın Türk Dünyası ile ilgili tarihi gerçekleri anlattığı ve Türk Birliği hedefini ortaya koyduğu 11 Aralık 1992 tarihli bir konferansından görüntülerle başladı. Kongrenin açış konuşmasını yapan Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türk milliyetçilerinin koruduğu ve savunmaya çalıştığı coğrafyanın son yıllarda Hakkari'den Edirne'ye kadar olan bölge olarak değerlendirildiğini belirterek, "Türk milliyetçiliğinin çıkış noktası çok daha geniş bir coğrafyayı kapsar. Türk'ün sınırı, Türkiye'nin sınırını asar. Bunun adını da Turan diye koymuşlardır" diye konuştu. 21. Yüzyılda Türklüğün birliği için eldeki imkânların tartışılıp değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Özdağ, kongrenin amacını da bu sözlerle özetledi.

"Politika eksikliği var"
21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Dergisi'nin Editörlüğünü sürdüren Feridun Yıldız da kongrede, Avrasya coğrafyasında tarih boyunca yaşanan ihtilâflar hakkında bilgi verdi. Rusya, ABD, Almanya ve İngiltere'nin Avrasya coğrafyası üzerinde stratejiler geliştirdiğini belirten Yıldız, Avrasya'nın dünyanın güç merkezi haline geldiğini ve enerji kaynaklanılın çeşitliliği nedeniyle küresel güçlerin hedefinde olduğunu söyleyerek "Türkiye'nin bu bölgede bir türlü geliştiremediği politika ve strateji eksikliğini olduğunu" ifade etti.

"Türkmenler yok sayılıyor"
21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Öztürk ise kongrede Türk Dünyası'nın jeopolitik ve jeostratejik özelliklerini, Muzaffer Özdağ'ın analizlerine dayandırarak sundu. Öztürk, Türk Dünyası ile ilişkilerde Muzaffer Özdağ'ın "karşılıklı çıkar yaklaşımı, ulus-devletlerin önemi ve kuvvetler dengesi" unsurlarına dayanarak dile getirdiği görüşlerini özetleyerek bugünün siyasîlerine bir yol haritası çizdi. Toplantıya katılan Prof. Dr. Şener Üşümezsoy da, Anadolu üzerinde hâkimiyet kurma çabalarına vurgu yaparak Son dönemde emperyalist güçlerin Türk birliğinin önüne geçmek için ve enerji kaynaklarını elinde tutabilmek için Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafyada sindirme ve aşiretlere yönetim verme politikaları güttüğünü dile getirdi. Üşümezsoy: "Kerkük'te doğal kaynaklan eline geçirmek isteyen emperyalist güçler, ulus ötesi şirketlerin de etkisiyle bu bölgede farklı bir yapılanma ortaya koymak istiyorlar. Orada Türkmenler yok sayılarak bir yapı oluşturulmaya çalışılıyor. Bu oyunu görmek lâzım" dedi.

"Azerbaycan'a ilgi gösteremedik"
Ulaştırma Eski Bakanı ve BBP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Enis öksüz de, Türk Dünyası ile ilgili hayaller görerek, bu hayallerini yaşama fırsatı bulan Alparslan Türkeş, Muzaffer Özdağ ve Elçibey'in görüşlerinden örnekler verdiği konuşmasında Türk Cumhuriyetlerinin giderek gelişen ekonomik, siyasî ve kültürel yapılarını anlattı. Bu ülkelerde milli gelirin arttığını, enflasyon oranlarının düştüğünü, dış ticaret hacimlerinin ise günden güne geliştiğini kaydeden Öksüz, Türkiye ile Türk Dünyası arasındaki ekonomik ilişkilerin ise AB ve Gümrük Birliği anlaşmaları nedeniyle zayıf kaldığını ifade etti. Özellikle Azerbaycan'ın Türklüğün nefes alıp vermesi açısından boğaz işlevi gördüğüne dikkat çeken Enis öksüz, "Azerbaycan'a gereken ilgiyi gösterebilseydik, Hazar'ın buyanı, öteki yanını çoktan kendisine bağlardı" diye konuştu. Kendi bakanlığı döneminde başlatmaya çalıştığı pek çok projenin, bizzat içinde bulunduğu siyasî parti tarafından engellendiğini anlatan Öksüz, Türkiye'nin Avrasya'daki talihsizliğini ve sitemini "Bazen gaflet, delâlet ve hatta ihanet içinde olan kişiler yanı basınızda oturuyor mu diye bakınmanız gerekiyor" sözleriyle dile getirdi.

"Birliğin kurulması için Türk Konseyi oluşturulmalı"
Aydınlık Türkiye Partisi eski Genel Başkanı Tuğrul Türkeş ise önümüzdeki yüzyılda bir çok dengenin değişeceğini belirterek bu değişimine Türk Dünyası'nın damgasını vuracağını söyledi. Önümüzdeki yüzyılda Türk birliğine geçmişten daha çok ihtiyaç duyulacağını belirten Türkeş, "Bu birliktelik için gerekli olan dil, tarih, duygu ve düşünce birliğidir. Bunun bir siyasal birliktelik haline getirilmesi gerekmektedir" şeklinde konuştu. Türk dünyası ile bilişim teknolojisi ve enerji konusunda işbirliği yapmanın kaçınılmaz olduğunu ifade eden Türkeş, "Türk dünyası çağın gereklerinden sonuna kadar yararlanmalıdır." dedi. Türkiye'nin Türk Cumhuriyetlerine bir ağabey havası seklinde yaklaşmasının kesinlikle yanlış bir tutum olacağını belirten Tuğrul Türkeş, bu konuda Alparslan Türkeş'in de net bir tavrının bulunduğunu hatırlatarak, ağabeylik anlayışından çok eşit bir birliktelik kurmak için karşılıklı görüş alış verisinde bulunulmasının şart olduğunun üzerinde durdu. Türk birlikteliğinin kurulabilmesi için Türk Konseyi kurulması gerektiğini de ifade eden Türkeş bu konseye belli dönemlerde her ülkenin devlet başkanının başkanlık etmesinin de siyasi birlikteliğin istikrarı açısından önemli olacağını ifade etti.

"Bölgedeki gerçekleri anlamıyoruz"
Kongrede son olarak kürsüye çıkan ve Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Türkiye ve Türk Dünyası arasındaki ilişkileri anlatan TÜDEV Başkanı ve eski Bakan Prof. Dr. Abdülhaluk Çay, Türkiye'nin birdenbire ortaya çıkan Türk Cumhuriyetleri'ni yeni bir dış politik unsur olarak gördüğünü ancak ilişkilerde başarıyı sağlayamadığını söyledi. Türk cumhuriyetlerinde devlet yönetiminde karmasa olduğunu ve eski komünist sistemin yöneticilerinin yeni yönetim kadrolarında görev aldığını hatır-latan Çay, bu devletlerde demokrasinin ve hukuk anlayışının yeterli ölçüde gelişemediğini vurguladı. Türk cumhuriyetleri arasında sınır kavgaları yaşandığını söyleyen Çay, bu coğrafyadaki yapının da "çok kimlikli" bir yapıya dönüştürülmesinden kaynaklanan sorunlar olduğunu belirterek "İlişkilerdeki kopukluk Türk Cumhuriyetlerinin içinde bulunduğu gerçekliği anlayamamaktan kaynaklanıyor" dedi. Türkiye'nin Türk Dünyası ile ilgili "hafızası olan" uzman kadroların bir araya geldiği bir bakanlık kurması gerektiğine işaret eden Çay, geleceğe dönük plânlamalar yapılarak buna göre politikalar oluşturulmasının önemine değindi.

Fatih ERBOZ - Selda Öztürk KAY / Yeniçağ

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Mete Han Kutlusan   - 15-07-2019

FETÖ Kalkışmasının Üçüncü Yılına Girerken

Meşhur bir deyiş vardır: “Cehalet hazinedir”. Bilgi felsefesine bu açıdan yaklaşmaktansa çivisi çıkmış bu dünyada hâlâ bir şeylerin başarılabileceği inancıyla tıpkı Adorno’nun da dediği gibi “Bilmek lanetlenmektir.” diyenlerdeniz.