Kuzey Akım 2 Doğu Avrupa’da Güvenlik Tehdidi Oluşturur mu?

Yazan  30 Temmuz 2021

Almanya Başbakanı Angela Merkel ve ABD Başkanı Joe Biden, Rusya'dan Almanya'ya uzanan Kuzey Akım 2 boru hattı projesinin pürüzleri üzerinde anlaşmaya vardı. İki liderin, Moskova'nın "enerjiyi silah olarak kullanmasını" engellemek noktasında hemfikir oldukları belirtildi.

Uzun yıllardır Almanya ve Rusya arasında doğalgaz yüzde 98'i tamamlanan boru hattı, Rusya'nın arktik bölgesinden Almanya'ya direkt olarak doğalgaz taşıyacak. 11 milyar dolara mal olan proje, Ukrayna’yı büyük oranda saf dışı bırakacak bir yapı olmakla birlikte özellikle ABD ve bazı AB ülkeleri tarafından tepkiyle karşılanan bir proje. Biden yönetimi, bu boru hattını Avrupa enerji tedariğine bir tehdit olarak değerlendirirken; uzmanlar, Donald Trump döneminde bozulan Almanya ile ilişkiler göz önüne alınarak, yaptırım kartının devre dışı bırakıldığını değerlendiriyor.

Öte yandan Polonya, Ukrayna ve Baltık ülkeleri proje nedeniyle Almanya’yı kınadıklarını duyurdu. Tartışmalar ilk dönem olduğu kadar yüksek sesli olmasa da son bulduğu söylenemez. Neredeyse tamamlanmış olan boru hattı, ABD Kongresi'nde ve AB'nin çoğunda hâlâ güçlü bir muhalefetle karşı karşıya.

2011 yılında tamamlanan orijinal Kuzey Akım boru hattı gibi, Kuzey Akım 2 de St. Petersburg'un hemen dışından başlayıp Almanya'nın kuzey sahilinde sona ererek Baltık'ın 1.200 kilometre altından gaz taşıyacak. Eleştirmenler, yıllık yaklaşık 110 milyar metreküp gaz kapasitesiyle, ikiz boru hatlarının Rusya'nın Ukrayna üzerinden kara yollarını atlamasına izin vereceğini ve Moskova'nın Kırım'ı ilhak etmesi ve Kırım'ı ilhak etmesi gibi bölgedeki başka müdahalelerin eşiğini düşüreceğini söylüyor. Tartışmalı olmayan şey bir nokta varsa o da projenin hem Almanya'nın hem de Avrupa'nın Rus gazına olan bağımlılığını artıracağı.

Projeyi eleştirenler, Almanya'nın doğal gaz elde etmesinin, Ukrayna üzerinden mevcut doğu rotası veya Beyaz Rusya ve Polonya üzerinden olması gibi pek çok başka yolu olduğuna dikkat çekiyor; güneyden, Türkiye üzerinden; veya batıdan, ABD'den gemilerle gönderilen sıvı doğal gaz şeklinde. Ancak Almanların gözünde bu seçeneklerin hiçbiri Kuzey Akım’ın basitliğini ve güvenilirliğini vaat etmiyor. Ayrıca, farklı seçenekleri olmasına karşın Merkel’in neden Rusya’yı tercih ettiğine yönelik de tartışmalar mevcut.

Merkel ve Putin arasında  sıkı bir dostluk olduğu söylenemez. Zira iki lider, Putin’in komşu bölgelere ve diğer konulara yönelik saldırıları üzerine yıllar boyunca defalarca çatıştı. Ancak Merkel, Rus gazının Almanya'nın enerji ihtiyaçlarını karşılamak için kritik öneme sahip olduğuna açıkça inanıyor. Temel hedefin Almanya’nın ekonomik kazanımları olması ihtimalinin sıkı dostluk ihtimalinden daha önce geldiği açıkça görülebilir.

Brexit sonrasında AB’nin son durumuna bakıldığında Almanya ve Fransa’nın birliğin diğer üyelerinden daha güçlü konumda olduğu gözlemlenebilir durumda. Hal böyleyken Almanya’nın mevcut statüsünü korumakla birlikte daha da ileri taşıma çabası yadsınamaz. Almanya ekonomisi için Kuzey Akım 2 projesinin stratejik önemi daha önceliklidir. Şansölyenin Berlin'in Washington ile olan ilişkisini proje üzerinden tehlikeye atmaya istekli olmasının tek güvenilir açıklaması, onun hayati stratejik öneme sahip olduğunu düşünmesidir.

ABD’nin niyeti ise kendine ait gibi gördüğü pazarda Rusya ile rekabete girmemektir. Fakat ikili arasındaki tartışma, Trump döneminde olduğu kadar yüksek tansiyonlu değil daha sakin ilerlemektedir.

Kuzey Akım 2 Doğu Avrupa için Ne Anlama Geliyor?

Kuzey Akım 2 projesi Almanya, Rusya ve ABD üçgeninde yarattığı tartışmaya ek olarak başta Ukrayna ve Polonya olmak üzere Doğu Avrupa ülkelerini de katmak gerekmektedir. Projenin başlangıcından bu yana, projeye karşı olduklarını açıkça belirten bu ülkeler, önceleri meseleyi ekonomik açıdan alacakları yaralar açısından değerlendirerek tepki veriyordu. Fakat son zamanlarda meseleye güvenlik temelinde de bakmaya başladıkları The Spectator tarafından yayınlanan bir değerlendirmede görüldü. The Spectator’da yayınlanan yazıda yer alan ifadeler şöyle:

“Kuzey Akım 2, AB'nin ekonomik gücü olan Almanya için göz kamaştırıcı ticari faydalar vaat ediyor ve Komisyon yetkilileri projeyi durduracak güçleri olmadığında ısrar ediyor. Ancak Orta ve Doğu Avrupa'da boru hattı bölgesel güvenliğe doğrudan bir tehdit olarak görülüyor. Ukrayna, Kuzey Akım 2'nin, Moskova'nın Batı Avrupa'ya doğalgaz tedariki için Ukrayna'nın altyapısına bağımlılığını sona erdirerek ülkeyi Rusya'nın bölgesel saldırganlığına karşı savunmasız bırakacağından korkuyor. Bu arada diğer Doğu Avrupa ülkeleri, projenin sonunda bölgenin gaz arzını Vladimir Putin'in kaprislerine bağımlı hale getirebileceğinden endişe duyuyor .”

Buradan hareketle, Doğu Avrupa ülkelerinin Rusya’nın yayılmacı politikası nedeniyle endişe içinde olduklarını söylemek mümkündür. Üstelik bu ülkelerin Sovyet hakimiyetini yaşamış olmaları da güvenlik endişelerini biraz daha açıklanabilir kılmakta. Öte yandan, Avrupa Birliği açısından Doğu Avrupa ülkeleri Batı Avrupa ülkelerine oranla daha geri planda kaldıkları ya da geri planda tutuldukları algısı da bu ülkelerin, Rusya çekincelerinin karşısında AB’den destek alamama korkusu içinde olabilecekleri değerlendirmesi yapılabilir.

Doğu Avrupa ülkeleri için, ABD’nin Almanya’ya yaptırım kartını rafa kaldırması, ABD ve Almanya arasındaki Kuzey Akım 2 anlaşmazlığındaki gerilimin azalması ve sonrasında Merkel ve Biden’ın anlaşması da endişelerinde etkili rol oynamıştır.

Son olarak Doğu Avrupa ülkeleri, AB'nin bir dizi iç siyasi meseledeki müdahaleci tutumundan giderek daha fazla hayal kırıklığına uğrarken, Brüksel'in Kuzey Akım 2 konusundaki suskunluğu, onları tam tersi bir nedenle yabancılaştırma riski taşıyor. Proje, AB'nin doğu ve batı ülkelerinin kaygılarına eşit ağırlık veren bir örgüt olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor.  Tarihsel sürece baktığımızda ise bu sorunun cevabının ‘hayır’ olduğu aşikar. Bu durum, Doğu Avrupa ülkelerinin AB’nin ‘üvey evlatları’ benzetmesini akıllara getiriyor..

 

Kaynak: BBC, Politico, The Spectator, Dagend Industry

Kübra Ünlü

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü 
Suriye ve Göç Araştırmaları Uzmanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Deniz Berktay   - 13-10-2021

Fener Patrikhanesi ve Asimilasyon

Dünyanın pek çok yerinde, dinle siyaset, iç içe geçmiş durumda. Hıristiyanlığın Ortodoksluk mezhebi de, siyasetin yoğun müdahalesine maruz kalmakta.