Wall Street Jurnal Haberi: İran Arak Reaktöründen Plutonyum Üretme Yolunda

Yazan  05 Ağustos 2013

ABD ve İsrail medya kanalları son 1 aydır tekrardan İran nükleer programı aleyhindeki haberlerini, reformcu yeni Cumhurbaşkanı Ruhani seçilmesine rağmen arttırarak yayınlamaktalar. Bugün Wall Street Jurnal'ta yer alan haberde 40MW gücündeki Arak nükleer reaktöründe Plutonyum zenginleştirilmesi yapılabileceği ve bu durumun şuan İran ile BM Uluslararası Atom Ajansı arasında müzakere konusu yapılan Uranyum zenginleştirme işleminde çok daha ciddi olduğu çünkü Plutonyumdan elde edilecek bombanın, Uranyum235'den daha etkili ve tehlikeli olduğu yönünde bir haber yapılmış. Plutonyum239, nükleer reaktörlerin çalışması sonucu ortaya çıkan doğal bir yan üründür ve Uranyum 235 zenginleştirme prosesinden "santrfüj kullanımı gerektirmediği için" daha kısa sürede ve düşük maliyet ile gerçekleşir. Wall Street Jurnal yazısında, İsrail'i Arak reaktöründe Plutonyum239 üretilmeden, yani reaktöre nükleer malzeme girmeden vurması ile saldırı sonrası oluşacak çevre felaketinin önüne geçebileceğinden bahsedilerek, İsrail'e Arak reaktrörüne hava saldırısında acele etmesi için mazeret kazandırmaya çalışılmıştır. Burada hatırlanması gereken konu, faaliyet halinde bulunan 1000MW güçteki Buşehr nükleer santralinde İran'ın Plutonyum239'u zaten üretmiş olma olasılığıdır. Bu neden ile İran'ın Plutonyum239 üretmesini engellemek için Arak'ı hemen vurmak lazım düşüncesi aslında geçerliliğini kaybetmektedir. Ayrıca Arak'ta nükleer reaksiyonun başlamadığı net olarak ortaya konulmuş bir bilgi de değildir. >>>Haberin Kaynağı: http://online.wsj.com/article/SB10001424127887323997004578644140963633244.html

Son Düzenlenme Salı, 16 Temmuz 2019 06:06
Fazıl Esad Altay

Meslek: Makina Yüksek Mühendisi

 

Yabancı Dil:

İngilizce- İyi

İtalyanca-İyi

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 22-08-2019

Kıbrıs'ta Türk kimliğini silme operasyonu

2007 sonrasında başlayan açılım politikalarının Türkiye'yi getirdiği nokta, Ocak 2013'te başlayan sözde çözüm süreci gerçekte büyük bir yıkım süreci olan PKK terör örgütüyle müzakereler olmuştu.