Günlük Savunma Ve Strateji Bülteni - 7 Aralık 2018

07 Aralık 2018

TÜRKİYE'NİN SAVUNMA-GÜVENLİK-DIŞ POLİTİKASINI İLGİLENDİREN GELİŞMELER

 

SURİYE (SURİYE KUZEYİ- SOÇİ - İDLİB - SURİYE'de ATEŞKES)

HTŞ İdlib'de "savaşa hazırlanıyor"… Türkiye, Rusya ve birçok Avrupa ülkesi tarafından "terör örgütü" olarak kabul edilen Heyet Tahrir el Şam (HTŞ), İdlib'de Suriye ordusu ya da muhalif grupların olası bir operasyonuna karşı savunmasını güçlendirdiğini duyurdu.El Kaide'den koptuğunu söyleyen grupların oluşturduğu HTŞ'nin yayın organı IBA, mesajlaşma uygulaması Telegram'daki kanalından bazı mesajlar paylaştı. Bu mesajlara göre HTŞ, Suriye ordusu ve ona bağlı güçlerle karşı karşıya gelme ihtimaline karşın İdlib'de, Hama'nın kuzeyinde ve Halep'in güneyinde önlem alıyor.Bu bölgeler çoğunlukla muhaliflerin ve HTŞ'nin kontrolünde.3 Aralık'ta yapılan paylaşımda, Suriye ordusunun bu bölgelerde harekete hazırlandığı, bu sebeple kendilerinin de "son model techizatlarını ve düşmanı çok uzak bir mesafeden tespit edebilecek keskin nişancı silahlarını bölgeye yerleştirdiği, hendekler ve tüneller kazdığı" yazıyor.Mesajlarda, rejim kontrolündeki bölgeyle sınır hattını oluşturan bazı köprülerin havaya uçurulduğu bilgisi de var. IBA, ardından yaptığı birkaç paylaşımda ise, Suriye ordusunun HTŞ'nin kontrolündeki bölgelere sızma girişimlerinde bulunduğunu ve bunlara karşılık verildiğini duyurdu. Rejimin bombardımana da bir süredir devam ettiğini hatırlattı.Türk güvenlik kaynaklarının  verdiği bilgiye göre İdlib'in içerisinde 17 bini geçen HTŞ'li sayısı, çatı örgütten bazı grupların ayrılmasının ardından yaklaşık 12 bine düştü.Bunların içinde isim değiştiren ancak Türkiye destekli muhalif çatı örgütlere katılmayıp HTŞ ile bağını sürdüren gruplar da var. İdlib'deki muhalif kaynaklar, Suriye ordusunun olası bir operasyonunda bölgeyi savunmak üzere bu grupların mevcut konumlarını korumasına Türkiye tarafından izin verildiğini söylüyor. Uzlaşmayı reddeden bazı HTŞ'lilerin ise yerel savaşçılar tarafından vurulduğunu iddia ediyorlar.

HTŞ, Türkiye destekli Ulusal Kurtuluş Cephesi’ne saldırdı, 3 kasabayı ele geçirdi… ÖSO kaynaklarından edinilen bilgilere göre Suriye'nin kuzeyindeki İdlib kentinin batı kırsalında Heyet Tahrir Şam (HTŞ) ile Ulusal Kurtuluş Cephesi arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Ulusal Kurtuluş Cephesi'ne ağır silahlarla ve yüzlerle militan ile saldıran HTŞ, çatışmalar sonucunda 3 kasabayı Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin elinden aldı. HTŞ'nin ilerlemesi üzerine Ulusal Kurtuluş Cephesi Afrin ve Azez'den bölgeye takviye birlikler sevk ederken, HTŞ'nin ilerleyişi ise sürüyor. Çatışmalar Anib ve Jizrava kasabası çevresinde şiddetlenirken, her iki taraftan da kayıpların olduğu öğrenildi. 

ORTADOĞU-AFRİKA

İsrailli yetkiliden "Lübnan'a girmek zorunda kalabiliriz" açıklaması… İsrail basınına konuşan ve adının açıklanmasını istemeyen üst düzey bir yetkili, İsrail ordusunun Lübnan sınırında başlattığı "Kuzey Kalkanı" isimli operasyona ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yerel basında yer alan haberlere göre söz konusu yetkili, sınır ötesi operasyon ihtimaline ilişkin "Eğer İran'dan Lübnan'a silah transferi koridoru varsa, Lübnan vahim bir durumla karşı karşıya kalır. Bu durumda Lübnan'a girmek zorunda kalabiliriz" dedi. Lübnan'dan başlayıp İsrail topraklarına kadar ulaştığı öne sürülen tünellerin geniş ve büyük olduğunu söyleyen yetkili, "Bu tüneller çok sayıda gücü İsrail topraklarına geçirerek bölgede bir dizi ölümcül saldırı düzenlemek, kaçırma girişiminde bulunmak ve köyleri ele geçirmek gibi amaçlar için kazıldı" iddiasında bulundu.

Lübnan İsrail'i BM'ye şikayet etmeye hazırlanıyor… Lübnan Dışişleri Bakanı Cibran Basil, Lübnan'a karşı diplomatik ve siyasi bir kampanya yürüttüğü gerekçesiyle İsrail'in Birleşmiş Milletler'e (BM) şikayet edilmesi talimatını verdi. Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Basil, ülkesinin BM Elçisi Amal Mudallali'ye, 'saldırılarına ön hazırlık olarak Lübnan'a yönelik diplomatik ve siyasi bir kampanya yürüttüğü' gerekçesiyle İsrail'i BM'ye şikayet etmesi talimatını verdi.

İran'ın güneydoğusunda patlama: 4 ölü, 27 yaralı... İran devlet televizyonu, Çabahar kentindeki Rigi Caddesi'nde bulunan emniyet müdürlüğüne bomba yüklü araçla saldırı düzenlendiğini duyurdu. İran'ın güneydoğusundaki Çabahar kentinde emniyet müdürlüğünü hedef alan intihar saldırısında en az 4 kişi öldü, 27 kişi yaralandı.İran medyasında yer alan haberlerde, saldırının "Ensaru'l Furkan" adlı örgüt tarafından üstlenildiği iddia edildi. Ensaru'l Furkan örgütü, Sistan ve Beluçistan eyaletinde zaman zaman İranlı güvenlik güçlerine karşı saldırılar düzenliyor.

Peşmerge ve koalisyon güçlerinden IŞİD'e operasyon: Emir ve 13 militan öldürüldü… İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi, İngiltere ve Fransa'yı füze programına karşı yaptıkları açıklamalar nedeniyle eleştirerek füzelerde nükleer savaş başlığı kullanımıyla ilgili hiçbir planları olmadığını ifade etti.

UCM, Filistin'deki savaş suçlarıyla ilgili ön incelemede sona yaklaştı… Merkezi Hollanda'nın Lahey kentinde bulunan Uluslararası Ceza Mahkemesinden (UCM), Filistin'deki durumla ilgili 4 yıl önce başlatılan ön incelemede önemli ölçüde ilerleme kaydedildiği ve Savcılık Ofisi'nin en kısa zamanda incelemeyi tamamlayacağı bildirildi.

AB – AVRUPA

Ukrayna parlamentosu orduya uyarı yapmadan ateş açma izni verdi… Ukrayna parlamentosu ordunun her kademesindeki askerlere düşmanı gördüğü anda ateş açma izni tanıyan yasayı onayladı. Parlamentonun aldığı karara göre, Ukraynasınırını ihlal eden herhangi bir askeri kuvvet veya askeri teçhizat uyarı yapılmadan hedef alınacak. Rusya ile zor durumlar yaşayan Ukrayna bu kararla kendi sınırını daha güvenli şekilde koruyacağını duyurdu. Öte yandan parlamento, Ukrayna ve Rusya arasındaki dostluk, işbirliği ve ittifak anlaşmasını genişletmeye de karar verildi.

Poroşenko: Rusya sınırındaki asker sayısını artırıyoruz. Twitter hesabından açıklama yapan Poroşenko, "Saldırganın eylemlerine verilecek uygun yanıtın önemli bir unsuru, şahsım tarafımdan onaylanan devletin savunma güçlerinin kullanımına ilişkin stratejik plana uygun olarak birliklerin artırılmasıdır. Bu süreç kapsamında Ukrayna Silahlı Kuvvetleri birlikleri, savunma imkan ve kabiliyetlerimizin artırılması için sınır hattımızdaki tehlikeli bölgelere konuşlandırılıyor" dedi.

Fransa hafta sonundaki büyük gösteriye hazırlanıyor… Fransa Başbakanı Edouard Philippe, "sarı yeleklilerin" ülke genelinde cumartesi düzenleyecekleri gösterilerde 89 bin polisin görev yapacağını ve sadece Paris'i 8 bin polisin yanı sıra bir düzine zırhlı aracın koruyacağını açıklarken, muhtemel şiddet eylemleri nedeniyle başkentte kepenklerin açılmayacağı belirtildi.

Eski İngiliz büyükelçi: Suriye'nin kaderini Astana garantörleri belirleyecek… İngiliz diplomat, Rusya ve İran arasındaki işbirliğinin Suriye'nin geleceğinin anahtarı olduğunu kaydetti. Moskova ve Tahran'ın Ankara ile işbirliği yaparak Soçi'deki anlaşma sayesinde İdlib'de olabilecek kötü gelişmelerin önüne geçtiklerini belirten Ford, Cenevre'de yapılan Suriye görüşmelerinin hiç bir sonuç vermediğini ifade etti.

Macron'a halk desteği en düşük seviyede: Yüzde 18'e geriledi… Macron'a bir önceki ay yüzde 21 seviyesinde olan halk desteği, Sarı Yelekliler'in gösterileri sırasında 3 puan düşerek yüzde 18'e geriledi. Fransa'da Sarı Yelekliler hareketi, Cumhurbaşkanı Macron'ın imajına zarar veriyor. Araştırma şirketi YouGov'un News ve The Huffington Post için yaptığı ankete göre, akaryakıt zammına tepki olarak başlayıp Macron yönetimine öfkeye dönüşen protestolar sırasında Cumhurbaşkanının imajı ciddi zarar gördüğü belirtildi.

Fransa'da polis sendikasından Sarı Yelekler'e destek… Fransa'da bir polis sendikasının, Sarı Yelekler'e destek için cumartesiden itibaren süresiz greve gideceği duyuruldu. Fransız basınında yer alan haberlere göre, ülkenin en köklü polis sendikalarından Vigi, akaryakıt zamları ve ekonomik koşulların iyileştirilmesi için gösteriler düzenleyen Sarı Yelekler'i desteklemek amacıyla cumartesi gününden itibaren grev yapacak. Haberde yer alan sendika açıklamasında, "Sarı Yelekler'in istekleri hepimizi ilgilendiriyor. Yasal olarak onlarla dayanışma içinde olmanın zamanıdır" ifadeleri kullanıldı. 

Le Figaro: Fransa makamları 'darbe' olacağından endişe ediyor… Elysee Sarayı, protestocuların Cumartesi günü için planladıkları eylemlerde cumhurbaşkanlığı rezidansını hedef almaları ihtimalinden korkuyor. İstihbarat birimleri, devlet yetkililerini Sarı Yeleklerin taraftarlarına yanlarına silah alması çağrısı yaptıklarını ve ölüm tehditleri savurdukları konusunda uyarıda bulundu. Fransa hükümetinden bir kaynak, gazeteye "Bunlar darbecidir, bu bir darbe girişimidir" dedi. Gazete, bakanlıklardan birinin personelinin hafta sonu iş yerinde bulunmamaları yönünde talimat aldıklarını belirtti.

İrlanda'da Senato, İsrail yerleşimlerini boykot tasarısını onayladı… İrlanda parlamentosunun üst kanadı, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim yerlerinden mal ve hizmet alımını yasaklayan tasarıyı onayladı. İrlanda Cumhuriyeti'nde parlamentonun üst kanadını teşkil eden Senato, bugün yapılan oylamada, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim yerlerinden mal ve hizmet alımını yasaklayan tasarıya onay verdi. Tasarı geçen hafta komite aşamasından geçerek oylama aşmasına gelmişti.Parlamentonun alt kanadının da onayını alması halinde yasalaşacak olan tasarıya İrlanda hükümeti karşı çıkıyor.

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Mijatovic: Türkiye'de bazı kişilerin yaşaması imkansız hale geldi… Fransa Hükümet Sözcüsü Benjamin Griveaux, hükümetin varlık vergisi ugulamasını yeniden değerlendirilebileceğini söyledi. DW Türkçe'den Kayhan Karaca'nın sorularını yanıtlayan Mijatovic, Osman Kavala davasına müdahil olma gerekçelerini, AİHM'in Selahattin Demirtaş kararına Ankara'nın tepkisini ve terörle mücadeleyi değerlendirdi. Avrupa genelinde terörle mücadele yasalarının kötüye kullanımının ifade özgürlüğü ortamını olumsuz etkilediğini belirten bir görüş raporu yayımlayan Mijatovic, raporun Türkiye bölümüne ilişkin ayrıntıları aktardı. Mijatovic, "Terörle mücadele yasalarının kötüye kullanımının ifade özgürlüğünü olumsuz etkilediği konusundaki belge tüm Avrupa Konseyi devletleri için önemli. Bu konuyu açık olarak tartışmanın zamanı geldi düşüncesindeyim" dedi.

YUNANİSTAN –KIBRIS 

Çipras: Yunanistan ‘Türk Akımı’nın genişletilmesi konusunda AB ile diyalog halinde… Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, 7 Aralık’ta Moskova’ya yapacağı resmi ziyaret öncesi Rus basınına verdiği röportajda, Yunanistan’ın Türk Akımı doğalgaz boru hattının Yunan topraklarından diğer AB ülkelerine uzatılması konusunda Brüksel ile diyalog halinde olduğunu ve güçlü argümanlara sahip olduklarını söyledi. Çipras’a göre,  Atina, diğer Avrupa ülkeleriyle birlikte, AB’nin izlediği çok yönlü  enerji politikası kapsamında Rusya’yla Türk Akımı doğal gaz boru hattı projesinde işbirliği yapmalı ve Yunanistan bunun sadece Türk Akımı değil, Avrupa Akımı olması gerektiğine inanıyor.AB ile diyalog sürecinde olduklarını vurgulayan Çipras, “Argümanlarımızın güçlü olduğuna inanıyorum. Azimli ve sabırlıyız ve gelecekte olumlu sonuçlar alacağımıza inanıyorum” dedi. 

(ÖZEL HABER)Yunan Deniz kuvvetleri Komutanının Aya Nikola günü konuşması… Yunan Deniz Kuvvetleri resmi internet sitesinde bugün kutlanan denizcilerin koruyucusu Aya Nikola günü kapsamında Yunan Deniz Kuvvetleri komutanının yaptığı konuşma yayınlanmıştır. Konuşmanın çevirisi aşağıdadır:

"Bugün burada sadece denizcilerin koruyucusu Aya Nikolayıanmak  gibi dini bir gün için değil, aynı zamanda Balkan savaşında deniz kuvvetlerimizin kazandığı Elli ve Limnos Deniz zaferlerini kutlamak içinde bulunuyoruz.Bu önemli gün her  Yunanlı için kutsaldır. Çünkü aynı zamanda hem dini bir gündür, hem denizin milletimiz için olan önemini simgelemektedir hem de kazanılan zaferler ile özgürlük ve demokrasi Anıtı olarak inşa ettiğimiz milli bilinci yansıtmaktadır.1912 ve 1913 yılında kazanılan Deniz zaferleri ile Ege Denizinin Yunan denizi olduğu kesinlikle ispatlanmıştır.Ülkemizi çevreleyen denizler ve birinci olarak Ege Denizi bizim Hayati yaşamsal alandır, stratejik derinlik sağlamaktadır ve Yunan halkı için oksijen gibidir.Yaşadığımız dönemde jeopolitik belirsizlikler ve istikrarsızlık durumu hâkimdir. Süper güçlerin bölgedeki Hakimiyet çabaları politik, ekonomik, enerji, sosyal ve çevre alanlarında büyük sorunlar doğurmaktadır.Bu bölgede Deniz kuvvetlerimizin güçlü olması izlediğimiz askeri politik diplomasinin verimli sonuçlar doğurmasına yol açmaktadır. bunun için deniz kuvvetlerimiz yüksek eğitim düzeyinde ve yüksek harbe hazırlık durumunu muhafaza etmekte ve her türlü tehdidi caydıracak şekilde hazır bulunmaktadır. Thukydides’in dediği gibi caydırıcılık özgürlüğünün garantisidir. Yaşanan büyük ekonomik zorluklara rağmen donanmamızın harbe hazırlık seviyesini muhafaza ettik ve onu geliştirmek için çalışıyoruz. Unutulmamalıdır ki Deniz Kuvvetlerini takviye etmeden geçirdiğimiz her gün topraklarımızın kaybı anlamına gelmektedir.Bununla birlikte en büyük gücün yetişmiş personel gücü olduğunun farkındayız.Yunan halkının da donanmamızın unsurlarını muhafaza etmek için yaptıkları bağışları unutmuyoruz. Biraz önce HsAigeo Fırkateyninin yardımcı makinalarının yenilenmesi  konusunda gerekli bağışları yapan armatörler Laskaridis kardeşleri ödüllendirdik. kendilerine minnettarız.Burada bulunan saygıdeğer misafirler yaşanan zorluklara rağmen Yunan donanması görevini yapmak için her zaman hazırdır ve Yunan donanmasının soğukkanlı tutumunu güçsüzlük olarak algılayanlar şunu bilmelidir ki, gerektiği anda  istediğimiz şekilde kışkırtmalara cevap veririz ve emin olunuz ki yenik olarak ayrılan biz olmayız.Konuşmama son verirken Salamis Deniz Savaşı'ndan önce Themistokles’in söylediklerini tekrarlamak istiyorum. Donanmaya sahip olduğumuz müddetçe bir vatanımız var. Aya Nikola’nın gerek asker gerekse sivil bütün denizcilerimizi koruması dileğiyle hepinize teşekkür ediyorum."

Yunanistan donanmaya yeni gemiler için yardım kampanyası başlattı… Yunanistan Savunma Bakanı Panos Kammenos, Yunan donanmasına yeni savaş gemileri alınabilmesi için yardım hesabı açarak, halktan para toplayacaklarını açıkladı. Denizcilerin koruyucusu olduğuna inanılan "Aziz Nikola günü"nde, Pire'deki donanma akademisinde düzenlenen törene katılan Kammenos, burada bir konuşma yaptı. Kammenos, Yunanistan'ın Akdeniz ülkeleriyle beraber bir enerji merkezi ve üreticisi olacağını savunarak, "Bu bizi, egemenlik haklarımızı korumak ve bölgede güvenliği güçlendirmek için kuvvetli bir donanma gücüne sahip olmaya mecbur kılıyor." ifadelerini kullandı. Gelecek yıl bu hedeflerine ulaşmaları gerektiğini belirten Kammenos, "Ancak şimdi ülkemizin büyük hayırseverlerine ve bağışçılarına ihtiyacımız var. Yeni fırkateynler ve amiral gemisi alarak filomuzu güçlendirmek için Yunan halkına ve armatörlerine, 1 Ocak 2019'da açılacak hesaba yatıracakları para ile kendi ihtiyaçlarından keserek ulusal çabamıza destek vermeleri çağrısında bulunuyorum." dedi. Yunan Savunma Bakanı Kammenos, ilk parayı kendi maaşından yatıracağını açıkladı. Ekonomik krizi atlatmaya çabalayan Yunanistan, yıllık 5 milyar avronun üzerinde askeri harcama da yapıyor. Milli gelirine oranla yüzde 2,5'a ulaşan bu miktar ile Yunanistan, askeri harcama konusunda NATO kriterini sağlayan ülkeler arasında bulunuyor.

(ÖZEL HABER) Çipras’ın 06-07 Aralık’taki Rusya ziyaretinin gündemi ve önemi…  Realnews gazetesinin 02 Aralık 2018 tarihli sayısında, AhilleasPaçukas imzasıyla yayımlanan haberin çevirisi aşağıdadır:  

 -- Başbakan’ın amacı, geçen yaz meydana gelen gerilimden sonra, Rusya ile ikili ilişkilerin yeniden başlaması --    Azak Denizinde Rusya Deniz Kuvvetleri ve Ukrayna Deniz Kuvvetleri arasındaki sıcak olaydan sonra gerilim Rusya’nın Batı ile ilişkilerine tehlikeli bir şekilde gölgesini düşürürken, AleksisÇipras, 6 ve 7 Aralık’ta Moskova’ya bir çalışma ziyareti gerçekleştirecek. Yunan Başbakan için en önemli siyasi sorun, ikili ilişkilere düşmüş olan farklı bir gölgeyi “silmek”. Bu gölge, geçen yaz Rus-Yunan ilişkilerini kaplayan casusluk meselesiydi. Atina, iki Rus diplomatı ve iki Rus vatandaşını, meşru olmayan araçlarla ve Kremlin’in emri üzerine Prespes Anlaşmasının imzalanmasını durdurtmaya çalışmakla suçlayarak sınırdışı etmişti. Moskova buna, Yunan Büyükelçiliğinden memurları sınırdışı ederek cevap vermişti. Durum böyleyken, olumlu olan birinci gelişme, ziyaretin gerçekleşiyor olması. Yunan tarafı, ziyaretle ilgili  inisiyatifiyle, o kara sayfayı en kısa zamanda geride bırakmak ve ikili ilişkileri gerçekten yeniden başlatmak istediğine dair Moskova’yı ikna etmeyi başardı. Kremlin’in casusluk konusunun, iletişim açısından kaba saba bir şekilde yönetiminden NikosKocias’ın sorumlu olduğuna, Başbakan’ın sorumlu olmadığına ikna olduğu söyleniyor. Bu çerçevede, AleksisÇipras ziyaretinin asıl önemli günü, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin tarafından kabul edileceği, 7 Aralık günü. Her halükârda Başbakan’dan birkaç gün önce Dışişleri Bakan Vekili YorgosKatrugalos, Moskova’yı ziyaret edecek ve öncül rolünü oynayarak gündeme son bir göz atacak. YorgosKatrugalos ile ilgili olarak Moskova, Rus-Yunan ilişkilerinin yeniden başlaması yönünde sessiz, ancak çok önemli rolünü vurguluyor.

-- En önemli dört konu -- Kremlin’den bir kaynağa göre, Aleksis Çipras’ın Vladimir Putin ile görüşmesinde yer alacak önemli dört konu var. Birincisi, Yunan Başbakan’ın Rusya Cumhurbaşkanını  yazın meydana gelen olayın bir tek olay olduğuna, tekrarlanmayacağına dair ikna etmeye çalışmasıyla ilgili. --İkincisi, ikili anlaşmalar ve ortak yatırım planları. Ortak faaliyet planıyla ilgili anlaşmanın yeniden gözden geçirilmesi bir yana, enerji alanı görüşmelerde ağır basacak bir konu. Atina ve Moskova, yaklaşık bir hafta önce, Türkiye’ye ulaşan Türk Akımı Rus boru hattıyla ilgili eski anlaşmayı inceleyecek ve belki güncelleştirecek. Hem Atina’nın, hem de Moskova’nın niyeti, boru hattının Yunanistan’a müteakiben de İtalya’ya geçmesi. Yunan hükümet kaynaklarına göre, Atina bu doğrultuda çalışıyor. Yunan hükümetinin, sözkonusu boru hattının, Yunan Akımı adıyla ülkemizden geçişiyle  ilgili iyi niyetlerinin ötesinde, başka bir konu var; gerçekleşip gerçekleşmeyeceği sadece ülkemize bağlı değil. Yapılacak herhangi bir anlaşma, Komisyon’un Rekabet Kurulu tarafından onaylanmalı bunun da gerçekleşme olasılığı çok zor görülüyor. Atina ve Moskova, Komisyon’la birlikte Roma’nın da niyetlerini, proje için gerçekten ilgilenip ilgilenmediğini araştırmalı. Yatırımla ilgili diğer planlara gelince, Ruslar tarafından öncelikli olan konular, Moskova’nın liman satın alımına değişmeyen ilgisi, büyük altyapılarla ilgili projelere katılımı ve –neden  olmasın- Yunan şirketlerinin satın alımı. Kremlin’den bir kaynağın gazetemize açıkladığı üzere, geçmişte gerek enerji alanında,  gerekse de yatırımlar alanında Yunanistan ile yapılan bütün ikili anlaşmaların gerçekleşmemiş olması nedeniyle, Rusya, bu kez Yunan tarafından dile getirilecek her öneri için ciddi garantiler talep edecek. Görüşmeler masasından silahlanma alanında da olası işbirliğiyle ilgili görüş teatisi de eksik olmayacak. Şimdilik Atina’nın yeni silah sistemleri satın alması olası hiç sayılmıyor, yapılan görüşmeler, Atina’nın aldığı Rus silah sistemlerinin (S-300) bakımında odaklanacak. 

--Çipras-Putin görüşmesinin üçüncü bölümü, Suriye ve Ukrayna dâhil olmak üzere bütün uluslararası konularla ilgili olacak. Özellikle Kıbrıs meselesine ve Prespes Anlaşması’na önem verilecek. İki ülkenin, anlaşma ile ilgili görüşleri birbirinden  tamamen farklı. Rusya, anlaşmanın BM Güvenlik Konseyi’ne getirilmesi durumunda, bunu veto etmekle tehdit etmişti. Önemli olan başka bir konu, Rusya-Türkiye ve Türkiye-Yunanistan ilişkileri. Rusya Cumhurbaşkanı, Yunan Başbakan’a, ülkesinin uluslararası hukuka tam saygı gösterdiğini, Yunanistan’ın Ege ve FIR’ının Türkiye tarafından ihlalleri konularıyla ilgili tezlerini anlayışla karşıladığını söyleyecek. Aynı zamanda AleksisÇipras, Vladimir Putin’in, ülkesinin Türkiye ile ilişkilerinin pekiştirilmesinin, Yunanistan aleyhine kesinlikle olmadığına dair açıklamasını dinleyecek. Bir Rus diplomatik kaynağın gazetemize, “Yunanistan’daki ABD üslerinin aleyhimize yönelik olmadığına nasıl inanıyorsak, aynı şekilde Yunanistan da, Rus-Türk ilişkilerinin derinleşmesinin, onun aleyhine olmadığına inanmalı” açıklamasını yaptı.

--Son olarak,  iki lider görüşmesinin dördüncü bölümünde kültür, turizm, Rus dilinin Yunanistan’da öğretimi ve buna karşılık Yunancanın Rusya’da öğretimi konusu yer alacak. Hatta, 2019 yılının Ortak Edebiyat ve Kültür yılı olacağının açıklanması bekleniyor. Başbakan’ın programında, Moskova ve Rusya Patriği Kirilos’a alışılmış ziyaret yer almamakta. Ziyaret, Ekümenik Patrikhane ve Moskova Patrikhanesi arasında ilişkilerin bıçak sırtında olduğu bir dönemde gerçekleşiyor.

(ÖZEL HABER)Türk talepleri ve jeopolitik sahneler…  Kathimerini gazetesinin 02 Aralık 2018 tarihli sayısında, Sorbonne Paris Üniversitesi Jeopolitik profesörü Yorgos Prevelakis imzasıyla yayımlanan makalenin çevirisi aşağıdadır:

--Varolan statünün ya şiddetle, ya da yasa hükümlerine uygun yoldan devrilmesi için, bu statüyle ilgili toplumsal görüşlerin aşındırılması gerekir-- Yunan deniz bölgeleriyle ilgili aşırı Türk taleplerini gösteren  haritalar şok etkisi yaratıyor. Diğer talepler bir yana, sözkonusu haritalarda, Yunan adalarının varlığı ve onların deniz sınırlarının belirlenmesinde oynadıkları rol tanınmıyor. Uluslararası hukukla çelişkide olan Türk hareketinin, doğrudan herhangi bir neticesi şimdilik olmayacak. Ancak bu hareket, ara denizlerdeki Yunan üstünlüğüne karşı itiraz etme yönünde sarf edilen,  değişmeyen ve ağır adımlarla ilerletilen çabalara dâhil ediliyor. Var olan statünün, şiddetle ya da yasa hükümlerine uygun yoldan devrilmesi için, bu statüyle ilgili toplumsal görüşlerin aşındırılması veya uzmanların terminolojisiyle, jeopolitik açıdan yeniden canlandırılması gerekir. Genel olarak inanılanların aksine, bir alanla, “coğrafyasıyla” ilgili kavrayış objektif ve daimi değil, “yapılanmakta” ve her halükârda gelişmektedir. Bu değişiklikle ilgili işlemler ağır adımlarla ve “hissedilmeden” oluyor. Tamamlandığında, neticelerin değişmesi çok zor olacak.

--Bunun böyle olduğunu, Makedonya meselesi vesilesiyle tespit ettik. Yugoslavya döneminde, hem ismin kullanılması, hem de soydaşları bağımsızlığa kavuşturma konusu bağlamında yayınlanan haritalar karşısında Yunan tarafının pasif bir tutum benimsemesi, belirli bir jeopolitik canlandırmanın yerleşmesine yol açtı. Soğuk savaş sonrası, Yunanistan’ın diplomatik ve ekonomik üstünlüğüne ve çok yoğun çabalarına rağmen, bu durumun siyasi etkilerini değiştirmesi mümkün olmadı. Ancak, Türkiye karşısındaki rahatlamanın kısa bir süre önceki Prespes mağlubiyetinden çok daha pahalıya ödenmesi olasıdır. Yunan devletinin kuruluşuna kadar Yunan bölgesi, bir tesbih gibiydi; aralarında deniz yollarının var olduğu küçük ve büyük toplumlardan oluşuyordu. 19. yüzyılda Yunanlar, toprak üzerindeki egemenliklerini yol ve demiryolu inşa ederek organize ederken, deniz, ulusun coğrafi birlikteliğini sağlamaya devam ediyordu. İstanbul, İskenderiye, İzmir, Odesa ve Pire gibi Yunanistan dışında ve içindeki toplumlar arasındaki bağlantıyı, nüfusu Yunan olan sayısız adalar dolu deniz sağlıyordu. Deniz daima Helenizm’in merkeziydi, kalbiydi. Küçük Asya’ya Yunan çıkartması, jeopolitik bir paranoya değildi. Helenizm’in merkezi, Ege’nin ortasında denizdeyken, Eleftherios Venizelos’un amacı, bu bölgeyi Balkan ve Küçük Asya ile çevrelemekti.Türklerin jeopolitik canlandırmayla ilgili görüşü tamamen aksi yöndeydi. Göçebe olan, Asya’nın içinden gelen, halkının büyük çoğunluğu Anadolu’nun derinliklerinde yaşayan Türkler, Küçük Asya sahillerini topraklarının ayrılmaz parçası sayıyordu. Onlar için Ege, iki karasal bütünün sahipleri arasında paylaşılması gereken, başka bir ifadeyle ikisi arasında taksim edilmesi gereken bir deniz bölgesiydi. 1922 zaferi Türkler için tamamlanmamış bir zaferdi: Toprak bütünlüğü gerçekleşti, fakat denize uzantısı güvence altına alınmadı.

--Yunanlar da, deniz bölgelerinin doğudaki toprak uzantısını kaybetmiş olmaktan acı duyuyorlar. Fakat Türklerin aksine, taleplerde bulunmuyorlar. Askeri nedenler ve nüfusla ilgili veriler bir yana, bu asimetrik durumun nedeni, jeopolitik yeniden canlandırmada aranmalı. Türkler için toprak merkezli kavram hala güçlü, halbuki Yunanistan’ın deniz merkezli kavramı gittikçe zayıflıyor. Yunanlıların kimliğinde en önemli rolü oynayan denizin marjinalleştirilmesi, çeşitli nedenlerden kaynaklanıyor: Yunan devletinin kuruluşundan sonra, Atina’nın karasal içe dönüklüğün aracı ve sembolü olması, ekonominin, nüfusun büyük bir bölümünün ve gücün Atina’da toplanması, Brexit ile de ilgili olan ve Avrupa’nın sürekli artan karasal karakterli jeopolitik örneği, bu nedenlerin bazıları. Yunanistan deniz geleneğinden uzaklaştıkça, Yunanlar denizle ilgili mesleklerden vaz geçtikçe, devlet ve denizcilik kadife bir boşanma yaşadıkça, adalar denizi, Batı Avrupalıların yerleştiği bir alana dönüştükçe ve toplumsal turizmden dolayı bayağılaştıkça, Yunanların hâkim jeopolitik yeniden canlandırmaları karaya doğru kayıyor. Mademki bizler özellikle denizle ilgili geleneğin mirasçısı olarak davranmıyoruz, Batılı müttefiklerimiz, bizim deniz merkezli bir bütün olduğumuzu nasıl anlasınlar? Deniz bölgemize karşı her itirazın bizim için yaşamsal bir darbe olduğuna dair onları nasıl ikna edebiliriz? Türk itirazlarının basit ekonomik sürtüşmelerden kaynaklandığına,  bunların bazı uzlaşmalarla aşılabileceğine nasıl inanmasınlar? Eninde sonunda karasal bir bütün olan Yunanistan’ın, denizdeki çevresini Türkiye’yi “kuşatacak”, tehlikeli bir noktaya kadar aşırı bir şekilde genişletmiş olduğuna neden inanılmasın? Uluslararası kamuoyunda bu görüş hâkim olursa, Türk politikasının bugün gerçek dışı sayılan bazı hedefleri sonunda gerçek olacak.Denizle ilişkimizin yeniden bağlanması ve tanıtılması uzun vadede Türk tehdidiyle baş edebilmenin aracıdır. Zorunlu olan, Yunan ‘markasını’ yenilemek için, Yunanistan’ı Avrupa karasal bütününün Balkan uzantısıyla özdeşleştiren sahnelerin yerine, adalar denizinin imajı ve anlamı ana tema olarak koymaktır.

(ÖZEL HABER) Boru hatları savaşı ve Yunanistan’ın büyük adımı….  Ethnos gazetesinin 2 Aralık 2018 tarihli sayısında Dışişleri eski Bakan Vekili Dimitris Dolis imzasıyla yayınlanan haberin çevirisi aşağıdadır:  

2010 yılı başlarında, Yunan Öğretmen Lerunis’in serbest bırakılması amacıyla Taliban’la gerçekleştirilen müzakerelerden dönerken, İsrail’de bulunan eski bir dost grubuyla görüştüm. Görüşmenin konusu, güvenlik meseleleri etrafında dönerken, sadece Rusya’dan gelmekte olan doğalgazın tedariki hususunda Avrupa’nın başka imkânları nasıl elde edeceği meselesi de ele alındı. İsrail gazını ve ardından da, sondaj çalışmalarına el vermesi durumunda, Kıbrıs ve Yunan gazını Yunanistan üzerinden Avrupa’ya taşıyacak bir denizaltı boru hattı inşa projesi masaya yatırıldı. “It is a pipedream.” sözünü net bir şekilde hatırlıyorum. Daha sonra bir Yunan Başbakan tarafından gerçekleştirilen ilk resmi ziyaret çerçevesinde, Başbakan YorgosPapandreu’yla İsrail’i ziyaret ettik. KonstandinosMişçotakis Başbakan iken de İsrail’i ziyaret etmişti, ancak kendisinin ziyareti diplomatik protokole göre resmi değildi.Ziyaret gerçekleştirdiğimiz iki günlük süre zarfında, iki başbakanın arasında inanılmaz bir uyum bulunduğunu gördük, bu uyum bugün sahip olduğumuz çok ciddi ilişkiyi sağladı.Bu iki gün içerisinde, iki başbakanın onayıyla, İsrail ve Yunanistan’ın enerji meseleleri ile muhtemel bir boru hattı inşası konularında yeni bir işbirliği geliştirmesine yönelik teklif görüşülmeye başladı.

Bu teklif, Netanyahu’nun, bizim İsrail ziyaretimizden çok kısa bir süre sonra tarihi bir adım atıp, 2010 yılının Ağustos ayında Yunanistan’a resmi bir ziyaret gerçekleşmesi ile, ete kemiğe büründü. İki ülkenin Doğu Akdeniz’deki tek boru hattı inşası üzerine çalışmaları yönündeki tarihi adım o zaman atıldı. Zor proje sekiz yıl sonra gerçek oluyor ve Yunanistan’ı jeopolitik oyuncu kılıyor.Sonraki Başbakanlar Samaras ve Çipras, üzerinde çalışılmış projeyi devam ettirdiler. Boru hattı projesi resmi olarak EastMed şeklinde adlandırıldı. 2000 kilometre uzunluğa sahip olacak ve deniz altından ilerleyecek boru hattının 7 milyar dolara mal olması bekleniyor.Avrupa Birliği, boru hattını 2015 yılında ‘Project of CommonInterest’ ilan etti ve projenin inşa öncesi çalışmalarını sübvanse etmeye başladı.Boru hattı inşasının çok yakında Avrupa Birliği tarafından onaylanması ve 2025 yılında da faaliyete geçmesi bekleniyor. İsrail ve Kıbrıs’taki gazın çıkarılmasına başlanıp, proje tamamlandığında ve Girit ile Yunanistan’ın başka bölgelerindeki araştırmalar tamamlandığında, boru hattı 12 milyar metre küp ve üzerinde gaz taşımaya başlayacak ve kapasitenin 20 milyar metre küpe ulaşma imkânı olacak. Bu husus, özellikle de Mısır’ın Zohr yatağı vasıtasıyla projeye katılması durumunda gerçekleşecek.

‘Yunanistan, Kıbrıs, İsrail’ üçlüsüne İtalya da katılıyor, çünkü boru hattı Yunanistan’dan İtalya’nın Otranto şehrine ve oradan da Avrupa’ya uzanacak. Böylece Yunanistan hak ettiği jeopolitik öneme kavuşuyor. Bu husus, Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan ve Romanya Başbakanlarının yanı sıra, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun da hazır bulunduğu Varna görüşmesinde de fiili olarak gözüktü.Yunan ve İsrail Başbakanları arasındaki görüşmenin temel noktaları, enerji meseleleri ve EastMed Boru Hattı Projesi’ydi. Bunu, ilk kez 13 Aralık’ta, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun başkanlığında gerçekleşecek ABD-Yunanistan Stratejik Diyaloğu takip ediyor. Görüşme gündeminin beş noktası; savunma, güvenlik ve enerji, ticaret, yatırımlar ve Balkanlar’a ilişkin. 2018 yılı Yunanistan, Kıbrıs, İsrail arasında 20 Aralık’ta gerçekleştirilecek üçlü görüşmeyle kapanırken, bu görüşmeye ABD’nin katılımı da bekleniyor. Üçlü görüşmenin temel gündemi, bölgedeki güvenlik meseleleri, enerji ve EastMed Boru Hattı olacak. Bütün bu gelişmeler, Yunanistan’ı enerji kavşağının büyük ve ciddi jeopolitik adımına götürüyor. Buna karşılık Rusya ve Türkiye, Türkiye ve Avrupa’ya Rus doğalgazı tedarik edecek Türk boru hattının inşasına hızlı bir şekilde ilerliyor. İlgili boru hattı ‘South Stream’ olarak başlamıştı ve Bulgaristan’daki inşa durunca, Türk boru hattına dönüşerek, Türkiye’yi 2020-2021 yıllarında Avrupa’ya taşınacak Rus gazı hususunda temel kavşak kıldı.EastMed Boru Hattı bize Avrupa piyasasını açıyor ve Yunanistan’a taşıyıcı ve tedarikçi olarak mühim bir rol veriyor. Birçokları bu rolü aldatıcı bir düş olarak görüyordu, ancak ısrar edip hükümet devamlılığına sahip olduğumuzda, başarabildiğimizi bir kez daha kanıtladık. 

ABD

Savcılık Hakan Atilla’nın cezasının artırılmasına ilişkin temyiz başvurusunu geri çekti… New York Güney Bölgesi Başsavcılığı, ABD'deki İran yaptırımları davasında suçlu bulunan eski Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın cezasının artırılmasını istediği temyiz başvurusunu geri çekti.Dün temyiz talebine gerekçeli başvurusunu sunması beklenen savcılık, bu kararından vazgeçerek Hakan Atilla’nın cezasının artırılmasını istediği temyiz başvurusunu geri çekti.İran yaptırımları davasında suçlu bulunarak 32 ay hapis cezası alan Hakan Atilla da suçlu bulunma kararını temyize götürmüş, ağustos ayında ise avukatları aracılığıyla masum olduğu ve beraat talebiyle temyiz gerekçelerini istinaf yani bir üst mahkemeye taşımıştı.Hakan Atilla, 25 Temmuz'da tahliye edilecek.

ABD'de 'Kaşıkçı cinayetinden Veliaht Prens'i sorumlu tutan' tasarı Senato'da…. ABD'li bir grup senatör, Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın Cemal Kaşıkçı cinayetinden sorumlu tutulmasını öngören tasarıyı Senato'ya sundu. ABD'nin önde gelen senatörlerinden Cumhuriyetçi Lindsey Graham, Marco Rubio ve Todd Young ile Demokrat senatörler Dianne Feinstein, Ed Markey ve Christopher Coons tarafından sunulan tasarıda, Selman'ın Kaşıkçı cinayetinin suç ortağı olduğundan 'yüksek derecede emin' olunduğu belirtildi. Tasarıda, Selman'ın cinayeti işleyen güvenlik timini kontrol ettiğine vurgu yapılırken, 'Bu durum, bu iğrenç işi yürütme planının başında Veliaht Prens'in olduğunu gösterir' ifadesi kullanıldı.

BM ABD'nin karar tasarısını reddetti…Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, ABD'nin Hamas'ın kınanmasını isteyen ve iki devletli çözümden bahsetmeyen karar tasarısını reddetti.

ABD Karadeniz'e savaş gemisi sevk edecek' iddiası... ABD'nin, Azak Denizi'ndeki gerginlikten dolayı Karadeniz'e savaş gemisi sevk etme hazırlığı yaptığı iddia edildi. CNN televizyonunun Pentagondan üç yetkiliye dayandırdığı haberinde, Amerikan ordusunun Karadeniz'e savaş gemisi sevk etme hazırlığında olduğu belirtildi. Bu adımların Ukrayna ile Rusya arasında Azak Denizi'ndeki krize yanıt olarak atıldığı ifade edilen haberde ayrıca Pentagon'un ABD Dışişleri Bakanlığından, Montrö Boğazlar Sözleşmesi kapsamında Türkiye'den boğazlardan Karadeniz'e savaş gemilerinin geçişi için izin talep etmesini istediği öne sürüldü.

ABD'de Pakistan asıllı Müslüman siyasetçinin görevinden alınması talep edildi… ABD'ye 28 yıl önce gelen ve travma cerrahı olan Pakistan asıllı Shafi'nin, Müslüman olmasından dolayı bazı Cumhuriyetçi Parti üyeleri tarafından görevinden uzaklaştırılmaya çalışılması tepkilere yol açtı. Teksas eyaletinin Southlake belediye üyeliğine seçilen, haziran ayında ise Fort Worth Bölgesi Cumhuriyetçi Parti Başkan vekili olan Shafi'nin, "İslam dini ve kurallarına bağlı olduğu ve İslami terör gruplarıyla bağlantılı olabileceği" iddiasıyla Cumhuriyetçi Partinin Bölge Sorumlusu Dorrie O’Brien ve destekçileri tarafından görevinden alınması istendi.

ABD'nin destroyeri Rusya Pasifik Filosu'nun üssüne yaklaştı… ABD Deniz Kuvvetleri'nden yapılan açıklamada, 'USS McCampbell' adlı güdümlü füze destroyerinin Rusya'nın Pasifik Filosu'nun bulunduğu üssün çok yakınından geçtiği duyuruldu.ABD Pasifik Filosu Sözcüsü Rachel McMarr, "McCampbell, Rusya'nın denizle ilgili aşırı hak taleplerine meydan okumak ve ABD ile diğer ülkelerin hizmetinde olduğu denizin kullanılması ile ilgili hak ve özgürlükleri desteklemek üzere Birinci Petro Körfezi'nin yakınından geçti" açıklamasında bulundu. 

RUSYA

Rusya'dan Kıbrıs'a ABD uyarısı…  Kıbrıs'a ABD'nin adadaki askeri varlığını artırma planına engel olma çağrısı yapan Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, aksi halde Rusya'nın cevabi önlemler alacağını belirtti. Moskova yönetiminin ABD'nin planındaki Rusya karşıtı unsurları görmezden gelemeyeceğini ve bu arka planın gizlenmediği kaydeden Zaharova, söz konusu planın hayata geçmesi halinde Rusya'nın cevabi önlemler almak zorunda kalacağını vurguladı. Zaharova, adadaki askeri varlığın artırılmasının ve adanın ABD ile NATO'nun Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'daki planlarına dahil edilmesinin adanın istikrarına zarar vereceğini ve Rusya'nın Kıbrıs'ı bu konuda uyardığını sözlerine ekledi.

Lavrov: ABD'nin INF'yi 'gömme' girişimi, Avrupa-Atlantik için yeni riskler oluşturuyor… Lavrov, "NATO'nun umarsızca genişlemesi, İttifak'ın 'doğu kanadı' denilen bölgedeki varlığını artırması, Avrupa'ya ABD füze savunma sistemlerinin konuşlandırılması, uydurma gerekçelerle gayrimeşru yaptırımlar uygulanması, Avrupa-Atlantik bölgesinde güven krizine yol açtı" dedi. ABD'nin INF'yi 'gömme' girişimi nedeniyle söz konusu bölgede yeni riskler doğduğunun altını çizen Lavrov, Rusya'nın başını çektiği Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü'ne (KGAÖ) üye ülkelerin bu nedenle bugün bir özel açıklama kabul ettiğini ve bunun AGİT belgesi olarak dağıtıldığını ifade etti.

Putin'den Avrasya Ekonomik Birliği'ne dolarsız ödeme sistemi geliştirme ve ortak enerji pazarı kurma  önerisi… Avrasya Ekonmik Birliği (AEB)'ye bağlı Avrasya Ekonomik Konseyi toplantısının açılış konuşmasını yapan Putin, AEB ülkelerini ortak ödeme altyapısı oluşturma fikri üzerinde düşünmeye davet etti. Putin, "AEB'de en son finansal teknolojiler kullanılarak ortak ödeme altyapısı geliştirme konusunun geliştirilmesini öneriyoruz. Bu, AEB ülkelerinin ulusal ödeme sistemlerinin sürdürülebilirliğini artıracağı gibi ülkelerimizin dolar ve diğer para birimlerine bağımlılığını azaltacak" dedi. Rus lider, böylelikle ekonomik egemenliğin teşvik edileceğini de kaydetti. Putin, konuşmasında AEB dahilinde ortak enerji pazarı kurulmasını da gündeme getirdi. Bunun AEB'nin GSYİH'sini 9 milyar dolara çıkaracağını belirten Putin, blok içindeki ticaret cirosunun 2018'in ilk 6 ayında yüzde 12 arttığını vurguladı.

Rus Dışişleri: Moskova, Slovakya'nın Rus diplomatı sınırdışı etmesine yanıt verecek… Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndan bir kaynak, Moskova yönetiminin casusluk gerekçesiyle bir Rus diplomatı sınırdışı eden Slovakya'ya tepki göstereceğini belirtti. 

ASYA – PASİFİK

Çin, Kanada'dan Huawei yöneticisinin serbest bırakılmasını istedi… Çin, Kanada'dan, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarını deldiği gerekçesiyle gözaltına alınan teknoloji şirketi Huawei'nin sahibinin kızı ve Mali İşler Direktörü MengWanzhou'nun serbest bırakılmasını talep etti.

TÜRKİYE - TÜRK DÜNYASI

Milli Savunma Bakanı Akar başkanlığında yeni askerlik sistemine ilişkin toplantı yapıldı… Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar başkanlığında yeni askerlik sistemine ilişkin toplantı yapıldı. Bakan Akar ile TSK'nın komuta kademesinin katıldığı toplantıda askerlik sürelerinin kısaltılması ve yeni askerlik sistemi görüşüldü.

AK Partili Uslu: Öncüpınar'dan gönüllü ayrılan Suriyelilere maddi desteği BM veriyor… TBMM Göç ve Uyum Alt Komisyonu Başkanı, AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu, Suriyelilerin kaldığı Öncüpınar kampının boşaltılmasının söz konusu olmadığını ifade ederken, kamplardan gönüllü ayrılanlara da maddi desteğin BM tarafından verildiğini bildirdi.

MİT Başkanı Fidan ABD’de kongre üyeleri dahil üst düzey yetkililerle görüşüyor… Amerikan kaynakları MİT müsteşarı Hakan Fidan’ın Amerikan Kongre’sinde olduğunu ve kapalı kapılar ardında dar kapsamlı görüşmelerde Kaşıkçı cinayeti hakkında kongre üyelerine bilgi verdiğini anlattı.Fidan’ın kendi inisiyatifiyle mi yoksa davetli mi geldiği yolundaki sorulara net cevap verilmediği ileri sürüldü.Hakan Fidan'ın CIA'in davetiyle mi yoksa kongre istihbarat komisyonunun davetiyle mi gittiği ise bilinmiyor.Bilindiği gibi CIA Başkanı GinaHaspel cinayetten kısa süre sonra bir gece yarısı Türkiye’ye uçmuş ve hem MİT yetkililerinden hem de devlet üst yönetiminden olayla ilgili Türkiye’nin göstermeyi kabul ettiği  delilleri görmüştü.Hakan Fidan’ın bu ziyaretinin Haspel’in ziyaretine bir karşılık olarak da görülmesinin de mümkün olduğu ifade edildi.Kaşıkçı cinayeti konusunda Senato ile Beyaz Saray’ın arası hayli gerginken ve Senato Muhammed bin Selman’a karşı cephe almışken MİT Başkanı'nın elindeki bilgileri Senato'ya anlatması Amerikan kaynakları tarafından ilginç bir gelişme olarak yorumlandı. Bu kaynaklar bu gelişmenin Beyaz Saray’dan tepki görmesinin ihtimal olduğunu da söyledi. 

TBMM Başkanı İran’a gidiyor… TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Türkiye, İran, Rusya, Afganistan, Pakistan ve Çin Meclis Başkanları Konferansına katılmak için bugün İran'a gidecek.

Cumhurbaşkanı kararı yayınlandı: Kerkük ve Cerablus'ta meslek yüksekokulu kurulacak… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan karara göre, Sağlık Bilimleri Üniversitesine bağlı Kerkük ve Cerablus'ta iki ayrı Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu kurulması kararlaştırıldı.

TERÖRLE MÜCADELE

Irak'ın kuzeyinde 8 terörist etkisiz hale getirildi…TSK'dan Irak'ın kuzeyine düzenlenen hava harekatlarında, üs bölgelerine saldırı hazırlığındaki 8 terörist etkisiz hale getirildiği bildirildi.

Bakan Soylu: Dün zamanın en büyük eroin yakalaması gerçekleşti… İçişleri Bakanı Soylu, "Dün zamanın en büyük yakalaması gerçekleşti, Erzincan'da emniyet müdürlüğümüze bağlı ekipler 1 ton 271 kilogram eroin ele geçirdi." dedi. 

KÜRESEL OPEC petrol kesintisine karar veremedi, petrol fiyatları düştü… Avusturya'nın başkenti Viyana'da düzenlenen Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) toplantısına petrol üretiminde kesinti kararının alınıp alınmayacağı damga vurdu.Bloomberg haber ajansı toplantının petrol üretiminde kesintiye gitme kararı alınmadan sona erdiğini bildirdi.Kulis bilgisi olarak OPEC üyelerinin günlük 1 milyon varil kesintide anlaştığı, ancak kesin karara varmadan önce OPEC üyesi olmayan Rusya'dan bu konuda onay beklendiği söyleniyordu.Suudi Arabistan Enerji, Endüstri ve Maden Kaynakları Bakanı Halid El Falih toplantının ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, OPEC üyeleri ve petrol üreten diğer ülkelerin üretimde kesintiye gitmesi konusunda bir anlaşma sağlanacağına tam olarak güvenmediğini söyledi.El Falih, "Hâlâ dağıtımı tartışıyoruz" dedi.Suudi bakanın bu açıklaması, OPEC üyesi olmayan ülkelerin katılacağı Cuma günü yapılacak toplantı öncesi piyasaları sallantıda bıraktı.Brent petrolün varil fiyatı günlük olarak yüzde 5'e yakın düşüşle 58,83 doları gördü. ABD tipi ham petrolün (WTI) fiyatı da yüzde 3,1 kayıpla 50,93 dolara indi.Suudi Arabistan, piyasaları şoke etmeyecek şekilde bir üretim kesintisine gitmek istiyor. Ancak üretimde 1 milyon varil kesintiye gitmek, Suudi Arabistan'ın beklentilerini aşan bir durum.

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Suinbay Suyundikov   - 25-09-2020

Rusya’nın Libya Politikası

Rusya başat bir aktör olarak Orta Doğu sahnesine geri dönmüştür. Bu çalışmada, Rusya’nın Orta Doğu’daki tarihsel varlığı kısaca ortaya konulacak, Arap Baharı sonrası dönemde Rusya’nın bu bölgede Libya’ya yönelik izlediği politikanın değerlendirilecek, hedeflerin ve çıkarları tespit edilecektir. ...