Brezilya’da Zamanın Ruhu

Yazan  16 Kasım 2018

“Brezilya’nın Sessiz Devrimi”[1] olarak da adlandırılan “Bolsa Familia” (Programa Bolsa Família) Brezilya’da Lula da Silva ve Dilma Rousseff’in devlet başkanlığı görevinde bulundukları ve Brezilya İşçi Partisi (Partido dos Trabalhadores)’nin liderlik ettiği koalisyon iktidarları döneminde simge haline gelen bir sosyal koruma projesiydi.

Brezilya’nın Dünya Bankası’ndan da destek sağladığı bu şartlı para aktarma programı kapsamında (Uluslararası Çalışma Örgütü 2015 yılı verilerine göre) 13,8 milyon fakir aileye ulaşılmış ve onların gelir düzeylerinin artırılması, daha insanca yaşam şartlarına, sağlık ve eğitim imkanlarına erişmeleri amaçlanmıştı. Esas olarak, cüzi miktarda nakit yardım yapılması karşılığında aileler tarafından çocuklarının okula devamlarının sağlanması ve planlı aşılarının zamanında yaptırılması bekleniyordu. Fakir Brezilya vatandaşlarının aileleri ve ülke yararına hizmet edecek bu taahhütlerine karşılık dahil oldukları program onların ekonomik bakımdan nefes almalarını ve politik bilinç düzeylerinin gelişmesini sağlarken dört seçim dönemi boyunca İşçi Partisi’nin ülkedeki liderliğinin sürmesine de katkı yapmıştı. Bununla birlikte 2018 yılı Ekim ayında gerçekleştirilen son devlet başkanlığı seçimlerinde Bolsa Familia ve ülkede gelişen sosyal koruma anlayışının kaybettiği anlaşılmaktadır. Zira Brezilya’nın yeni seçilen devlet başkanı kampanya döneminde Bolsa Familia programı ve ondan yararlananlar hakkında sarf ettiği pek de umut verici olmayan çelişkili ifadelerle gündeme gelmiştir.[2]

Başkan Rousseff’in 2016 yılında Senato tarafından görevden uzaklaştırılması ile başlayan süreçte Lula da Silva’nın 2018 yılında seçime girişinin engellenmesi Jair Messias Bolsonaro’nun önünü açıyordu. Saldırgan ve radikal çıkışları ile dikkat çeken, kimi çevrelerce söylemi Trump’a benzetilen, (kendisi böyle anılmak istemese de) aşırı sağcı politikacı Bolsonaro’nun başkanlık seçimini ikinci turda %56’lık oy oranı ile kazanması Latin Amerika’da zamanın ruhuna uygun bir gelişmeydi. Zira Hugo Chávez’in sıra dışı kişiliği ve politik tarzının sağladığı avantajla Latin Amerika’da gayri resmî liderliğini üstlendiği yeni sol düşünce, post-neoliberal ekonomi yaklaşımı ve ekonomik-politik birlik oluşturma gayretleri onun 2013 yılında vefatının ardından rüzgarını yitirmiş, modası geçmiş olsa da neoliberal ekonomi politikalarına sadakatle bağlı kalabilecek liderler kıta ülkelerinde iktidara gelmeye başlamışlardı: Arjantin’de 2015 yılı sonunda Cristina Fernández de Kirchner’in yerine Mauricio Macri, Şili’de 2018 yılı mart ayında Michelle Bachelet’in yerine Sebastián Piñera gelirken Ekvador’da halkçı-ulusalcı Rafael Correa’nın yerine 2017’de seçilen Lenín Moreno aynı politik parti kökenli olmakla birlikte selefinin politik tutumundan farklı bir yol izlemeyi amaçladığını göstermiştir. Zamanın ruhuna istisna teşkil eden Andrés Manuel López Obrador’un Meksika’da Temmuz 2018’deki sürpriz sayılabilecek seçim zaferinde ise ABD lideri Trump’ın genel olarak Latin Amerika’ya özel olarak Meksika’ya yönelik olumsuz söyleminin etkisi olduğu muhakkaktır.

Brezilya’nın yeni devlet başkanı Bolsonaro kişisel web sayfasında “Brezilya için yeni bir rota” (Um Novo Rumo O Brasil) sloganı altında Brezilya toplumunun değerlerine, kültür, inanç ve kozmopolit toplumsal yapısına vurgu yaparken Brezilya kimliğine zarar verecek ideolojilerin kabul edilemeyeceğini ifade etmektedir.[3]  Bununla birlikte kampanya döneminde benimsediği kimi ifadelerin saldırgan ve polemik yaratan ögeler içermesi bakımından dikkat çekmiş, siyahilere, kadınlara ve eşcinsellere karşı sarf ettiği sözler nedeniyle ülkede protestolara neden olmuştur. São Paulo eyaletinin Campinas kentinde doğan ve eski bir asker olan Bolsonaro 1988 yılında Hristiyan Demokrat Parti üyesi olarak Rio de Janerio eyaleti meclisine seçilmiş, 1990 yılında ise federal milletvekili sıfatıyla Brezilya Ulusal Kongresi alt kamarasına katılmıştır. Bolsonaro, politik kariyerinde ülkedeki muhafazakâr kesimin temsilcisi olarak sivrilmiş, kesintisiz yedi dönem (1990-2018) süren vekilliği döneminde politik bakımdan düşük bir profil sergilemiştir. Devlet başkanlığı için Sosyal Liberal Parti (Partido Social Liberal) adayı olan Bolsonaro, seçim kampanyası döneminde zaman zaman başvurduğu saldırgan ifadeleri bir tarafa popülist bir söylem kullanırken küçük ifade değişiklikleriyle farklı politik kitlelerin hassasiyetlerine hitap etmeyi de başarmıştır. Bolsonaro’nun 2018 yılında başkanlık seçimlerini 2014 yılına oranla daha büyük bir farkla (2018-%10,26; 2014-%3,28) kazanması Brezilya’da ideolojik bir kayma dan ziyade politik sistemin oluşumuna ve güncel sorunlara işaret etmektedir. İşçi Partisi kökenli Lula da Silva ve Dilma Rousseff’in haklarındaki bazı suçlamalara rağmen iktidarları dönemindeki çabaları ve projelerinin yanı sıra kişilik ve söylemleri ile geniş bir kitlenin saygı ve desteğini kazanmışlardır. Ancak liderlere olan bu destek Lula da Silva’nın gösterdiği adayın kazanmasına yetmemiştir. Lula’nın aday olamaması nedeniyle seçimlere avantajlı başlayan Bolsonaro’nun ülkenin baş ağrıtan ve Brezilyalıları en çok etkileyen sorun alanlarına (kamu düzeni, güvenlik, suç ve şiddet, ekonomik sorunlar ve yolsuzlukla mücadele) yönelik çözüm vaatleri seçimi kazanmasında belirleyici olmuştur.

New York Times yazarı Thomas Friedman’ın “Brezilya’nın Trump’ı” olarak tanımladığı[4] Bolsonaro seçim kampanyası döneminde kişisel twitter hesabından yaptığı paylaşımlarla aktardığı söylem çerçevesinde bir bakıma politik düşünce dünyasını ortaya koymuştur. Brezilya halkının çıkarları için liderlik edebilecek tek aday olduğu iddiası ve yolsuzlukla mücadele vurgusu kampanyasının esas temaları olmuştur.  Brezilya halkı tanımlamasında sınıf, ırk ve cinsiyet çatışmalarını reddeden Bolsonaro ülkedeki suçlarla mücadelede kolluk kuvvetleri ile dış tehditlere karşı silahlı kuvvetlerin modernizasyonu için yatırım yapılması taraftarıdır. Aile ve inanç sistemi gibi geleneksel kurumlara olumlu göndermelerde bulunurken, yerli halk, siyahiler, kadınlar ve eşcinseller için dışlayıcı ifadeler kullanmıştır. Ekonomik model olarak serbest piyasa kapitalizmini öne çıkarmış, tasarruf ve bütçe açığının kapatılması üzerinde durmuştur. Vergilerin artırılması, piyasaya devlet müdahalesi ve ekonomik korumacılığı desteklemektedir. Öte yandan komünizm, sosyalizm, sol düşünce ve bunları destekleyen liderlerle ilgili görüşleri olumsuz niteliktedir.[5]

Brezilya siyasetinde diğer bir seçenek olarak ortaya çıkan Bolsonaro başkanlık görevine en azından ekonomi alanında avantajlı başlamaktadır. Zira OECD verilerine göre 2015 yılından itibaren resesyon içerisinde bulunan Brezilya ekonomisinin 2017’den sonra toparlanmaya başladığı ve işsizliğin azaldığı görülmektedir.[6] 2020 yılına kadar büyük iniş-çıkışlar beklenmemekle birlikte ekonomide toparlanma eğiliminin devam edeceği öngörülmektedir.[7] Öte yandan Bolsonaro, gerçekleştirmeyi düşündüğü geniş özelleştirme programı vasıtasıyla bu sürece katkı sağlamayı da amaçlamaktadır.[8] Güvenlik ve suçla mücadele alanında ise Bolsonaro’nun hükümet programında yer alan bazı taahhütlerinin (ceza ehliyet yaşının 16’ya indirilmesi, kolluk kuvvetlerinin teknolojik gelişmesine, istihbarat ve suç araştırma yeteneklerine yatırım yapılması, kolluk personelinin görevlerini yerine getirirken yasal koruma haklarına/güvencesine sahip olmaları, soruşturma ve infaz sistemi ile silahsızlandırma yasasında değişiklikler yapılması vb.)[9] uygulamaya konulmasıyla kamu düzeninin sağlanması doğrultusunda kısa vadede belirli bir gelişme kat edileceği öngörülebilir. Ancak söz konusu tedbir ve değişiklikler daha çok cezalandırmaya ağırlık veren suçla mücadele uygulamalarının öne çıkarılacağına işaret etmektedir. Bununla birlikte suçla mücadelenin önemli sacayaklarından kabul edilen toplumsal şartların iyileştirilmesi ve toplum desteğinin sağlanması meselelerinin arka plana itilmesi kalıcı sonuçlara ulaşılmasını zorlaştıracaktır.[10]   

 Söylem ve taahhütlerinden yola çıkılarak Bolsonaro’nun dış politikada takip edeceği muhtemel çizginin izlerini bulmak da mümkündür. Bu bağlamda öncelikle Latin Amerika ülkeleri ile ilişkiler ve kıtada mesafe kat etmiş olan entegrasyon çabalarının nasıl bir seyir izleyeceği sorusu akla gelebilir. Genel olarak Bolsonaro liderliğindeki Brezilya yönetiminin Latin Amerika’daki halkçı-ulusalcı yönetimlerle ilişkilerini sınırlı düzeyde tutmakla beraber siyasi ve ekonomik yaklaşım açısından aynı kulvarda olduğu ülkelerle ilişkilerini geliştireceği değerlendirilmektedir. Bolsonaro daha seçilmeden önce Arjantin ile çok iyi ilişkiler kurmayı istediğine dair mesajlar vermiş ve bu yaklaşım karşılık bulmuştur. Arjantin devlet başkanı Macri telefonla aradığı Bolsonaro’yu seçim zaferi nedeniyle tebrik etmiş ve iki ülke arasındaki ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik dileklerini ifade etmiştir.[11] Öte yandan Bolivya devlet başkanı Morales ideolojik farklılıklara rağmen Brezilya ile yakınlaşma ve Güney Amerika’da entegrasyon sürecinin devamı beklentilerini muhafaza ettiklerini açıklamıştır.[12] Bununla birlikte Bolsonaro tarafından dile getirilen Venezuela’nın MERCOSUR (Mercado Sur-Güney Amerika Ortak Pazarı)’dan çıkarılması ve bu yapıda (NAFTA’dan  USMCA’ya giden süreçte olduğu gibi) bazı değişikliklere gidilmesi yönündeki ifadeleri yeni Brezilya hükümetinin entegrasyon konusunda fazla girişimci olmayacağının işaretlerini vermektedir.[13] Bu bağlamda Brezilya’nın 2018 yılı nisan ayında Arjantin, Şili, Kolombiya, Peru ve Paraguay ile birlikte UNASUR (Unión de Naciones Suramericanas-Güney Amerika Uluslar Birliği) üyeliğini askıya almış olması entegrasyon politikalarına yaklaşımları çerçevesinde Bolsonaro yönetimine avantaj teşkil etmiş durumdadır. Bolsonaro’nun başkan yardımcısı olarak seçilen Antonio Hamilton Mourau tarafından sarf edilen “UNASUR’un pratik olarak çöktüğü …” bağlamındaki sözleri entegrasyon meselelerinde benimsenecek yaklaşımın kesin bir ifadesi niteliğindedir.[14] Diğer taraftan Brezilya’nın Bolsonaro döneminde ABD ile politik bakımdan yakınlaşacağı açıktır. Zira Bolsonaro Washington yönetiminin bazı politikalarını (Tel Aviv’deki büyükelçiliğin Kudüs’e taşınması konusu, Çin ve Venezuela’ya karşı benimsenen tutumun benzeşmesi, vb.) desteklemekte ve kendisi de Trump tarzı bir yönetimle dış politikada radikal değişikliklere sıcak bakmaktadır. Bu bağlamda Çin’e karşı sert bir söylem kullanan Bolsonaro, “Çin Brezilya’dan satın almamakta, Brezilya’yı satın almaktadır” ifadesi ile bu ülke ile yeni dönemde kurulacak ilişkiler sistemi konusunda ipucu vermektedir. Dahası, yeni yönetimin Brezilya’nın Çin, Rusya Federasyonu, Hindistan ve Güney Afrika Cumhuriyeti ile birlikte yer aldığı BRICS yapısından ayrılma doğrultusunda da çaba sarf edeceği değerlendirilmektedir.[15] Bolsonaro belirgin bir oy farkı ile seçilmiş durumdadır ancak Brezilya’nın ekonomik, sosyal ve politik geleceği bakımından bir şans değil, bir alternatiftir. Bununla birlikte, küresel bağlamda “yükselen ekonomi” olarak sınıflandırılmış olan Brezilya’nın, ülkesinin eski nesil liderleri ve Trump’ın belirgin yönetim özelliklerini bir arada sergilemesi beklenen Bolsonaro döneminde ekonomide bir “dip dalgası” etkisi yaratması oldukça iyimser bir öngörü olacaktır.

 

 

 

 

[1] Deborah Vetzel, “Bolsa Família e a revolução silenciosa no Brasil”, http://www.worldbank.org/pt/news/opinion/2013/11/04/bolsa-familia-Brazil-quiet-revolution, Erişim: 10.11.2018

[2] Bolsonaro kampanya döneminde Bolsa Familia programı hakkında iki gün içerisinde birbirine tamamen karşıt görüşler beyan etmiştir. Bkz: Alexandre Aragão, “Entre ampliar ou cortar Bolsa Família, Bolsonaro muda de opinião em apenas dois dias”, https://aosfatos.org/noticias/entre-ampliar-ou-cortar-bolsa-familia-bolsonaro-muda-de-opiniao-em-apenas-dois-dias/. Öte yandan yine 2018 yılı seçim kampanyası döneminde; 2012 yılında katıldığı bir programda sarf ettiği “Bolsa Familia bir yalandır” ifadeleri yeniden gündeme gelmiştir. Bkz: https://www.conversaafiada.com.br/politica/bolsonaro-o-bolsa-familia-e-uma-mentira1, Erişim: 10.11.2018

[3] https://www.bolsonaro.com.br/, Erişim: 08.11.2018

[4] Marcelo Longobardi, "Un Donald Trump brasileño": así describió Thomas Friedman a Jair Bolsonaro https://cnnespanol.cnn.com/video/argentina-brasil-thomas-friedman-donald-trump-brasileno-jair-bolsonaro-dialogo-longobardi/, Erişim: 08.11.2018

[5] Juliana Juheri, People against the elite? Jair Bolsonaro’s presidential campaign, s.2, 13, https://www.researchgate.net/publication/327843839_People_against_the_elite_Jair_Bolsonaro%27s_presidential_campaign, Erişim: 08.11.2018

[6] http://www.oecd.org/eco/outlook/brazil-economic-forecast-summary.htm, Erişim: 08.11.2018

[7] https://tradingeconomics.com/brazil/forecast

[8] Douglas Corrêa, “Bolsonaro diz que seu plano de privatizações agrada ao mercado”, http://agenciabrasil.ebc.com.br/politica/noticia/2018-10/bolsonaro-diz-que-plano-de-privatizacoes-agrada-o-mercado, “Bolsonaro defende privatizações, cortes de gastos e autonomia do BC”, https://epocanegocios.globo.com/Economia/noticia/2018/10/bolsonaro-defende-privatizacoes-cortes-de-gastos-e-autonomia-do-bc.html, Erişim: 10.11.2018

[9] “O CAMINHO DA PROSPERIDADE, Proposta de Plano de Governo”,  https://br18.com.br/wp-content/uploads/sites/683/2018/08/PLANO_DE_GOVERNO_JAIR_BOLSONARO_2018.pdf, Erişim: 10.11.2018

[10] Suçla mücadelede teori ve uygulamalar için bkz. Susan Geason ve Paul R. Wilson, Crime Prevention Theory and Practice, Australian Institute of Criminology, 1988, Canberra

[11] Bkz. “Jair Bolsonaro prometió una "muy buena relación" con Mauricio Macri”, https://www.perfil.com/noticias/politica/jair-bolsonaro-prometio-una-muy-buena-relacion-con-mauricio-macri.phtml, Erişim: 11.11.2018

[12] Bkz. “Morales espera acercamiento con Bolsonaro más allá de las diferencias ideológicas”, http://www.la-razon.com/nacional/Evo-Bolsonaro-Brasil-Bolivia-acercamiento-integracion_0_3029697036.html, Erişim: 11.11.2018

[13] Bkz. Federico Rivas Molina, “Jair Bolsonaro pone entre paréntesis al Mercosur”, https://elpais.com/internacional/2018/10/29/argentina/1540836951_802671.html, Erişim: 11.11.2018

[14] Vice de Bolsonaro: Unasur murió y se olvidó acostarse, https://erbol.com.bo/noticia/politica/02112018/vice_de_bolsonaro_unasur_murio_y_se_olvido_acostarse, Erişim: 11.11.2018

[15] ‘Tropical Trump’ Bolsonaro threatens to upend Brazil’s foreign policy, https://www.france24.com/en/20181029-brazil-bolsonaro-tropical-trump-foreign-policy-china, Erişim: 11.11.2018

Son Düzenlenme Cuma, 16 Kasım 2018 06:50
Dr. Kubilayhan Erman

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü   - 18-10-2019

ABD-Türkiye’nin Kuzeydoğu Suriye Mutabakatı Nedir, Ne Değildir?

ABD ve Türk yetkililerin açıklamalarında anlaşmaya varılmıştır denilse de kamuoyuna sunulan metnin başlığı ortak açıklama olarak geçmektedir. Bu haliyle metni bir anlaşmadan ziyade mutabakat metni olarak görmek gerekir.