Çay Partisi: "İki Ucu Keskin Kılıç"

Yazan  01 Aralık 2010
Demokratlar, Çay Partisi hareketinin heyecan, disiplin ve birliğinin zaman içinde kişisel çatışmalar, ideolojik bölünmeler, iç tutarsızlıklar ve ekonomide yaşanabilecek iyileşmeler nedeniyle kaybolacağını umuyorlar. Ama ...

ABD'deki son seçime damgasını vuran Çay Partisi'nin Cumhuriyetçiler için "iki ucu keskin bir kılıç" gibi olduğu söylenebilir[1]. Cumhuriyetçiler önemli ölçüde kendiliğinden oluşan ve harcamalara karşı olmak gibi bir konu etrafında birleşen bu "ele avuca gelmez" hareket sayesinde bir yandan enerji kazandılar, ama aynı zamanda hareket partinin yerleşik bazı unsurlarını ön seçimlerde saf dışı bırakarak partinin çehresini ve bir parça ruhunu değiştirmektedir[2].Arnold Schwarzeneger gibi ılımlı Cumhuriyetçiler Çay Partisi'nden rahatsızdır. Önseçimlerde, normalde ılımlı bir Cumhuriyetçinin Demokratlara karşı daha şanslı olacağı bazı seçim bölgelerindeki Çay Partisi adaylarının Cumhuriyetçi adaylığı kazanması partiye zarar verdi[3]. Çay Partisi'nin etkisi, iç uyumu ve kendine güveni devam ederse, 2012 için Cumhuriyetçiler'in ılımlı bir aday seçmeleri kolay olmayabilir.

Çay Partisi'nin söylemi, üyeleri ve oy aldığı kesimler arasında enteresan çelişkiler olabilir. Bu hareket popülist bir söyleme sahip olmasına rağmen hem faal "üyeleri", hem de mali destekçileri önemli ölçüde ortalamanın üstünde gelire sahip kişilerden oluşuyor. Çay Partililer ekonomide söylem olarak popülist olmalarına rağmen pratikte daha fazla zenginlerden yanalar. Çay Partisi Washington'un çıkar grupları tarafından işgal altında olduğunu iddia etmektedir ki, bu büyük oranda doğrudur. Ama sorun şu ki, bu hareketi destekleyen ve ondan çıkar umanların da çıkar gruplarıyla ilişkili olduğu söylenebilir[4]. Çay Partisi çok büyük oranda bir beyaz hareketi olarak ortaya çıkıyor. Hareketin söylemi bazen çok hafif bir şekilde gizlenen türden bir ırkçılığa da varabiliyor. Çay Particilerin hepsi ya da çoğu değilse de önemsiz sayılamayacak bir kısmının ırkçı ya da "çılgın" olduğunu iddia etmek yanlış olmayabilir. Çay Partililer çok büyük oranda sert göçmen kanunlarını savunuyor, Manhattan'daki camiye karşı çıkıyor, Obama'nın Amerika doğumlu olduğuna inanmıyor ve eşcinsellerin evliliğine ya da orduda olmalarına şiddetle muhalefet ediyorlar.

Sürekli Amerikan Bağımsızlık Mücadelesi'ne atıf yaparak her şeyi 200 küsur yıl öncenin gözlükleriyle görme eğiliminde olan Çay Partisi hareketi her şeye "istemezük" şeklinde yaklaşan ama neyi istediği o kadar da açık olmayan bir "başıbozuk" hareketi gibi görünüyor. Belki bu popülist hareket zamanla negatif enerjisini bir parça kaybederek de olsa "evcilleşip" daha anlaşılır, uygulanabilir ve paylaşılabilir öneri ve programlarla gelebilir. Zamanla aslında bu grubun tamamen de çılgın ve cahillerden oluşmadığı görülebilir. Çay Partisi "bir kerelik" bir hareket de ileride sadece dipnotlarda mı yer alacak, yoksa Amerikan siyasetinin geleceğinde yeri ve rolü kalıcı ya da en azından uzun soluklu mu olacak? Çay Partisi giderek dağınık bir gruplaşmadan daha organize ve ileri bir yapı olmaya doğru gidebilir. Hareketin birliğini koruyup koruyamayacağı ve üçüncü bir parti olarak ortaya çıkma ihtimali önemli ama cevabı henüz belirsiz sorular olarak görülebilir. Amerikan sisteminde üçüncü partilerin şansı yok ama elbette her şeyin bir ilki olabilir.

Çay Partisi'nin bir dış politikası var mı?[5] Bunu kısmen ve şimdilik, kavgacı bir izolasyonizm, her türlü sorumluluktan kaçınan ama saldırgan olmaktan da vazgeçmeyen "Bush'un ileri bir versiyonu" diye tanımlayabiliriz. Neoconların önemli bir kısmı Çay Partisi'ni Cumhuriyetçilerin dış politikasını kontrol etmek için değerlendirilmesi gereken bir fırsat ve enstrüman, küçük bir kısmı ise onu partilerini uzun vadede ellerinden alabilecek bir tehdit olarak görüyorlar. Ama harekette müdahalecilik eğilimlerinin yanında izolasyonist bir damar da var. Yeni senatör seçilen Rand Paul gibi bazı Çay Partililer askeri harcamaların kısılması ve Afganistan'dan çekilme politikaları savunurken, Sarah Palin gibi daha büyük kısmı ise uluslararası kurumlara düşman, yabancı ve İslam karşıtı, saldırgan, militarist bir dış politikayı savunuyorlar.[6]

Ama Cumhuriyetçiler Çay Partisi'nin getirdiği enerjiden korkmak yerine onu kontrol etmek, şekillendirmek ve onu istedikleri gibi yönlendirmeyi başarabilirlerse sadece bu seçimde değil 2012'de de başarılı olabilirler. Demokratlar, Çay Partisi hareketinin heyecan, disiplin ve birliğinin zaman içinde kişisel çatışmalar, ideolojik bölünmeler, iç tutarsızlıklar ve ekonomide yaşanabilecek iyileşmeler nedeniyle kaybolacağını umuyorlar. Ama eski Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın da dediği gibi "umut bir plan değildir".



[1] Cumhuriyetçilerin % 55'in üzerinde başarılı oldukları seçimde Çay Partisi adaylarının sadece %32'sinin kazandığını hatırlayalım. Alexandra Moe, "Just 32% of the Tea Party Candidates Won", First Read, 3 Kasım 2010. Ama elbette burada hareketin adaylarının seçime genelde ilk defa giren kişilerden oluştuğunu ve genelde sandalyeye sahip adaylara karşı bu oranın çok büyük bir başarı olarak kabul edilebileceğini de kabul etmek gerekiyor. Ayrıca bu harekete bir şekilde olumlu bakanların oranları bazı kamuoyu yoklamalarında % 40'lara kadar yükseliyor. 2010, sandalyeye sahip adaylara (incumbents) çok büyük bir tepkinin olduğu bir seçim oldu. O yüzden hem kazanan bireysel adayların, hem de seçimin galibi Cumhuriyetçilerin "tam olarak üzerilerine alınmamaları" da doğru olabilir.

[2] Çay Partili milletvekili ve senatörler ileride Cumhuriyetçi Parti içinde uyum ve disiplin problemi yaratabilirler. Ama bu politikacıların çok karşı oldukları banka kurtarma operasyonlarına evet diyen Cumhuriyetçi liderleri hiç sorun etmeden tekrar parti liderliğine seçmeleri ilginçti.

[3] Bunun en çarpıcı örneği Delaware'deki Christine O'Donnell. Cumhuriyetçiler bu gibi "hatalar" yüzünden Senato'da çoğunluğu ele geçirme fırsatını kaçırdı. Nevada'da da daha ılımlı bir Cumhuriyetçi aday Demokratların Senato'daki yıpranmış lideri Harry Reid'e karşı daha şanslı olabilirdi.

[4] Örneğin, Çay Partisi'nin "karanlık" finansörleri arasında gösterilen Koch kardeşler için bkz. Jane Mayer, "The Billionaire Brothers Who are Waging a War Against Obama", New Yorker, 30 Ağustos 2010.

[5] Jacob Heilbrunn, "The Tea Party and the Neocon Triumph", National Interest, 15 Ekim 2010.

[6] Sarah Palin yeni muhafazakarlara "dişi bir Bush" gibi görünüyor olmalıdır. William Kristol gibi önde gelen neoconlar Sarah Palin'e oldukça yakınlar ama Charles Krauthammer gibi medyanın belki de en etkili yeni muhafazakarı ise Başkanlık seçimlerinde McCain'in yardımcısı olan Palin tercihinin oldukça "sorunlu olduğunu" yazmıştı. Charles Krauthammer, "Palin's Problem," Washington Post, 5 Eylül 2008.

Şanlı Bahadır Koç

Adı  Soyadı: Şanlı Bahadır KOÇ

Doğum Yeri:  Eskişehir

 Eğitim Durumu

İlk Öğretim-Lise:: Eskişehir Anadolu Lisesi

 Üniversite: Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü

Yüksek Lisans: Bilkent Tarih Bölümü, Tez Konusu“Noel Buxton: Portrait of a Philantrophist as a Turcophobe.

İlgi Alanı: ABD iç siyaseti ve dış politikası, Türk dış politikası, Orta Doğu siyaseti, Güvenlik karar alma mekanizmaları ve istihbarat teorisi

 Bildiği Diller:

İngilizce

Bugüne Kadar Çalıştığı Yerler:

* ASAM (2001-2009)

* Hürriyet Gazetesi (2009)

Bilimsel Çalışmalar

1997’den bu yana Foreign Press Review adlı yabancı basın derlemesinin editörlüğünü yapmaktadır.

Makaleleri

Enerji ve Güvenliği Üzerine Notlar 29 Kasım 2010.  

Amerikan Travması ve Kongre Seçimleri 23 Kasım 2010

Füze Savunması Üzerine 20 Soru ve 5 Seçenek 20 Ekim 2010

Obama Ekibinde Yaprak Dökümü - Beyaz Saray’dan Kaçış mı? 12 Ekim 2010

"Kürt Devleti" Üzerine Notlar ve Çeşitlemeler 23 Eylül 2010

Mullen’ın Ankara Ziyareti 7 Eylül 2010

ABD’nin Afganistan’daki Seçenekleri 24 Ağustos 2010

Financial Times Haberinin Türk-Amerikan İlişkileri Üzerine Düşündürttükleri 18 Ağustos 2010

İsrail-ABD-İran-Türkiye Dörtgeni 26 Temmuz 2010

Bay Netanyahu Washington’a Gitti: Böyle mi Olacaktı, Obama? 16 Temmuz 2010

Stratejik Dehlizlerde Derinlik Sarhoşluğu: Bir AKP Dış Politikası Eleştirisi Temmuz 2010

Rus Casusluk Olayı: "John Le Carre mi, Austin Powers mı?" 5 Temmuz 2010

“Mahalleye Hoş Geldin”:Türkiye’nin Orta Doğu’da İlk Günü 02 Haziran 2010

Nükleer Takas: “Savaşı Bitiren Anlaşma” mı, “Acem Oyunu” mu? 20 Mayıs 2010

ABD Irak’tan Çekilirken Riskler ve Hesaplar 1 Mayıs 2010

ABD-İsrail İlişkilerinde “Normalleşme” Sancıları 22 Nisan 2010

Obama’nın Nükleer Cazibe Taarruzu: Bardağın Üçte Biri Dolu 9 Nisan 2010

ABD-İsrail İlişkilerinde “Tektonik Kayma” mı? 5 Nisan 2010

Irak Seçimleri: Sonun Başlangıcı, Başlangıcın Sonu 19 Mart 2010

Ermeni Karar Tasarısı Üzerine Notlar, Yorumlar ve Öneriler 8 Mart 2010

Bütçe Açığı ve Amerikan Gerilemesinin Ekonomi Politiği 19 Şubat 2010

Cemaat-skeptic 6 Ocak 2010

AKP bir seçim daha kazanırsa burası FC olur 4 Ocak 2010

ABD bu işin neresinde? 29 Aralık 2009

Türkiye-Ermenistan Protokolü Üzerine Düşünceler 3 Eylül 2009

"Obama’nın Savaşı":AfPak Üzerine Notlar 20 Nisan 2009

Obama’nın Türkiye Gezisi ve Türk-Amerikan İlişkileri 19 Mart 2009

ABD ve Orta Doğu Barış Süreci Mart 2009

Obama’nın “Kırkı Çıkarken” Mart 2009

ABD-PKK “İlişkisi” Üzerine Notlar Şubat 2009

Mahşerin Üç Atlısı: Ross, Holbrooke ve Mitchell 5 Şubat 2009

SOFA ABD için Irak’ta “Sonun Başlangıcı” mı? Ocak 2009

Obama Döneminde ABD ve Asya 15 Ocak 2009

Obama’nın Güvenlik Kabinesi Üzerine Notlar 4 Aralık 2008

 Yeni ABD Başkanı Obama ve Türk-Amerikan İlişkileri 6 Kasım 2008 - eksik

ABD Başkanlık Seçimlerinin Türk-Amerikan İlişkilerine Muhtemel Etkileri 30 Ekim 2008

ABD Başkanlık Seçimleri Ekim 2008

Obama’nın Biden’ı Tercihinin Bir Tahlili 26 Ağustos 2008

Amerikan Sağı Üzerine Notlar Ağustos 2008

Gürcistan Krizi, ABD ve Türkiye 11 Ağustos 2008

Obama'nın Dış Gezisi 29 Temmuz 2008

Başkan Bush’un Avrupa Gezisi ve Transatlantik İlişkileri 18 Haziran 2008

ABD Seçimleri (ppt) - 10 Haziran 2008

"Sessiz Tsunami": Global Gıda Krizi (ppt) - 29 Nisan 2008

Amiral Fallon'un İstifası 13 Mart 2008

ABD ve PKK İlişkisi Üzerine Notlar 22 Kasım 2007

“İçeride Liberal, Dışarıda Şahin”: K. Irak’a Harekat Üzerine Notlar 25 Ekimy 2007

K.Irak'a Ekonomik Müeyyideler Üzerine Sorular 25 Ekimy 2007

Irak "Hamle"sinin Muhasebesi Eylül 2007

Türk-Amerikan İlişkileri - Yeni Dönemin Gündemi Eylül 2007

ABD, K. Irak ve Türkiye Üzerine Notlar ve Sorular Haziran 2007

ABD ve Orta Doğu: "Müflis mirasyedi" mi "stratejik deha" mı? Mayıs 2007

Recommendations for Strengthening U.S.-Turkish Relations February 26, 2007

ABD'nin Irak'taki Seçenekleri Ocak 2007

'Topal Ördek'le İki Yıl Daha: 2006 Kongre Seçimleri Aralık 2006

U.S.: Empire, Gulliver or the “First Among Unequals” (ppt) - ASAM 2023 Conference - October 2006

Türk-Amerikan İlişkilerinde “İkinci Bahar” mı, “Sonun Başlangıcı” mı? Stratejik Analiz - Haziran 2006 -

Irak’ta Direnişin ve İşgalin Gölgesinde Demokrasi Deneyi Avrasya Dosyası - İslam ve Demokrasi Özel Sayısı

Gurur ve Önyargı: ABD İran Gerginliği ve Türkiye Stratejik Analiz Nisan 2006 - (pdf)

Arzın Merkezine Seyahat: ABD Ulusal Güvenlik Konseyi - Journey to the Center of the World: U.S. National Security Council Avrasya Dosyası 2005

Dört Tarz-ı Siyaset: Türk-Amerikan İlişkileri ve Başbakan Erdoğan’ın Washington Ziyareti Temmuz 2005

11 Eylül’den Sonra Türk-Amerikan İlişkileri: Eski Dostlar mı Eskimeyen Dostlar mı? Avrasya Dosyası - 2005

“Dört Yıl Daha”: Yeni Bush Yönetimi ve Dünya Aralık 2004

2004’ten 2005’e Türk-Amerikan İlişkileri Aralık 2004

Türkiye, Iraklı Kürtler ve Statükonun Meşruiyeti Nisan 2004 - eksik

Askerî Alanda Devrim: Askerî Bir Senfoni Ocak 2004

Çirkin Amerikalı’ ile ‘Güven Bunalımı’: ‘Süleymaniye Krizi ve Türk-Amerikan İlişkileri Temmuz 2003 - ( pdf )

The Middle East: A Land of Opportunity and Peril for Turkey - May 2003

Türk-Amerikan İlişkileri Üzerine Notlar: Ataerkil Yapıdan Tüccar Mantığına mı? Mayıs 2003

Türkiye, ABD ve Irak Harekâtı: Hayır Diyebilen Türkiye? - Şubat 2003

Değişim, ‘Sense of Proportion’ ve Tarihin Yararları ile Sınırları Üzerine Nisan 2003

ABD Güvenlik Politikalarında Güç Kullanımı ve Caydırıcılık Ağustos 2002

“Yalnız Kovboy” ya da “Eşit Olmayanlar Arasında Birinci”: ABD Dış Politikasında Tektaraflılık-Çoktaraflılık Tartışmaları Mart 2002

İyi, Kötü ve Çirkin: ABD'nin Orta Doğu Politikaları Ocak 2002

Unilateralism corrupts, absolute unilateralism corrupts absolutely Turkish News, May 21, 2002

ABD ve Afganistan: Çıkış Var mı? Kasım 2001

Realism and Change

Crime and Punishment - Deterrence and its Failure in Theory and Practice 2001

“Tüketebileceğimizden Daha Fazla Değişim” ya da Eskimeyen Dünya Düzeni Ekim 2001

“ABD-AB İlişkilerinde Metal Yorgunluğu” Haziran 2001

2002-2004 yılları arasında ASAM için yazdığı kısa “Günlük Değerlendirmeler” için bkz. http://ajp1914.blogspot.com/

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 12-12-2019

Libya'da savaşa girmek ve ABD'den YPG'ye açık çek

Libya ile imzalanan deniz sınırını belirleyen bir mutabakata ilişkin medyada yer alan  yorumların abartılı olduğunu düşünenlerdenim.