İSRAİL-ABD GERİLİMİNİN ESAS NEDENİ “İRAN MESELESİ” Mİ?

Yazan  07 Mayıs 2010
İsrail’in İran’ı vurmak için Türkiye-Suriye sınırını kullanma ihtimali karşısında Ankara bunu önceden net bir dille uyararak caydırma, fiziksel olarak engelleme, bilerek göz yumma ya da hazırlıksız yakalanarak uygunsuz bir durumda kalma gibi ihtimal

Barış sürecinde olduğu gibi İran konusunda da ABD ile İsrail arasında ciddi görüş ayrılıkları yaşandığı görülüyor. İran, başka şeylerin yanında, İsrail'e karşı direnen grupların destekçisi konumu elde ederek "Arap sokağında" önemli bir destek kazanmıştır. İran'ın yükselmesinden endişelenen ve çok büyük bölümü ciddi meşruiyet problemleri olan Arap devletleri bu durumu göz ardı edemez ve artık bir şey almadan İsrail'e ödün veremezler. ABD ile İsrail'in İran'ın nükleer programı konusunda da "değişik saatleri" vardır. Bu durum istihbarat konusundaki farklılıklar kadar coğrafi konum, risk alma ve hata yapma lüksündeki farklılıklardan da kaynaklanıyor. ABD Yönetimi İran'ın nükleer programı konusunda İsrail'e oranla a) daha az tehdit algılamakta, b) tehdidin gerçekleşme ihtimalini ve zamanını daha geç görmekte ve c) buna karşı çıkmak için öngördüğü enstrümanlar farklılık göstermektedir. İsrail ABD'nin İran'ı vazgeçirmesinin mümkün olup olmadığını görmek için biraz daha fazla bekleyebilir. Ama örneğin BM'deki ambargolar geçse bile bu sefer de ABD ile İsrail arasında bunlara ne kadar şans tanımak gerektiği konusunda görüş farklılıkları oluşabilir. Netanyahu ile Obama arasında sıcaklık, güven ve şeffaflığa dayalı bir ilişkinin olmaması barış süreci kadar İran'a karşı alınacak tavır konusunda da mini ve belki de ciddi krizlere yol açabilir.

ABD'nin İran'ın nükleer programına karşı daha geçmişteki yönetime oranla daha müsamahakar olabileceğine dair bazı işaretlere rağmen Tahran'ın nükleer ihtiraslarının askeri bir çatışma ile sonuçlanmasının hala %30-40 civarında bir ihtimal olduğunu değerlendiriyoruz. Hatta bir açıdan denebilir ki, ABD'nin askeri seçeneğe karşı isteksiz olduğunu düşünmek İsrail'in tek başına ve daha erken askeri seçeneğe yönelmesini beraberinde getirebilir. İsrail'in ABD'ye, "sen vurmayacaksan bırak ben vurayım" demesinin arkasında artık bir blöfün yatmadığı günler gelebilir. İsrail ABD'nin İran'ı durdurabileceği konusunda umutlarını yitirirse kendini askeri harekatı tek başına yapmak zorunda hissedebilir. Bu durumda ABD'nin a) iznini ve b) yardımını isteyecek, c) ona makul bir süre öncesinde, ya da d) hemen önce haber verecek midir?

ABD ve İsrail dünyaya ve İran'a yukarıdaki türden işbirliklerini ve danışmalarını itiraf etmek istemeyebilirler. Bu noktada kritik soru İran'ın buna ne kadar inanacağıdır. İran kendine yapılan operasyonla ilgili olarak ABD-İsrail işbirliğinin yokluğuna inanmasa bile cepheyi genişletmemek için buna inanmış gibi davranmak zorunda kalıp ABD hedeflerine direk saldırıda bulunmaktan kaçınabilir. Ama İran bölgesel devlet dışı müttefikleri vasıtasıyla dolaylı olarak ABD hedeflerine başta Irak ve Afganistan'da olmak üzere saldırılar düzenleyebilir. İran'ın doğrudan ve açıkça ABD askeri hedeflerine kendi saldırması durumunda ise ABD'nin askeri çatışmayı tırmandırmak dışında çok fazla seçeneği kalmayabilir. Bu noktada önemli bir soru İsrail'in savaşa ABD'nin de karışmasını sağlamaya çalışıp çalışmayacağı olacaktır. İsrail Tahran'ın saldırılara ABD'nin yardım ettiğini düşünmesini sağlamaya çalışabilir. Ancak ABD'nin kendi isteği dışında yeni bir bölgesel savaşa sürüklenmesi halinde savaştan sonra İsrail ile ilişkileri şimdikinden de ciddi bir gözden geçirmeye tabi tutması gündeme gelebilir.

İran'a olası ve başarılı bir İsrail harekatının arkasından ABD hedeflerine çok büyük saldırılar olmaması halinde İsrail Washington'da ciddi sükse yapabilir. İsrail ve yandaşları Obama'nın kendisine yardım etmemesine rağmen Yahudi devletinin ABD ve bölgeyi büyük bir beladan kurtardığı yönünde söylemler geliştirebilirler. Hatta Soğuk Savaş döneminin İsrail'in Orta Doğu'da stratejik bir kart olduğu yönündeki görüşü tekrar geçerlilik kazanabilir. Ama, ya İsrail harekatı askeri olarak yeterince başarılı olamaz, beraberinde ABD hedeflerine yoğun saldırıları getirir, Müslüman ve Arap sokaklarını ABD yanlısı rejimleri tehlikeye sokacak kadar hareketlendirir, dünya petrol piyasalarında kısa süreli olmayan büyük çaplı fiyat artışlarına ve belirsizliğe neden olursa?

Zbigniew Brzezinski eğer İsrail İran'a karşı bir harekat için ABD'nin kontrol ettiği Irak hava sahasını bir oldu-bitti ile kullanma yoluna giderse ABD'nin İsrail uçaklarını gerekirse zor kullanarak engellemesi gerektiğini söyleyebilmişti. Bu noktada İsrail'in İran'ı vurmak için Türkiye-Suriye sınırını kullanma ihtimalinin de olduğunu hatırlamak ve bu konuda Türk hükümeti ve Silahlı Kuvvetlerinin gerekli zihinsel, diplomatik ve askeri hazırlığı yapıp yapmadıklarını sormak yerinde olur. Türkiye böyle bir girişimi önceden net bir dille uyararak caydırma, fiziksel olarak engelleme, bilerek göz yumma ya da hazırlıksız yakalanarak uygunsuz bir durumda kalma gibi ihtimal ve seçeneklerle karşı karşıya kalabilir.

Şanlı Bahadır Koç

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Amerika Araştırmaları Uzmanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 30-10-2020

Savaşın Mağlubu, Barışın Galibi Olmak

Libya’da ilan edilen çok taraflı ve kapsamlı ateşkes önemli. Sonunda kalıcı bir uzlaşmaya ulaşıldıysa, bu dış aktörlerin bastırması kadar, Tobruk yönetiminin daha fazla toprak kazanmak yerine ateşkesin ve nihai barışın Libya için yararlı olacağına ikna olmasının sonucu. Bu nedenle yazının başlığı be...