Terörle Mücadelede ABD Politikaları ve Sayın Genelkurmay Başkanına Bir Çağrı

Yazan  16 Mayıs 2007
Geçen yazımda Kara Kuvvetleri Komutanı’nın terörle mücadele de ki kararlılığını gündeme getirerek ABD Silahlı Kuvvetler dergisinde ki haritalar karşısında

bizimde Türk Silahlı Kuvvetler Dergisinde ABD ile ilgili aleyhte yazılar yazmamızı teklif etmiştim.
Bu günkü yazımda ABD'nin PKK politikalarını ve PKK'yı nasıl koruduğunu anlatacaktım. Ancak ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson'un terörle mücadele konusunda ki açıklamaları planladığım konunun gelecek yazıya bırakılması gereğini ortaya çıkardı.

Sayın Wilson Terörle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi ve George Marshall Vakfının ortak olarak düzenlediği konferansta diyor ki;

"Türkiye'nin Müttefiklerinin hiçbirinin PKK ile mücadele konusunda üzerine düşeni yapmadığını,

PKK'nın Kuzey Irakta ki varlığının sona erdirilmesi için Türkiye ile ortak çalıştıklarını,

Türk Güvenlik Kuvvetleri geçtiğimiz haftalarda PKK ya karşı başlattıkları savaşı desteklediklerini" açıklıyor

Sayın Wilson Türkiye'nin müttefiklerin hiçbirinin PKK konusunda üzerine düşeni yapmadığını söylüyor bu kesinlikle doğrudur. Ama burada Amerika açısından bir başka doğru daha var oda şu. Kendileri de müttefik olarak üzerlerine düşenleri yapmamanın yanında PKK terör örgütünü korumaya almış durumda.

Üzerinde önemle durulması gereken bir diğer konu ise Sayın Büyükelçinin ikinci cümlesi. Yani PKK'nın Kuzey Irakta'ki varlığının sona erdirilmesi için ortak çalıştıkları, bu en hafif tabiriyle Türk insanı ile dalga geçmek bizim hafızamızla veya zekâmızla alay etmektir. Sayın Büyükelçi artık siz şunu anlayın Türk halkının karnı sizin oyalamaya yönelik beyanlarınıza tok.

Siz AKP hükümetini stratejik müttefik sözleri ile oyalayabilirsiniz ama millet nezdinde inandırıcılığınızı kaybettiniz.

Sizin Irakta'ki PKK varlığına nasıl baktığınızı, bunu nasıl sonlandırmak istediğinizi sahibinin sesi olarak Barzani Avrupa Parlamentosunda dillendirdi. Sizin tek farkınız biraz daha politik davranmanız.Artık, AKP hükümeti bu oyalamalara inansa da millet inanmıyor ve gerekli cevabı 22 Temmuzda onlarla birlikte sizler de alacaksınız.

Milletin gündemi takip etmekten başı döndü ve bu arada unutuldu. Biz terör konusunda ve Barzani'nin konuşmaları karşısında Irak Hükümetine bir nota vermiştik. Ne olduğunu hatırlayan var mı? Hatta Sayın Gül çok ciddi tedbirler alındığını ve bunun sonuçlarını herkesin göreceğini açıklamıştı. Şimdiye kadar görünen sonuç Barzani'nin PKK sorununu Avrupa Parlamentosunda siyasi bir sorun ilan etmesidir. Sayın Gül siz de bu oyalama taktiklerinin sonuna geldiniz.

Sayın Büyükelçi üçüncü cümleniz daha da vahim eğer -orjınal metninizi görmedim- tercüme hatası yoksa Türk güvenlik güçlerinin PKK'ya karşı başlattığı savaşı desteklediğinizi söylüyorsunuz. Savaş kimlerle olur sayın büyükelçi, PKK'lıların istediği terminolojiyi kullandığınızın farkında mısınız? Kendi topraklarımızda ne yaptığımızı size mi soracağız? Sizi diplomatik nezakete uymaya çağırıyorum. Gerçi bu konudaki siciliniz pek temiz değil ama ben yine de çağrımı yapıyorum.

Şimdi konunun can alıcı noktasına geliyorum ve bu çağrımı Sayın Genelkurmay Başkanı'na yapıyorum. Eğer biz bu sorunu çözeceksek-ki Kara Kuvvetleri Komutanı Silahlı Kuvvetlerin bu konudaki kararlılığını açıkladı-Tehdit sıralamamıza uygun olarak müttefiklik sıralaması yapalım. Hem Sayın Cumhurbaşkanı hem de siz bölücülük sorununun cumhuriyet tarihinde karşılaştığımız en önemli tehditlerden biri olduğunu açıkladınız. Öyleyse bu tehdidin arkasında duran onu bize karşı koruyup kollayan yaşaması için bizim bölgeye girmemizi-daha doğrusu hükümetin siyasi karar almasını-önleyen ABD dost mu? Düşman mı? Müttefik mi? Onu belirleyelim ve kamuoyumuza da açıklayalım.

Uzun meslek hayatınızda stratejinin temel kurallarından en önemlisinin dost kim? Düşman kim? Belirlenmesi olduğunu elbette benden iyi bilirsiniz. O zaman daha önceki açıklamalarınızı göz önünde tutarak Kuzey Irak'taki oluşumla bağlantılı olarak PKK sorunun aldığı boyutu birinci öncelikli tehdit sayıyorsak, bu tehdidin arkasındaki ABD dost mu? Müttefik mi bunu belirleyerek işe başlayalım. Bu belirlenmeden ve ona uygun politikalar üretilmeden hep beraber şehitlerimizin arkasından daha çok ağıtlar yakarız. Unutmayın tarihi günler yaşıyoruz, tarihi sorumluluklar yerine getiriyorsunuz Türk Milleti sizin yanınızda. Dost kim? Müttefik kim?
Alaettin Parmaksız

1951 yılında Karaman Ermenek kazasında doğdu. İlk ve orta öğrenimi orada tamamladıktan sonra o dönemde Ermenek kazasında lise olmadığı için Liseyi EDİRNE'de okudu. 1970 ylında Kara Harp Okulu'na girerek, 1973 yılında Kara Harp Okulu'ndan, 1974 yılında Piyade Okulu'ndan mezun oldu. 1975 yılında Komando İhtisas Kursu'nu bitirdikten sonra tayin olduğu Erzurum'da 1980 yılında Kara Harp Akademisi'ni kazanarak, 1982 yılında Kara Harp Akademisi'ni bitirdi. 1992–1993 yılında NATO Savunma Koleji'ni, 1996 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisi'ni bitirdi.

Kara Harp Akademisini bitirdikten sonra1982–1984 yıllarında KIBRIS'ta, 1984–1990 yıllarında Genelkurmay Karargâhı Harekât Başkanlığı'nda görev yaptı 1990–1992 Yıllarında HAKKARİ'de Dağ ve Komando Tabur Komutanlığı, 1992–1993 Yıllarında Genelkurmay Karargâhı Anlaşmaları İzleme Şubesi'nde proje subaylığı, 1993–1995 yıllarında Güney Kore Askeri ataşeliği, 1995–1996 Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı Kurmay Başkanı ve AZERBAYCAN 887 Tugay Eğitim Komutanlığı, 1996–1997 Kara Kuvvetleri Psikolojik Harekat Şube Müdürlüğü, 1997–1999 Gökçeada 5. Komando Alay Komutanlığı görevlerinde bulundu.

1999'da Tuğgeneralliğe terfi ederek Dağ ve Komanda Tugay Komutanlığına atandı. Hakkâri'de iki yıl tugay komutanlığını müteakip, 2001 yılında Edremit'te bulunan 19. Piyade Tugay Komutanlığı'na atanarak, iki yıl bu görevi yaptı. 2003'te Tümgeneralliğe terfi eden ve Genelkurmay İstihbarat ve İstihbarata Karşı Koyma Daire Başkanlığı görevine atanan Emekli Tümgeneral Parmaksız, 2004 yılında Tümgeneral rütbesindeyken istifa ederek emekli oldu. 

4 yıl boyunca görev yaptığı Hakkari anıları ile bitirilemeyen terörün nedenleri, çözüm için uygulama modelleri ve terörle mücadelenin analizinin yapıldığı “BURASI HAKKARİ ANKARADAN GöRüNDüĞü GİBİ DEĞİL” adlı kitabı yayınlanmıştır. Parmaksız, evli ve iki erkek çocuk babasıdır.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Rubil Gökdemir   - 12-11-2019

YANAŞMA DÜZENİNİN GERÇEKLERİYLE YÜZLEŞMEK !

Gerçeklerle "YÜZLEŞEBİLSEK" ülkemizin koca bir tiyatro sahnesine dönüştürüldüğü daha iyi anlayacağız...