Almanya’nın Küskün Cumhurbaşkanı’nın İstifası ve Merkel’in Zor Günleri

Yazan  12 Haziran 2010

Yunanistan krizi, eyalet seçimleri, bütçe kesintileri ve koalisyon içindeki sorunlar derken Almanya Cumhurbaşkanı Horst Köhler'in 31 Mayıs tarihindeki beklenmedik istifası Merkel'i zor bir durumda bıraktı. Özellikle kamuoyu desteği %30'lar seviyesine indiği bir dönemde yaşanan gelişmeler bu düşüşü daha da körükleyebilecektir.

'Almanya Ticari Çıkarları İçin Savaşabilir' (Mi?)

2004 yılından itibaren cumhurbaşkanlığı görevini yürüten Horst Köhler 22 Mayıs'taki Afganistan ziyareti sırasında yaptığı açıklama ile yoğun tepkilere neden olmuştur. Köhler bir radyo yayınında 'Almanya gibi büyük ve güçlü bir dış ticaret yönelimi olan, dolayısıyla da dış ticarete bağımlı bir ülke, gerektiğinde serbest ticaret yolları, bölgesel istikrarsızlıkların önlenmesi gibi çıkarlarını korumak için askeri gücün kullanılmasının gerekli olduğunu bilmelidir' açıklaması ile eleştirilerin hedefi haline gelmiştir. Muhalefet partileri, Almanya'nın ekonomik çıkarları için değil bölgenin istikrarı için Afganistan'da asker bulunduğunu, Köhler'in savaş destekçiliği yaparak anayasayı ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir. Muhalefetin eleştirilerinin dinmemesi ve seçilmesine katkı sağlayan Merkel ve Westerwelle'den yeterli desteği görmemesi üzerine Köhler 31 Mayıs'ta 'anayasayı ihlal ettiği suçlamalarının yersizliği ve makamına gerekli saygının gösterilmediği' gerekçesiyle istifa ettiğini açıklamıştır. Bu karardan ancak iki saat kadar önce haberdar edilen Merkel tüm ikna çabalarına rağmen Köhler'i kararından vazgeçirememiştir.[i] Yasaların imzalanması ve temsil gibi sembolik görevleri de olsa cumhurbaşkanının istifası Alman siyasetini ve özellikle de kamuoyu desteği gittikçe azalan Merkel'i olumsuz etkilemiştir. Alınganlık yapmak, eleştirilere tahammülsüzlük ve görevinden kaçmakla suçlanan Köhler'in yerine şimdi hem muhalefetin hem de muhafazakârların destekleyeceği ya da en azından itiraz etmeyeceği yeni bir cumhurbaşkanı arayışı sürüyor. Bundan sonraki sürecin nasıl yönetileceği ise Merkel hükümetinin geleceğini belirleyecektir.

Köhler'in İstifasının Arka Planı ve Almanya'nın Askeri Rolü

Köhler'i istifaya götüren sürece baktığımızda şu nedenler göze çarpmaktadır:

a) Alman stratejik kültürü 2. Dünya Savaşı sonrasında Avro-Atlantik kurumlara bağlılık, NATO çerçevesinde kolektif güvenlik ve savunma, sivil güç kimliği gibi temel unsurlara dayalı olarak gelişmiştir. Almanya Soğuk Savaş sonrasında BM ve NATO şemsiyesi altında tüm kriz yönetimi, barışı koruma ve uygulama operasyonlarına katılmıştır. Bu operasyonlara demokrasi, insan hakları, istikrar, barış, terörizmle mücadele gibi ortak kavram/değerlere dayalı olarak katkı sağlamıştır. Buna rağmen operasyonlar ülke içinde her zaman ciddi bir muhalefete neden olmuştur. 'Savaş' kelimesi bir bakıma hala tabu niteliği taşımaktadır. Bu sebeple Afganistan'da ölen askerlerinin ardından Alman Savunma Bakanı Guttenberg'in 'Afganistan'da tehlikeli bir 'savaş' içinde olduklarını' belirtmesi büyük yankı uyandırmıştır. Kısacası tüm bu nedenlerden dolayı Almanya'nın askeri rolü söz konusu olduğunda aşırı bir tepki ile karşılaşılabilmektedir.

b) Afganistan savaşı halka tam olarak anlatılamamıştır. Alman askerlerinin Afganistan'da okul yapımı, su kuyularının kazılması, kadınların toplum içindeki rolünün güçlendirilmesi konuları dışında gerçek bir savaş içinde oldukları yukarıda da bahsedildiği nedenlerden dolayı izah edilememiştir. Bu süreçte Alman askerlerinin operasyonlarda hayatını kaybetmesi, bu tür askeri kayıplara alışık olmayan Alman toplumunda Afganistan ile ilgili olumsuz bir algının oluşmasına neden olmuştur.

c) Geçen yıl Ekim ayında Alman askeri birliklerin gerçekleştirdikleri bir operasyonda sivillerin de öldürülmesini görevdeki Savunma Bakanı Franz Josef Jung'un hükümetten dahi gizlemesi ve bunun sonradan ortaya çıkmasıyla istifa etmek zorunda kalması, kamuoyunda Afganistan ile ilgili şüphelerin artmasına yol açmıştır.

d) Dünyanın Çin'den sonra en büyük ihracatçı ülkesi olan Almanya AB'nin de en büyük finansör ülkesidir. Almanya'nın Avro bölgesinde yaşanan krize karşı takındığı tutum 'Almanya Avrupa'dan uzaklaşıyor', 'Almanya kendi çıkarlarını Avrupa'nın çıkarlarından fazla önemsiyor', 'Almanya'da milliyetçilik yükseliyor' benzeri yorumlara yol açmıştır. Horst Köhler'in açıklaması bu yorumları doğrular bir nitelik taşımıştır.

Horst Köhler'in gerçekleştirdiği açıklama bir yandan Afganistan ile ilgili tepkilerin yoğun olduğu diğer yandan da Almanya'nın Avro krizindeki tutumu nedeniyle 'milliyetçilikle' suçlandığı bir ortamda gerçekleşmiştir. Halbuki Köhler'in açıklamasının amacı belki de Alman toplumunu Alman askerlerinin sadece ABD ve Batı'nın çıkarları için değil Alman milli çıkarları için de bu tehlikeli savaşta yer aldığına ikna etmekti. Belki de eski IMF başkanı kimliğinin baskın çıkmasıyla Köhler savaşın ekonomik boyutuna, serbest ticaret yollarının önemine dikkat çekmeye çalışmış, fakat Almanya'nın askeri rolü ile ilgili hassasiyetin yol açacağı tepkiyi iyi hesap edememiştir. Köhler bir bakıma ağzından çıkan sözlerinin esiri olmuş ve kendi sonunu hazırlamıştır.

Yeni Cumhurbaşkanı Arayışı

30 Haziran'da cumhurbaşkanını seçmekle görevli olan Federal Seçiciler Kurulu'nda Almanya'nın 10. cumhurbaşkanı seçilecektir. 622 parlamenter ve 622 eyalet temsilcisinden oluşan Federal Seçiciler Kurulu'nda şu anda CDU-FDP koalisyonu cumhurbaşkanını seçtirmek için yeterli çoğunluğa sahip bulunmaktadır.[ii] Fakat cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi hem muhalefet-hükümet hem koalisyon ortakları CDU-FDP arasında hem de partilerin içinde görüş ayrılıklarının bulunması nedeniyle ciddi bir sorun teşkil etmektedir. Bu açıdan Merkel'in bu süreci iyi bir şekilde yönetmesi, herkesin kabul edebileceği bir adayı ortaya çıkarması önem taşımaktaydı. Fakat sürecin böyle gelişmediğini görüyoruz. Köhler'in istifasının ardından İçişleri Bakanı Wolfgang Schäuble ve Çalışma Bakanı Ursula von der Leyen'in bu koltuk için isimleri ön plana çıkmasına rağmen daha sonra koalisyon ortakları aday olarak uzun yıllardır siyaset sahnesinde olan ve Hıristiyan Demokratların önde gelen isimlerinden Aşağı Saksonya Başbakanı Christian Wulff'ta karar kılmıştır. Muhalefetteki Sosyal Demokratlar ile Yeşiller Partisi ise Almanya'da sevilen bir isim olan eski rahip Joachim Gauck'u ortak aday olarak belirlemiştir. CDU-FDP koalisyonunun yeterli çoğunluğu elde edebilecek olmasına rağmen muhalefetin güçlü bir karşıt aday ortaya çıkartması ve özellikle FDP sıralarından Gauck'un adaylığına sıcak bakan milletvekillerin bulunması cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarının belirsizliğini korumasına neden olmaktadır.[iii] Alman İstihbarat Örgütü STASİ'nin ilk arşiv sorumlusu olan Gauck güçlü hatip, demokrasi ve özgürlük savunucusu kişiliği ile Köhler'in eksik yönlerini daha iyi kapatabilecek bir aday olarak ön plana çıkmaktadır. Fakat Sol partinin de ideolojik nedenlerle Gauck'u desteklemeyecek olması ve kendi adayı Lukrezia Jochimsen ile yarışa girmesi muhalefet adayının seçilmesini zorlaştırmaktadır. Her ne kadar hükümetin adayı kamuoyu yoklamalarında popülarite olarak Gauck'un çok gerisinde olsa da bu şartlar altında Almanya'nın gelecek cumhurbaşkanının Christian Wulff olacağına kesin gözüyle bakılabilir. 2003 yılından itibaren Aşağı Saksonya Başbakanı olarak görev yapan Wulff son zamanlarda Türk asıllı Ayşegül Özkan'ı Sosyal İşlerden sorumlu bakan seçmesiyle adından bahsettirmişti. Yabancıların Alman toplumuna entegrasyonu ve ayrımcılığın önlenmesi gibi konulara öncelik vereceğini belirten Wulff kimsenin dışlanmayacağı, birlik içinde bir Almanya için çalışacağını ifade etmiştir.[iv]

Son dönemde tasarruf paketi, avro krizi ve şimdi de cumhurbaşkanı adayı gibi konularda çatırdama sesleri gelen CDU-FDP koalisyonu için Wulff'un seçilmesi önemli bir dayanıklılık testi olacaktır. Wulff'un adaylığına karşı çıkan FDP içindeki bazı milletvekillerin Federal Seçiciler Kurulu'ndaki oylarını bir pazarlık malzemesi olarak kullanması ise zaten zor bir arada tutulan koalisyona ciddi zarar verebilir.[v] Bu süreçte Merkel Avrupa içindeki krizle birlikte koalisyondaki sıkıntıların üstesinden gelerek hem zor zamanların lideri olduğunu kanıtlayabilir hem de 2013 yılındaki seçimlere daha emin adımlarla girebilir.



[i] 'Almanya Cumhurbaşkanı Köhler istifa etti', http://www.dw-world.de/dw/article/0,,5635591,00.html , 31.05.2010

[ii] 'Zusammensetzung der 14. Bundesversammlung am 30.Juni 2010'

http://www.wahlrecht.de/lexikon/bundesversammlung.html

[iii] 'Lob für Gauck auch aus der FDP', Frankfurter Allgemeine Zeitung, 04.06.2010 http://www.faz.net/s/Rub9F8AFB0E023642BAAB29EA1AEF2A9296/Doc~E1ECB9B2EA1DC4B1199ED4DDF70DF73DB~ATpl~Ecommon~Scontent.html

[iv] 'Wulff will buntere Republik', http://www.tagesschau.de/inland/wulff160.html

[v] Charles Hawley, 'Has Muddling Merkel Lost Her Touch?, Spiegel, 10.06.2010, http://www.spiegel.de/international/germany/0,1518,699970,00.html

Aynur LAHİ

Adı  Soyadı: Aynur LAHİ 

Doğum Yeri:  Kosova 

Eğitim Durumu
İlk -Orta Öğretim: Almanya
Lise: Kosova

Üniversite: Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü, aynı zamanda İktisat Bölümünde de çift anadal yapmıştır

Yüksek Lisans: 2008 yılından bu yana Ankara Üniversitesi – AB ve Uluslararası Ekonomik İlişkiler Anabilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. 

Uzmanlık Alanı: AB Balkanlar Politikası, Türkiye-AB İlişkileri

Bildiği Diller:

Almanca

İngilizce

Arnavutca

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR