Rasmussen istediğini aldı!

Yazan  06 Nisan 2009
Rasmussen, Türkiye’ye değil bütün İslam Dünyasına karşı meydan okumuştu. İslam’ın yüce peygamberine hakaret eden karikatürlerin yayınlatmış hem de savunmuştu.

Zamanında Müslümanların büyük tepkisini çekmiş ve o dönmede meydana gelen kitle gösterilerinden ölenler olmuştu. Danimarka Başbakanı ülkesinden Türkiye'ye yönelik olarak terörist taktikler vermek amacıyla yayın yapan ve ayrılıkçılığı örgütleyen Roj Tv'yi de "özgürlükler" bağlamında savunmuştu. Bu yüzden de Başbakan Erdoğan Danimarka'da Rasmussen ile birlikte yapacağı basın toplantısını iptal edip Türkiye'ye dönmüştü. Nato, AB ve ABD başka kimse kalmamış gibi bu adamın Genel Sekreterliğini adeta Türkiye'ye dayatmıştır. ABD'nin yeni başkanı Obama'nın, İslam Dünyasına sıcak mesaj vermek için fırsat aradığı bir dönemde Rasmussen'in NATO Genel Sekreterliğini savunması ilginçtir. Rasmussen "Haçlı Seferi" nden bahseden eski ABD başkanı Bush'un ruh ikizidir. Obama'nın Rasmussen'e verdiği destek en azından Obama'nın bu konuda Bush'tan çok da farklı davranmayacağını göstermektedir.

Türkiye neden karşı çıkmıştı!

Türkiye, haklı olarak 'Karikatür krizi ve terörist yayın organı olan Roj Tv'ye izin vermesi' nedeniyle Rasmussen'in NATO genel sekreterliğine karşı çıktı. Başbakan "Barış sürecine katkısı olmayanlar, bundan sonra nasıl olacak? Olumsuz bakıyorum" demişti. Daha sonra Cumhurbaşkanı Gül, Brüksel'de "Biz herhangi bir adaya karşı değiliz... Sayın Rasmussen'e karşı Türkiye'nin tavrı yok" diye açıklama yapmıştı. Başbakan ile arasında Rasmussen konusunda çatlak olduğunu söyleyenlere karşı da Cumhurbaşkanı Gül, "Türkiye'nin görüşü tektir. Bizim için her şeyden önce Nato'nun güçlü olması gelir, isim meselesi değil. NATO için 3 aday daha var" dedi. Rasmussen'in NATO Genel Sekreteri olması için Obama, Berlusconi ve Oli Rehn'in canla başla mücadele vermesi bu makam için başka aday düşünmediklerini ortaya koymuştur. Türkiye aldığı bazı sözler karşılığında "veto" kartını kullanmamış Rasmussen, Türkiye'nin onayıyla NATO Genel Sekreteri olmuştur.

Oli Rehn Türkiye'yi tehdit etmiştir!

Bu arada Oli Rehn, Türkiye'nin AB ile olan ilişkilerinin ne denli hastalıklı olduğunu kanıtlayan bir açıklama yapmıştır. Oli Rehn "Türkiye'in, Rasmussen'in Genel Sekreterliğine karşı çıkmasının Türkiye-AB ilişkilerini etkileyeceğini" söylemiştir. Hatta Cumhurbaşkanı Gül'e Avrupalı müttefikler, "AB içinde biz bu kararı aldık" diye haber göndermişlerdir. Bunun üzerin Cumhurbaşkanı Gül, "Burası AB değil, NATO. Kararı burada, birlikte alırız" yanıtını verdi.

Sonuçta Türkiye, ABD başkanı Obama'nın, Türkiye'nin isteklerinin ve beklentilerinin karşılanması konusunda "garantör" olduğunu söyleyip, kefalet vermesi üzerine Rasmussen'in NATO Genel Sekreteri olmasına yeşil ışık yaktı.

Türkiye, İstanbul'daki toplantı sırasında Rasmussen'in İslam dünyasından özür dilemesi, Roj Tv'nin yayınını durdurması ve Türkiye'nin NATO komuta kademesinde üst düzey yönetimlerde temsil edilmesi karşılığında Rasmussen'e onay verdiği anlaşılmaktadır.

Başbakan Erdoğan ne demişti: "Barış sürecine katkısı olmayanlar, bundan sonra nasıl olacak?" Evet, bu sefer biz Başbakana soralım: Rasmussen aynı Rasmussen olduğunu göre bu sefer onun barış sürecine katkısı nasıl olacak? Türkiye somut olarak onay verdi. Rasmussen Genel Sekreter oldu. Türkiye buna karşı ne aldı? Söz aldı söz! Bir kez daha Türkiye, somut taviz verdi, soyut bir söz aldı. Rasmussen bu sözü tutarsa tutar. Tutmazsa sözün "garantör" ü Obama! Yunanistan'ın NATO'ya dönüşü sırasında da benzer bir biçimden yine ABD'den söz alınmıştı. Umulur ki, bu söz o söze benzemez!

Özcan Yeniçeri

1954 yılında Gümüşhane'nin Şiran ilçesinde doğdu. İlk ve orta tahsilini Gümüşhane'de, yüksek tahsilini Ankara'da tamamladı. 1987 yılında Uludağ üniversitesi Sosyal Bilimler Ensti-tüsü'nde Yüksek Lisansını tamamladı. 1991 yılında ise Erciyes üni-versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Yönetim Organizasyon dalında “örgütlerde çatışma ve Yabancılaşmanın önlenmesinde Yönetime Katılmanın Rolü” adlı tezinin kabul edilmesiyle de doktor unvanını aldı.

1998 yılında doçent, 2004 yılında da profesör oldu.

Prof.Dr. özcan Yeniçeri, Niğde üniversitesi'nde çeşitli aralıklarla Kamu Yönetimi Bölüm Başkanlığı, Meslek Yüksek Okulu Mü-dürlüğü, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü yaptı.

1999 yılında Kazakistan'daki Ahmet Yesevi üniversitesi'nde görev aldı. Bu üniversitede “Uluslararası İlişkiler Bölümü”nü kurdu ve bir yıl süreyle de başkanlığını yaptı. 2004 yılında AYSAM (Ahmet Yesevi Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanlığına getirildi. İki yıl bu görevi yapmış olup halen Niğde üniversitesi'ndeki görevine de-vam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri'nin yazdığı eserlerden bazıları şunlardır: Yeniden Türkleşmek, örgütsel Değişmenin Yönetimi, Küre-selleşme Karşısında Milliyetçilik ve Kimlik, Küresel Kıskaç ve Türkçülük, Bilgi Yönetim Stratejileri ve Girişimcilik, Dokunanlar, İtirazlar, Bugünden Yarına Türk Dünyasına Stratejik Bakış, Yönetimde Yeni Yaklaşımlar. ölüler Nefes Almaz (Roman), örgütlerde çatışma ve Yabancılaşma Yönetimi

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 2003 yılı “Prof. Dr. Osman Turan Kültür Araştırmaları” ödülünü almıştır.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, Ortadoğu, Ayyıldız, Millet, Hergün ve Siyaset Ekseni gazetelerinde çeşitli aralıklarla köşe yazarlığı yapmıştır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri ile Milliyetçi Hareket Partisi Ankara milletvekili olmuştur. Ankara Milletvekili Yeniçeri aynı zamanda TBMM Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesidir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Mehmet Zeki Bodur   - 14-11-2019

GÖÇ TANIMLARININ KULLANILMASINA YÖNELİK KAVRAMSAL ÇERÇEVE ÜZERİNE DEĞERLENDİRME

Göç ve göçmen konusu üzerinde halen, uluslararası ve ulusal anlamda sözleşmelerde yapılan tanımlar dışında, herkesin üzerinde mutabık kaldığı bir kavramsal tanım bulunmamakta birlikte, bu durumun temel sebebinin, hem göçmenlerin hem de mültecilerin aynı güzergâhları kullanarak göç hareketlerini sürd...