Bağımlı Bağımsızlıktan Tam Bağımsızlığa Kosova

Yazan  22 Şubat 2012

Kosova Parlamentosu, 17 Şubat 2008'de mesai saatinin bitişine dakikalar kala bağımsızlık deklarasyonunu yayınladı; bugüne dek de 85 ülke tarafından tanındı. 25 Şubat 2008'de Cumhuriyet Strateji'de yayınlanan makalemdeki öngörüm şöyleydi: "Kosova'nın yarınına ilişkin muhtemel sıkıntıları formüle etmek gerekirse: Priştina'nın bağımsızlık ilanını Washington'un tanıma kararı izler; Mitroviça Priştina'ya aldırmaz, Belgrad'ın bir eli Kosova'da kalır; Brüksel kınar, Moskova müdahil olur; NATO barışı korur ve BM böler. Hikayenin sonunda ise Kosova'nın hala bağımsız olamadığı görülür. Ya da Sırbistan'dan bağımsız; Batı'ya bağımlı. Değişen sadece Balkan haritasıdır."[1]Bugün yani bağımsızlığının 4. yılında, istikrarsızlığı kolayca çevresine yayabilecek konumundan dolayı "Balkanların Kalbi"nde yer aldığı söylenen Kosova'nın içinde bulunduğu durum aynen böyledir.

Sırbistan-Kosova arasındaki "Kosova'nın Statüsü" konulu müzakereler bağımsızlık ilanıyla sona erdi. Ancak şimdi "bağımsız" Kosova, Sırbistan'la bir anlamda "Kosova'nın Kuzeyi'nin Statüsü"nü görüşmek üzere masada. Zvecan, Zubin Potok, Leposaviç, Ştrptse ve bölünmüş Mitroviça kentinin kuzey kesiminde çoğunluğu oluşturan Kosovalı Sırplar,[2] karar almada ve uygulamada Sırbistan'a bağlı kalmakla Sırbistan'ın Kosova üzerindeki söz hakkını canlı tutuyorlar. Kosova, 2008 öncesindeki gibi yine bugün de her gün sıcak çatışma ihtimaline uyanıyor. Artık Kosova, kendi devlet gücüyle kendi sınırlarını kontrol etme istekliliği ve bu girişimlerin Kosovalı Sırpların kurduğu barikatlarla engellenmesi ile gündeme geliyor.

Yaşananların görünmeyen kısmında Sırpların Sırbistan'dan gördüğü –silahlı güç dahil-destek ve AB üyeliği rotasındaki Sırbistan'ın yükünü/çelişkisini hafifleten "büyük ağabey Rusya"nın yardımları da bulunuyor. AB adına yargı ve polis kurumlarını "yapılandıran" EULEX; BM adına ülkeyi yöneten UNMIK; NATO adına Kosova'nın sınırlarını koruyan KFOR'un dolaylı katkılarını da unutmamak gerekiyor. Bugün Kosova'nın bölünmesi söz konusu değilse de yarın karşılaşılacak manzara: Kosova'nın kuzeyindeki Sırp bölgelerin statüsünün Dayton-vari bir anlaşma ile belirlenmesidir. Bunun anlamı, ülke yönetimini vetolarla imkansızlaştıracak güçlendirilmiş otonomidir. Dayton Anlaşması (1995) nasıl ki Bosnalı Sırp entiteye şimdi ayrı bir devlet hazırlığına başlama gücünü –tanıdığı veto hakkı ile- vermiş ve Bosna-Hersek'i içinden onlarca daha sınır geçen üç bölgeli konfederasyon haline getirmişse Kosova da aynı yolda yürü-tül-mektedir.

Kosova: Bağımsız ama Bağımlı

Kosova'nın statüsünü tartışılır, bağımsızlığını sorgulanır kılan sadece Kosova'yı tanımayan Kosovalı Sırplar değil. Yüzde 90'ı Arnavutlardan oluşan Kosova'yı "Çok etnili demokratik ülke" olarak niteleyen Kosova Anayasası'nı da bir tarafa şimdilik bırakabiliriz. Ama "diğer etnik gruplar" ifadesinin uygulamada Sırpları kolladığını, üçüncü büyük azınlık grup olan Türkler başta olmak üzere diğer grupları büyük ölçüde yok saydığını da not düşmek gerekir. Kosova, Batı'nın kendi doğusunda gördüğü tüm topraklarda oluşturmaya çalıştığı çok kültürlü / çok dinli / çok uluslu / çok etnikli ve mutlaka "demokratik" yeni devletçikler modelinin bir örneğidir. Buradaki "çok", "karışık" terimini karşılar ve "demokrasi" de ne kadar "çok" çeşit varsa hepsini yönetimde "neredeyse eşit oranda" söz sahibi kılarak devleti yönetilemez kılmak ve Batı'nın denetimini zorunlu hale getirmek durumunu karşılar.

Ne var ki, Kosova daha başından "uluslararası gözetim altında" olacak bir bağımsızlığı kabul etmiştir. Sırbistan'ın "görülmedik denli genişlikte özerklik" teklifini kabul etmeyen Kosova'nın Batı'dan gelen "görülmemiş denli dar bir egemenlik" teklifini kabul etmesi, kuşkusuz önceliğini Sırbistan'dan kurtulmaya vermiş olmasıyla ilgili. Nitekim ya hala bağımsızlık mücadelesini sürdüreceklerdi ya da "yok"tan "az"a geçişi kabul edeceklerdi. Sonuçta Ahtisaari Planı'nın bir adım ötesi; ancak bağımsızlıktan on adım gerisi oldu. Bağımsız bir devlet olarak kendisine bir bayrak ve milli marş seçme hakkı vardı ancak bunu "çok etnikli" yapısına uygun biçimde yani milli sembollere yer vermeksizin gerçekleştirebilecekti. Milli sembollerin bulunmayacağı milli bir bayrak, ülke sembolü ve marş. Her türlü kanun ve yönetmeliğin Batı'nın önerdiği Anayasa'ya uygunluğunu yine Batı denetliyor. Kosova Anayasası uluslararası sivil temsilciler danışmanlığında hazırlandı; seçim sonuçları uluslararası yetkililer tarafından onaylanarak geçerlilik kazanıyor; NATO gücünü biraz daraltarak Kosova'daki varlığını sürdürüyor; AB güvenlik güçlerine yargı misyonu da ekleyerek 1800 kişilik kadrosuyla Kosova'da görev yapıyor; BM Kosova'yı zaten istese de terk edemiyor; AB ve BM tarafından atanan temsilci de uyuşmazlıklarda son sözü söylemek üzere Priştina'da bulunuyor. Kosova zaten 1999 NATO bombardımanından Şubat 2008'e dek Sırbistan yönetiminde değildi; Kosova'nın egemenlik hakları, uluslararası örgütlerce kullanılıyordu. Bağımsızlık ilanından sonra da Kosova'nın seçilmiş yetkililerince uluslararası örgütler nezaretinde kullanılıyor.

(Makalenin tamamı için bkz: Gözde Kılıç Yaşın, Bağımlı Bağımsızlıktan Tam Bağımsızlığa Kosova: Lëvizja VETËVENDOSJE!, 2023 Dergisi, Ocak 2012, Y.11, S. 129, ss 64-76)



[1] Gözde Kılıç Yaşın, "Kosova 'Sırbistan'dan Kurtuldu", Cumhuriyet Strateji, S. 191, 25 Şubat 2008

[2] OSCE'nin verilerine göre bölünmüş Mitroviça kentinin kuzeyinde 17 bin, hemen yakınlarındaki Leposavic, Zubin Potok ve Zvecan adlı üç yerleşim biriminde de 36 bin Sırp yaşıyor.

Gözde Kılıç Yaşın

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Balkanlar ve Kıbrıs Araştırmaları Merkezi Başkanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Ümit Özdağ   - 21-11-2019

Süleyman Soylu’ya Sorular

Türk milletinin Anadolu’daki milli kimlik, kültür ve egemenliğine yönelik en büyük dördüncü tehdit, modern bir kavimler göçü şeklinde 2011-2019 arasında ülkemize gelen kayıtlı-kayıtsız 5.3 milyon Suriyeli sığınmacıdan kaynaklanmaktadır.