İstanbul Rumları

Son günlerde gazetelerde İstanbul’dan 1960’lı yıllarda ayrılarak Yunanistan başta olmak üzere dünyanın değişik yerlerine yayılan Rumların İstanbul özlemi ile ilgili yazılar yayınlanmaya başladı.

Bu haberler bana Atina'da yaşadığım bir hadiseyi hatırlattı. Uluslar arası bir toplantı için bir Türk heyeti olarak Atina'da bulunuyorduk. Toplantıya Yunan tarafından katılanlardan birisi de kendisini Atina'da Üniversitede doktora yapan bir öğrenci olarak takdim eden bir eski İstanbul Rum'u idi.

Öğle arasında başkanlığını yaptığım kurumun kütüphanesine Yunan siyaseti ve dış politikası ile ilgili kitaplar almak için yardımını rica ettim. Beni toplantıların devam ettiği otele çok uzak olmayan bir büyük kitapçıya götürdü. Kitapçıdan onun da yardımı ile bazı Yunanca kitaplar aldım. Dışarı çıkınca bana caddeni karşısındaki müze ile ilgili bilgi vermeye başladı. Biz konuşurken bizi seyreden yaşlı bir adam gelerek temiz bir Türkçe ile"Türk müsünüz?" diye sordu.

Ben Türküm cevabını verince kendisini İstanbullu olarak tanıttı. Cebinden çıkardığı cüzdanın içinde Atatürk resmi ve Türk bayrağı vardı. Türkiye'den ve İstanbul'dan 1960'ların başında ayrılmış olmayı hala hazmedemediğini ifade etti. Yunanlılardan da hiç haz etmediğini, onlarında kendilerini çok sevmediklerini söyledi. İstanbul'da lokumculuk yaptığını anlattı. Yanımdaki mihmandarım anlatılanlardan hiç hoşlanmadı ve "toplantıya geç kalıyoruz" diyerek ayaküstü yapılan bu üç dakikalık sohbeti kesti. Bu yaşlı Rum'un bireysel trajedisi beni hüzünlendirdi.

Ancak son dönemde başlayan İstanbul Rumları'nın İstanbul nostaljisi yani özlemlerini masum bir insani hareket olarak görmek mümkün değil. Türkiye'nin sözde AB üyeliği baskısı altında taviz üstüne taviz verdiği bir dönemde sanki "biz ne koparabiliriz" şeklinde bir yaklaşımı temsil ediyorlar. İstanbul'da gerçekleşen İstanbullu Rumlar toplantısı geçmişi anmaktan çok bir gelecek stratejisi belirlemeye yönelik bir toplantı.

Toplantının adı da bu konuda ipucu veriyor. Hilton Otelinde "Zoğrafyan Lisesini Bitirenler Derneği" tarafından düzenlenen toplantının adı "İstanbul'da Buluşma:Dün ve Yarın". Nedense bu sivil toplum toplantısına Yunanistan Dış İşleri Bakanlığı müsteşarı Teodoros Kassimis katılıyor ve tahrik edici açıklamalarda bulunuyor. Müsteşar şöyle diyor: "Patrikhane Türkiye için bir fırsattır, büyük bir nimettir. Onun aydınlığı herkesi aydınlatır. Türkiye'nin Patrikhane'den de Rumlardan da korkmaması gerekir. Patrikhane tüm dünyaya yayacağı ışığı İstanbul'dan gönderecektir."

İnsani duygularımızın sömürülerek milli menfaatlerimizin ihlal edilmesine izin vermemeliyiz.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Yağız Aksakaloğlu - Mete Han Kutlusan   - 25-08-2019

EBU GUREYB HAPİSHANESİ VE FETÖ İŞKENCE DAVASI

Ebu Gureyb Hapishanesinde Amerikalı askerlerin Iraklı mahkûmlara uyguladıkları işkenceler, ABD destekli FETÖ’nün askeri okullarda kendilerinden olmayan öğrencilere uyguladıkları işkencelerle örtüşüyor. Her ne kadar Ebu Gureyb Hapishanesi’nde görülen öldürme ve cinsel saldırı gibi işkenceler askeri o...