Papandreu’nun Erzurum Ziyareti

Yazan  20 Ocak 2011
Yunanistan Başbakanı Papandreu ülkesindeki muhalefet partileri tarafından eleştiri bombardımanına tutuldu.

Papandreu'nun Erzurum Ziyareti

Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nca tertiplenen ve yurtdışında görevli tüm Büyükelçiler ile Dışişleri Bakanlığı üst yönetimini biraraya getiren III. Büyükelçiler Konferansı, "Vizyoner Diplomasi: Türkiye'nin Perspektifinden Küresel ve Bölgesel Düzen" başlığıyla 3-9 Ocak 2011 tarihlerinde sırasıyla Ankara ve Erzurum'da gerçekleştirildi. Türk Dışişleri, birçok ülke tarafından uzun yıllardır uygulanmakta olan bu formattaki toplantıların ilkini 2008 yılı Temmuz ayında, ikincisini ise 2010 yılı Ocak ayında düzenledi. Amaç, küresel planda süreklilik arzeden değişimler ve ortaya çıkan yeni güç dengeleri ile çekim merkezleri karşısında Türkiye'nin gerek kendi bölgesinde, gerek daha geniş çapta meydana gelen gelişmeleri yönlendirebilecek etkili politikaların oluşturulması yolunda görüş alışverişi sağlamak ve uygulama metotlarını tespit etmektir. Üçüncüsünün düzenlenmesiyle kurumsallaşma yolunda mesafe kaydettiğini söyleyebileceğimiz Konferansın içeriği de gelişme ve zenginleşme eğilimi taşıyor. Örneğin, ilk kez geçtiğimiz yılın başında yapılan ikinci Konferansın kapanış ve değerlendirme bölümü Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun isteği üzerine Mardin'de gerçekleştirildi. Bu yönde alınan kararı, Dışişleri Bakanlığı'nın son dönemde üzerinde giderek daha fazla durduğu "kamu diplomasisi" çalışmalarının bir parçası olarak da değerlendirmek gerekiyor. Yine ikinci Konferans kapsamında dönemin KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve dönemin Brezilya Dışişleri Bakanı Celso Amorim Ankara'ya gelerek Büyükelçilere hitap ettiler. Gerek kamu diplomasisi, gerek üst düzey yabancı devlet adamlarının Konferansa katılmaları geleneği bu sene de devam ettirildi. Bu çerçevede, bir bölümü Erzurum'da gerçekleştirilen Konferansa Yunanistan Başbakanı Giorgo Papandreou ve Afganistan Dışişleri Bakanı Zalmay Resul katıldılar.

Konferansın Erzurum'daki bölümüne katılmak ve 25. Dünya Üniversiteler Kış Oyunlarına ev sahipliği yapacak tesislerin açılışını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la birlikte yapmak amacıyla 6-7 Ocak 2011 tarihlerinde kendi Dışişleri Bakanı Dimitris Droutsas'ın refakatinde Türkiye'de bulunan Yunanistan Başbakanı Papandreou gerek ziyaret öncesinde, gerek sonrasında ülkesindeki muhalefet partileri tarafından eleştiri bombardımanına tutuldu.

İlk olarak 7 Ocak günü Başbakan Erdoğan'la birlikte Erzurum Cemal Gürsel Stadyumundaki açılış törenine katılan Papandreou'nun, konuşmasında özetle, gerek iki ülke hükümetlerinin, gerek Türk ve Yunan halklarının barış ve dostluk yönünde çaba harcadıklarını belirterek, işbirliğinin altını çizen birleştirici mesajlar verdiğini görüyoruz. Bununla birlikte, Papandreou, açılış töreninden sonra Başbakan Erdoğan'ın Büyükelçiler Konferansı vesilesiyle verdiği yemekte Türk Büyükelçilere hitaben yaptığı konuşmada, iki ülke ilişkilerinin güven üzerine oturtulması gerektiğini, ancak güvenin zor oluştuğunu, 8 Türk savaş uçağının 5 Ocak günü Ege'deki Eşek (Agathonissi) Adası üzerinde uçarak Yunan egemenliğini ihlal ettiklerini ifade ederek, "Bu hareketler Ege'deki statüyü değiştirmeyecek. Bu olaylar Türkiye'nin niyetleri konusunda soru işaretleri doğuruyor. Bunlar Türkiye için rutin bir hal almış olabilir, ancak, bunların Yunanistan için de rutin olduğunu düşünmeyin. Benzer her girişim Yunanistan'da farklı algılanıyor. Türkiye gerçekten barış istiyorsa, bu ihlallere bir son vermeli ve ilişkilerimiz belli uluslararası kurallara dayandırılmalı. Tehditlerle bir yere varmak mümkün değildir. Türkiye ile Yunanistan arasında 1970'li yıllarda ortaya çıkan Ege'deki kıta sahanlığı sorunu bir an önce çözümlenmeli. Her iki tarafın da kabul edebileceği bir çözüm bulunamazsa, mesele Uluslararası Adalet Divanına taşınmalı" demiştir. Türkiye'nin AB yönelimini desteklediğini söyleyen Papandreou, ayrıca, "Kıbrıs sorunu çözülemezse Türkiye'nin AB üyelik süreci durma tehlikesiyle karşı karşıya gelebilir. Kıbrıs'ta mesele dini değildir ve bu sorun Türkiye'nin Kıbrıs'taki 'işgali' devam ettiği sürece çözümlenemeyecektir" şeklinde konuşmuştur. "Ekümenik Patrikhane" ve azınlıklar konularına da değinen Papandreou, Türkiye'nin bu konularda önemli adımlar attığını bilmekle birlikte, "Ekümenik Patrikhane"nin ve azınlıkların AB üyeliği çerçevesinde Türkiye'nin en büyük yardımcıları olabileceğini dile getirmiştir[1].

Papandreou Erzurum'da, Türkiye'de de tepki yaratan bu açıklamaları yaparken, ülkesindeki muhalefet partileri Yunanistan Başbakanını Türkiye ile "gizli diplomasi" yürütmekle suçladılar. Ana muhalefet partisi YDP'nin (Yeni Demokrasi) Genel Başkan Yardımcısı Dimitris Avramopoulos, Papandreou'nun Erzurum ziyaretine ilişkin olarak, "Başbakan, hiçbir diplomatik ön hazırlık yapmadan ve belirli bir gündemi olmaksızın bu görüşmeye sürüklenmiştir" açıklamasını yaptı.

Demokratik İşbirliği (DS) Partisi Başkanı Dora Bakoyanni de, Papandreou'nun gizli diplomasi yürüttüğünü ve bu hareketlerin Türk-Yunan dostluğunu baltaladığını ifade etti. Öte yandan, Bakoyanni, Papandreou'nun Erzurum'da yapmış olduğu konuşmasını olumlu karşıladığını, ancak, tek hatasının önceden muhalefet partilerine bilgi vermemek olduğunu belirtti.

Yunanistan Komünist Partisi (KKE) Genel Sekreteri Aleka Papariga ise, Papandreou hükümetinin dış politika konusunda ülkenin egemenlik haklarını geri plana ittiğini ileri sürerek, Türkiye ile Yunanistan'ın Ege konusunda "gizlice" anlaşmaya vardığını iddia etti. Papariga, ayrıca, Ege'deki gelişmeler konusunda Başbakandan açıklama yapmasını istedi.

Sol İttifak Partisinden (Sinaspismos-SYN) ise, Başbakanın bu geziyi yapmamış olmasının çok daha iyi olacağı açıklaması geldi.

Aşırı sağ eğilimiyle tanınan Halkın Ortodoks Hareketi (LAOS) Partisi ise, Papandreou'nun ziyareti öncesi yayınladığı yazılı açıklamada, Erzurum'a giden Papandreou'nun amele taburlarında hayatlarını kaybeden "Pontus ve Küçük Asya Helenleri" anısına Aşkale'yi ziyaret etmesi gerektiğini belirtti. Partinin lideri Karatzaferis ayrıca, "Yunan dış politikasının akıl almaz" olduğunu ifade etti.

Muhalefetten bu şekilde tepkiler gelirken, Hükümet Sözcüsü Giorgos Petalotis, "gizli diplomasi" iddialarını reddederek, ülkesinin Türkiye ile net ilişkiler arzu ettiğini ifade etti ve "Herhangi bir 'gizli diplomasi' yürütmemiz sözkonusu değildir. Ülke içinde dile getirdiklerimizi Türkiye içinde ve de böylesine bir dinleyici kitlesinin önünde söyleme cesaretine sahip olduğumuzu ispatladık" açıklamasını yaptı.

Yunan basını ise, Türkiye ziyaretini izleyen günlerde, en çok iki ülke Başbakanları arasında gerçekleşen 3 saatlik görüşmede neler konuşulduğu ve Papandreou'nun neden bu toplantıya çağırıldığı konuları üzerinde duruyor. Kathimerini gazetesi diplomasi muhabiri Dora Antoniou'nun "güvenilir kaynaklara dayandırdığı" haberine göre, Papandreou bu görüşmenin ardından odasına giderek, Türk Büyükelçilere yönelik olarak yapacağı konuşmayı değiştirmiş. Yine Yunan basınında yer alan haberlere göre, ziyaret öncesinde, Türk savaş uçaklarının Ege'de Yunan "hava sahası ihlali" nedeniyle kriz yaşanmış ve Papandreou son dakikada ziyaretini iptal etme noktasına gelmiş. Ancak, Türk Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun girişimleri sonucunda ziyaret gerçekleşmiş[2].

Giorgo Papandreou'nun Erzurum'da ve özellikle de Türk dış politikasının geleceğine yön vermek üzere toplanan yüksek profilli bir toplantıda yaptığı ve esasen gayet iyi bilinen Yunan tezlerinden öteye geçmeyip Türkiye Başbakanı ve Dışişleri Bakanı tarafından yanıtlanan açıklamaların, uzun süreden beri ekonomik krizle mücadele eden ve alınan sert önlemler dolayısıyla halkın tepkisini toplayan hükümetin, Yunanistan'daki bir takım çevrelerin dozajı artmakta olan tepkilerine set çekmek amacını taşıyan "iç politikaya" yönelik bir girişim olduğu ortadadır. Yunan yorumcuların görüşü, Papandreou'nun Erzurum ziyaretinin en büyük başarısının son dönemde Yunanistan'ın AB'deki ortakları yüzünden Yunan halkının yerlerde sürünen özgüvenini arttırmış olduğu yönündedir. Anket sonuçlarına göre Papandreou'nun son zamanlarda bozulmaya başlayan profilini de bu açıklamalarla düzeltmeyi başarmış olduğu söylenebilir. Ancak, Papandreou'dan aynı kararlılığı Avrupalı ortaklarının karşısında da göstermesi yönünde ciddi bir beklenti oluşmuştur. Yunanistan'da Türkiye ile daha mesafeli ilişkiler kurulması ya da Ege ve Kıbrıs gibi hassas konularda hiçbir adım atılmaması gerektiğini iddia eden çevreler her zaman var olacaktır. Ancak Yunanistan'da ağırlıklı görüşün, Türk-Yunan ilişkilerinin yakınlaşmasından yana olduğu da bir gerçektir. Bu nedenle Papandreou'nun Türkiye'yle daha yakın ilişki kurmasından ve Yunanistan'ın görüşlerini bu kadar net bir şekilde dile getirmiş olmasından memnuniyet duyulmakta.

Türk-Yunan ilişkilerine gelince; ilişkiler son dönemde tuhaf bir hal almış durumda. Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun önümüzdeki Mart ayında Atina'ya giderek, mevkidaşı Droutsas ile biraraya gelmesi öngörülmekte. Öte yandan, Başbakan Erdoğan'ın Yunanistan'a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında tesis edilen ve 14 Mayıs 2010 tarihinde ilk toplantısını yapan Türkiye-Yunanistan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyinin ikinci toplantısının ise Temmuz ayında bu kez Türkiye'de düzenlenmesi planlanmakta. Bununla birlikte, iki ülke liderleri arasında yakınlaştırılmaya çalışılan dostluğa ve sürekli tekrarlanan işbirliği ve iyi niyet açıklamalarına rağmen uzun yıllardır çözüm bekleyen sorunlara ilişkin olarak henüz somut adımlar atılabilmiş değil. Türkiye'nin bir takım tepkilere neden olsa da karalılıkla sürdürdüğü komşularıyla "sıfır sorun" politikası çerçevesinde Yunanistan'a yönelik son dönemdeki açılımları (Trabzon ve çevresinde yarattığı tepkilere rağmen Sümela Manastırında ayin düzenlenmesine izin verilmesi, Büyükada Rum Yetimhanesinin Fener Rum Patrikhanesine iade edilmesi, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, en son eski Başbakanlardan Adnan Menderes'in 1952 yılında ziyaret ettiği Patrikhaneyi ziyaret etmesi ve Patrikhanenin Sen Sinod üyelerinden birçok Metropolitin Türk vatandaşlığına alınması gibi) ve Yunanistan Başbakanı Papandreou'nun, bazı mesajlarına rağmen Büyükelçiler Konferansına katılarak ortaya koyduğu iyi niyet jesti önemli olmakla birlikte, iki ülke arasında, üst düzeyde paylaşılan ve bazen şahsi ilişkiler yoluyla sürdürülen ilişkilerde arzu edilen gerçek dostluk ve işbirliğine zemin teşkil edip edemeyeceğini söylemek için henüz erken. Ekonomik bakımından iflasın eşiğine gelen Yunanistan'la yakalanan bu ivmenin sürdürülmesine atfedilen önem kadar, Türkiye'nin ortaya koymuş olduğu açılımlara Yunanistan'ın da, uzun yıllardır artan beklentilere gerçek anlamda karşılık verecek adımları atmasının sağlanmasına da aynı derecede önem vermesi isabetli olacaktır. Bu bağlamda, Atina'nın, Kıbrıs'ta Rum tarafının artık gelenekselleşen uzlaşmaz tutumunun yumuşatılması yönünde samimi çaba sarfetmesi, Türkiye'nin Ege'deki karasuları ve hava sahası haklarına saygı göstermesi ve Batı Trakya Türk Azınlığının etnik kimlik ve dini haklarının tam anlamıyla tesis edilmesine yönelik görevini yerine getirmesinin ön planda olduğu unutulmamalıdır. Son olarak, Yunanistan Başbakanı Papandreou'nun ifadelerine atıf yapmakta yarar vardır. Evet, iki ülke ilişkilerinin güven duygusu üzerine bina edilmesi fevkalade önemlidir ve Türkiye ile Yunanistan sözkonusu olduğunda bu güven zor oluşmaktadır. Evet, tehditlerle bir yere varılması mümkün değildir, ancak, çifte standart uygulanması da kabul edilebilir bir olgu teşkil etmemektedir. Yunanistan'ın, Ankara tarafından bu doğrultuda atılan adımları iyi tahlil etmesi ve beklentilere uygun şekilde hareket etmesinin ikili ilişkilerde önümüzdeki dönem bakımından belirleyici olacağını söylebiliriz.



[1] Turkish Greek News, http://www.turkishgreeknews.org/omilia-prothypourgoy-giorgou-papandreou-se-synodo-toyrkon-presbeon-sto-erzeroym-4772.html, 8 Ocak 2011 (erişim tarihi 10 Ocak 2011)

[2] Dora Antoniu, "Farklılıklar Kalıyor", Kathimerini Gazetesi, http://news.kathimerini.gr/4dcgi/_w_articles_politics_2_09/01/2011_428125, 09.01.2011 (erişim tarihi 10.01.2011)

Yeliz Karadaş

Doğum Yeri: Ankara

 Eğitim Durumu

 İlk-Orta-Lise Eğitim: Kırklareli, Erzurum ve Ankara  

Üniversite: Ankara Üniversitesi DTCF Çağdaş Yunan Dili ve Edebiyatı Bölümü

Yüksek Lisans:  2000-2001 döneminde Yunanistan Patra Üniversitesi’nde burslu olarak tezsiz master programına katılmıştır.

Tez Konusu:   “Etnik Yapının Siyasi Hayata Etkileri”       

 Uzmanlık Alanı: Türk-Yunan İlişkileri, Karadeniz Araştırmaları

Bildiği Diller:

Yunanca 

İngilizce

Bugüne Kadar Çalıştığı Yerler:

2000-2005 yıllarında T.C. Dışişleri Bakanlığı Gümülcine Başkonsolosluğu’nda tercüman olarak görev yapmış, 2005-2008 yılları arasında İsrail’de yaşamıştır.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 17-08-2019

Rusya Güvenli Bölge Planını Destekliyor mu?

Güvenli bölge aldatmacası…