×

Uyarı

JUser: :_load: Unable to load user with ID: 116



Rusya Federasyonu Yumuşak Gücü ve Egemen Demokrasi

Yazan  18 Aralık 2007
Yrd. Doç. Dr. SAİT YILMAZ-Beykent Üniversitesi "Yeni Rusya stratejisi 1990’ların başarısızlıkları üzerine kurulmuştur. Putin, ekonomik konuları uzun vadeli ulusal stratejinin merkezine yerleştirmiştir."

II nci Dünya Savaşı ile birlikte Amerikan tipi özgürlükler, yaşam biçimi ve demokrasisi dünyanın herhangi bir yerine uygulanabilecek olgular olarak kabul edildi. Ancak Avrupa Birliği fikrinin ivme kazanması ile birlikte Amerikan modeli artık Avrupalıların siyasi kontrol peşinde olduğu yeni bölgelerde Avrupalılaştırma projeleri ile karşılaşmaya başladı. Avrupalıların bu bölgeleri bir dereceye kadar Avrupalılaştırma gayreti, Amerikalıların kendi modelleri ihraç faaliyetleri ile iç içe girmektedir.[1] Ancak Avrupalılaştırma ve Amerikalılaştırma birbirinden ayrı birer geçmişe ve yaklaşım farkına sahiptir.

Amerikalılar dünyayı siyah ve beyaz, iyi ve şeytanın merkezleri olarak ayırma, dünyayı çok basite alma alışkanlığındadır. Dünyayı daha iyi yapma sloganı ile önerdiği özgürlükler ve insan hakları kültürel ve ideolojik olarak farklı diğer halkların sosyal düzenlerine yansımamaktadır. Afganistan ve Irak'ta gerekli olan kültürel toleransı sağlamak yerine resmi demokrasi formatının peşine düştükleri için başarısız oldular. Kültürel iletişim beslenmeden ve güven telkin etmeden demokrasi projelerinin başarısız olmaya mahkum olduğu görüldü. Üstelik dünyanın seçilmiş enerji bölgelerine demokrasi anlayışını dayatırken farklı amaçlar peşinde oldukları ortaya çıktı.

Amerikan projesi hem dünyada çökmekte hem de Amerikan kimliğine zarar vermektedir.[2] Bu yüzden Amerikan projesinin geleceği giderek Batı uygarlığının en merkezi endişesi olmaktadır. Amerikalıların başarısız olduğu ülkelerden biri de Rusya Federasyonu oldu. Bugün Rusya, ABD kaynaklı demokrasi rüzgarlarına karşı kendi demokrasi konseptini geliştirmekte ve "Egemen Demokrasi" diye adlandırmaktadır. Dış kaynaklı demokrasi dayatmalarına maruz olmaya devam eden Türkiye'nin de kendi konseptini geliştirmesi yönünde Rusya'dan öğreneceği dersler bulunmaktadır.

Yeni Rus Stratejisi

SSCB'nin çöküşünden sonra Rusya, Yeltsin döneminde sarsıntılı ve çok boyutlu bir çözülme dönemi yaşadı. Nitekim pek çok Rus düşünür bugünkü sorunların temelinde Rusya dönüştürülürken Yeltsin döneminin hatalarının yattığını söylemektedir. 1991 yılında Rusya'da halkın % 60'ı ülkenin Batılı yoldan ilerlemesini istiyordu. Ancak 2000'li yıllara gelindiğinde halkın % 66'sı Batının Rusya'ya dostça davranmadığını düşünmekteydi.[3] Yeltsin döneminde yaşanan ekonomik sıkıntılar ve yolsuzluklar Rus halkında eski günlere duyulan özlem ile birlikte 2000 yılında yapılan seçimlerde Putin'in iktidara gelişinin önünü açtı.

Yeni Rusya stratejisi 1990'ların başarısızlıkları üzerine kurulmuştur. Putin, ekonomik konuları uzun vadeli ulusal stratejinin merkezine yerleştirmiştir. İçerde toparlanmayı gerçekleştiren Rusya tekrar imparatorluk geleneği arayışı içine girmiştir. Rus enerji sektörü daha çok Rusya'nın'yumuşak güç'unsurlarına dayalı bir stratejiyi savunmuştur. Putin bu arayış içinde, enerji sektörünün temsilcisi olan eski başbakan Anatoli Çubakis'in "Liberal İmparatorluk Stratejisi" adını verdiği stratejiyi kabul etmiş ve uygulamaya başlamıştır. Bu stratejinin ilk hedefi, Rusya'nın önce eski SSCB ülkelerini Rusya'ya bağlaması, ikinci aşamada bunun ötesinde bir etkinlik kazanmaktır. Liberalimparatorluk stratejisi,küreselleşmeden çok şey öğrenmiş bir stratejidir.

Rusya geçmişte olduğu gibi Batı veya Doğu arasındaki çelişkisini halihazırdaki yönetimin hevesleri ile 'bağımsız büyük güç' olma rolü ile aşmaktadır. Bu rol onun stratejik bağımlılık ve daha büyük bir politik kimliğin altında kalmadan kendi yolunda yürümesini sağlayacaktır. Rusya resmi dokümanlarına göre[4]; "Rusya iki kıtada yer alan bir dünya gücüdür; iç ve dış politikasına karar verme ve uygulama özgürlüğünü, BDT'nin en büyük ülkesi ve Avrasya devleti olma statüsü ve avantajlarını, uluslararası kuruluşlarda bağımsız konum ve hareket edebilmeyi elinde tutmalıdır. Bu nedenle salt doğu ya da Batı eğilimli dış politikayı istememektedir. Putin ve ekibi hem ülkenin bölünme tehlikesini ortadan kaldıracak, hem de oligarşik menfaat grubunu yok edecek tedbirler ile işe başladı. Batılılar bunu otoriter sisteme dönüş diye eleştirse de sivil toplum yapısı dışarıdan değil kendi köklerinden düzenlenmektedir.

Yumuşak Güç ve Rusya

Rus yumuşak gücü ülke içinde önemli silahlar edinerek oldukça gelişti. Bu silahların içinde edinilmiş medya, gençlik hareketleri, internet siteleri, uzman ağları (www.kreml.org), düzenli konferanslar ve yayın evleri bulunmaktadır. Oluşturan ağın ucundaki aynı yüzler, yorumlar ve fikirler birbiri ile ilişkilendirilmiş olarak aslında ağ olmaktan ziyade dikey bir hiyerarşiye sahip halkla ilişkiler makinesinin parçalarıdır. Rus yumuşak güç vasıtaları ne eski Sovyet propaganda sistemi ne de demokrasi ve çoğulculuğu teşvik etme amacına yöneliktir. Bu sistem mevcut Rus otoritesine ideolojik temel oluşturmak için entelektüel bir mekanizma sağlamakta, finans ve güç vasıtaları ile desteklenerek gücün yumuşak boyutuna katkı yapmaktadır. Bu mekanizma Batılı standartlarda akıllı otoritercilik diye nitelenebilecek bir yönetim stratejisi anlayışı olarak tanımlanmaktadır.

Rusya yumuşak gücünü geliştirmek için 2005 yılından itibaren Putin'in direktifi ile özellikle Rusya'nın dışarıdaki imajını düzeltmeye yönelik çalışmalara başlamıştı. Bunun ilk uygulaması ise Rusya Devlet Başkanlığı'na bağlı Yabancı Ülkeler Bölgelerarası ve Kültürel İlişkiler Dairesi Başkanlığı'na Modest Kolerov'nun getirilmesi oldu. Amerika'dan kopya edilen yumuşak güç stratejisine göre Rus dış politik çıkarları insani vasıtalarla desteklenecek ve Rusların istedikleri başkaları tarafından da istenecekti.[5] Ruslar için "jeopolitik bilgilendirme konsepti" Sovyet sonrası ortamda bilgi savaşı için daha iyi bir strateji idi ve Amerikalıların cazibe yansıtma stratejisinin yerini aldı.

Renkli devrimlerin meydan okuması karşısında Rusya, yumuşak gücünü kurumsallaştırma ihtiyacını hissetti. Daha önceleri çoğunlukla askeri ve ekonomik işbirliği cazibesine dayanmaya çalışan Rusya, alternatif etki araçlarını geliştirmeye başladı. Bunun sonucunda devlet başkanlık ofisi nezdinde BDT'de Rus etkisinin yayılmasından sorumlu olan bir birim kuruldu. Buna ek olarak Rusya, "yakın çevre"de Rus etkisinin güçlendirilmesi amacıyla sivil toplum kuruluşlarını da kullanmaya başladı. İlk defa 2006'da bu amaçla resmi olarak bütçeden para ayrıldı. Rusya, yurtdışına yönelik olan imaj çalışmalarında Batı dışındaki dünyaya özel önem vermektedir. "Medeniyetler arası diyalog" tezini geliştirmeye çalışan Rusya, Batı medeniyetine ait olan ancak Doğu'nun değerlerini de anlayan, hatta onlara sahip çıkan bir ülke imajını çizmek istemektedir.

Rusya, giderek daha fazla oranda ülke dışındaki ve özellikle eski Sovyet alanındaki imajına ve kendi 'yumuşak gücü'nün, yani ekonomik, siyasi ve kültürel cazibesinin geliştirilmesine önem vermektedir. Eski Sovyet topraklarındaki Rus yumuşak güç sermayesi bölgedeki diğer aktörler arasında Rusya'ya özel bir avantaj sağlamaktadır. Renkli devrimler Eski Sovyet ülkeleri ve Rusya arasında daha farklı ilişkilerin kurulması gerektiğini gösterdi. Özellikle Ukrayna'daki devrimden sonra Rusya, artık komşu ülkelerin her kesimiyle ilişkileri kurma ihtiyacını acil olarak hissetti. Rusya daha önce de komşu devletlerdeki yönetim dışı gruplarla görüşmeler yapsa da buradaki fark, artık ilişkileri sadece sözde 'Rusya yanlıları' ile sınırlandırmaması olmuştur. Rusya, komşu devletlerdeki her tür muhalif güçlerle ilişkiye geçmeye başladı. Bugün Rusya, Orta Asya devletlerinde mevcut olan cılız muhalefetle dahi görüşmeler sürdürmeye çalışmaktadır. Kısaca Rusya, ani iktidar değişiklikleri durumlarına karşı hazırlıklı olmayı seçmiştir.

Egemen Demokrasi

Rus anlayışına göre bugün küresel politika ve küresel ekonomi iki eğilim arasındaki mücadele ile şekillenmektedir; ulusal egemenliğin aşınması ve gerçek egemenliğin kuvvetlendirilmesi. Gerçek egemenlik, küresel ekonomi koşulları içinde ulusal rekabeti sağlamak için ön şart olarak kabul edilmektedir. 2005 yılında Putin, Rusya Federasyonu Federal Asamblesi'nde yaptığı konuşmada şöyle demişti; "Biz demokratik, özgür ve adil bir toplum ve devlet inşa etmek için kendi yolumuzu bulmak zorundayız." Rusya gerçek egemenliği sağlamak için önemli adımlar atmakta; iç güvenliğini sağlamakta, dış borcunu ödemekte, Çin ve Hindistan gibi önde gelen ülkelerle karşılıklı çıkarlara dayalı ilişkiler kurmakta, ülkenin savunma kabiliyetini geliştirmektedir. Ruslara göre gerçek egemenlik ve egemen demokrasinin iki temeli bulunmaktadır; ülkenin uluslararası toplum içindeki yerini sağlamlaştıracak şekilde siyasi ve ekonomik kalkınma.[6]

Rusya, Ukrayna'daki Turuncu devrim ile birlikte önce kendi evini düzenlemeye karar verdi. Batının demokrasi oyununa karşı Putin, yardımcısı Vladislav Surkov'u 'egemen demokrasi konsepti' üzerinde çalışmak üzere görevlendirdi. Bu konseptin iki temel özelliği dışarıdan müdahaleye açık olmaması (egemen) ve batı standartlarına göre değil Rusya'nın kendi tarihi ve özel koşullarına göre hazırlanması idi.[7] İdeoloji olarak egemen demokrasi batının anladığı biçimde olacak ama gerçek farklı olacaktı. Hukukun üstünlüğü, azınlıkların korunması, özgür basın, politik muhalefet, mülkiyet hakları gibi hususlar batılıların istediği gibi düşünülmüyordu.

Egemen demokrasinin birkaç fonksiyonu bulunmaktaydı. Her şeyden önce uygun kılıflar içinde otoriteyi koruyordu. İkinci olarak batının renkli devrim ihraçlarının mekanizmasını sağlayan NGO'ların önünü kesecek şekilde insan hakları ve demokrasi yeni kalıplara sokuldu, bu işte Rus Kilisesi de görev aldı. Batının NGO modeli yerine Rusya fikirlerin kurumsal dolaşımı için kendi alt yapı sistemini kurma yolunu seçti. Artık Rusya başka ülkelerde demokrasiye karşı geçmek için değil kendi anladığı demokrasi için mücadele edecekti.

Kısa sürede Eski Sovyet Ülkelerinde Rusya'ya dost veya Rusya destekli NGO'lar ve think-tank merkezleri mantar gibi çıkmaya başladı. Bunlar arasından Güney Kafkasya'da "Kafkasya Demokrasi Enstitüsü"; Abhazya, Güney Osetya, Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan'da şubeler açtı, açık oturumlara, kültürel faaliyetlere başladı. Güney Osetya'da Aziald-FM radyosu yayına başlarken, Abhazya'da Gudok-Abkhazia gazetesi çıkmaya başladı. Moldova'da ise Özgür Avrupa-Moldova Vakfı'nın Ruslarla ilişkisi bilinmektedir. Rusya diğer yandan BDT ülkelerinde seçimleri izlemek için AGİT yerine BDT Seçim İzleme Örgütü'nü (CIS-EMO) kurdu. ABD'nin hatalarından faydalanan Rusya, ABD politikasından memnun olmayanlara "entelektüel liderlik" yapmak niyetindedir.

KAYNAKÇA:

GUDKOV Lev:"Xenophobia: Past and Present", Russia in Global Affairs Vol.4, No.1, (January-March 2006).

INOZEMTSEV Vladislav: "Two Faces of Globalization: Europeanization vs Americanization", Russia in Global Affairs, Vol.4, No.1, (January-March 2006).

KOKOSHIN Andrei: "Real Sovereignty and Sovereign Democracy, Russia in Global Affairs", Vol.4, (October-December 2006).

MALİUKEVİCİUS Nerijus: "Russia's Information Policy in Lithuania: The Spread of Soft Power or Information Geopolitic", Baltic Security & Defence Review, Volume 9, (2007).

POPESCU Nicu: "Russia's Soft Power Ambitions", Centre European Policy Studies, CEPS Brief No.115, (October 2006).

SECRIERU Stanislav: "Russia's Quest for Strategic Identity", NATO Defence College Occasional Paper No.18, (Rome, Nov 2006).



[1] Vladislav INOZEMTSEV: "Two Faces of Globalization: Europeanization vs Americanization", Russia in Global Affairs, Vol.4, No.1, (January-March 2006), 171.

[2] Vladislav INOZEMTSEV: a.g.e., (2006), 175.

[3] Lev GUDKOV:"Xenophobia: Past and Present", Russia in Global Affairs Vol.4, No.1, (January-March 2006), 60-61.

[4] Stanislav SECRIERU: Medium-term Strategy for Development of Relations between the Russian Federation and the European Union (2000-2010): Russia's Quest for Strategic Identity, NATO Defence College Occasional Paper 18: (Rome, Nov 2006), 35.

[5] Nerijus MALİUKEVİCİUS: "Russia's Information Policy in Lithuania: The Spread of Soft Power or Information Geopolitic", Baltic Security & Defence Review, Volume 9, (2007), 151.

[6] Andrei KOKOSHIN: "Real Sovereignty and Sovereign Democracy, Russia in Global Affairs", Vol.4, October-December 2006, 108.

[7] Nicu POPESCU: "Russia's Soft Power Ambitions", Centre European Policy Studies, CEPS Brief No.115, (October 2006), 1.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 22-08-2019

Kıbrıs'ta Türk kimliğini silme operasyonu

2007 sonrasında başlayan açılım politikalarının Türkiye'yi getirdiği nokta, Ocak 2013'te başlayan sözde çözüm süreci gerçekte büyük bir yıkım süreci olan PKK terör örgütüyle müzakereler olmuştu.