Arap Dünyası’nın Domino Taşları, Hazar Kıyılarına Ulaşır mı?

Yazan  08 Aralık 2011

Tunus'tan başlayıp Yemen'e kadar uzanan ve yaklaşık 8.643.580 km2'lik[1] bir coğrafyayı etkisi altına alarak, Tunus ve Mısır'da yönetim değişikliklerine; Libya'da iç savaşa;Suriye, Bahreyn ve Yemen'de ise büyük halk ayaklanmalarına neden olan Arap Baharı'nın önümüzdeki süreçte, Azerbaycan başta olmak üzere diğer Orta Asya Türk Cumhuriyetleri'ni de etkisi altına alabileceği yorumları yapılmaktadır.

Amerika'daki The National Review'ın yazarı David Prays Jones'ın Azerbaycan gezisi sonrası kaleme aldığı "Arap baharı" kısa sürede Hazar kıyılarına ulaşacak" başlıklı makalesinde dile getirdiği görüşler, bu bağlamda ele alınabilir. Jones, Azerbaycan'ı "Sovyet Birliği kolonisi olmuş, 20 yıl önce bağımsızlığını elde eden Azerbaycan Müslüman ülkesi" olarak tanımlamakta ve Bakü yönetiminin, sert yumruklu komünistlerden, sert Müslüman liderlerin idaresine geçtiğinin altını çizmektedir. Ülke zenginliğinin Aliyev ailesi ile beş - altı bakan arasından paylaşıldığına dikkat çeken Jones, Aliyev iktidarını, Arap Baharı'nın etkisi altına giren rejimlerle mukayese etmektedir. Amerikalı yazar, her iki rejimde de iktidarın, antidemokratik yönetimlerle babadan oğla geçtiğini ifade ederek görüşlerini temellendirmektedir.[2]

Yukarıda ele alınan görüşler bağlamında, halk hareketleri ile rejimleri ve liderleri değişen Arap ülkeleri gibi, enerji kaynakları ve nakil hatlarının göbeğinde yer alan Azerbaycan'ın da bu tür rejim ve iktidar değişikliğine hedef olabileceği olasılığı tartışılmaya değer bir konudur. Nitekim ABD'nin Eski Başkanlarından Carter'in danışmanlığını yapmış olan Brzezinski, daha 1998 yılında Kafkaslar ve Orta Asya için Fransız Nouvel Observateur dergisine şöyle bir değerlendirmede bulunmuştu: ABD'nin, Orta Asya ve Kafkaslar üzerinde etkinliği yetersizdir. Hâlbuki bu bölgenin Amerika'nın jeo-stratejik politikasında öncelikli öneme sahip olması gerekmektedir. Çünkü bölgede çok önemli gaz ve petrol yatakları bulunmaktadır.[3]

Özellikle 11 Eylül terör saldırıları sonrasında yaşanan gelişmeler ve Afganistan'a yapılan askerî müdahale "uluslararası terörizmle mücadele" boyutlarını aşarak, bir uluslararası yeniden yapılanma sürecine dönüşmüştür. 11 Eylül saldırılarının yarattığı ortam yalnızca Ortadoğu'da değil Avrasya'da da bazı değişiklikleri öngörmüştür.ABD, Avrasya'da planlandığı iktidar değişikliklerini sivil devrimler yoluyla gerçekleştirme çabası göstermiştir."Sivil itaatsizlikle başlayan bu ayaklanmalar bütün teknolojik imkânlar kullanılarak ülke sathına yaygınlaştırılmakta ve sonuçta iktidarlar görevi bırakmak durumunda kalmaktadırlar. Ancak bu yöntemin uygulanması için "seçim" şartı zorunludur. Gürcistan, Ukrayna ve Kırgızistan'da yönetimler bu metotla değiştirilmişlerdir."[4] Her ne kadar Azerbaycan'da 6 Kasım 2005'de gerçekleşen seçimlerde muhalifler tarafından "Turuncu Devrim" mesajları içeren yöntemler kullanılsa da seçimleri Aliyev'in Yeni Azerbaycan Partisi kazanmış, böylece Bakü'deki "Turuncu Devrim" denemesi başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Bugün ise Turuncu Devrimlerle paralel özellikler taşıyan Arap Baharı'nın Hazar kıyılarında nasıl bir etki bırakabileceği tartışma konusu olacaktır.

 

ABD'nin Kafkasya Politikaları ve Enerji Savaşları

 

Brzezinski'nin işaret ettiği Kafkasya politikalarına paralel olarak, ABD Dışişleri Bakan Vekili ve Başkan Clinton'un kabinesinden Strobe Talbott'un John Hopkins Üniversitesi'nde yaptığı bir konuşmada "200 milyar varillik petrol rezervlerine sahip Hazar Havzası, ABD açısından hayati çıkar bölgesidir. Dünyanın 21.yüzyıldaki bu enerji deposu Rus hegemonyasına bırakılamaz. ABD olarak BTC BoruHattını destekliyoruz" [5] demesi, bu bölgedeki politikasını açıklamaktadır. Bu amaçla Bölgedeki petrol ve doğal gaz gibi enerji kaynaklarının çıkarılması ve alım/satımı için ABD'nin siyasi ve ekonomik desteği, bölgedeki devletleri teşvik ve cesaretlendirmek bakımından çok önemlidir.[6] Dünya petrol rezervlerinin %16'ya yakınına sahip olan Kafkasya, ABD, Almanya ve Rusya arasında özellikle Hazar Denizi petrollerinin dünya pazarlarına sürülmesi konusunda ciddi bir rekabet yaşanmaktadır.

 

Kafkasya Orta Asya ile birlikte Sovyetler Birliği'nin çevrelenmesi (containment) politikasında 'yumuşak karın' olarak görülmüştür. Sovyetler Birliği çöktükten sonra da ABD, fiili olarak bu çevreleme politikası sürdürülmüştür.[7] ABD, dünden bugüne "dünya demokrasisi" ne katkıda bulunmak gibi bir iddia ile Gürcistan ve Azerbaycan gibi Kafkas ülkelerine milyonlarca dolar aktarmıştır. Bu ülkelerde, ülke yönetimlerinin değiştirilmesi amacına yönelik olarak bürokrasi, diplomasi, medya ve gazetecilik alanlarının birlikteliğiyle oluşan muhalefetler yaratılmıştır.[8] Tıpkı Arap Baharı örneğinde olduğu gibi Kafkas ülkelerinde de iktidar değişimlerinin yaşanması olası bir öngörüdür.

Azerbaycan'da Muhalif Rüzgârlar

Azerbaycan'da Arap ülkelerindeki protesto eylemlerinden etkilenerek 2011'in Mart-Nisan aylarında geniş çaplı sokak gösterileri gerçekleşmiş, birçok kişi gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Azerbaycan'da gelişen muhalif hareketler Arap ülkelerindeki gibi iktidarı değiştirebilecek niteliğe sahip kitlelerce yapılmasa da Arap Baharını örnek aldığı yadsınamaz bir gerçektir. Uluslararası Af Örgütü, 16 Kasım 2011'de yayınladığı "Asla Çiçek Açamayan Bahar: Azerbaycan'da Özgürlükler Baskı Altında"[9] isimli raporda, Mart-Nisan aylarında gerçekleşen protestolarda tutuklanan ve gözaltına alınan kişilerin durumlarını kamuoyu ile paylaşmıştır. Af Örgütü, raporda Bakü yönetimini, halk protestolarını yasaklamak, bağımsız blogcuları taciz etmek, eleştirel medyayı susturmak için karalama kampanyası yürütmekle suçlamaktadır. [10] Af Örgütü'nün Azerbaycan uzmanı Natalia Nozazde, ise hükümetin sert tavrını "Yönetimin uyguladığı baskı, halk içinde muhalif görüşlerin dile getirilmesine hoşgörü gösterilmeyeceği yolunda, önceden hesaplanmış açık bir mesaj içeriyor" sözleriyle değerlendirmektedir.[11]

Arap Baharı, Azerbaycan'ı Etkiler mi?

Azerbaycan, özellikle de petrol ve doğalgaz açısından ciddi kaynak ve aynı zamanda transit bölge özelliğine sahip olması, bu özelliği nedeniyle de küresel enerji oyununda ve özellikle de Avrupa`nın enerji güvenliği açısından öneminin artması; Doğu-Batı ve Kuzey-Güney hatları üzerinde yer alması; 11 Eylül sonrasında ise küresel güvenlik bakımından direkt kendi önemi ve Orta Asya'ya geçiş noktası olması itibariyle dikkatlerin yoğunlaştığı bir coğrafya olmuştur. Bu yönüyle küresel aktörlerin güç mücadelesinin odağında bulunan Azerbaycan'ın, kendi kaderine bırakılamayacağı düşünülerek, Arap Baharı'nın Bakü'ye olası etkileri tartışılacaktır.

Bu bağlamda;

1- Arap Baharı'nın geliştiği ülkelerde iktidarı ele alan yeni rejimlerin "Batı yanlısı" olacakları düşüncesi esas alınırsa, Azerbaycan'ın son dönemde ABD, AB ve İsrail ile geliştirdiği askeri, ekonomik, politik duruş ve yakınlaşma sebebiyle Aliyev iktidarı batı müttefikidir. Dolayısıyla bu durum olası bir iktidar değişikliği düşüncesini geçersiz kılabilir.

2- İran'ın çeşitli vesilelerle Azerbaycan'da Aliyev iktidarına karşı rejim değişikliğine yönelik çabaları esas alınırsa, İran'ın hemen yanı başında gerçekleşebilecek olası bir iktidar değişikliği, Tahran tarafından "Batı karşıtı" bir karaktere doğru yönlendirilme riski taşımaktadır.

3- Eski bir Sovyet Ülkesi olan Azerbaycan'ın ithalatının yaklaşık yüzde 25'ini Rusya ile gerçekleştirdiği düşüncesi esas alınırsa, küresel/bölgesel bir aktör olan Rusya'nın "arka bahçesi" olarak değerlendirdiği Azerbaycan'da olası bir iktidar değişikliğine sessiz kalabileceği düşünülemez. Rusya, Gürcistan Savaşı ile bölgeye çok kuvvetli mesajlar vermiştir. Gürcistan Savaşı'nın en önemli mesajları şunlardır:

- Bir, bu bölgenin patronu Rusya'dır.

- İki, Amerika burada hiç kimseyi koruyamaz.

- Üç, Amerika destek vermedikçe Türkiye de burada kimseyi koruyamaz.

- Dört, dolayısıyla Rusya'nın karşısında olanların daha temkinli olması gerekir.[12]

Bu nedenle olası bir iktidar değişikliği, Rusya'nın Bakü'ye müdahale etme riskini de beraberinde taşımaktadır.

4- Azerbaycan'ın iç dinamikleri açısından değerlendirildiğinde, İlham Aliyev'in, demokratik seçimlerin yapılığı bir ortamda da iktidar olabileceği düşüncesi[13] esas alınırsa alternatif bir iktidar seçeneği bulunamayacağı, bu nedenle Azerbaycan'da demokrasi daha fazla gelişene kadar tek seçeneğin İlham Aliyev olduğu düşünülmektedir.

5- Arap Baharı'nın gerçekleştiği ülkelerdeki örgütlü muhalefetin, Müslüman Kardeşlerin birleştirici "sosyal adalet" mesajına karşılık, Azerbaycan'da Aliyev karşıtlarını birleştirecek örgütlü bir yapının ve mesajın bulunmayışı ya da muhaliflerin İçtimai Palata gibi ve her an dağılabilecek muhalif bir yapıda temsil edilmesi, olası iktidar değişikliğini imkânsız kılabilir.

6- Azerbaycan'da Arap Baharı'nın örneğinde olduğu gibi toplumsal muhalefeti örgütleyebilecek bir basın yayın kuruluşu bulunmamaktadır. Azerbaycan'daki muhalif gruplara ait etkili bir medya gücünün bulunmayışı, olası bir iktidar değişikliğini zorlaştırmaktadır.

Karşı Tezler

1- Arap Baharı'nın gerçekleştiği ülkelerdeki eski iktidar sahiplerinin bazılarının batılı yanlısı oldukları düşüncesi esas alınacak olursa, Azerbaycan'da mevcut batı yanlısı iktidarın da, gelir dağılımındaki adaletsizlik nedeniyle değişebileceği düşünülebilir.

2- Arap Baharı'nın gerçekleştiği ülkelerde mevcut iktidarların belirli ailelerde olduğu düşüncesi esas alınacak olursa, Azerbaycan'da da uzun zamandır Aliyev ailesinin yönetimdeki etkinliği olası bir iktidar değişikliği düşüncesini güçlenmektedir.

3- Artık dünyada yaşanan bazı süreçler, kendi coğrafyasını aşıp başka coğrafyaları da etkisi altına alabilmektedir. ABD insan hakları meselelerini, hatta korkunç diktatörlük rejimlerinin yöneticilerini desteklemekten vazgeçmiştir. Bu düşünceye göre[14] ABD, artık bölgede halkların demokrasi ve özgürlük uğruna mücadelesine açık destek vereceğini söylemektedir. Bu ise Azerbaycan için iktidar değişikliği anlamına gelmektedir.

4- Aliyev iktidarı, muhalif grupları sert tedbirlerle bastırmaktadır.[15] Bu görüşün esas alınması durumunda, muhaliflerin bir dış gücün yardımını almasıyla toplumsal muhalefetin daha kolay taban bulacağı ve iktidar değişikliğine yol açabileceği sonucu ortaya çıkabilir.

Türkiye'nin Bölgesel Faktörü Ne Olur?

Arap Baharı'nın Azerbaycan'a olası etkileri irdelenirken olası bir iktidar değişikliğinde Ankara'nın tavrının ne olabileceği ise akıllarda soru işaretleri bırakmaktadır. Aliyev iktidarının, Güney Kafkasya'da izlemekte olduğu Türkiyesiz dış politika anlayışı Wikileaks belgelerinde de yerini almıştır. Belgelerdeki ifadelere göre, "Bakü'nün İran'la ilişkileri oldukça gergindir ve Türkiye ile ilişkilerinde de yeteri kadar sorun bulunmaktadır. Azerbaycan'daki yönetici elitlerin, AKP iktidarı ile bütün parametreleri farklıdır ve karşılıklı olarak birbirlerini sevmedikleri anlaşılmaktadır."[16] Fakat bununla birlikte Erdoğan iktidarının bölgesel ve küresel gelişmelerde Washington eksenli dış politika anlayışını benimsediği düşüncesi esas alındığında, Türkiye'nin bugünkü tavrının ne olacağını şimdiden kestirmek mümkün olmamaktadır. Arap ülkeleri için rol model ülke misyonunu üstenen Davutoğlu dış politikasının, Azerbaycan gibi derin ve tarihi bağlara sahip olduğu kardeş Azerbaycan Türkleri için derin ve stratejik bir öngörü geliştirememesi oldukça düşündürücüdür.

 


 

[1] Land area (sq. km) in Middle East and North Africa, Trading Economics, Çevrimiçi:http://www.tradingeconomics.com/middle-east-and-north-africa/land-area-sq-km-wb-data.html

[2] "Ərəb baharı" tezliklə Xəzər sahillərinə çatacaq", 06 Dekabr 2011, Azadlıq, Çevrimiçi: http://www.azadliq.info/index.php?option=com_content&view=article&id=11086:rb-bahar-tezlikl-xzr-sahillrin-catacaqq&catid=293:syas&Itemid=457

[3] Özcan Yeniçeri, Kafkasya ve Orta Asya'da Bahar Hesapları, Yeniçağ, 03.10.2011, Çevrimiçi: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=19963

[4] Sinan Ogan, Turuncu Devrimler, 03.03.2011, Türksam, Çevrimiçi: http://www.turksam.org/tr/a2349.html

[5] Ergün Balaban, RF ve Türkiye'nin ulusal çıkarlarının Kafkaslar'daki çatışma noktaları nelerdir? Türkiye, bu çatışma noktalarını lehine çevirebilmesi için nasıl birpolitika takip etmeli, bölgede bulundurabileceği askerî varlık ve askerî işbirliğinin esasları ne olmalıdır?,Yayınlanmamış Akademi Tezi, Harp Akademileri Yayını, İstanbul- 2003

[6] Mustafa Üren, RF'nin; Güneyi de Dahil Olmak Üzere Kafkaslar'da Yeni Yapılanma ihtimalleri, Etnik ve Dini Karmaşalar da Dikkate Alındığında Türkiye'nin Kafkaslara Yönelik Politikasının Neler Olacağı?, Yayınlanmamış Akademi Tezi, Harp Akademileri Yayını, İstanbul- 2001

[7] Sedat Laçiner, Amerika'nın Kafkasya Politikası ve Türkiye, 01.02.2010, Çevrimiçi: http://www.usak.org.tr/makale.asp?id=1331

[8] Özcan Yeniçeri, a.g.m.

[9] The Spring That Never Blossomed;Freedoms Suppressed In Azerbaıjan, Uluslararası Af Örgütü Raporu, Londra, Nisan 2011, Çevrimiçi: http://www.amnesty.org/en/library/asset/EUR55/011/2011/en/831dedec-1c7a-47a3-99ec-f59d1c2f3a19/eur550112011en.pdf

[10]Af Örgütü'nden Azerbaycan'a Sert Kınama, 16.11.2011, BBC Türkçe, http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2011/11/111116_azerbaijan.shtml

[11] A.g. rapor, Uluslararası Af Örgütü

[12] Sedat Laçiner, a.g.m.

[13] Ümit Özdağ, Bakü Notları, Yeniçağ, 14.10.2011, Çevrimiçi: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yg/yazargoster.php?haber=20115

[14] Demokratiya dalğası Cənubi Qafqaz və Orta Asiyanı da vuracaq , Azadlıq, 25.10.2011, Çevrimiçi: http://www.azadliq.az/index.php?option=com_content&view=article&id=9680:demokratiya-dalas-cnubi-qafqaz-v-orta-asiyan-da-vuracaq&catid=295:syast&Itemid=414

[15] Hacı ZEYNALOV, Müxalif fəallar son sözünü dedi, Bizim Yol, 01.10.2011, Çevrimiçi: http://www.bizimyol.az/index.php?mod=news&act=view&nid=52663

[16] "Rəsmi Bakı Mühasirəni Parisdən Yarır", Yeni Musavat Gəzeti, 14.10.2011, Çevrimiçi: (http://www.musavat.com/new/G%C3%BCnd%C9%99m/110142-R%C6%8FSM%C4%B0_BAKI_M%C3%9CHAS%C4%B0R%C6%8FN%C4%B0_PAR%C4%B0SD%C6%8FN_YARIR)

 

 

Hakan Boz

bozhakanboz@hotmail.com

Uzmanlık Alanları

Azerbaycan, İran, Pakistan

Biyografi

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’nde Araştırmacısı olarak görev yapan Hakan BOZ, Güney Kafkasya-İran-Pakistan Araştırmaları Merkezi'nde çalışmaktadır.

Bununla birlikte hakemli bir dergi olan 21. Yüzyılda Sosyal Bilimler Dergisi ile 21. Yüzyıl Dergi’lerinin sorumlu yazı işleri müdürüdür. Boz, enstitü çalışmalarının Radyo Karedeniz ve Pusula Gazete’siyle koordine edilmesi sürecini de yönetmektedir.

İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul’da tamamlamıştır. Üniversite eğitimi için 2005 yılında Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne girdi. İlk senesinde gösterdiği başarı ile fakültesinde dereceye girerek, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne geçiş yaptı. Lisans eğitimini Gazetecilik Bölümü’nde “Türk Basını’nda Güneydoğu Sorunu” isimli bitirme projesiyle tamamlamıştır.Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Yüksek Lisans eğitimine devam etmektedir.

Hakan Boz, Enstitü’deki görevine Eylül 2011’de başlamıştır.

Yabancı Diller

İngilizce

Eserleri

  • Suriye’nin Arkasındaki Cephe: İran, Küçük Orta Doğu: Suriye, Ümit Özdağ (Ed.), Kripto Yayınları, Ankara, 2012; Suriye’nin Arkasındaki Cephe: İran

Makaleleri

  • Hakan BOZ, Şii Hilalinden Direniş Eksenine İran Dış Politikasında Şiilik, , 21. Yüzyıl Dergisi, Aralık 2012
  • Hakan BOZ, Turan Soylu Kavimlerin Kadim Yurdu: İran, 21. Yüzyıl Dergisi, Kasım 2012
  • Hakan BOZ, Karabağ Sorununda Masadaki Seçenek Askeri Müdahale mi?, 21. Yüzyıl Dergisi, Ağustos 2012
  • Hakan BOZ, Ahmet Turan Esen-Turgay Düğen-Alper Özcan21. Yüzyıl Dergisi, Türkiye-Azerbaycan-KKTC Birleşik Devleri, Temmuz 2012
  • Hakan BOZ, Şeytan Üçgeninde Dans: İsrail-Azerbaycan-İran, 21. Yüzyıl Dergisi, Haziran 2012
  • Hakan BOZ, ABD’nin Nükleer Kriz Sendromu: Pakistan, İran Olur mu? , 21. Yüzyıl Dergisi, Mayıs 2012
  • Hakan BOZ, Suriye’nin Arkasındaki Cephe: İran, , 21. Yüzyıl Dergisi, Nisan 2012
  • Hakan BOZ, 2012, İran İçin Savaş Yılı mı?  21. Yüzyıl Dergisi, Mart 2012
  • Hakan BOZ, İran’ın Kuzey Irak Politikaları, 21. Yüzyıl Dergisi, Ocak 2012
  • Hakan BOZ, Belucistan, Orta Asya’nın Kürdistanı mı?, 21. Yüzyıl Dergisi, aralık 2011
  • Hakan BOZ, Azerbaycan Dış Politikasının Manevra Sahaları,2023 Dergisi, Mart 2012, Sayı: 131
  • Hakan BOZ, İran’ın Azerbaycan’daki Asimetrik Savaşı,Ekoavrasya, Kış 2012.        

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü   - 18-10-2019

ABD-Türkiye’nin Kuzeydoğu Suriye Mutabakatı Nedir, Ne Değildir?

ABD ve Türk yetkililerin açıklamalarında anlaşmaya varılmıştır denilse de kamuoyuna sunulan metnin başlığı ortak açıklama olarak geçmektedir. Bu haliyle metni bir anlaşmadan ziyade mutabakat metni olarak görmek gerekir.