Azerbaycan Diplomasi Dersi Veriyor

Yazan  27 Aralık 2011
Geliştirdiği TANAP projesiyle bölge jeopolitiğinde önemli bir hamle gerçekleştiren Azerbaycan hem gazı için bir çıkış yolu bulmuş hem de Dağlık Karabağ sorununu bir kez daha şart koşmak üzere enerji diplomasisi yoluyla kendine olasılıklar çıkartmıştı

Yüzyıllardır petrol zenginliği ile tanınan ve bu nedenle pek çok büyük devletin ilgisine mazhar olan Azerbaycan, günümüzde de kendi coğrafyasında sahip olduğu doğal gaz kartını da en iyi şekilde kullanmaya başlamıştır. Azerbaycan'ın 20 yıl önce bağımsızlığını kazanmasının hemen ardından yaşadığı Rusya destekli Ermeni işgali ve Nahcivan ile bağlantınsın kopması, bugün de Bakü'nün en önemli dış politika sorunsalıdır. Topraklarının beşte birinin kontrolünü kaybeden Azerbaycan, bahse konu olan Dağlık Karabağ bölgesinden hiçbir zaman vazgeçmemiştir. Uzun yıllar Rusya ve Batı arasında politikalar üretmeye ve enerji kaynakları vasıtasıyla Batı'nın, özellikle de ABD'nin desteğini alabileceğini düşünen Azerbaycan, en önemli müttefikim dediği Türkiye'nin 2009 yılında Batı desteğiyle imzaladığı Türk-Ermeni protokolü nedeniyle dış politikasında yön değiştirmiştir.

 

İmzalan protokolün ardından Azerbaycan dış politikası üç ana unsurda değişiklik göstermektedir. Birincisi; ABD ve Avrupa'nın artık güvenilmezliği ispatlanmış, bu nedenle enerji projelerinde öncelik olmaktan çıkmışlardır. İkincisi, Türkiye'ye karşı olan iki devlet ilişkisinden ziyade iki kardeş ilişkisi yönteminden vazgeçilip, ilk tepki olarak Türkiye'nin Azerbaycan'dan satın aldığı doğal gaza zam gerçekleştirilmiştir. Üçüncü olarak da uzun yıllardır dengeli bir politika takip etmeye çalıştığı Rusya'ya yaklaşıp cazip enerji kaynakları ile Rusya'nın Dağlık Karabağ sorunundaki desteğinin kazanılması yoluna gidilmiştir. Azerbaycan öncelikle 2010 yılı içerisinde Rusya'ya az miktarda da olsa doğal gaz satmaya başlamış böylelikle hem Türkiye'ye hem de Batı'ya bir mesaj vermiştir. Bağımsızlığının ardından Azerbaycan'ın Rusya ile olan mesafeli ve dengeli tutumu esnasında Bakü-Tiflis- Ceyhan petrol boru hattı gerçekleştirilmiş, bu nedenle de Hazar'dan Rus olmayan yollardan taşınacak diğer boru hattı projelerine de örnek teşkil etmiştir. Amerika tarafından öne sürülen ve aslen AB'nin Rusya'ya olan enerji bağımlılığı indirgemeyi hedefleyen Nabucco doğal gaz boru hattı projesi de bunun bir parçasıdır. Batı açısından İran diplomasi krizi ve Kuzey Irak'ın yetersiz altyapısı nedeniyle, mevcut Azerbaycan doğal gaz kaynakları Nabucco projesini hayatta tutan tek kaynak olarak gözükmektedir. Dolayısıyla imzalanan Türk-Ermeni protokolünün ardından Rusya ile imzalanan gaz anlaşması Bakü'nün "Nabucco benim tek tercihim değildir" mesajını taşımaktadır. Buna ilave olarak Rusya'ya satılan Azeri gazı her yıl artış göstermekte ve iki ülke arasındaki gaz ilişkisi hızla ilerlemektedir.

 

2011 yılı içerisinde ise Rusya Devlet Başkanı Medvedev, Azerbaycan Devlet Başkanı Aliyev ve Ermenistan Devlet Başkanı Sarkisyan'ı Dağlık Karabağ sorununun çözümünü konuşmak üzere Kazan'da ağırlamıştır. AGİT içerisinde oluşturulan Türkiye'nin de dâhil olduğu Minsk grubu ise Rusya'nın Dağlık Karabağ sorununda üstlendiği başrolü seyretmek zorunda kalmıştır. Görünen odur ki, Azerbaycan, Dağlık Karabağ sorunun artık Washington'da değil Kremlin de çözüleceğine inanmaktadır. Son olarak Azerbaycan tarafından geliştirilen Trans-Anadolu doğal gaz boru hattı projesi de (TANAP) Bakü'nün sadece ekonomik hedeflerine hizmet etmekle kalmayıp aynı zamanda Dağlık Karabağ sorununun çözümünde de kullanılacak olasılıklardan biri olarak gözükmektedir.

 

Planlanan projeye göre TANAP'ın maliyetinin 5 milyar dolar olması ve kapasitesinin de yıllık 16 bcm (milyar metre küp) olması öngörülmektedir. Yapılan açıklamalara göre boru hattının kapasitesinin 24 bcm'e kadar çıkabilme ihtimali vardır ki Nabucco'nun da 31 bcm olarak planlandığı düşünülürse projenin önemi daha net anlaşılabilir. Türkiye ile Azerbaycan arasında imzalanan mutabakat zaptına göre ise; Türkiye kendi toprakları üzerinden geçecek gazın 6 bcm'ini kendi ihtiyaçları için kullanabilecektir. Tarafların beyanatına göre TANAP projesinin ortaklık yapısının ileride değişme ihtimali olmakla birlikte mevcut durumda Azerbaycan %80 ve Türkiye'de %20 oranında hisseler sahip olacaklar. Söz konusu hattın Avrupa pazarına çıkış noktası olarak da İzmir, Bursa veya Trakya düşünülmektedir. Azerbaycan geliştirdiği TANAP projesi ile adeta bir diplomasi dersi vermektedir. Çünkü projenin Azerbaycan tarafından ortaya atılması üzerine Bakü'nün enerji diplomasi sayesinde çeşitli avantajları doğmuştur.

 

Birinci olarak; bu haliyle gerçekleştiği takdir de Azerbaycan, TANAP hattı ile Nabucco projesini gündemden düşürmektedir. Azerbaycan'dan çıkan gaz Türkiye üzerinden geçtikten sonra Bulgaristan ya da Yunanistan üzerinden Avrupa pazarına girebilecektir. Azami hedeflerin gerçekleştirilebildiği varsayıldığında ise Türkiye'nin 6 bcm'ini düştükten sonra 18 bcm Azeri gazı direkt olarak Avrupa pazarına ulaştırılacaktır. Böylelikle arada aracı olmadan Azerbaycan gazını istediği fiyattan satabilecek ve hissesi oranında da büyük bir kar elde edebilecektir. İkinci olarak ise Azerbaycan esasen, TANAP ile Rusya'nın Güney Akım projesine rakip bir proje çıkarmaktadır. Her ne kadar Güney Akım projesi 63 bcm gazı Güney Avrupa'ya taşımayı hedeflese de, Azerbaycan'ın Avrupa'ya ulaşan direkt bir boru hattına sahip olması diğer Hazar devletlerini de cesaretlendirebilir. Rusya'nın Avrasya Birliği projesini başlattığı bir nokta da, Azerbaycan'ın böyle bir çıkışının olması Avrasya Birliği'nin genişlemesini engelleyebilir ya da geciktirebilir. Ya da bir başka olasılık daha var ki Türkiye açısından beklenmeyen bir olasılık olarak varsayılabilir. O da, Azerbaycan'ın Rusya ile pazarlık masasına oturup TANAP hattının iptali ve Hazarın statüsü karşılığında Dağlık Karabağ sorununun Bakü lehine çözüleceğine dair Kremlin'den söz almasıdır. Bu durumda Azerbaycan boru hattına yapacağı 5 milyar dolarlık yatırımın %80'inden kurtulabilir, gazını istediği fiyattan Rusya'ya satabilir ayrıca milli politikası olan Dağlık Karabağ'ı da bir tek kurşun dahi atmadan geri alabilir. Üçüncü olarak ise Rusya ile anlaşamaması ve TANAP'ı gerçekleştirmeye karar vermesi halinde mutabakat zabtının ilanında açıklandığı üzere projeye yabancı ortaklar dâhil edilebilir. Azerbaycan'ın %80'lik bir hisseye sahip olması da, hisse pazarlıklarını Azerbaycan'ın yapacağını göstermektedir. Bu durumda Bakü, projeye dâhil olmak isteyecek şirketlerin devletlerinden de Dağlık Karabağ sorununda Azerbaycan politikaları konusunda destek sözü isteyebilir.

 

Sonuç olarak TANAP projesi Azerbaycan enerji diplomasisi açısından büyük bir gelişmedir. Her ne kadar Türkiye projenin önemli bir parçası olarak gözükse de yukarıda sıralanan olasılıklardan ikincisinin gerçekleşmesi yani Rusya ile Dağlık Karabağ sorununda anlaşması durumunda Türkiye'ye projeyi iptal ettiğini belirtebilir. Çünkü Azerbaycan, Türkiye ile ilişkilerinde artık duygusal davranmamakta onun yerine realpolitiğe ve milli çıkarlarına uygun politikalar takip etmektedir. Her üç olasılıkta da Azerbaycan farklı kazanımlar elde edebilmektedir ki bu diplomasi de çok sıklıkla görülen bir durum değildir.

Dr. Tuğçe Varol

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Amerika Araştırmaları Merkezi Başkanı

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 22-08-2019

Kıbrıs'ta Türk kimliğini silme operasyonu

2007 sonrasında başlayan açılım politikalarının Türkiye'yi getirdiği nokta, Ocak 2013'te başlayan sözde çözüm süreci gerçekte büyük bir yıkım süreci olan PKK terör örgütüyle müzakereler olmuştu.