Bakü’de Kanla Yazılan Tarih: 20 Ocak 1990

Yazan  18 Ocak 2014

Sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı veren toplumlar özgürlüğünü kazanma sürecinde çok zor sınavlardan geçmişlerdi. Bu dönemlerde toplumlar, bağımsızlık mücadelesi verirken tarihi hafızada iz bırakan acılar da tecrübe etmiştir. 28 Mayıs 1918’de, Batı Trakya Türk Cumhuriyetinden (1913) sonra, ilk bağımsız Türk cumhuriyetini ilan eden Azerbaycan Türkleri, 1920’ye kadar büyük bir direniş göstermiş ancak Kızıl Ordu’nun işgali karşısında yenik düşmüşlerdir. Azerbaycan bu tarihten 20. Yüzyılın sonlarına kadar Sovyetler Birliği’nin bir parçası olarak kalmıştır. Stalin’in, Lenin’in yerini alması ve tüm muhalif sesleri kanlı bir biçimde susturmasından sonra tamamen Rus Şovenizmi’ne teslim olan Sovyetler Birliği 80’lerde çökme sürecine girmiştir.

70 sene boyunca Sovyetler Birliği içinde 15 cumhuriyetden biri olan Azerbaycan, diğer sovyet cumhuriyetleri gibi 1980`lerin sonuna doğru Rus Sovyet İmparatorluğu”nun çöküş döneminde bağımsızlık mücadelesine başlamıştır. 1988 yılının Şubat ayından itibaren Bakü’de Moskova’ya ve Ermenistan’a karşı milliyetçi gösteriler Azerbaycan’a bağlı Dağlık Karabağ bölgesinin Ermenistan’a verilmesi için yapılan nümayişlere ve Ermenistan’dan Azerilerin çıkarılmasına dönük düzenlenen eylemlere itiraz maksadını taşıyordu. Ermenistan’da Azerilere karşı yürütülen etnik arındırmaya Moskova’nın tepki göstermemesi, Azerbaycan’daki bağımsızlık mücadelesini hızlandırmıştı. Ayrıca 1989 Temmuz ayında milliyetçi kesimleri bir araya toplayan ve Sovyetlerden ayrılmayı talep eden Azerbaycan Halk Cephesi (AHC) kurulmuştu.      

          

Eski Sovyetler Birliği Başkanı Mihail Gorbaçov, imparatorluğu kurtarmanın yolunu bağımsızlık mücadelesi veren cumhuriyetlere gözdağı vermekten geçtiğini düşünmekteydi. Fakat Azerbaycan Türkleri artık mücadelesini ölümle, kanla olsa da gerçekleştirme çabası içerisindeydi. Sokaklar ve caddeler yüzbinlerce göstericiyle dolmuştu. O zamanki adıyla Lenin Meydanı’nda toplanan binlerce Azerbaycan Türkü tek yürek olup “Azadlıg” diye bağırmıştır. Mücadelenin liderliğini ise merhum cumhurbaşkanımız Ebülfeyz Elçibey önderliğindeki Azerbaycan Halk Cephesi yapmaktaydı. 17 Ocak’ta Bakü’de bir milyonun üzerinde kişinin toplandığı bir miting düzenlenerek “gasp edilmek” istenen halkların istikrarını, ülke düzenini bozanların cezalandırılmalarını, devletin otoritesini kullanarak asayişi temin etmesini istemişti. Nitekim 19 Ocak tarihine kadar meydanı boşaltmayan halkın kararlılığı 19 Ocak`ta doruk noktasına ulaşmıştır. Artık AHC de duruma hâkim olmakta zorluk çekmekte ve dalga-dalga akın ederek Azatlık meydan’ına gelen kitleyi kontrol altında tutmaya çalışmaktaydı. Bu gelişmeler üzerine, bağımsızlık mücadelesinin diğer cumhuriyetleri de harekete geçireceğinden korkanSSCB’nin Azerbaycan’daki denetimini kaybetmesi ihtimali belirince son çare olarak SSCB Yüksek Sovyeti Prezidyumu 20 Ocak’ta “Bakü Kentinde Olağanüstü Hal İlan Etme” kararı almıştır. 19 Ocak 1990, saat 19-27’de Azerbaycan Devlet televizyonu, SSCB KGB’si tarafından bombalanmış ve Azerbaycan halkı o gün Moskova yönetimi tarafından ilan edilmiş olan olağanüstü halden habersiz bırakılmıştı. 1990’da 19 Ocak'ı 20 Ocak'a bağlayan geceMihail Gorbaçov’un Bakü'de yaşayan Rusların ve Ermenilerin can güvenliğini bahane ederek özgürlük, adalet, eşitlik talebini yükselten silahsız, ellerinde kendilerini savunacak hiç bir şey bulunmayan savunmasız halkın üzerine ateş açması talimatıyla, Kızıl Ordu’ya bağlı 35 bin kişilik bir güçle üç ayrı noktadan Azerbaycan’ın başkenti Bakü'ye giren Rus tankları, misli görülmeyen kanlı bir katliam gerçekleştirmışti. Savunma ve İçişleri Bakanlıkları ve Devlet İstihbarat Kurumu’nun birlikte hazırladığı “Udar” isimli bu harekâtta, ağır silahlarla donatılmış özel birliklere Kremlin’den “Bakü’yü işgal et” emri verilmişti. Kızıl Ordu’nun 20 Ocak’ta Bakü'ye ve Azerbaycan'ın diğer bölgelerine girişi sonucunda resmi açıklamalara göre 147kişi ölmüş, 744kişi yaralanmış, 841 kişi gözaltına alınmış ve 5 kişi kaybolmuştur.    [1]

30 Ocak'ta Ebulfez Elçibey'in Azerbaycan halkına, BM Genel Sekreterliği'ne, AGİT Başkanlığı'na hitaben yazılmış beyanatı, başta Azatlık Radyosu olmak üzere, dünyanın büyük radyo kuruluşları tarafından yayınlandı. Böylece tüm dünya Rus vahşetinden haberdar oldu. Bunun üzerine Rus askerleri, yerli işbirlikçilerin yardımıyla, Halk Cephesi binalarını kapatarak mensuplarını tutukladılar. Lakin bağımsızlık mücadelesinden yılmayan ve korkmayan Ebülfez Elçibey ve arkadaşları 26 Ocak 1990 günü, üç renkli Azerbaycan bayrağını, Rus askerlerinin gözü önünde El Yazmaları Enstitüsü'nün çatısına dikerek, Rus emperyalizmini dize getirdiklerini tüm dünyaya ilan ettiler..

20 Ocak günü Bakü’de ve Azerbaycan’ın diğer bölgelerinde gerçekleştirilen katliamlar, Azerbaycan halkının bağımsızlık mücadelesini durdurmak üzere planlanmış eylemlerdi. Fakat olay sonrasında Azerbaycan Türklerinin gösterdiği mücadele örneği, onun bağımsızlık yolundaki adımlarının engellenemez niteliğini ortaya koymuştur. Bakü'de Rus Kızıl ordusuna karşı  yirmi yıl önce Azerbaycan Türklerinin verdikleri mücadele, bu imparatorluğun bütün kutuplarını sarmıştı. Bundan sonra diğer Cumhuriyetler de birer birer bağımsızlaşmaya başlamıştır.  Azerbaycan’da  Kanlı Yanvar (Ocak) Faciası gibi hatırlanan  20 Ocak olayları Azerbaycan’ın özgürlüğü ve toprak bütünlüğü uğruna mücadele tarihinin kahramanlık sayfası oldu.  20 Ocak, Azerbaycan halkının tarihinde, sadece ağıt ve acı ile hatırlanacak gün değildir. 20 Ocak aynı zamanda Türk halkının şan ve şeref günüdür. Bu vesileyle, Azerbaycan Halk Cephesinin lideri, bağımsızlık mücadelesinin unutulmaz kahramanı, büyük Türk milliyetçisi, Cumhurbaşkanı merhum Ebulfez Elçibey'i ve tüm şehitleri bugün rahmet ve minnetle anıyoruz. Tüm Türk dünyasının başı sağ olsun.

Züriye Babayeva

Uzmanlık Alanları

  Azerbaycan

Biyografi

Züriye Babayeva lise öğrenimini İlgar Abilhasanov adına 42 N-lu Lise`sinde tamamladıktan sonra 2008`de Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Cumhurbaşkanına bağlı Kamu Yönetimi Akademisi Kamu Yönetimi bölümünde lisans öğrenimine başlamıştır. 2012`de Gazi Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünü kazanmıştır. 2013`de 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, Güney Kafkasya-İran-Pakistan Araştırmaları Merkezi`nde araştırmacı olarak göreve başlamıştır.

 

Yabancı diller

İngiliz   (iyi)

Rus      (iyi)

Fransız  (başlangıç seviyesi)

 

Makaleleri

Karabag hakikatleri Ermenilerin Diliyle, Genç İdareçiler Dergisi, Mart, 2010

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü   - 21-09-2019

1. Ermenek Tarih-Toplum-Devlet Çalıştayı İcra Edildi

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü ve Ermenek Belediyesi’nin işbirliği ile Prof. Dr. Mustafa Kafalı anısına Ermenek’te düzenlenen “Türklerde Devlet Felsefesi ve Yönetimi” konulu I. Ermenek Tarih-Toplum-Devlet Çalıştayı’na Ermenek halkı yoğun ilgi gösterdi.