HAZAR DENİZİ`NDE PETROL SIZINTISI DAHA BÜYÜK FELAKETE YOL AÇABİLİR

Yazan  17 Mayıs 2010
ABD Başkanı Barak Obama İngiliz BP şirketini yine uyardı.

Obama Meksika körfezindeki kazadan sonra yaptığı ilk açıklamada, BP`yi kastederek, "denize petrol sızıntısına göre BP sorumlu ve bu şirket zararı tamamen ödeyecek" demişti. ABD Başkanı birkaç gün önce verdiği ikinci açıklamada, İngiliz şirketine daha sert sözlerle yüklendi: "Petrol şirketleri Meksika körfezindeki kazaya göre sorumluluğu bir-birilerinin üzerine yıkmaya çalışıyorlar. Bize komik tiyatro sergilemesinler. Böyle bir tavrı asla kabul etmeyeceğim. Tekrar söylüyorum, kazaya göre BP sorumlu".

Obama son açıklamayı Senato`da yapılan görüşmelerden sonra yapmış. Meksika körfezinde batan platformun sahibi BP və orada çalışmalar yapan öteki şirket temsilçileri Senato`daki müzakerelere davet edilmişler. Müzakereler zamanı şirket temsilçileri sorumlulukdan kaçmağa gayret göstermişler. Bu tavır ise ne Devlet Başkanı, ne Kongre üyeleri, ne de ABD vatandaşlarını memnun etmiştir.

Obama BP ile beraber petrol şirketlerine çalışmalar için kolayca yeşiıl ışık yakan federal hükümetleri de eleştirmiş. ABD Başkanı petrol şirketleri ile hükümet yönetiçileri arasında şüpheli ilişkilere işaret ederek bunları söylemiş: "Yaklaşık 10 yıldır petrol şirketleri ile federal yönetiçiler arasında sıkı ilişkiler sözkonusu. Şirketlere güvenlik konuları dikkate alınmadan petrol arama izinleri sadece kolayca verilmiş. Bu yaklaşıma son koyulmalı". Obama petrol şirketlerinin söz konusu onayı kolayca alamayacağı sinyelini vererek, önerilerin dikkatle araştırılacağını ve ekoloji maddelere titizlikle yaklaşılacağını demiştir.

Obama`nın hırsını anlamak mümkün. Beyaz Saray sahibi ülke içi ve dışında zor olan sorunların çözümü ile uğraşırken, oturduğu yerde daha büyük sorunla karşı karşıya kalmış. Başkanlık görevine gelirken ülkesi için büyük işler göreceğini vad eden Obama şimdi görevinin önemli bir hissesini BP şirketinin "çalışması" sonucunda oluşturduğu ekoloji felaketin sonuclarıyla mücadele yapmak zorunda. Gelecekte Obama`nın başkanlık yılları hakkında konuşurken, kendisini iyi olmayan bir hatırla ile de analacaklar: "ABD tarihinde en büyük ekoloji felaket Obama yıllarında ortaya çıkmış".

Kaza hakikaten felaket nitelikte. Meksika körfezinde BP`ye ait plaformda 20 Nisanda baş veren patlamada deniz dibindeki borularda delikler oluşmuş. Şirket delikleri bir türlü kapatamıyor. BP gibi dev ve en son teknolojilere sahib şirket açıkca söylüyor ki, kendisinin sözkonusu kazanın karşısını almak için hazır mekanizmi bulunmuyor. Yani petrol bundan sonra da aylarca denize akacak. Böylece, denize sızan petrol 20 milyon litreye yaklaşıyor. ABD`nin Louisiana, Texsas ve Florida eyaletlerinin sahillerine kadar uzayan petrol kirliliği bölgenin ekoljisine ciddi zarar vuruyor, hayvanların ölümüne yol açıyor, ayrıca, ekmek parası balık avından çıkan binlerce insan işsiz kalmış.

... Meksika körfezinden geçelim Hazar Denizine.

BP Azerbaycan`ın Hazar Denizi`ndeki Azeri-Çırak-Güneşli petrol yataklarını çalıştıran başlıca yabançı şirkettir. Allah korusun, ancak bir anlığa Meksika körfezindeki kazanın benzerinin Hazar Denizinde ortaya çıktığını farz edelim. Bu Meksika körfezindeki sonuclardan daha beter sonuclara yol açır.

Birincisi, Meksika körfezindeki platforma sahilden 210 kilometre uzaklıkta idi. Buna rağmen, petrol sahile kadar ulaşmış ve ABD`nin 3 eyaletinin kıyısını kirletmiş. Azeri-Çırak-Güneşli yatakları ise Bakü`den yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta. Yanı benzeri facienin baş vermesi halinde petrol Azerbaycan`ın kuzey kıyısından tutmuş güney kıyısına kadar sahili büsbütün kirletecek. Ve bu sorunun yalnız bir parçası.

Meksika körfezindeki kirlilik yalnız ABD sahil zolağını kirletmiş. Hazar ise kapalı su havzasıdır. Rüzgar petrol sızıntısını denizin İran, Kazakistan, Rusya ve Türkmenistan kıyılarına kadar ulaştırır. Bu halde Azerbaycan`ın ekoloji felaket nedeninden sözkonusu devletlerle ilişkilerinde zorluklar yaşanması büyük bir ihtimal. Devletlerarası ilişkilerde yaşanan zorlukta BP`nin nasıl tavır ortaya koyacağı ise soru işaretleri bırakıyor. Çünki, daha önce BP`nin "inzivaya çekildiğini" izlemiştik.

BP Azerbaycan`ın Hazar Denizi`ndeki "İnam" yatağını çalıştırmak amacıyla 1990 yılların ortalarında bir anlaşmaya imza atmıştı. Ancak sonrakı yıllarda sözkonusu bu yatakla ilgili ilginç olaylar yaşandı. İngiliz şirketi "İnam"da çalışmalara başladığında İran askeri botları (Tahran "İnam" yatağının tartışmalı olduğunu iddia ediyor) yataklara "sefer düzenlediler". Bundan sonra İngilzler yataktaki çalışmalara ara verdiler. Ancak anlaşma gereği şirketin bu çalışmaları devam ettirmesi gerekiyordu. BP daha sonra yatakta ilk kuyusunu kazırken, beklenmedik kaza ile karşılaştığını belirtti. Çalışmalara yine ara verildi. BP 2000 yılların başında yatakta ikinci kuyuyu kazarken ilginç açıklamada bulundu: "Yatakta gereken miktarda doğalgaz yok". Bu nedenle devlet içinde devlet olan BP'nin zor durumlarda yalnız kendi çıkarlarını dikkate aldığını unutmamalıyız.

Dünyanın tek süper gücünün başkanı şimdi BP`yi köşeye sıkıştırdığından İngiliz şirketi kesenin ağzını açmış. Hazar'da ihtimal etmek zorunda kaldığımız bir kaza baş verirse, BP ABD karşısında olduğu gibi Azerbaycan karşısında da hukuki, siyasi ve ekonomik sorumluluğunu üstlenecek mi?

Her halde BP`de onu da anlıyorlar ki, Hazar Denizi`nde bir kaza meydana gelirse, tazminatınAzerbaycan`la beraber denize kıyısı olan o biri ülkelere de ödenmesi gerekir. BP Meksika körfezindeki kazaya göre 12 milyar dolarından geçmeğe hazırlanıyorsa, Hazar`da bundan defalarca fazla tazminat öder. Bu ise hatta BP kimi dev bir şirket için de büyük mali kaybıdır.

Buna göre de umuyoruz ki, BP Meksika körfezindeki kazadan gereken sonucları çıkarmış, ve "kısa sürede varlanalım" diye Hazar Denizi`nde güvenlik tedbirlerini arka planda tutmaz.
 

Elhan Şahinoğlu, konuk yazar. "Atlas" (Azerbaycan) Araştırmalar Merkezinin Başkanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 12-12-2019

Libya'da savaşa girmek ve ABD'den YPG'ye açık çek

Libya ile imzalanan deniz sınırını belirleyen bir mutabakata ilişkin medyada yer alan  yorumların abartılı olduğunu düşünenlerdenim.