KARABAĞ: ÖRTÜLÜ İTTİFAKLAR


KARABAĞ: ÖRTÜLÜ İTTİFAKLAR

Yazan  20 Haziran 2022

2. Karabağ Savaşının ardından kazanılan Azerbaycan zaferi, Azerbaycan’ın müttefiklerine de gözleri çevirmiştir. Azerbaycan, İsrail, Türkiye üçgeni Karabağ’da Azerbaycan zaferinde önemli rol oynadı. Kafkaslardaki bu üçgenin tarihi kökleri ise çok eskiye dayanmaktadır.

Milattan sonra 651’de kurulan ve 8.yy’da Musevilik dinini benimseyen Hazarlar Kafkasya’da kurulmuş bir Türk Devletidir. Batı Göktürk Devleti’nin batı kanadını oluşturan Hazarlar, Göktürk Devleti’nin yıkılmasından sonra bağımsızlıklarını ilan etmiş ve Kuban Irmağı ile Karadeniz’in kuzey kısmına yerleşmişlerdi. Bugünkü Kafkasya ve Azerbaycan coğrafyasında kurulmuş Türk ama Musevi dinine mensup Hazar Kağanlığı, İsrailoğullarından olmayan tek Musevi devleti olmuştur.

Yıllar sonra 1721 yılında Rus Çarlığının fiilen Rus İmparatorluğuna dönüşüyle beraber Kafkaslardaki hâkimiyet Rusların eline geçmiştir. Rus İmparatorluğu, 1827 yılında Nahçıvan ve Erivan hanlıklarını ortadan kaldırarak, Erivan merkez olmak üzere bir Ermeni yönetimi tahsis etti. Kurulan bu yeni yönetim, o zamanlar Osmanlı ile Kafkasya sınırlarına paralel uzanan bir tampon bölge oluşturmaktaydı. 21 Mart günü Ermeni Vilayeti resmen kuruldu. Bu şekilde Rusya, bölgeyi iki ülkeye bölerek kendi konumunu güçlendirmiş oldu. Ancak Rusya’nın uyguladığı göç politikalarına rağmen İrevan(Erivan), 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında nüfusunun % 75’i hala Türk olan bir bölgeydi. Öyle ki bu Türkler, Osmanlı-Rus savaşında Osmanlı’ya gönüllü kuvvetlerle yardım ettiler.

Ekim 1917 İhtilali’nden sonra Karabağ, hukuki açıdan Azerbaycan’a bağlı bir bölge olmakla birlikte fiilen bağımsız bir konuma geldi. Bu durum, Sovyet yönetiminin kurulduğu 1920 yılına kadar devam etti. İhtilal sonrasında bölgedeki karışıklıkları fırsat bilen ve ayrılıkçı Ermenilerden bunalan Türk halkı, Osmanlı Devleti’nden yardım talebinde bulundu. Yardıma gelen Osmanlı Devleti, 15 Eylül 1918 tarihinde Bakü’ye girdi. Böylece Karabağ’ın da dâhil olduğu dört idari bölüme ayrılan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti, resmi olarak kuruldu. Ancak Osmanlı Devleti, 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması gereği bu topraklardan çekilmek zorunda kalınca, bölge İngilizlerin eline geçti.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, İngilizler Kafkasya’yı boşalttı. Oluşan siyasi boşluk Ruslar için bir doğurmuştu. Azerbaycan ordusunun önemli bir kısmı, Karabağ’daki Ermenilerin çıkardıkları isyanı önlemeye çalıştığı bir sırada Ruslar, 27 Nisan 1920’de Bakü’yü işgal etti. Sovyet Rusya’sı, Rus İmparatorluğunun topraklarını geri kazanmaya başlamıştı. Böylece Kafkas ülkeleri Sovyet hâkimiyetine girmişti.

Karabağ’ın durumu ise Nogorno-Karabağ Özerk Bölgesi adında Azerbaycan SSC’ne bağlı olarak, 1936 Sovyet Anayasası’nın 24. Maddesinde de teyit edildi. Kasım 1989'da SSCB Yüksek Sovyeti, Dağlık Karabağ Özerk Oblastı'nin özerkliğini kaldırılıp doğrudan Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne bağlanmasına dair karar aldı. Fakat Aralık 1989'da Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Yüksek Sovyet’iyle Karabağ Ulusal Konseyi'nin ortak oturumu, Moskova'nın kararını geçersiz sayarak Dağlık Karabağ Özerk Oblastı'nın Ermenistan ile birleşmesini açıkladı. Ermenilerin çoğunlukta olduğu bölgeler tek taraflı olarak Dağlık Karabağ Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını ilan etti. Sovyetler Birliği çöktüğünde Birleşmiş Milletler, Dağlık Karabağ bölgesinin yeni kurulan bağımsız Azerbaycan'ın parçası olduğunu tekrar onayladı.

Hukuki süreçler bu şekilde ilerlerken çatışmaların başladığı Karabağ’da dış etkenlerin varlığı da hissedilmeye başlamıştı. Ermenistan, Rusya ile yürüttüğü ekonomik ve askerî iş birliği, İran’ın Ermenistan’a doğrudan tereddütsüz destek vermesi askerî ve ekonomik ayakta kalma gücünü artırmıştı. Fakat o tarihlerde Azerbaycan’ın askeri destek alabileceği tek ülke Türkiye idi. Zaten Turan bağının Sovyet rejiminde zayıfladığı Türki Cumhuriyetler ise kendi dertlerine düşmüşlerdi.

Buna ek olarak 1990’ların başı Türkiye için hem ekonomik olarak hem de siyasi olarak çalkantıların içinde bulunduğu yıllardı. Türkiye’den Azerbaycan’a destek verecek imkânın azlığı, Türk siyasetinin süreci iyi okuyamaması ve pkk terör örgütünün kanlı eylemleri sebebiyle Türkiye Azerbaycan’a yeterli desteği verememişti. Türkiye’deki bu karamsarlık,  Azerbaycan’ı başka ülkelerle ilişkilere itti. Hazar Kağanlığından miras kalan Musevilerin de etkisiyle Azerbaycan için İsrail, bu seçeneklerin başında gelmekteydi.

Diğer tarafta İran’ın, ambargo altındayken bile en rahat ticaret yapabildiği ülke Ermenistan’dır. Ermenistan ise Rus-İran müttefikliğinin sınırında var olabildiği gibi ayrıca Enerji fazlasını sınırından ihraç edebildiği tek ülke ise İran olmuştur.İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2009'da 200 milyon ABD Dolarına, 2014'te ise 300 milyon ABD Dolarına yükseldiğinden, ticari ilişkiler güçlü olmaya devam ediyor.İran’ın Kafkaslardaki nüfuz artırımının karşısında İsrail, Azerbaycan ile yakın ilişkiler geliştirerek Kafkaslardaki Enerjiye ulaşabilmek istedi.Bakü Petrolünün cazibesi, Azerbaycan’daki Musevilerin özgür yaşamı ve O tarihlerde Türkiye-İsrail ilişkilerinin yakın olması, Azerbaycan-İsrail ilişkilerini de olumlu yönde etkiledi. Hazar Kağanlığının varisleri stratejik ortaklık kurmuştu.

2.Karabağ Savaşı, Türkiye-İsrail ilişkilerinin soğukluğunun dışında Azerbaycan’ın her iki ülkeden de aldığı silah ve mühimmat desteği Savaşın kaderinde önemli rol oynamaktadır. Özellikle Türkiye’nin Azerbaycan ile hem sahada hem masada açıkça kurduğu ortaklık, “bir millet iki devlet” sözünün hayata hükümetler nezdinde geçirmiştir. İşin ilginç yanı ise Rusya’nın savaş boyunca tarafsız kalması ve itidal çağrısı yapmasıydı.Bu sessizlik, Paşinyan’ın ABD’deki Ermeni lobisinin Ermenistan için yürüttüğü faaliyetlerden de güç alarak daha “batıcı” bir politikaya geçmesine karşı bir hamle olarak da görülmektedir. Çünkü Moskova Paşinyan’ın daha önce Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği’ne üyeliğine karşı çıktığını unutmuş değildir.

Sonuç olarak, Karabağ, asırlardır ev sahibi olan Türklerin eline geçmiştir. Rusya, Türkiye ve Azerbaycan’ın Karabağ’da üs kurmasıyla bölgedeki gerilim bir nebze de olsa düşmüştür. Nahcivan koridorunun açılmasını Türk Dünyası heyecanla beklemektedir. Masada bekleyen süreç fiiliyata ne zaman geçirileceği merak konusudur. Barış antlaşmasına göre koridor, Rus sınır güvenlik güçleri tarafından korunacaktır. Nahcivan, Bakü’ye, Türkiye ise Türkistan coğrafyasına bağlanacaktır. İsrail ilişkilerini Filistin meselesine bağlı olarak buzdolabında tutan Türkiye ise yavaş yavaş İsrail ile normalleşme sürecine girmeye başlamıştır. İran, ülkesindeki Azerbaycan Türk nüfusunu baskılayarak Ermenistan’a olan desteğini yinelediğini savaş boyunca göstermiştir. Filistin’in Ermenistan meselesine olan bakış açısı ” sözde soykırımı iddialarını” tanıyacak kadar Türkiye’yi hayal kırıklığına uğratacak seviyedir. Bölgedeki Enerji fazlalığı, nüfuz arttırma çabaları bölgedeki insanların kaderini etkilemektedir. Batı’nın Ermeni lobileri vasıtasıyla girmek istediği Kafkaslar, İran’ın nüfuz arttırdığı bir Ermenistan gerçeğiyle karşılaşmalarına sebep olmuştur. Ayrıca Ermenistan, uydu devlet olduğunu unutup Rusya’nın kontrolünün dışına çıkınca neler olabileceğini ağır bir şekilde görmüş oldu. Öte yandan İsrail’in Azerbaycan yakınlığı ise İsrail için stratejik bir bölgeye açılan kapının anahtarı olmuştur. Azerbaycan hem turizm açısından hem enerji üretmesinden dolayı ödediği ağır bedellerden sonra bölgesinde yıldız konuma gelmiştir. Türkiye tarafında ise tüm süreçtereddütsüz bir şekilde ilerleyerek Azerbaycan ile ortaklığı ekonomik, askeri ve kültürel alana taşımıştır. Bundan sonraki sürecin Rusya ve Türkiye ilişkilerinin dışında İsrail ve İran rekabetinin her zaman oyunun bir parçası olacağı aşikârdır. Fakat Türkiye’nin Azerbaycan’ın kurduğu ilişkileri de iyi okuyabilmesi dış politikada alacağı tutumların tek boyuta indirgememesi gerekmektedir. Aksiyon alabilmek için her hamleyi ve her ihtimali düşünerek atmak gerekmektedir. İsrail ilişkilerini Hamas’a indirgeyip tarihi, kültürel ve stratejik ortaklıkları ve fırsatları kaçırmamak gerekmektedir. 

 

KAYNAKLAR;

 

.Esme Özdaşlı, “İsrail’in Yeni Çevre Stratejisinde Güney Kafkasya”, BİLİG, Sayı 82, ss. 175-200, Yaz 2017.

“Армениювынудиливступить в ЕАЭС – НиколПашинян/NikolPashinyan: Ermenistan’ı Zorla AEB’e Üye Yaptılar”, lragir, 9 Ekim 2017

https://soykandurdagi.blogspot.com/2020/10/karabagda-bir-mesele-var30-yllk-isgal.html

http://en.kremlin.ru/events/president/news/64384

https://www.malumatfurus.org/filistin-ermenistan/

"1993 UN Security CouncilResolutions on Nagorno-Karabakh, U.S. StateDepartmentwebsite, accessedFebruary 2007". 6 Mart 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Mart 2008.

https://web.archive.org/web/20070610131155/http://www.eurasianet.org/departments/insight/articles/eav072806.shtml

 

Soykan Durdağı

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışman

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 23-11-2022

Korku İkliminde İnsan Davranışı

Kafka’nın 20. Yüzyıl için “Korku Çağı” dediğini hatırlarsınız. Haksız değildi. Büyük yazar 1924 yılında öldüğünde zaten yaşamı boyunca bir dünya savaşı, bir büyük salgın görmüştü.