< < Rusya-Azerbaycan İlişkilerinden Cumhurbaşkanlığı Seçimlerine


Rusya-Azerbaycan İlişkilerinden Cumhurbaşkanlığı Seçimlerine

Yazan  24 Haziran 2013

Giriş

Azerbaycan coğrafyası, Rusya’nın 18.yüzyıldan bu yana nüfuz alanı oluşturduğu bir bölgedir. Azerbaycan’ın jeopolitik önemi, coğrafi şartların tarıma elverişli olması, enerji kaynaklarının bu bölgede yoğunlaşması Azerbaycan’ı önemli kılan dinamiklerin başında gelmektedir. Moskova, Azerbaycan değerlendirmelerinde bu coğrafyanın mutlak etki alanında tutulması gerektiği prensibiyle hareket etmiştir. Rusya, 1991’de bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan’ın bağımsızlığını en geç tanıyan ülkeler arasında yer almıştır. Bakü Moskova’dan bağımsız politikalara yöneldikçe, Moskova Bakü’yü kendi ekseninde tutmak için Ermenilere destek vermiştir. Karabağ savaşının da bu bağlamda çıkartıldığını söylemek mümkündür. Rusya bağımsız politikalarla bölgesel etkinliği ele geçirmiş bir Azerbaycan istememektedir. Bölgede etkin bir Azerbaycan, Türkiye’nin Türk Dünyası ile çok boyutlu ilişkilerini kolaylştıracaktır. Tarihsel olarak bakıldığında da Türk Dünyasının birlikteliği Ruslar tarafından Rusya’nın bölgedeki egemenliğinin sınırlandırılması olarak algılanmıştır ve engellenmeye çalışılmıştır.

Bu genel tabloyu ortaya koyduktan sonra son dönemlerde Azerbaycan’ın bağımsız dış politika çizgisinde hareket etmesine bağlı olarak Rusya’nın Kafkasların enerji devi ülkesi olarak nitelenen Azerbaycan’ı etki alanında tutmak için sergilediği sürekli mücadelenin ön plana çıktığını söylemek mümkündür. Bu incelemede Rusya’nın Güney Kafkasya politikasından yola çıkılarak Rusların Azerbaycan algısı ve Azerbaycan siyasi hayatındaki Rus etkisine bazı örnekler verilmiştir. Bu bağlamda son dönemde gerçekleşen; Azerbaycan topraklarındaki Rus Üssü olan Gebele Radar Üssü’nün kullanım süresinin sona ermesi ve Rusya ile Azerbaycan arasında 1996’da imzalanan Azerbaycan petrolünün Rusya üzerinden aktarılması anlaşmasının Rusya tarafından iptaline yer verilecektir. Sonuç bölümünde ise Ekim 2013’te gerçekleştirilecek Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerinde durulacaktır.

Rusya Perspektifinden Güney Kafkasya Jeopolitiği

Kafkasya; Rusya açısından Avrupa ile Orta Asya arasında stratejik bir geçiş güzergâhı, Karadeniz ve Hazar denizlerine kıyısı olan ve deniz ulaşımı konusunda vazgeçilmez bir bölge ve Rusya’nın ulusal menfaatleri kapsamında olmazsa olmaz bir coğrafyadır. Ayrıca Kafkaslar, Orta Asya’nın kapısı ve Orta Doğu’ya geçişin stratejik bağlantısıdır.[1] Rusya için Ortadoğu’nun Bakü’den başladığını söylemek abartılı olmayacaktır.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bölgedeki Sovyet mirası üzerinden yeniden etkinlik kurmak isteyen Rusya, “yakın çevre doktrini”ni ortaya atmıştır. 1993’te Yeltsin tarafından onaylanarak yürürlüğe giren Rusya’nın yeni dış politika konseptine göre; bölgede istikrar ve güvenliğin sağlanmasından Moskova’nın sorumlu olduğu ve Rusya yakın çevresinde(bunu eski Sovyet Cumhuriyetleri diye okuyabiliriz) çıkarlarının tehdit altında olduğunu düşündüğünde askeri müdahalede bulunma hakkı olduğunu ilan etmiştir.[2] Yakın çevrenin en önemli unsurlarından birisi de Azerbaycan’dır.

Ruslarda Azerbaycan Algısı

Rusya’nın tarihsel bağlamda Azerbaycan’a bakışını belirleyen temel parametreler şunlardır:[3]

·         Azerbaycan, Rusya’nın stratejik çıkarları doğrultusunda Hazar bölgesinde kontrol altında tutma ve Orta Doğu’ya inme imkânları dâhilindedir,

·         Azerbaycan, Rus çıkarları çerçevesinde stratejik bir üs merkezidir/olmalıdır,

·         Batı Dünyası’nın Hazar bölgesine nüfuz etmesinin önündeki engel Azerbaycan’ın Rusya nüfuzunda kalmasıdır,

·         Azerbaycan, Türk Dünyası’nın merkezindedir ve Azerbaycan’ın kontrolü Türk Dünyası’nın birlikteliğini engelleyecek bir niteliğe sahiptir,

·         Yer altı kaynakları -özellikle enerji kaynakları- bakımından Azerbaycan dünyanın öne çıkan merkezlerinden biridir.

Azerbaycan Dış Politikası’nın Temel Parametreleri

Azerbaycan bağımsızlığını kazandığı dönemden sonra da tarihsel olarak maruz kaldığı Rus baskısından kurtulamamıştır. Ancak Rus baskısına rağmen Azerbaycan, dış politikada ve enerji politikaları bağlamında bağımsız hareket etme arzusunu benimsemiş ve reel politiğe yansıtmaya çalışmıştır. Azerbaycan dış politikada benimsediği “denge” anlayışı çerçevesinde Rusya’ya bağımlılığı azaltarak diğer ülkelerle ilişkilerin geliştirilmesi ve çeşitlendirilmesi yolunu tercih etmektedir. Bu durum ise Rusya’nın memnuniyetsizliğine sebep olmuştur. Azerbaycan’ın Rusya’yı rahatsız eden politikalarına bakıldığında öne çıkan konular;[4]

·         Dağlık Karabağ meselesinde Rusya haricindeki aktörler ile çözüm arayışları,

·         Askeri modernizasyon ve silah alımları konusunda Rusya’ya bağlı kalınmaması ve Türkiye ağırlıklı olmak üzere İsrail ve diğer ülkelerle ilişkilerin çeşitlendirilmesi,

·         ABD ve diğer devletler ile askeri ilişkilerin geliştirilmesi,

·         Uluslararası örgütlere üyelikler ve aktif bir dış politika,

·         Enerji boru hatlarının sadece Rusya üzerinden geçmesi yerine alternatif güzergâhlara yönelmesi,

·         Türkiye ve Gürcistan ile ilişkilerin geliştirilmesi ve bölgede yeni bir denge oluşturma girişimleri,

·         Gebele Radar Üssü’nün kullanım süresinin uzatılması konusunda yeni şartların öne sürülmesi ve üssün kapatılması yönündeki irade,

·         Rusya coğrafyasında yaşayan diğer Türk grupların Azerbaycan tarafından desteklendiği iddiaları,

·         Azerbaycan’da Rus karşıtı fikirlerin artması.

Rusya, Azerbaycan’ın bu dış politika çizgileri karşısında Bakü’ye baskıyı artırmış ve çeşitli yollardan Azerbaycan’ı cezalandırma yoluna giderek, Bakü’nün Rusya’dan bağımsız bir bölgesel nüfuz oluşturma eğilimlerinin önünü kapatmayı amaçlamıştır. Bu bağlamda Azerbaycan’ın bağımsızlığından bugüne gelinen süreçte Rusya’nın Azerbaycan’daki yönetimden duyduğu rahatsızlıklar karşısında yönetimin değişmesine sebep olacak gelişmeler desteklenmiştir. Aşağıda bu konuda öne çıkan bazı örnekler irdelenerek konu biraz daha somutlaştırılmaya çalışılmıştır. Neticede Ekim 2013 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Rusya’nın etkisinde bir değişimin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği tartışılmıştır.

Azebaycan Siyasi Hayatında Rus Faktörü

İlk örnekte, Azerbaycan’ın bağımsızlığını yeni kazandığı dönemde enerji konusunda Rus hegemonyasını kırmak için attığı adımlar ve ortaya çıkan sonuç ele alınmıştır. 1990'da yapılan petrol çıkarma işlemlerinde, Muttalibov döneminde yapılan anlaşmaya göre, %40'ını Amerikan Amoco şirketi, %40'ını SSCB şirketleri, %20’sini ise Azerbaycan kendi şirketleri aracılığıyla çıkarma kararı vermiştir. 1991'e gelindiğinde, Muttalibov yönetimi Azerbaycan Halk Cephesi’nin önderliğindeki iç politik baskılara dayanamamış ve Rusya'nın bu sözleşmeden çıkarıldığını belirtmiştir. Ayrıca yine Halk Cephesi’nin baskıları sonucu, Muttalibov 16 Aralık 1991’de aldığı bir kararla Azerbaycan sınırları içerisindeki tüm askeri tesislerin Azerbaycan’ın malı olduğunu ilan etmiştir.[5] Sonrasında ise 366. Rus alayının aktif katılımı ile Ermenilerin gerçekleştirdiği Hocalı Katliamı (25-26 Şubat 1992) gerçekleşmiştir. Muttalibov yönetiminin Rusya’yı petrol çıkarma projesinden dışlayan bu tavrı, Muttalibov’un sonunu getiren gelişmeler arasında olmuştur.[6]

İkinci örnek, Muttalibov sonrası halkın büyük çoğunluğunun desteğini alarak demokratik seçimlerle iktidara gelen, enerji politikalarını ve dış politikasını Türkiye merkezli bir çizgiye oturtmayı hedefleyen Elçibey döneminde yaşanmıştır. Azerbaycan Halk Cephesi lideri Elçibey milli bir bağımsız dış politika izleme yolunu tercih etmiştir. Bu bağlamda Rusya’ya bağımlılığı azaltmaya çalışan Elçibey, Haziran 1992-Haziran 1993 arasında devam eden başkanlık döneminde, Güneşli, Azeri ve Çırak petrol sahalarında Türkiye, ABD, Büyük Britanya ve Norveç firmalarının oluşturduğu konsorsiyum lehine bir tutum benimsemiş ve Rusya’yı bu sürecin dışında tutmuştur. Yine bu dönemde British Petroleum (BP) ve Statoil arasında gerçekleştirilen anlaşmalar, Azerbaycan petrollerinin büyük kısmı üzerinde ortaklık elde etmelerine ortam hazırlamış, Azerbaycan devlet petrol şirketleri “Azerneft” ve “Caspmorneftegas” ile Batılı petrol şirketleri arasında bir anonim şirket oluşturulmuştur. Petrolün taşınması konusunda ise, Elçibey iktidarı genel politikasına uygun olarak, Türkiye üzerinden geçmesi planlanan “Bakü-Tebriz-Nahçivan-Ceyhan” seçeneği ile Bakü-Tebriz-Nahçivan-Trabzon” projeler üzerinde durulmuştur. Neticede Elçibey döneminde gerek petrol arama ve çıkarma projelerinde, gerekse de petrolün taşınması meselesinde, Rusya projelerin dışında tutularak soyutlanmıştır.[7] Bu durum ise Rusya’nın, Ermenilerin Azerbaycan topraklarında yaptıkları katliamlara göz yummasına ve desteklemesine zemin hazırlamakla kalmamış, bağımsız bir dış politika ile bölgenin önemli bir Türk devleti haline gelme yolunda ilerleyen Elçibey yönetimindeki Azerbaycan’ın iç politikasındaki karışıklığın Rusya tarafından desteklenmesine yol açmıştır.[8]

Elçibey sonrasında ise iktidara gelen Haydar Aliyev, dış politikasını “denge politikası” üzerine oturtmuştur. Haydar Aliyev çok kutuplu bir ortamda denge kurma mücadelesini başarıya ulaştırmıştır.[9]

Haydar Aliyev sonrası dönemde ise oğlu İlham Aliyev, 15 Ekim 2003’te iktidara gelmesinin ardından Rusya ile ilişkiler artarak devam etmiş, karşılıklı ziyaretler ile ilişkilerin sürekliliği sağlanmaya çalışılmıştır. İlham Aliyev, babasından devraldığı yönetimi “denge” politikası çerçevesinde yürütme kararlılığını göstermiştir. Ancak Rusya’nın bölgedeki nüfuzunun giderek artması ve 2008’deki Gürcistan-Rusya savaşı İlham Aliyev’i yeni denge arayışlarına itmiştir. İ.Aliyev, Batı dünyasıyla ve özellikle İsrail ile ilişkilerini geliştirme yoluna gitmiştir.[10] İ.Aliyev her ne kadar Rusya ilişkilerine özen gösterse de öte yandan Türkiye ile ekonomik ve askeri anlaşma protokolleri imzalayarak çok yönlü bir dış politika yürütme çabasında olduğunu ortaya koymuştur.

Son Dönemde Öne Çıkan Anlaşmazlık Konuları

1.      Gebele Radar Üssü Meselesi

Rusya ve Azerbaycan arasında soğuk rüzgârların esmesine sebep olan, iki ülke arasındaki ilişkilerde en önemli meselelerden birisi olarak nitelendirilen Azerbaycan topraklarındaki Rus askeri üssü, Gebele Radar Üssü meselesi olmuştur. Gebele Radar Üssü’nün inşasına 1976’da başlanmış, 1985 tamamlanarak Rus ordusunun hizmetine sunulmuştur. Üssün esas işlevi denetim altına aldığı bölgedeki orta menzilli füze hareketlerini kalkış anından itibaren tespit etmek olarak ifade edilmiştir. Üssün hukuki statüsü bağımsızlık sonrası Rusya ile Azerbaycan arasında ciddi sorun oluşturmuştur. 1992-1997 döneminde belirsiz statüyle faaliyetini sürdüren Gebele radar üssüne ilişkin iki ülke arsındaki müzakereler 1997 yılından başlamış ve 2002 yılı başlarına kadar devam etmiştir.[11]

Gebele radar üssünün hukuki statüsü 25 Ocak 2002’de iki ülke arasında imzalanan anlaşma ile belirlenmiştir. Anlaşmaya göre “bilgi değerlendirme ve analiz merkezi” statüsü alan üssün mülkiyeti Azerbaycan’a verilmiş, ancak 24 Aralık 2012 tarihine kadarki süre için kullanım hakkı Rusya’ya devredilmiştir. Anlaşmada Azerbaycan; üssü muhafaza etme, üçüncü taraflar karşısında gizli tutma ve hava saldırılarına karşı savunmasını sağlama yükümlülüklerini üstlenmiştir. Bunların yanında Azerbaycan; üssün normal faaliyetlerinin sağlandığını kontrol etmek amacıyla denetimi, bir grup askeri yetkilinin üssün faaliyetinde yer alması ve özel hükümlerle üs tarafından elde edilen bilginin bir kısmını kullanma haklarını elde etmiştir.[12]

24 Aralık 2012 yaklaşırken 2012 yılı içerisinde konu tartışılmaya başlanmış,  Azerbaycan tarafı üssün kullanım süresinin dolduğunu, artık üssü kullanma süresini uzatmak istemediğini ve bunlara ek olarak üssün ciddi çevresel sorunlara sebep olduğunu iddia ederek yüksek bir kiralama bedeli talep etmiştir. Rusya, Azerbaycan’ın talepleri karşısında üssün kullanım süresinin uzatılması hususunda kararlı davransa da talep edilen miktarın yüksek olması ve Azerbaycan’ın bunu öne sürerek kullanım süresini uzatmak istemediğinden hareketle üssü boşaltacaklarını açıklamıştır.

2.      Bakü-Novororossisk Anlaşmasının İptali

1996 yılında imzalanan ve Azerbaycan petrolünün Rusya üzerinden taşınmasını öngören Bakü-Novororossisk anlaşmasının -Azerbaycan’ın yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle- Rusya tarafından iptal edilmiştir. Bakü, meselenin siyasi sebeplerle bir bağlantısının olmadığını, yalnızca ekonomik nedenlerle haklı bir iptalin söz konusu olduğunu belirtmiştir. [13]

Rusya’nın bu iptal kararı sonrası Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Memmedyarov Rus meslektaşını ziyaret etmiştir. Görüşmede, Eurovizyon 2013 yarışmasındaki puan krizinin ön plana çıktığı kamuoyuyla paylaşılmıştır.[14] Ancak görüşmenin ana gündem maddelerinin enerji anlaşmasının akıbeti ve 2013’teki Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı seçimleri olduğu aşikârdır.

Sonuç  

Gebele Radar Üssü meselesi ve Bakü-Novororossisk anlaşmasının iptali Rusya-Azerbaycan ilişkileri bakımından büyük önem taşımakla birlikte “iki ülke arasındaki ilişkilerde önemli bir kırılmaya yol açacaktır” iddiasından uzaktır. Çünkü Rusya’nın Gebele Üssü’ne artık ihtiyacı kalmadığı ve alternatif üs projelerinin geliştirildiğine dair haberler kamuoyunda sıkça yer almaktadır. İptal edilen petrol anlaşması meselesi ise Memedyarov’un Moskova ziyareti sonrası yaptığı açıklamaya göre çağın şartlarına uygun şekilde yenilenecektir.

Azerbaycan-Rusya ilişkilerinde yaşanan bu iki önemli gelişmenin Azerbaycan iç politikasındaki gelişmeleri ne şekilde etkileyeceği konusu ise uzmanlarca tartışılan konuların başında gelmektedir. Muttalibov ve Elçibey örneklerinden hareketle Gebele Radar Üssü meselesinin ardından iptal edilen Bakü- Novororossisk anlaşması, Ekim 2013’te gerçekleştirilecek olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde “Rusya’nın Aliyev’i destekten yoksun bırakacağı iddialarını güçlendirmektedir” yorumlarına sebep olmuştur. Ancak Moskova’nın net bir tavır sergilememiş olması, bu bağlamdaki tartışmaların ve iddiaların artmasına yol açtığı gibi aksi yöndeki iddiaları da meşrulaştırmaktadır. Bu bağlamda Rusya’nın tavrındaki belirsizliğin Moskova’nın Azerbaycan karşısındaki yaptırım gücünü artırmaya yönelik, politik manevra alanını güçlendirecek bir hamle olduğunu ifade etmek mümkündür.

Ayrıca Azerbaycan’da Aliyev sonrası ortaya çıkması muhtemel siyasi belirsizlik ihtimali Rusya’nın ulusal çıkarlarıyla çelişen bir durum teşkil edeceği için Moskova’nın şu ana kadar yaşanan gelişmeler ışığında Aliyev ile devam etmenin tutarlı olacağını düşündüğü ortaya atılabilir.

Son olarak;  daha önceki değerlendirmelerimizde de ifade edildiği gibi Azerbaycan’daki muhalefetin dağınık yapısı, muhalif oluşumların Rusya ya da ABD ve İsrail tarafından desteklendikleri iddiaları,  yıllardır kamuoyu önünde yer alan muhalif isimlerin inandırıcılığını yitirdiği düşüncesi ve Azerbaycan halkının, ülkelerinin geliştiği yönündeki olumlu yaklaşımı birlikte düşünüldüğünde Aliyev’in seçimlerde rahat bir başarı yakalayacağı kuvvetle muhtemeldir.

 


[1] Levent ŞEN, “Türkiye ve Güney Kafkasya Gerçeği”, Ürün Yayınları, Ankara, 2009, s.68-69.

[2] Burçin CANAR, “Rusya Federasyonu’nun Azerbaycan İlişkileri”, Çankırı Karatekin Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt:2, Sayı:1, Bahar-2012, s.24.

[3] Okan YEŞİLOT, “Ateş Çemberinde Azerbaycan”, Yeditepe Yayınevi, İstanbul, 2010, s.172.

[4] Hatem CABBARLI, “Azerbaycan-Rusya İlişkilerinin Değerlendirilmesi”, 05.03.2013, erişim: http://www.1news.com.tr/yazarlar/20130305020238851.html.

[5] Nazım CAFAERSOY, “Azerbaycan Rusya İlişkilerinde Gebele Radar Üssü Faktörü-2”, 10.08.2011, erişim: http://www.1news.com.tr/yazarlar/20110810094934222.html.

[6] Tayyar ARI(derleyen), “Orta Asya ve Kafkasya Rekabetten İşbirliğine”, MKM Yayıncılık, Bursa, 2010, s.70.

[7] ARI, a.g.e, s.75.

[8] CANAR, a.g.m, s.27.

[9] ARI, a.g.e, s.94.

[10] ARI, a.g.e, s.102.

[11] CAFERSOY, “Azerbaycan-Rusya İlişkilerinde Gebele Radar Üssü Faktörü-3”, 17.08.2011, erişim: http://www.1news.com.tr/yazarlar/20110817092021311.html.

[12] CAFERSOY, a.g.m.

[13] “SOCAR'dan Novorossiysk boru hattı yorumu” 16.05.2013, erişim: http://www.eurovizyon.co.uk/ekonomi/socardan-novorossiysk-boru-hatti-yorumu-h20927.html

[14]Rusya ve Azerbaycan Arasında Sıfır Puan Krizi”, Zaman Gazetesi, 21 Mayıs 2013.

Ahmet Turan Esen

İlk ve orta öğrenimini Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde tamamlamıştır. Lisans eğitimini (2006-2010 dönemi) Kırıkkale Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümünde başarıyla tamamlamıştır. Daha sonra Yalova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Uluslararası İlişkiler anabilim dalında Yüksek Lisans eğitimine başlamıştır. Halen Yalova Üniversitesi’nde Yüksek Lisans öğrencisi olan Ahmet Turan Esen, “Türkiye-Azerbaycan İlişkileri ve Türkiye’nin Güney Kafkasya Politikasına Yansımaları” başlıklı yüksek lisans tezini hazırlamaktadır.

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’ndeki görevine Nisan-2012’de başlamıştır.

 

Yabancı Diller

İngilizce

 

Makaleleri

Ahmet Turan Esen, Hakan Boz, Turgay Düğen, Alper Özcan, “Türkiye-Azerbaycan-KKTC Birleşik Devletleri”, 21. Yüzyıl Dergisi, Temmuz - 2012.

Ahmet Turan Esen, “Davutoğlu Bakü’yü Nasıl Küstürdü?” 21. Yüzyıl Türkiye Dergisi, Ekim - 2012.

Ahmet Turan Esen, “Türk Konseyi, Türk Birliği’nin Anahtarı Olur Mu?”, 21. Yüzyıl Türkiye Dergisi, Kasım - 2012.

Ahmet Turan Esen, “Yeni Gürcistan: Batı Ekseninde Rusya’yla Dost”, 21. Yüzyıl Dergisi, Aralık-2012.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Suinbay Suyundikov   - 25-09-2020

Rusya’nın Libya Politikası

Rusya başat bir aktör olarak Orta Doğu sahnesine geri dönmüştür. Bu çalışmada, Rusya’nın Orta Doğu’daki tarihsel varlığı kısaca ortaya konulacak, Arap Baharı sonrası dönemde Rusya’nın bu bölgede Libya’ya yönelik izlediği politikanın değerlendirilecek, hedeflerin ve çıkarları tespit edilecektir. ...