AFPAK Stratejisi Taliban’ı Siyasallaştırıyor mu?

Yazan  23 Mart 2013

 

ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel'in 9 Mart 2013’de Kabil'i ziyareti esnasında Afganistan Savunma Bakanlığı’na yapılan intihar saldırısı geniş yankı uyandırmıştır. Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai, 8 sivilin yaşamını yitirmesine neden olan intihar saldırısının ardından ilginç bir çıkış yaparak, Taliban'ın ABD’ye hizmet ettiğini ve ABD temsilcileri ile Katar’da görüştüklerini iddia etti. Görev süresi Nisan 2014’de sona erecek olan Karzai, son dönemde artan Taliban saldırılarının koalisyon güçlerinin Afganistan'da kalmalarını sağlamak için yapıldığını savundu. Karzai’nin iddialarına karşın Taliban sözcüsü Zebiullah Mücahid, Karzai'nin ABD ve Taliban arasında müzakerelerin yapıldığına dair iddialarını tekzip etti. Daha önce Taliban ve ABD arasında Mart 2012’de yapılan görüşmeler, ABD’nin elindeki Taliban üyelerini serbest bırakmaya dair verdiği sözde durmamasından dolayı kesintiye uğramıştı. Taliban yönetimi görüşmelerin varlığını her ne kadar reddetmiş olsa da 2011 sonlarında Taliban’ın Katar’da açtığı siyasi temsilcilik ile ABD ve Taliban arasındaki müzakerelere resmen başlanmıştır. 

 

Taliban 2005’de toparlanarak, Pakistan’daki El Kaide’le kurduğu ilişkiler sayesinde hem Afganistan hem de Pakistan’da önemli bir mevzi kazanmıştır. Afganistan savaşının Pakistan’ın desteği olmaksızın sonuçlanamayacağını anlayan Beyaz Saray, 2009’da yeni bir stratejiye geçiş yapmıştır. Afganistan’daki savaşın Pakistan’ı da içine alarak büyümesi ABD yönetimini kaygılandırmıştır. Taliban’ın askeri olarak yok edilemeyeceğinden hareketle bu oluşumun El Kaide ile ilişkilerinin sonlandırılması ve Afganistan içinde meşru bir siyasal hareket haline getirilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda ABD, Taliban ve El Kaide ile mücadelesinde Pakistan’daki El Kaide unsurlarının yok edilmesi düşüncesi öne çıkmış, yeni strateji Afganistan ve Pakistan’ı içine alacak şekilde belirlenmiştir. AFPAK adı verilen bu plana göre Obama iktidarı, Afgan güvenlik güçlerinin kapasitesinin artırılması, merkezi hükümetin siyasi ve idari reformlarla desteklenmesi, Taliban’ın silahsızlandırılarak ABD için tehdit olmaktan çıkarılması ve ABD askerlerinin en geç 2014’te Afganistan’dan çekilmesini öngörmüştür.

 

AFPAK’ta Taliban’ın Konumu

 

Afganistan’da taraflar arasındaki mücadelenin bitmeyen bir savaş haline dönüşmesi ABD’nin yeni bir Vietnam açmazına doğru sürüklendiği hissine kapılmasına neden olmuştur. Savaşın sekizinci yılında Başkan Obama, 01.12.2009’da West Point’te açıklanan AFPAK stratejisine göre Afganistan ve Pakistan arasındaki Durand Hattı’ndan ABD için en tehlikeli yer olarak bahsederek iki ülke arasındaki sınırın geçirgenliğine dikkat çekmiştir.[1] Bu kapsamda AFPAK planı eski gücünü toparlayan ve iki ülkede de belirli bir derinliğe sahip olan Taliban’ın silahlı direnişini ortadan kaldırmayı hedeflemiştir.[2] Ancak tam da bu noktada Taliban’ın halkla iç içe geçmiş olması nedeniyle öldürülen her Taliban’a karşılık ABD’nin sayısal olarak daha fazla düşman kazanması Beyaz Sarayı yeni bir plan yapmaya itmiştir. Planın temel düşüncesi ise Afganistan’daki merkezi hükümeti Taliban’ın kolayca deviremeyeceği bir kapasiteye getirerek, Taliban’ın da mevut sistemle bütünleşmesini sağlamaktır.[3] ABD ve Taliban arasındaki müzakereler ise ilk kez 2009’da tartışılmaya başlanmış ve 2011’de Taliban’ın Katar’da açtığı ofis ile resmiyet kazanmıştır.[4]

Taliban ve ABD arasında, müzakerelerin kesintiye girdiği bu dönemde her ne kadar taraflar arasında görüşmeler yapıldığına dair resmi bir açıklama yapılmamışsa da, bazı kaynaklar iki taraf arasında zaman zaman görüşmelerin yapıldığını iddia etmektedir. Bu bağlamda Karzai'nin gündeme getirdiği iddia, son bir yılda ABD ve Taliban arasında görüşmelerin yapıldığına dair ilk resmi açıklama olması açısından önemlidir.[5] Taliban sözcüsü Zebiullah Mücahid her ne kadar iddiaları reddetse[6] de ABD Başkanı Obama’nın 2009’da West Point’te açıkladığı yeni AFPAK (Afganistan-Pakistan) stratejisi Taliban’ın silahsızlandırılması ve siyasallaştırılması hedeflemektedir. Bu kapsamda ABD, Taliban ve El Kaide ile mücadelesinde Pakistan’daki El Kaide unsurlarının yok edilmesi düşüncesi öne çıkmış, yeni strateji Afganistan ve Pakistan’ı içine alacak şekilde belirlenmiştir. Başkan Obama’nın bu adımı Başkan Yardımcısı Joe Biden’in ABD için asıl tehdidin Taliban değil Pakistan’daki El Kaide olduğu düşüncesinden beslenmektedir.[7]

Sonuç

ABD’nin El Kaide ile ilişkide olan Taliban’ın üst düzey komutanlarına karşı gerçekleştirdiği askeri operasyonlar ise aralıksız devam etmektedir. Pakistan’ın Güney Veziristan eyaletine gerçekleştirilen Amerikan insansız hava aracı saldırısında Taliban’ın önemli liderleri hedef alınmaktadır. Bu açıdan bir yandan Taliban’la siyasi görüşmeler devam ederken diğer yandan da Amerikan askerlerine karşı silahlı mücadele yanlısı El Kaide bağlantılı Taliban gruplarını askeri yöntemlerle etkisiz hale getirmektedir. Ancak nihai hedefin Amerikan askerlerinin çekilmesi planlanan 2014 yılına kadar Taliban’ın şiddet eylemlerinden uzaklaştırılıp sisteme entegre edilmesi olduğu söylenebilir.

 

Bu bağlamda Afganistan Yüksek Barış Şurası üyelerinden Azizüllah Din Muhammed, Pakistan ile Afganistan'ın Taliban'ı BM terör listesinden çıkarmak için ortak bir plan hazırladıklarını belirmişti. Bu plana göre, Taliban Kabil hükümetinin ortağı olabilecek ve yerel ile genel seçimlere katılabilecek. Fakat öncelikle Taliban’ın El-Kaide ile ilişkilerini kesmesi, şiddete son vermesi ve Afganistan anayasasına bağlı olduğuna söz vermesi gerekmektedir. Ancak AFPAK stratejisinin başarılı olabilmesi için yalnızca Taliban sorununu çözmek tek başına yeterli olmayacaktır. Çünkü ABD’nin AFPAK stratejisinin önünde önemli zorluklar bulunuyor. Bu zorlukların ilki bölgenin iki önemli gücü olan Çin ve Rusya’nın AFPAK coğrafyasını kendi nüfuz alanında görmeleri diğeri ise Pakistan merkezli sorunlar yumağıdır. Bu kapsamda Pakistan ve Afganistan merkezi hükümetleri arasındaki güvensizlik; Pakistan ve Hindistan arasındaki tarihi rekabet ve Keşmir sorunu; Pakistan ve ABD ilişkilerindeki çıkar çatışmaları AFPAK’ın aşılmazı oldukça zor konularını oluşturmaktadır. Bu açıdan ABD, bu süreçte yalnızca Taliban ile değil, Çin-Rusya ve Pakistan’dan kaynaklanan siyasi zorluklar ile de mücadele etmek zorunda kalacaktır.

 

 

 


*21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Güney Kafkasya ve İran –Pakistan Masası, Merkez Başkanı

[1]Esra Pakin Albayrakoğlu, Amerika’nın AFPAK Açmazı, Bilgesam, 16.10.2009, Çevrimiçi: http://www.bilgesam.org/tr/index.php?option=com_content&view=article&id=477:amerikann-afpak-acmaz&catid=98:analizler-abd&Itemid=135

[2] Leslie H. Gelb, “Two Arguments for What to Do in Afghanistan”, Time, October 1, 2009, Çevrimiçi: http://www.time.com/time/world/article/0,8599,1927095,00.html

[3] Emrah Usta, “ABD'nin yeni Pakistan stratejisi”, Zaman, 11.11.2011, Çevrimiçi: http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1200691&title=abdnin-yeni-pakistan-stratejisi&haberSayfa=1

[4] Fazıl Ahmed Burget, Taliban Örgütüyle Müzakere, Güvenlik ve Uyuşturucu Sorunları, TÜRKSAM, 14.02.2012, Çevrimiçi: http://www.turksam.org/tr/yazdir2600.html

[5] Rahım Faıez and Kımberly Dozıer “Karzai: U.S., Taliban Conspiring To Keep Troops In Afghanistan”, HuffPost World, 03.10.13, Çevrimiçi:  http://www.huffingtonpost.com/2013/03/10/karzai-taliban-us-afghanistan-2014_n_2847487.html

[6] “Taliban, Karzai hükümetiyle görüşmeleri yalanladı”, Zaman, 13.03.2013, Çevrimiçi: http://www.zaman.com.tr/dunya_taliban-karzai-hukumetiyle-gorusmeleri-yalanladi_1039854.html

[7] Esra Pakin Albayrakoğlu, a.g.m.

Hakan Boz

bozhakanboz@hotmail.com

Uzmanlık Alanları

Azerbaycan, İran, Pakistan

Biyografi

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’nde Araştırmacısı olarak görev yapan Hakan BOZ, Güney Kafkasya-İran-Pakistan Araştırmaları Merkezi'nde çalışmaktadır.

Bununla birlikte hakemli bir dergi olan 21. Yüzyılda Sosyal Bilimler Dergisi ile 21. Yüzyıl Dergi’lerinin sorumlu yazı işleri müdürüdür. Boz, enstitü çalışmalarının Radyo Karedeniz ve Pusula Gazete’siyle koordine edilmesi sürecini de yönetmektedir.

İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul’da tamamlamıştır. Üniversite eğitimi için 2005 yılında Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne girdi. İlk senesinde gösterdiği başarı ile fakültesinde dereceye girerek, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne geçiş yaptı. Lisans eğitimini Gazetecilik Bölümü’nde “Türk Basını’nda Güneydoğu Sorunu” isimli bitirme projesiyle tamamlamıştır.Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Yüksek Lisans eğitimine devam etmektedir.

Hakan Boz, Enstitü’deki görevine Eylül 2011’de başlamıştır.

Yabancı Diller

İngilizce

Eserleri

  • Suriye’nin Arkasındaki Cephe: İran, Küçük Orta Doğu: Suriye, Ümit Özdağ (Ed.), Kripto Yayınları, Ankara, 2012; Suriye’nin Arkasındaki Cephe: İran

Makaleleri

  • Hakan BOZ, Şii Hilalinden Direniş Eksenine İran Dış Politikasında Şiilik, , 21. Yüzyıl Dergisi, Aralık 2012
  • Hakan BOZ, Turan Soylu Kavimlerin Kadim Yurdu: İran, 21. Yüzyıl Dergisi, Kasım 2012
  • Hakan BOZ, Karabağ Sorununda Masadaki Seçenek Askeri Müdahale mi?, 21. Yüzyıl Dergisi, Ağustos 2012
  • Hakan BOZ, Ahmet Turan Esen-Turgay Düğen-Alper Özcan21. Yüzyıl Dergisi, Türkiye-Azerbaycan-KKTC Birleşik Devleri, Temmuz 2012
  • Hakan BOZ, Şeytan Üçgeninde Dans: İsrail-Azerbaycan-İran, 21. Yüzyıl Dergisi, Haziran 2012
  • Hakan BOZ, ABD’nin Nükleer Kriz Sendromu: Pakistan, İran Olur mu? , 21. Yüzyıl Dergisi, Mayıs 2012
  • Hakan BOZ, Suriye’nin Arkasındaki Cephe: İran, , 21. Yüzyıl Dergisi, Nisan 2012
  • Hakan BOZ, 2012, İran İçin Savaş Yılı mı?  21. Yüzyıl Dergisi, Mart 2012
  • Hakan BOZ, İran’ın Kuzey Irak Politikaları, 21. Yüzyıl Dergisi, Ocak 2012
  • Hakan BOZ, Belucistan, Orta Asya’nın Kürdistanı mı?, 21. Yüzyıl Dergisi, aralık 2011
  • Hakan BOZ, Azerbaycan Dış Politikasının Manevra Sahaları,2023 Dergisi, Mart 2012, Sayı: 131
  • Hakan BOZ, İran’ın Azerbaycan’daki Asimetrik Savaşı,Ekoavrasya, Kış 2012.        
21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Gözde Kılıç Yaşın   - 08-07-2020

Kosova-Sırbistan Görüşmelerinde Liderlik Çekişmesi

Kosova-Sırbistan anlaşmazlığı, Balkanlarda sürdürülebilir istikrarın önündeki en önemli engel olarak görülüyor.