< < Kazakistan'ın Dış İlişkileri


Kazakistan'ın Dış İlişkileri

Yazan  30 Mart 2010

Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan bu dört ülkenin jeopolitik konumu, tarihsel deneyimi, siyasi sosyal ve iktisadi özelikleri farklı olmakla birlikte, bu ülkelerin hemen göze çarpan bazı ortak özellikleri bulunmaktadır. Örneğin; SSCB'nin ortak mirasçılarından olmaları, Rus faktörünün iç ve dış politikalarda etkisi, Sovyetler döneminin mirası, otoriter eğilimlerin sürmesi, Türkiye ile değişen ölçülerde de olsa çok yönlü ve yakın ilişkiler içinde olmaları, genellikle Türk, Türk kökenli ya da Türk Cumhuriyetleri diye anılsalar da, her birinin farklı olması ve farklılığın altını çizmesi, ulus kurma ve devlet kurma süreci içinde olmaları, piyasa ekonomisine geçişin ve dünya ekonomisine eklenme sürecinin zorluklarını yaşamaları, Batıyla ilişkilerini geliştirme ve uluslar arası topluma zaman yitirmeden dâhil olma çabaları.

Devlet olmanın şartlarından biri olan devletlerarası ilişkilere katılabilme, diğer bir deyişle, dış dünyayla ilişkilerin yürütülebilmesi için gerekli olan diplomatik kadro, donanım ve birikimden yoksun bu yeni bağımsız cumhuriyetlerde dış politikalarını belirlenmesinde de gene bir başka ortak özellik daha öne çıkmaktadır. Dış politikalarda karar vericilerin parlamento ve dışişleri bürokrasisi değil geniş yetkilerle donatılmış liderler (devlet başkanları) oluşu. Bir ölçüde Kırgızistan (Asker Akayev) dönemi istisna olmak üzere demokrasinin var olmayışı dış politika yapım sürecini de doğrudan etkilemekte, devlet başkanı tarafından verilmektedir. Kuşkusuz parlamentolar, bakanlar, bürokratlar ve danışmanlar var, ama son derece etkisizler.

Kazakistan çok sayıda uluslar arası örgüte üye olan bir ülkedir. Nursultan Nazarbayev 15 Mayıs 1992'de parlamentoda yaptığı bir konuşmada Kazakistan'ın dış politika önceliklerini sırasıyla, Rusya, BDT ile ilişkiler, Çin, Moğolistan, Hindistan, Pakistan gibi yakın bölge komşularıyla ilişkiler, Batı (ABD, Avrupa ve Japonya) ile ilişkiler ve nihayet Türkiye ve İran'la ilişkiler olarak sıralamıştır. Bugün de bu tablonun aşağı yukarı devam ettiğini söyleyebiliriz.

Kazakistan, Rusya Federasyonu ile sınır komşusu olmasının yanı sıra, üç kritik nedenle daha Rusya ile ilişkilerini öncelik vermek durumundadır: Kazakistan'daki Rus nüfus, kuzey Kazakistan'daki Don Kazakları ve topraklarındaki nükleer tesis ve silahlar

Kazakistan'a ismini veren Kazaklar nüfus %53.4'ünü oluşturmaktadır. Stalin'in Orta Asya'ya Rus (ve diğer Slav) nüfus yerleştirme politikasının bir ürünü olan Kazakistan'daki Rus nüfus oranı %30'dur. Bu durum, Kazakistan ile Rusya arasındaki ilişkilere diğer tüm Orta Asya Cumhuriyetlerinden farklı bir boyut eklemektedir. (Bu oran cumhuriyetin ilk yıllarında %40 Kazak %38 Rus şeklindeydi).

Kazak yetkililere göre, Rus çarlarının sınırlara yerleştirdiği bu savaşçı halk son zamanlarda Kazakistan'dan ayrılma veya özel bir statü edinme talebiyle yeniden örgütlenmekte ve seslerini yükseltmektedir.

Nükleer güce gelince; Kazakistan SSCB'nin nükleer silaha sahip cumhuriyetlerinden biriydi. Kazakistan bağımsız olunca nükleer silahlardan arınmış bir ülke olacağını açıklamış ve SSCB'nin bu konuda ABD ile ilgili imzaladığı anlaşmaları, imzalayacağını belirtmiştir. Böylece eksi SSCB'nin nükleer silahlarının önemli bir bölümünü barındıran Kazakistan topraklarındaki nükleer tesis ve silahlar tümüyle BDT-Rusya Federasyonu'nun denetimine geçecektir. Bunların bazılarının sökülmeleri ve taşınmaları için gereken kaynağı (8 milyar dolar) ABD ve ABD'nin girişimiyle Dünya Bankası ve IMF sağlayacaktır. Genellikle Nazarbayev'in bu konuda ABD ile yaptığı pazarlıkta oldukça başarılı olduğu düşünülmektedir. Ama Kazak milliyetçilerine göre, Kazakistan güvencesi olan bu silahları denetimini BDT sözleşmesi çerçevesinde Rusya'ya bırakılması stratejik bir hata olmuştur.

Kazakistan'ın BDT ile ilişkileri

Nazarbayev bağımsızlığın ilk yıllarında muhtemel Slav birliğine karşı çıkmış ve Avrasya Birliği fikrini ileri sürmüştü. Nazarbayev'in bu önerisi BDT'nun uluslar üstü bir örgüt haline dönüştürmek amacını da taşıyordu. Bugün gelinen nokta Nazarbayev'in önerdiği Avrasya Birliğinden çok uzaktır. O'nun arzu ettiği Avrasya Birliği, Avrupa Birliği'nin benzeri bir örgüt olarak, eski SSCB'nin sosyalist olmayan şekli olacaktı. Her ne kadar Nazarbayev'in fikirleri gerçekleşmese de diğer SSCB'den ayrılan devletler gibi Kazakistan'da BDT ile iyi ilişkilerini sürdürmektedir. Kazakistan Senatosu, Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü ( KGAÖ) temelinde kurulan toplu acil müdahale gücü hakkındaki kararı onayladı. NATO'ya alternatif olarak kurulan bu örgüt "İşbirliği 2009" adını taşıyan ilk askeri tatbikatını Ekim ayında gerçekleştirdi. Bu anlaşma taraf devletlerce birbirlerine karşı bir güvence sağlamamakla birlikte BDT'nun dış güvenlik boyutunu güçlendirmektedir. Kazakistan'ın BDT'na dolayısıyla Rusya Federasyonu'na yaklaşması ekonomik yaklaşımın ötesinde açıkça görüldüğü gibi güvenlik endişesinden kaynaklanmaktadır.

Çin ile İlişkileri

Kazakistan'ın Rusya'dan sonra en önemli dış politika önceliği 1700 km ortak sınırla sahip olduğu Çin'dir. 1990'ların başından itibaren Çin Kazakistan Pazarına hızla ve ülkenin ithalatının yarısından fazlasını oluşturacak kadar yoğun bir biçimde girmişse de, Kazakistan'ın dış politika öncelikleri arasında Çin'e en üst sıralarda yer vermesini asıl nedeni, ekonomik ilişkilerden çok, bu ülkeden aldığı güvenlik tehdididir.

Türkiye İle ilişkileri

Kazakistan için Türkiye ile ilişkileri, diplomatik, ekonomik ve siyasal nedenlerle, haliyle önemli olmakla birlikte, (Kazakistan Ankara'ya atadığı ilk büyükelçi olan Kanat Saudabayev'in daha sonra 20 Nisan 1994'te dışişleri bakanlığına getirmesi Kazakistan'ın Ankara'ya vermiş olduğu önemin bir işareti olarak yorumlanabilir) Kazakistan'ın dış politika öncelikleri arasında Türkiye ile ilişkileri hep en son sırada yer vermektedir. Bunun nedenleri olarak Türkiye ile rekabet düşülebilir. Nazarbayev Türkiye için yapılan yorumu Kazakistan için yaparak, ülkesini, Asya ve Avrupa arasında bir köprü olarak tanımlamaktadır. Bağımsızlığı ilk yıllarında Avrupa'nın bu ülkeye gösterdiği ilgi de Kazaklarda bir tür üstünlük duygusuna yol açarken, bu duygu Kazakistan'ın Türkiye'ye bakışını da bir ölçüde yansıtmıştır. Buna ek olarak, coğrafi uzaklık, "Kazak" milliyetçiliği ve "yeni bir ağabey" endişesi de, Türkiye ile yakın ekonomik ve siyasi ilişkiler içinde olmasını rağmen, Kazakistan'ın Türkiye ile ilişkilerinde de kendisini diğer Türk ya da orta Asya Cumhuriyetlerinden farklı bir konumda görmesinin nedenleri arasında sayılabilir.

Kazakistan değişik açılardan Türkiye ile ilişkiler konusunda değerlendirmeler yapsa da bağımsızlığını ilan ettiğinden bu yana Türkiye ile iyi ilişkiler içinde olmuştur. Ziyaretler ve görüşmeler en üst düzeyde gerçekleşmiş, eğitimden ekonomiye, diplomasiden kültüre her alanda işbirliği anlaşmaları imzalanmış ve önemli ölçüde uygulamaya konmuştur.

Türkiye Kazakistan'ın çekincelerini gidermeli ve ekonomik işbirliğinin yanı sıra her türlü sosyal, kültürel ve eğitim ilişkilerini de geliştirmelidir. Türkiye aynı zamanda Rusya, Çin, İran ve Pakistan gibi bazı önemli rakiplerle mücadele etmek zorundadır. Kazakistan ile ilişkilerde takip edilen politika doğru olmakla birlikte daha çok enerji harcamayı da gerektirmektedir.

 

Doç. Dr. Meşküre Yılmaz

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Gözde Kılıç Yaşın   - 08-07-2020

Kosova-Sırbistan Görüşmelerinde Liderlik Çekişmesi

Kosova-Sırbistan anlaşmazlığı, Balkanlarda sürdürülebilir istikrarın önündeki en önemli engel olarak görülüyor.