Esad-Davutoğlu Görüşmesinin Tutanakları

Yazan  06 Ekim 2011
Bir süre önce Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad arasında Şam’da gerçekleşen görüşmenin içeriği konusunda ortaya bazı iddialar atılmaya başlanmıştır.

21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, www.aftabnews.ir/vdcd990fzyt0sz6.2a2y.html kaynaklı sitede çıkan görüşme notlarının bir bölümünü tercüme ederek kamuoyunu dikkatine sunmuştur. Görüşmelerde gerçekten bu diyaloğun mu geçtiği yoksa Suriye rejimininsürdürdüğü psikolojik savaşın bir parçası olarak mı böyle bir haber yaptığı önümüzdeki dönemde ortaya çıkacaktır. Metin aşağıdaki gibidir:

İran Basra Körfezi'ndeki Amerikan gemilerini vurur, Hizbullah da İsrail'in başına bomba yağdırır.

Üst düzey bir Arap yetkiliye göre Esad, Türk Dışişleri Bakanı ile yaptığı son görüşmeden sonra Türk tarafını farklı ülkelerin mesaj ileticisi (habercisi)olarak adlandırdı. Eğer Suriye'ye bir füze düşerse ilk 3 saat İsrail'e daha sonraki 3 saat de Ortadoğu'ya ateş yağdırılacağını vurguladı.

2 ay önce Şam'da yapılan Davutoğlu – Esad görüşmesinin ayrıntıları açığa çıktı. Irak'taki bir haber ajansının bildirdiğine göre ( Arapça çevirisine göre al-nakheel olabilir – emir'in notu) Davutoğlu'nun getirdiği Suudi Arabistan, Amerika ve Türkiye'nin Libya benzeri bir NATO saldırısı üzerinde anlaşma sağlamasının mümkün olacağı merkezli mesajı karşısında Esad'ın büyük bir soğukkanlılıkla söylediği bu sözler Türk heyetinde şaşkınlık yarattı.

Esad , Davutoğlu'na şöyle dedi: Sizce bir diplomat olarak, Uluslar arası güçler ki Suriye'ye olan düşmanlıkları bu kadar aşikardır neden Libya'daki tecrübelerini Suriye'ye uygulamıyorlar?

Davutoğlu cevap vermedi ama iletmesi gereken herhangi bir bilgi veya konunun olup olmadığını sordu.

Esad'ın açıklaması şu şekilde oldu: 'Büyük güçler şunu çok iyi biliyorlar ki; her neden olursa olsun Şam'a bir füze gelsin, 6 saat içinde Ortadoğu ateş ve kaos alanına döner. Körfez'deki petrol havzaları ateş alanına döner ve boğazları kapatırım. Abarttığımı sanma… Ülkendeki ve diğer ülkelerdeki karar alma mekanizmaları benim söylediklerimin arkasında durup uygulayacağımı ya da sadece lafta kalıp uygulayamayacağımı çok iyi bilirler.'

Ajansın bildirdiğine göre, Bakan bir an yüzü hayretler içinde kaldı ve eli ayağı birbirine dolandı. Esad devam etti: 'Amerika, bizim Saddam'ı devirmek için onlara nasıl yardım ettiğimizi iyi bilir, çünkü biz Saddam'ı istemiyorduk. Ayrıca Amerikalılar, Irak'taki çıkmazlarının sebebinin ne olduğunu da iyi bilirler. Biz Irak'ta onlarla sadece dalga geçiyoruz ve eğer istersek binlerce askerini öldürürüz.'

Bu ajansın haberine göre Arap yetkili anlatmaya devam etti: Davutoğlu, Esad'ın anlattıklarından bir şey anlamadığın belirterek ülkesine dönmek için izin istedi ve Ankara'ya herhangi bir mesajın aktarılmasını isteyip istemediğini sordu. Esad'ın cevabı şu şekilde oldu: 'Sizin getirdiğiniz mesaj Ankara'nın mesajı değildi belki farklı ülkelerin mesajıydı o yüzden dediklerimi aynen iletebilirsiniz. Şam'a karşı yapılacak olan herhangi bir çılgın olay karşısında Golan Tepeleri'ni yüzlerce bomba yağmuruna tutmam ve Tel Aviv'i ateşe vermem için bana 6 saat yeter. Hizbullah'ın İsrail'i onların istihbarat mekanizmalarının öngörmediği ölçüde bomba yağmuruna tutmasını sağlayacağım. Bu dediklerim ilk 3 saat için geçerli, diğer 3 saatte İran, körfezde bulunan Amerikan gemilerini vuracak.'

Davutoğlu bu konuda yorum yapmadı ve vedalaşarak Suriye Devlet Başkanı'nın yanından ayrıldı. Bu mesajları Ankara'da Abdullah Gül'e nakletti. Gül de bir gün sonrasında yaptığı Suudi Arabistan ziyaretinde bu durumu Suudi yetkililere anlattı. Ayrıca diğer taraftan üst düzey bir Türk istihbarat yetkilisi Washington'u bu durumdan haberdar ederek mesajları iletti.

http://www.aftabnews.ir/vdcd990fzyt0sz6.2a2y.html

( yayın tarihi 4 Ekim 2011 Salı saat 11:35 )

Tercüme Emir Sadık ASADOLLAHİ RAD tarafından yapılmıştır.

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Aziz Ergen   - 11-07-2020

Avrupa Birliği Ortaklık mı, Tehdit mi ?

Mustafa Kemal Atatürk, özdeğerlerden ödün vermeden kalkınıp güçlenmek ve ileri bir uygarlık düzeyine ulaşmak ile “ Avrupa’yı taklit etmek “ , “Avrupalılaşmak “ ya da “ Avrupalı olmak “ gibi teslimiyetçi davranışlar arasına, net ve ayırıcı bir çizgi çizmiştir. ...