Fırat’ın Doğusuna Harekât

Yazan  13 Aralık 2018

Diplomatik Girişimler Sonuçsuz Kalmış,Bıçak Kemiğe Dayanmıştır

PKK terör örgütünün kurulduğundan beri, Irak’ın kuzeyinde Türkiye için var olan terör tehdidi, Suriye iç savaşı ile birlikte Kuzey Suriye’de terör örgütünün gelişmesi ve bu örgütün ABD başta olmak üzere koalisyon güçlerince desteklenmesi sonrasında, Suriye üzerinden güney sınırlarımızıda tehdit eder hale gelmiştir.

Türkiye’nin tüm girişimlerine rağmen ABD, terör örgütü ile ilişkilerinden hiç vaz geçmediği gibi, her geçen gün artan bir şekilde iş birliği ve ortaklığını sürdürmeye devam etmiştir.

Özellikle, Suriye/Menbiç bölgesinde ABD’nin korumacılığı altında PYD/PKK terör örgütünün varlığı ısrarla devam ettirilmiş, Menbiç’in terör örgütünden boşaltılması ve asıl sahiplerine teslim edilmesi şeklindeki Türkiye-ABD arasında varılan anlaşmaya dayalı bir yol haritası oluşturulmasına rağmen, ABD, verdiği sözlerinde hiç durmadığı gibi, Türkiye’yi çeşitli bahanelerle oyalama taktiği kıskacına almıştır.

ABD; Türkiye’ye, bir taraftan Menbiç’te uygulanmayan bir yol haritası ile zaman kaybettirirken, bir taraftan da Fırat’ın doğusuna 20 binden fazla TIR ve 3 binden fazla kargo uçağı ile silah, mühimmat ve teçhizat göndererek,terör örgütü PYD/PKK’nın ağır silahlarla teçhiz edilmesini sağlamıştır.

PYD/PKK; ABD silahlarıyla bir taraftan teçhiz edilirken, diğer taraftan da adeta ordulaşma konsepti içerisinde eğitilmeleri dikkat çekmiştir. Nitekim, ABD Genel Kurmay Başkanı Joseph Dunford, yaptığı açıklamada; “Suriye’nin doğusunda istikrarı sağlamak için 35-40 bin civarında yerel güç unsurlarının eğitileceğini, şu ana kadar bunun% 20’si kadarının (yaklaşık 8 bin) eğitildiğini”[[i]] ifade etmiştir.

“Terör örgütü mensuplarının 70 bine ulaştığı”,sözde Demokratik Suriye Güçleri’nin sözcüsü Gabriel Kino tarafından açıklanmıştır. Ayrıca, “bu sayının dışında 10 binden fazla asayiş ve iç güvenlik unsurlarının bulunduğunu, bu güçlerin ihtiyaca göre kendilerini hazır tuttuklarını” belirtmiştir.[[ii]]

ABD bölgede 20’den fazla askeri üs tesis etmiş, bu üslerle birlikte; radar sistemlerini, hava vasıtalarını ve hava savunma sistemlerini kullanabilecek alt yapısını da oluşturmuştur. Tüm bunlar, oyalama taktikleriyle birlikte zaman kazanmak ilkesi üzerinden sürdürülmek istenmiş, Türkiye’nin tüm iyi niyet girişimleri göz ardı edilmiş ve sonuçta deyim yerinde ise bıçak kemiğe dayanmıştır.

ABD’ye Birkaç Gün Diplomatik Temas Şansı    

Gelinen noktada, Suriye’nin kuzeyinde gelişen tehdidin daha fazla kemikleşmesine fırsat vermeden etkisiz hale getirilmesi kaçınılmaz hale geldiğiden, Cumhurbaşkanı tarafından Türk Savunma Sanayii Zirvesinde; “Suriye’de PKK işgali altındaki Fırat’ın doğusuna,birkaç gün içerisinde operasyonun başlayacağı ve hedeflerinin ABD askerinin olmadığı, terör örgütü mensuplarının olduğu” tüm dünyaya ilan edilmiş ve “Suriye politikasında derin görüş ayrılıklarının gelecekteki daha büyük iş birliklerimizin önünde engel oluşturmasına izin verilmeyeceği”de açıkça deklare edilmiştir.

Harekâtın bir kaç gün içerisinde başlanacağının duyurulması, aslında pek alışıla gelmiş bir durum değildir. Temelde harekât sahasında üsler halinde tertiplenmiş durumda bulunan ABD askerleriyle karşılaşmamak adına açıklandığı söylenebilirse de, Türkiye’nin sabırla bu noktaya geldiğini ve bu sabır konusunda ise hâlâ diplomatik bir temas payının olabileceğini de vurgulamaktan başka bir şey olmadığı düşünülmektedir.

Diğer bir ifadeyle; diplomatik yolların son bir kez daha açık olduğunu, ancak hiç bir ön şartın koşulamayacağını ve taviz verilemeyeceğini, hiç bir dayatmanın da kabul edilemeyeceğini, bu şartlar altında varsa bir diplomatik nezaketin geçerli olabileceğini ifade eden bir deklarasyon olarak da bakmak gerektiği mütalaa edilmektedir.

Harekât Ortamının Karakteristiği

Bu harekât, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı’ndan farklı bir karakter taşıyacağı kıymetlendirilmektedir. Çünkü,bölgenin gerek arazi yapısı, gerekse meskûn mahallerin yoğunluğu ve PYD/PKK terör örgütü tarafından bölgedeki demografik yapının örgüt lehine tasfiye edilmiş olması, örgütün ABD silah sistemleriyle daha ağır bir şekilde teçhiz edilmeleri, bölgede ABD üslerinin ve lojistik noktalarının yoğunluğu birlikte değerlendirildiğinde, harekâtın seyri üzerinde önemli etkilerinin olacağı söylenebilir.

Öte yandan, terör örgütü bölgede; Afrin’de olduğu gibi ve buradan çıkardıkları derslerden hareketle, savunmalarını daha çok meskûn mahallere dayandıracak tarzda direnek noktası şeklinde bir tahkimata yönlenecekleri gözlemlenmektedir.

PYD/PKK unsurları sözde direnişlerini, meskûn mahallerde direnek noktası tarzında savunma tertibi şeklinde sürdürürken,ABD desteği ile kazandığı motorize kabiliyetlerle sınırlı seviyededireniş gösterebileceği,ABD birliklerinin ise, kendi sabit üs bölgelerinden dışarıya çıkmadan harekâtı yakından takip edecekleri, elektronik harp ve özel kuvvetler unsurlarıyla örgüte örtülü olarak istihbarat desteği sağlayacakları mütalaa edilmektedir.

Diğer taraftan terör örgütü, meskûn mahal direnek noktalarında, gerek tertiplenmeleri gerekse taktikleri itibariyle; sözde düzenli bir ordu olduklarını, harp kuralları çerçevesinde mücadele ettiklerini dünyaya lanse etmeye çalışacakları, uluslararası hukukta ve kamuoyu nezdinde sözde hukuki bir statü giydirebilme arayışı içerisine girebilecekleri düşünülmektedir.

Hedef; ABD’nin Terör Örgütü ile Siyasi-Askeri Bağlarının Koparılması

Fırat Kalkanı bölgesinden itibaren Irak sınırına kadar olan bölgenin yaklaşık 500 km. civarında olduğu düşünülürse, kontrol edilmek istenilen coğrafi sahanın zorluğu ve cesameti de ortaya çıkmaktadır. Ancak, askeri bir harekâtın hedefinde, daima, esas amacı gerçekleştirecek bir politik hedef bulunur. Bu harekât ile elde edilmesi gereken hedefin, ABD’nin terör örgütü ile siyasi-askeri bağlarının koparılması ve PYD/PKK terör örgütünün coğrafi bütünlüğünün parçalanması üzerine kurulu olması gerektiği düşünülmektedir.

Söz konusu hedefin gerçekleştirilebilmesi için yapılacak bu harekât ile mahdut hedefli (sınırlı)coğrafi bir bölgenin kontrolünün sağlanması veya örgütün kritik tesis ve mevzilerin ateş destek vasıtalarıyla ortadan kaldırılması ve böylece ABD tarafından örgüte kazandırılan askeri ve siyasi-idari kabiliyetlerin ezilmesi şeklinde kademeli bir harekâtın icrası yoluna gidilebilir.

ABD ile Karşı Karşıya Kalınmaması İçin Harp Hilelerine Dikkat!

ABD askerleriyle karşı karşıya kalınmamasının arzu edildiği böyle bir harekât da, elbette seçilecek hedeflerin hassasiyeti önem kazanmakta ve harp hilelerine karşı uyanık olunmasını gerektirmektedir. Türkiye’nin uluslararası alanda zor durumda bırakılması amacıyla, terör örgütünün bazı harp hilelerine başvurabileceği göz ardı edilmemeli ve buna karşı daima hazırlıklı olunması önemini muhafaza etmektedir.

Öte yandan, hava sahasının kontrolü önem kazanmaktadır. ABD, hava sahasının kontrolünü henüz fiili olarak savunma imkan ve kabiliyetine yönelik alt yapısını tamamlamış durumda değildir. Hava sahasında hareket eden vasıtaları gözlemleyebilir ve tespit yapabilir ancak, önleme kabiliyetini henüz tesis ettiğinden bahsedemeyiz. Dolayısıyla harekâtın hava desteğinin de etkin olarak kullanılabileceği bir harekât olacağı söylenebilir. 

Yılanın Başı “Menbiç”, Kuyruğu İse “Haseke-Derik-Sincar”

Suriye’nin kuzeyinde halihazır durumu tasvir edecek olursak; Suriye sınırı boyunca uzanan PYD/PKK terör örgütü kontrolündeki alanda; yılanın başını Fırat’ın batısına sarkan Menbiç bölgesi oluşturmakta, yılanın kuyruğunu ise Irak sınırına doğru uzanan Haseke-Derik-Sincar arasında ki coğrafi saha oluşturmaktadır.

 

 

[[i]]“Dunford YPG/PKK’lıların Eğitimiyle İlgili Bilgi Verdi”, https://www.ulusal.com.tr., 10 Aralık 2018.

[[ii]] YPG’li Teröristlerin Başı Çektiği DGS’de Militan Sayısı 70 Bini Buldu, https://www.yenicaggazetesi.com.tr., 11 Aralık 2018.

Son Düzenlenme Perşembe, 13 Aralık 2018 18:41
Ünal Atabay

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Terörizm ve Terörizmle Mücadele Araştırmaları Merkezi Başkanı

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 18-03-2019

18 Mart; Unutulan Deniz Zaferi ve Mavi Vatan

18 Mart… Topraklarımızı işgal edip paylaşmak üzere üşüşen yedi düvelin emperyalist güçlerin Çanakkale’nin geçilemeyeceğini anladıkları Çanakkale Deniz Zaferinin yıl dönümü. Bu yıl 104. yılını kutluyoruz diyeceğim ama ne kadar kutluyoruz, deniz zaferinin ne kadar fark...